<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Erzincan Haber, Erzincan</title>
    <link>https://www.dogugazetesi.com</link>
    <description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, Erzincan haberleri ve ülke gündemi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/bilim-ve-teknoloji" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 01:26:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/bilim-ve-teknoloji"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni Nesil ATM Sistemleri Paraları Neden Bloke Ediyor?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/yeni-nesil-atm-sistemleri-paralari-neden-bloke-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/yeni-nesil-atm-sistemleri-paralari-neden-bloke-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ATM'lerdeki sensörler ve 30 saniye kuralı, standart dışı veya zamanında alınmayan paraların bloke edilmesine yol açıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre dijital bankacılığın yaygınlaşmasıyla birlikte ATM'ler üzerinden yapılan nakit işlemlerinde yoğunluk yaşanıyor. Bu yoğunluğun yanı sıra sisteme entegre edilen yeni nesil güvenlik yazılımları, para yutma ve bloke işlemlerinin artmasına neden oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sensörler Parayı Koruma Haznesine Alıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bankaların ATM sistemlerinde kullandığı gelişmiş optik sensörler, fiziki olarak standart dışı olan banknotları anında tespit ediyor. Katlanmış, yıpranmış, üzerinde bant ya da ataş bulunan paralar mekanik sıkışmaları önlemek amacıyla doğrudan koruma haznesine aktarılarak bloke ediliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Otuz Saniye Kuralına Dikkat Edilmeli</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Para yatırma ve çekme süreçlerinde uygulanan süre sınırları da en yaygın bloke nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Sistem tarafından verilen uyarılara 30 saniye içinde yanıt verilmediğinde veya iade edilen para hazneden alınmadığında, ATM parayı güvenli bölgeye çekerek işlemi sonlandırıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Bloke Edilen Parayı Geri Alma Süreci</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">ATM'nin paraya el koyması durumunda kullanıcıların öncelikle cihazın üzerindeki benzersiz kodu not etmesi gerekiyor. Ardından ilgili bankanın müşteri hizmetleri aranarak saat ve miktar bilgisiyle birlikte resmi itiraz kaydı oluşturulması önem taşıyor. Bankaların yapacağı günlük kasa mutabakatının ardından tespit edilen fazla tutar müşterinin hesabına iade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/yeni-nesil-atm-sistemleri-paralari-neden-bloke-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/01/atm-cep-telefonu-1280x731.jpeg" type="image/jpeg" length="51998"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahve Tüketimi Estetiği Nasıl Etkiliyor?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kahve-tuketimi-estetigi-nasil-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kahve-tuketimi-estetigi-nasil-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şeffaf plaklarınız kahve karşısında ne kadar dayanıklı? Yeni bilimsel araştırma, farklı plak markalarının ve temizleme ajanlarının renk değişimi ve yüzey yapısı üzerindeki şaşırtıcı etkilerini ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Ortodontik tedavilerin popülerleşmesiyle hayatımıza giren şeffaf plaklar, metal tellere estetik bir alternatif sunarak dişlerimizi gizlice hizalıyor. Ancak bu "görünmez" kahramanlar, aslında dış etkenlere karşı tahmin ettiğimizden çok daha savunmasız olabilir. Özellikle gün içerisinde keyifle yudumladığımız bir fincan kahve, plaklarınızın yapısını ve estetik görünümünü kalıcı olarak değiştirebilir. Yeni gerçekleştirilen kapsamlı bir laboratuvar çalışması, şeffaf plakların kahveyle olan sınavını ve farklı temizleme yöntemlerinin bu süreci ne yönde etkilediğini bilimsel verilerle ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kahve Neden Plakları Sarartıyor?