DEVLETİN KURUMSALLAŞMASI

 Kazım Karabekir Paşa:“TÜRKİYE DE HER ŞEY ONU YAPAN ŞAHSIN

NÜFUZ VE HAYATI MÜDDETİNHCE DEVAM EDER”  diyor.

Türk’ün tarihine baktığımız da bu sözün anlamını daha iyi kavraya biliriz.  Ne zaman iyi bir lider Türk’e önderlik etmiş ise; Türk şaha kalkmış, dünyaya meydan okumuş ve dünya hâkimiyetine soyunmuş, dünyaya hükmetmeye başlamıştır. 

Ancak bu şaha kalkış, bu güç ve kudret; çok da uzun sürememiştir. Çünkü dalkavuklar, üçkâğıtçılar,  kendinden başkasını düşünmeyen menfaatperestler hemen işin başına gelmiş ve çöküşler de böylece başlamıştır.

 Çünkü her şey işbaşında olan kişinin yeteneğine. Becerisine  ve başarısına  bırakılmıştır.  Kanun, nizam ve hukukun hâkimiyeti yerine; kişilerin hâkimiyeti geçerli olmuştur. 

Tıpkı bu günkü gibi.

Türk’ ün tarihinde o kadar çok İmparatorlukların yıkılıp kurulmasının temelinde de bu durum vardır.  Yani  devletin ve  devletin kurumlarının kurumsallaşmaması vardır.

Artık bugünkü dünyamızda kurumsallaşmayan devletlerin çok uzun zaman yaşaması, huzur ve güven içinde olması mümkün değildir.

 İnşallah! Bu yeni: “BAŞKANLIK SİSTEMİNDE” devletimiz kurumsallaşır.  Kanunlarımız ve devlet yönetim sistemi; bizim İnsanımıza, bizim İnancımıza, bizim kültürümüze ve bizim coğrafyamıza göre; geçerliliğini çok uzun müddet koruyacak kurallara bağlanır. Kanun, nizam ve hukukun hâkimiyeti esas alınır.   İşte o zaman iş başına kim gelirse gelinsin devlet ve kurumları hiç etkilenmez. Belirlenen kurallara göre çalışmasına ve hizmetine devam eder.

 Öncelikle Millete Yönetici ve MİLLETVEKİLİ:  Kimlerin, nasıl? Neye göre? Hangi kademelerden geçtikten sonra?  Halk için, bulunduğu yöre için, hangi başarılı hizmetleri yaptıktan sonra? … Hangi kriterlerle göre olacağı belirlenmelidir.  

Toplumun tüm kesimlerince kabul görecek bu kurallar; toplumun değerleri haline getirilmelidir.  Bu kurallar öğle değer haline getirilmelidir ki; hiç kimse bu kuralları ne tartışmaya açabilmeli, ne değiştirmeye veya bu kurallara aykırı işler yapmaya yeltenememelidir.

Bu kurallar; toplumun en zengininden, en fakirine kadar-Devlet başkanından,  en üst bürokratından, en küçük memuruna kadar-Paşasından, dağdaki çobanına kadar. Kısacası herkesin sahip çıkacağı değerler haline getirilmeli ve millete mal edilmelidir.

 Refah, huzur, zenginlik içinde yaşayan, güçlü ve kudretli devletlere bakınca bu yazdıklarımın ispatını görebiliyoruz.  

 Ya bizde nasıl? Adam mahkûm MİLLETVEKİLİ seçilebiliyor. Bırak MİLLETVEKİLLİĞİNİ, Devlet Başkanı adayı olup seçimlere katılabiliyor. Adam kendisini idare demiyor;  beni idare edecek makamlara çok rahatlıkla gelebiliyor.   Devletin çok önemli makamlarına çok önemsiz ve beceriksiz , hatta vatan haini kişiler çok kolayca gelebiliyor.

“Kimin eli kimin cebinde ?” belli değil.

 İnşallah! Bizim ülkemizde de; Devlet ve devletin kurumları kurumsallaşır.  Ülkemiz ilelebet payidar kalır.

 Tabii ki öncelikle ÜNVERSİTEDEN işe başlamak gerekiyor. Çünkü “Ülema bozulmadan bir millet asla bozulmaz.”