Birlik Vakfı Konferanslara Devam Ediyor
Bilimin tanımıyla başlayan konferansta, batıda üniversitelerin oluşumlarına dikkat çekildi. Geçmişte atalarımızın bilim dünyasına kazandırdığı medrese sisteminden yola çıkılarak eğitim yapılan merkez çevresinde sosyal tesisler ve kiliseyi inşa eden batının, esasen Selçuklu Medrese sistemini kendine örnek aldığı ifade edildi. “Batılı üniversitelerde doğulu esintiler vardır. Tıpkı Selçukluların Nizamiye Medreseleri gibi” diyen Prof. İnan, “Osmanlılardaki medrese anlayışının özellikle savaşlardaki yenilgiler ve toprak kayıpları nedeniyle askeri maksatlı üniversite bir anlayışa dönüştüğünü anlattı. Bu anlayış nedeniyle “orduda modernleşme olursa, başarı gelir” anlayışı yüzünden sosyal ve kültürel alanlarda yenilikler düşünülmemiştir. II. Mahmut döneminde ise sarık yerine fes, cübbe yerine ceket, şalvar yerine pantolon değişiminin batılı anlayış olarak algılanması anlayışı ortaya çıkmıştır.
             İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerimizde batılı anlamda üniversite anlayışı ve eğitim şekli cumhuriyetle birlikte başlamıştır diyen Prof. Dr. İnan, bugün bile kilise anlayışına bağlı olarak, kilisede kullanılan unvanların bizde aynı şekliyle kullanıldığına değinerek; kaliteli eğitim ve başarılı üniversitelerin olması için yüksek öğretimde sistematikleşme denilen akreditasyonun ne kadar elzem olduğunu vurguladı. I. Selim döneminde çıkarılan iktisat kanunnamesinde meslek erbaplarında olması gereken özellikler yanında mesleklerini nasıl ve hangi şartlarda icra edeceklerine kadar bir standart getirildiğini örneklerle anlatan Prof. İnan, ülkemizdeki yüksek öğretim sisteminin ciddi sorunlar yaşadığını örneklerle anlattı.
           Kendisinin de yönetim kurulu içerisinde yer aldığı Fen Edebiyat Fakülteleri Akreditasyon Derneği’nin Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) tarafından tanındığını ve kabul gördüğünü anlatan Prof. İnan, birçok üniversitenin ve fakültenin akredite olmak için kendilerine müracaat ettiğini anlattı. “Akreditasyon gönüllülük esasına dayanır. Akreditasyonda amaç, talep eden kurumun iddia ettiği özellik ve vasıflara sahip olup olmadığına bakmaktır. Yani o işi iyi yapıp yapmadığına bakmaktır. Akreditasyon sürecinde talep eden kurumların programlarına bakılır. Bu uygulamanın Amerika ve Avrupa’da zaten uygulandığını biliyoruz. Türkiye’de bizden 5-6 yıl önce Mühendislik Fakülteleri Akreditasyon Derneği kurulmuştu. Avrupa ve Amerika’daki üniversitelerle bu dernek yapmış olduğu anlaşmalarla lisans ve yüksek lisans düzeyinde akreditasyon yeterliliği almış; ülkemizde bu üniversiteleri temsil eder olmuştur.” dedi. Prof. İnan, üniversitelerimizin akreditasyon sürecine hazır olması gerektiğini vurgulayarak, toplumun isteklerine daha fazla ağırlık veren, daha esnek bir sürece doğru gidildiğini, piyasa ihtiyaçlarının göz önünde bulundurarak öğrencilere katkı sağlanmasını; mezun olduktan sonra da işsiz gezmemesi için gerekli şartları oluşturması gerektiğini söyledi.
          Konferansın sonuç bölümünde görüş ve tespitlerini belirten Prof. Dr. Kenan İnan, “Öğrencilerden bilgiyi sakınmamak lazım. Diğer üniversitelerle ve dünyayla yarıştıkları unutulmamalı. Öğrencilerin ve akademisyenlerin yabancı dil bilmesi; öğrenci değişim programlarının yapılması, burs almalarının, hatta üniversitelerdeki öğrencilerin uzaktan eğitim yöntemiyle ders almalarının, ya da ders takip etmelerinin sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Üniversitelerimizdeki bilimsel araştırma projelerinin ortak akıl ve kararla belirlenerek desteklenmesi yanında, akademik yayın ve patent sayısının da mutlaka artırılması gerektiğini unutmamalıyız. Ülkemizde sayısalcı öğrencilerin ısrarla Tıp Fakültelerine kanalize edilmiş olmasındaki yanlışlığa dikkat çekmek istiyorum. Türkiye’de sayısalcı-fenci en iyi zekâlar mühendis olması gerekirken; ezber ağırlıklı ve sözel öğrenme gerçekleştiren Tıp Fakültesi gibi okullarda sözelcilerin doktor olmalarına izin verilmeyişinin sorgulanması gerektiğini; sayısalcı, çok zeki ve yetenekli beyinlerin niçin doktor yapıldığını sorgulamamız gerektiğini vurguladı.  

doğu

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.