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Plaklar, poliüretan veya PETG gibi polimer bazlı malzemelerden üretilir. Bu malzemeler, yapıları gereği gözenekli bir yüzeye sahiptir. Kahve gibi yoğun pigmentli içeceklerle temas ettiklerinde, bu pigmentler plak yüzeyine nüfuz ederek plağın doğal parlaklığını kaybetmesine ve renklenmesine yol açar. Çalışma, sadece renk değişimine odaklanmakla kalmadı; aynı zamanda kahve maruziyetinin plak yüzeyinde mikroskobik düzeyde pürüzlenmelere de neden olduğunu gösterdi. Yüzey pürüzlülüğü arttıkça, bakteri tutulumu kolaylaşmakta ve plakların temizlenmesi daha güç bir hale gelmektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hangi Plak Markası Daha Dayanıklı?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel araştırmada, piyasada yaygın olarak kullanılan iki farklı marka (Invisalign ve ClearCorrect) karşılaştırıldı. Kahve maruziyeti sonrasında, iki marka arasında ciddi bir farkın olduğu gözlemlendi. Elde edilen bulgulara göre, Invisalign plaklar ClearCorrect plaklara göre kahve nedeniyle daha fazla renk değişimi gösterdi. Bu durum, kullanılan malzemenin kimyasal yapısının ve üretim teknolojisinin, çevresel faktörlere karşı sergilenen direnci doğrudan belirlediğini kanıtlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Temizlik Ajanları: Kurtarıcı mı, Tehlike mi?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Peki, lekelenen plakları eski haline döndürmek için kullanılan temizleme yöntemleri gerçekten etkili mi? Çalışmada Retainer Brite, Eludril Care ve beyaz sirke gibi farklı temizleme ajanları analiz edildi. Retainer Brite kullanılan gruplarda renk değişiminin durdurulduğu gözlenirken, Eludril Care ve beyaz sirke uygulamalarının Invisalign plaklarında beklenen temizliği tam olarak sağlayamadığı ve renklenmenin devam ettiği tespit edildi. Dahası, ClearCorrect materyalinin, farklı temizleme solüsyonlarına maruz kaldığında yüzey pürüzlülüğünde daha belirgin değişiklikler sergilediği saptandı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilimden Kliniğe: Şeffaf Plak Kullanıcıları Ne Yapmalı?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın sonuçları, şeffaf plak kullanıcıları için net bir mesaj veriyor: Sadece plakları temizlemek yeterli değil; kullanılan temizleme yönteminin materyal üzerindeki etkisini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Özellikle kahve tüketimi sonrası plakların vakit kaybetmeden temizlenmesi ve hekim tarafından önerilen, materyale zarar vermeyen temizleme ajanlarının tercih edilmesi estetik başarının anahtarıdır. Bilimsel veriler, plaklarınızın hem ömrünü uzatmak hem de tedavi sürecinde estetikten ödün vermemek için kişiselleştirilmiş bir temizlik protokolünün önemini vurguluyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> T.C. Çukurova Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Ortodonti Anabilim Dalı, Şeffaf Plakların Kahve ile Renklendirilmesi ve Temizleyici Ajanların Uygulanmasının Renk Değişimi ve Yüzey Özelliklerine Olan Etkisi: Bir İn-Vitro Çalışma, Uzmanlık Tezi, 2025. Tez No; 978161</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kahve-tuketimi-estetigi-nasil-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/03/hurma-cekirdegi-kahvesi.jpeg" type="image/jpeg" length="86386"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çiftçinin Yeni Umudu: Kuraklığa Meydan Okuyan "Mucize Bitki"]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/ciftcinin-yeni-umudu-kurakliga-meydan-okuyan-mucize-bitki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/ciftcinin-yeni-umudu-kurakliga-meydan-okuyan-mucize-bitki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İklim krizi ve kuraklıkla mücadele eden hayvancılığa yeni umut: Selvi sirkeni (Atriplex nitens) silajı, doğru hasat ve katkı maddeleriyle yüksek besin değeri sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>İklim değişikliği ve kuraklık, tarımsal üretimi köşeye sıkıştırırken, bilim dünyası marjinal alanların kurtarıcısı olabilecek "Selvi Sirkeni" ile hayvancılıkta yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Giderek azalan su kaynakları ve verimsizleşen topraklar, geleneksel yem bitkilerinin üretimini zorlaştırarak ciddi bir kaba yem açığı yaratıyor. Ancak Iğdır'ın zorlu, kurak ve ekstrem toprak koşullarında yürütülen kapsamlı bir bilimsel araştırma, bu kısır döngüyü kırmaya aday bir türü işaret ediyor: <i>Atriplex nitens</i>, yani halk arasındaki adıyla Selvi Sirkeni.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Odunlaşan Gövdeler Artık Sorun Değil</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bitkinin en büyük dezavantajı, kuruduğunda odunlaşan sert gövdesi ve ufalanan yapraklarıydı. Ancak bilimsel çalışma, bu "kuraklık savaşçısı" bitkinin kaderini değiştirecek kritik bir yöntemi kanıtladı: <strong>Silaj.