Özellikle psikolojik olarak bazı rahatsızlıklardan muzdaripseniz ve kaygı ile aranız pek iyi değilse, kafein tüketirken biraz daha dikkatli olmak isteyebilirsiniz.

1. Kafein beyindeki stres kimyasallarını artırır

Kafein tüketimi, stres hormonları olarak bilinen kortizol ve epinefrin seviyelerini artırır. Yapılan araştırmalar, kafeinin kortizol üretimini tetikleyerek, strese verilen tepkilerin daha da şiddetlenmesine neden olabileceğini doğruluyor.

Sabah saatlerinde, vücudumuzun uyanıklığa geçebilmek için doğal olarak kortizol salgıladığı ve bu ‘ayarlı’ stresin uyku halinden çıkmamıza ve güne başlamamıza yardımcı olduğu biliniyor. Araştırmacılar, sabah erkenden tüketilen kahvenin, kortizol seviyeleri üzerinde daha çok etkili olduğu ve stres seviyelerimizi de olumsuz etkileyebildiği görüşünde. En azından sabah kahvesi keyfini biraz ertelemek ve bir fincanla sınırlamak, strese bağlı olumsuzlukları ve kaygıyı dengelemek için iyi bir fikir olabilir.

2. Kafein uykusuzluğa neden olur

Adenozin, sinir hücrelerimiz arasındaki iletişimi sağlayan nörotransmitterlerden biridir ve uykuya geçmemizi, yorgunluk hissimizi düzenler. Kafein, adenozin aktivitesini bloke ederek, yorgunluk hissini alır ve bu yüzden de sıklıkla tercih edilebilir ancak yeterince adenozin salgılayamamak da, uykusuzlukla sonuçlanabilir. “Doğal Valium” olarak bilinen GABA nörotransmitteri ise, kafein alımıyla birlikte azalabilir ve bu da vücudun gevşemesini ve uykuya geçmesini zorlaştırabilir.

Uykusuzluk, uzun vadede psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkları tetikleyebileceğinden, uzun süre uykusuzluk ya da uykuya dalmakta güçlük yaşıyorsanız, kafein alımınızı gözden geçirmek isteyebilirsiniz. Özellikle akşam saatlerinde kafein alımını sınırlamak veya tamamen kafeinsiz içeceklere yönelmek, uykusuzluk sorunu yaşayanlar için ideal olabilir.

DİKKAT; Kaçırınca dilde yanma veya karıncalanma hissine neden oluyor DİKKAT; Kaçırınca dilde yanma veya karıncalanma hissine neden oluyor

Kafeinin anksiyeteyi tetiklemesi ile birlikte, kaygılı düşünceler nedeniyle uykuya dalmakta da güçlük çekilebilir. Uykuda beynimizin toksinlerden arındığı ve yenilendiği de düşünülecek olursa, iyi bir uyku ile psikolojik sağlığımız arasındaki bağlantı dikkate alınmalı. Kafein vücutta 6 saat kadar etki edebildiğinden, uyku saatinizden çok önce kafein almayı bırakmayı düşünebilirsiniz.

3. Kafein hassasiyeti oluşabilir

Kafeinin vücudu ne şekilde etkilediği kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bazıları yatmadan önce birkaç fincan kahve içmesine rağmen rahat bir uyku çekebilirken, bazıları için öğleden sonra içilen bir kahve bile gece uykusunu mahvedebilir.

Bunun nedeni, genetik olarak kafeini işleme mekanizmalarımızın farklı çalışması. Harvar’da yapılan bir araştırma, bazı genlerin metabolizmamızın kafeini işleme biçimini etkilediğini doğruluyor. Eğer sizde de kafein hassasiyeti varsa, kafeine diğerlerinden daha duyarlı olabilirsiniz. Bununla birlikte, kafein hassasiyeti yaş ilerledikçe gelişebilir ya da artabilir. Erkeklerde de kadınlara kıyasla kafeinin daha yavaş metabolize edildiği biliniyor.

Kafein hassasiyetinin kadınları daha belirgin şekilde etkilemesi, menopoz ve adet öncesi gibi hassas dönemlerdeki belirtilerin de kafein alındığında daha şiddetli olmasına neden olabilir.

Fazla Alınan Kafein Bakın Nelere Neden Oluyor (1) 968X960

4. Kafein kan şekeri seviyelerini olumsuz etkileyebilir

Kan şekeri seviyeleri çok düşük olduğunda, hipoglisemi denilen durum ortaya çıkar ve bu durum huzursuzluk, terleme, kafa karışıklığı ve çarpıntı gibi belirtiler görülmesine neden olabilir. Kafeinin kortizol, epinefrin ve norepinefrin seviyelerini etkiliyor olması, kan şekerinin de düşmesine neden olarak bu belirtilerin artmasını sağlayabilir.

5. Kafein psikiyatrik ilaçlarla etkileşime girebilir

Kafeinli içecekler günlük hayatımızda o kadar yaygın ki, kafein maddesinin aslında psikoaktif maddeler sınıfında değerlendirildiği sıklıkla gözden kaçıyor. Ağrı kesiciler gibi bazı ilaçların etkinliğini artırmak için formüllerine kafein eklenebildiği gibi, bazı diğer ilaçların, özellikle psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan türde ilaçların da kafeinle ciddi etkileşime girerek olumsuz yan etkiler ortaya çıkmasına neden olduğu biliniyor.

Astım ilaçları, SSRI türevi antidepresanlar, bazı antibiyotikler, anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlar, bipolar bozuklukta reçete edilen lityum takviyesi ve dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisinde kullanılan metilfenidat türevi uyarıcılar kullanılırken kafein de tüketilmesi titreme, huzursuzluk, çarpıntı gibi belirtilerin artmasına neden olabilir.

6. Kafein tüketimi beyni besleyen maddeleri azaltabilir

Sinir sistemi işlevlerinde önemli rolleri olan magnezyum ve anti-stres vitaminleri olarak bilinen B kompleks vitaminleri, fazla kafein tüketimine bağlı olarak azalabilir ya da kafein, bu maddelerin vücuttaki işlevlerini sekteye uğratabilir. Magnezyum ve B vitamini eksikliğinin psikiyatrik rahatsızlıkları ve kullanılan ilaçların yan etkilerini tetikleyebileceği düşünüldüğünde, kafein tüketme alışkanlığınız varsa bu maddelerin kanınızda yeterince bulunup bulunmadığını anlamak için doktorunuzdan bir tahlil yapılmasını isteyebilirsiniz.

7. Kafein beyne kan akışını azaltabilir

2009 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, kafein tüketimi beyne ulaşan kan miktarını %27’ye kadar azaltabilir. Vücudumuzda oksijen, su, glukoz, vitaminler ve mineraller, kan akışı sayesinde taşınabilir ve beynimize giden kan miktarının azalması, bu temel ihtiyaçların da eksik olarak karşılanması anlamına gelir. Özellikle kaygı sorunu yaşıyorsanız, beyne giden kan miktarı halihazırda azalmıştır, bir de kafein tükettiğinizde, bu eksikliği tetiklemiş olursunuz.

Editör: Saliha Kara