E.Ü’de ‘’Yoksulluk çaresizlik mi kültür mü?’’ konulu konferans
Eğitim Fakültesi Başöğretmen Salonunda gerçekleşen konferansa Üniversite Rektörü Prof. Dr. İlyas Çapoğlu, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Özel, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yücel Kadıoğlu, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Koca, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Yıldırım, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Dölek, Üniversite Genel Sekreteri Prof. Dr. Recep Polat, Rektör Danışmanı Doç. Dr. Abdülkadir Çoban ile öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Üniversite Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Müjdat Avcı, yoksulluk, yoksulluk kültürü ve toplum üzerindeki riskleri hakkında katılımcılara bilgi verdi. Yoksulluğun insanlığın en eski sorunlarından biri olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Avcı, ‘’İnsanların yoksulluğa karşı verdikleri mücadele, onların yeryüzündeki geçmişleri kadar eskidir. Her millet ve devlet yoksulluğa karşı mücadele vermiş, bu mücadelede başarıya ulaşanlar olduğu gibi yenik düşenler de olmuştur. Ancak, günümüzde yoğunlaşarak devam eden yoksulluğun pençesine yine insanların düştüğü ve açlıktan ölen insanların arttığı da bilinen bir gerçektir’’ dedi.Yoksullukla mücadele çalışmalarının son 20 yılda önemli bir ivme kazandığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Avcı, ‘’Yapılan çalışmalar daha çok yoksulluğun tanımlanması, ölçütlerinin belirlenmesi, bu ölçütlere göre farklı ülkelerde mevcut durumun tespit edilmesi, yoksullukla mücadele stratejilerinin geliştirilmesi, bu stratejilerin etkinliğinin sınanması, sosyal yardımların yoksulluğun azaltılmasındaki rolü gibi konularda yoğunlaşmaktadır’’ diye konuştu.Birleşmiş Milletler (BM) Örgütünün konuya ilişkin yayınladığı verilere göre her 3.6 saniyede 1, açlık veya açlığın yol açtığı hastalıklar yüzünden bir kişinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Avcı, ‘’Gelir dağılımı bozukluğu, ücretlerin düşüklüğü, bölgesel farklılıklar, kayıt dışı istihdam, kentleşme ve iç göç gibi birçok sebebe bağlı olabilen yoksulluk, ortaya çıkış sebebi ne olursa olsun, sadece yoksullar için değil, bütün toplum için sosyal bir risk içermektedir. Özellikle kentsel yoksulluk, toplumsal huzura dönük ciddi bir güvenlik sorunu oluşturabilmektedir’’ şeklinde konuştu. Yrd. Doç. Dr. Avcı, günümüzde dünyada yaklaşık 800 milyon insanın açlık ve yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti ve şöyle konuştu: ‘’BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayınlanan ‘İnsani Kalkınma’’ raporuna göre, dünyada 1.2 milyar insan günde 1 doların altında parayla geçinmeye çalışırken, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlar. Dünyada 100 milyon çocuğun başını sokacak bir evi bile yok. Her gün 30 bin çocuk önlenebilir hastalıklar yüzünden ölüyor. Dünya çapında her yıl doğan 40 milyon çocuk nüfus kayıtlarına geçmiyor. Raporda, 2010 yılı itibarıyla Türkiye, 72.2 yıl ortalama yaşam süresi ve kişi başına 13.359 dolar gelir ile 169 ülke arasında 83’üncü sırada gösteriliyor.’’ Yrd. Doç. Dr. Avcı, konuşmasının sonunda, Erzincan’ın yoksul ve dışarıdan göç alan kendine özgü özellikleri bulunan semtlerindeki yoksulluk profilini ortaya koymak amacıyla, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği öğrencileriyle birlikte gerçekleştirdikleri alan araştırmasını katılımcılarla paylaştı. Söz konusu semtlerde 158 aile ile yapılan mülakat ve anket sonuçlarından çarpıcı veriler aktaran Yrd. Doç. Dr. Avcı, araştırma sonuçlarına ilişkin şunları söyledi: ‘’Araştırma yoksulluk ve yoksulluğun işaret ettiği yaşam tarzının tespit ve betimlenmesine yönelik lokal bir çalışmadır. Araştırmada yoksulların yaşam tarzları, maddi ve manevi dünyalarının betimlenmesi önemsenmiştir. Görüşülen 