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Araştırma, bitkinin sadece tarlada değil, silolarda da yüksek performans sergileyebileceğini ortaya koydu. Selvi sirkeninin, zorlu koşullarda dahi yüksek biyokütle üretebilme kabiliyeti, artık doğru hasat zamanı ve uygun katkı maddeleriyle birleşerek besleyici, lezzetli ve uzun ömürlü bir kaba yeme dönüşüyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Verimi Artıran "Sıra Aralığı" Dengesi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, ekim stratejisinin bitki üzerindeki doğrudan etkisi. Bilimsel analizler, sıra arası mesafe arttıkça bitki boyu, dal sayısı ve yaprak oranının olumlu yönde geliştiğini gösteriyor. Bu sonuç, marjinal alanların verimli kullanılması için ekim normlarının ne kadar kritik bir "termostat" görevi gördüğünü bilimsel olarak belgeliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Doğru Katkı: Silajın "Besin İksiri"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Selvi sirkeni silajının kalitesini belirleyen en önemli unsurlardan biri ise fermantasyon süreci. Kontrol gruplarıyla kıyaslandığında; melas ve arpa kırması gibi katkı maddelerinin, silajın ham protein oranını artırdığı, istenmeyen bütürik asit oluşumunu ise düşürdüğü saptandı. Özellikle melas uygulaması, silajın besleyiciliğini en üst seviyeye taşıyan en etkili "besin iksiri" olarak öne çıkıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hayvancılıkta Yeni Bir Ufuk</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Elde edilen veriler, Selvi sirkeni gibi ekstrem koşullara uyum sağlayan bitkilerin, sadece bir alternatif değil; tarımın geleceği için stratejik bir kaba yem kaynağı olabileceğini kanıtlıyor. Bilimsel araştırma, iklim kriziyle mücadelede "kıtlık" kavramının yerini "akıllı bitki yönetimi" ve "yüksek silaj performansı"nın alabileceğini gösteriyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Taşkın, S. (2025). <i>Kuruda Farklı Sıra Aralıkları ile Yetiştirilen Atriplex nitens Schkuhr'de Hasat Dönemi ve Katkı Maddelerinin Silaj Performansına Etkisi</i>. Iğdır Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı, Doktora Tezi. Proje No: ZİF0321D01. Tez No; 970388</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/ciftcinin-yeni-umudu-kurakliga-meydan-okuyan-mucize-bitki</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/ciftcinin-yeni-umudu-kurakliga-meydan-okuyan-mucize-bitki-1244x720.jpg" type="image/jpeg" length="38831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı Sıcaklarda Cep Telefonu Şarjında Büyük Tehlike]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/asiri-sicaklarda-cep-telefonu-sarjinda-buyuk-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/asiri-sicaklarda-cep-telefonu-sarjinda-buyuk-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları cep telefonları için büyük risk taşıyor. Uzmanlar, cihazların uzun süre şarjda kalmaması gerektiği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz mevsiminin kendini iyice hissettirmesiyle birlikte kavurucu sıcaklar sadece insanları değil, günlük hayatın vazgeçilmezi olan teknolojik aletleri de olumsuz etkiliyor. Özellikle günün her anı elimizden düşürmediğimiz cep telefonları, yüksek hava sıcaklıklarına karşı oldukça savunmasız kalabiliyor. Basit gibi görünen bazı kullanım hataları, kavurucu sıcakların etkisiyle birleştiğinde cihazlarda geri dönüşü olmayan ciddi hasarlara yol açabiliyor. Bu hataların başında ise telefonları prizde unutmak geliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Batarya Şişmesi Ve Parça Bozulması</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Teknik servis uzmanları, sıcak günlerde bataryaların aşırı ısınmasına karşı son derece dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Telefonların şarj işlemi tamamlandıktan sonra uzun saatler boyunca prizde bırakılması, cihazın iç ısısını normalin çok üzerine çıkarıyor. Bu durum sonucunda en sık karşılaşılan arızaların başında şarj entegrelerinin bozulması ve bataryaların şişerek kullanılamaz hale gelmesi bulunuyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sahte Ürünlerden Uzak Durulmalı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Piyasada kolayca bulunabilen sahte veya kalitesiz yan sanayi piller, yaz