158 katılımcının yüzde 50’den fazlası 300-800 TL arası aylık gelire sahiptir. Yoksul bireylerin büyük bir kısmı 3 ve daha fazla kişi ile aynı evi paylaşmaktadırlar. Yoksul ailelerinin büyük bir oranı yoksulluk sınırı bir yana, açlık sınırının altında yaşamaktadır. Aile reisleri ve eşleri genellikle okuryazar olmayan ve ilkokul mezunudurlar. Yoksullukla ilgili genel yargılar konusunda ise anket ve mülakatlar sonucuna göre büyük ölçüde yoksulluğun kader olduğuna ve yoksul insanların toplumdaki diğer insanlar tarafından dışlandığına inandığı tespit edilmiştir.’’Yrd. Doç. Dr. Avcı, araştırma sonuçlarına göre önerilerini ise şöyle özetledi: ‘’Yoksul semtlerde bir nevi bulaşıcı bir hastalık olan yoksulluk kültürünün yeni kuşakları etkisi altına almasını önlemek amacıyla bu semtlere yönelik kentsel dönüşüm politikaları uygulanmalıdır. Adrese dayalı nüfus kayıt sistemi çocukların yaşadıkları semtler dışındaki okullara gitmelerini engellemektedir. Bu durum ise eğitimde fırsat eşitsizliğini beslemektedir. Konumuz açısından belki de en önemli sorun zeki ve yetenekli çocukların yanı sıra diğer çocukların da eğitim yoluyla toplumsal tabakalaşma piramidinde yukarılara çıkma imkanının ortadan kalkarak yoksulluk kültürünün bir parçası haline gelmeleridir. Bu noktada gerekli çaba ortaya konulmalıdır. Yaptığımız anket ve görüşmeler, yoksul semtlerde yoksulluğun bir kültür haline geldiği ve kuşaktan kuşağa aktarılarak sürekliliğinin sağlandığını göstermektedir. Ekonomik yardımların ise tek başına bu kültürün ortadan kalkmasına değil, devamına katkı sağlayacağı açıktır. Ekonomik yardımların yanında özellikle genç kuşaklara yönelik eğitsel uygulamaları yürürlüğe konulabilirse, atalet kokan bu kültürün ortadan kaldırılmasında önemli mesafeler alınabilir. Yoksulluğun kültürel olarak aktarılmasının önüne geçilmesi noktasında, yeni kuşakların bu döngünün dışında tutulabilmesi için eğitim kurumu gerekil düzenlemeleri yapmalıdır. Yoksullar sahip oldukları sosyo-kültürel özelliklerden dolayı rekabet koşullarının ağır bastığı sürece uyum sağlamakta zorlanmaktadır, onların sürece uyumlarının sağlanması konusunda gerekli sosyo-kültürel ve pedagojik uygulamalar yürürlüğe konulmalıdır.’’ Yrd. Doç. Dr. Avcı’nın konuşmasının ardından araştırmada görev alan Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü öğrencileri, çalışma sırasında kendilerini etkileyen önemli anları katılımcılarla paylaşırken, araştırmaya ilişkin istatistiki verilerden örnekler vererek slaytlar eşliğinde sunum yaptılar. Konferas sonunda Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. İlyas Çapoğlu, kısa bir konuşma yaptı. Rektör Prof. Dr. Çapoğlu, birçok yönü bulunduğunu belirttiği araştırmanın sadece bilimsel bir çalışma olarak kalmamasını istedi ve ‘’Emek verenlere teşekkür ediyorum. Çok yönü olan bu proje görev alan arkadaşlar için de önemli bir deneyim oldu. Elde edilen sonuçlar son derece önemli, üzerinde durulması gereken noktalardan biri aile reisiyle yemek ailede iletişim açısından oldukça önemlidir. Ayrıca bir toplumun dinamik kalması ve yaş ortalamasını genç tutmak için olması gereken çocuk oranı 2.6-3’tür. Üniversitemizde bilimsel çalışmalar üretilmesine, öğrencilerin bu çalışmalarda görev almalarını önemsiyoruz. Yapılan çalışma Erzincan toplumunu da ilgilendirmektedir. Bu ve benzeri çalışmalarımızın ilgili kamu ve özel kuruluşlar ile sivil toplum örgütleriyle de paylaşılması son derece önemlidir’’ dedi. Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Çapoğlu, Yrd. Doç. Dr. Müjdat Avcı’ya çalışmalarından dolayı plaket takdim etti. Çalışmada görev alan akademisyen ve öğrencilere de teşekkür belgesi verildi. 

doğu

Anahtar Kelimeler:
üniversite
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Copyright © Erzincan Doğu Gazetesi

Yazılım: TE Bilişim

Yukarı Çık