aylarında ekstra tehlike oluşturuyor. Orijinal olmayan bataryalar anında büyük patlamalara yol açmasa da çok daha hızlı bir şekilde şişerek cihazın genel ömrünü ve performansını ciddi şekilde düşürüyor. Uzmanlar, her modelin orijinal parçasının yetkili servisler dışında bulunamaması durumunda bile, mutlaka kendini kanıtlamış, kaliteli yan sanayi markalarının tercih edilmesini öneriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Güneş Işınlarından Korunmak Şart</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yetkili servis süreçlerinin kimi zaman haftalar sürebilmesi nedeniyle birçok tüketici daha hızlı çözüm sunan yerel tamircilere yöneliyor. Ancak bu tür masraflı tamiratlara hiç gerek kalmaması için alınacak önleyici tedbirler büyük önem taşıyor. Cihazların şarj oranına ulaştığı anda vakit kaybetmeden fişten çekilmesi, hem telefonun hem de pilin ömrünü uzatan en kritik adım olarak belirtiliyor. Ayrıca elektronik cihazların hiçbir koşulda doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmaması gerektiğinin de altı çiziliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/asiri-sicaklarda-cep-telefonu-sarjinda-buyuk-tehlike</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/01/sarj-kablosu-cep-telefonu.jpg" type="image/jpeg" length="56244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tip 2 Diyabeti Beslenmeyle Yönetin]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/tip-2-diyabeti-beslenmeyle-yonetin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/tip-2-diyabeti-beslenmeyle-yonetin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan’daki diyabet yönetimi için bilimsel bir rehber: Fonksiyonel ve probiyotik besinlerin diyabet öz-etkililiğine etkileri nelerdir? Sağlıklı yaşama dair ipuçları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Beslenme, tip 2 diyabetle olan uzun yolculuğun en güçlü yol arkadaşıdır. Günümüzde tıp dünyası, ilaç tedavisinin yanı sıra "fonksiyonel besinlerin" bu yolculuktaki mucizevi etkilerini konuşuyor. Erzincan'da yaşayan ve diyabetle mücadele eden bireyler için de sağlıklı beslenme, sadece bir diyet değil, yaşam kalitesini doğrudan belirleyen kritik bir anahtar niteliğinde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Doğanın Eczanesi: Fonksiyonel Besinler Nedir?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Fonksiyonel besinler, temel beslenme işlevlerinin ötesine geçerek sağlığı geliştiren ve hastalık riskini azaltan doğal süper kahramanlardır. Brokoliden sarımsağa, yaban mersininden probiyotik gıdalara kadar uzanan bu liste, Erzincan mutfağındaki geleneksel lezzetlerin aslında birer tedavi destekçisi olabileceğini kanıtlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan’da Diyabet Yönetimi: Doğru Besin, Güçlü İrade</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel araştırmalar, diyabet tanısı almış bireylerin beslenme tercihlerinin, diyabeti yönetme becerilerini (öz-etkililik) doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Özellikle;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Kadınlarda:</strong> Yaban mersini, çörek otu ve probiyotik gıdaların düzenli tüketimi, diyabet yönetimine karşı olan öz-etkililiği (kendi kendine yönetme başarısını) artırıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Erkeklerde:</strong> Brokoli, elma, ceviz, fındık ve badem gibi fonksiyonel besinlerin tüketimi, diyabet yönetimindeki özgüveni ve başarıyı destekliyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilim Ne Diyor?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yapılan geniş kapsamlı bilimsel analizler, fonksiyonel besinlerin sadece kan şekerini dengelemekle kalmayıp, aynı zamanda bireylerin hastalıkla başa çıkma motivasyonlarını da pozitif yönde etkilediğini gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre, diyabet diyetine fonksiyonel ve probiyotik besinleri eklemek, sadece fiziksel sağlık için değil, psikolojik iyilik hali için de oldukça önemli bir adım.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincanlı Bireyler İçin Sağlıklı Bir Öneri</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Diyabetin kontrol altına alınmasında besinlerin "faydası" ve "gerekliliği" üzerine kurulan bilinçli bir yaklaşım, yaşam kalitesini zirveye taşıyabilir. Unutmayın; doğru besinleri, doğru zamanda ve yeterli miktarda tüketmek, diyabet yönetimini zorluk olmaktan çıkarıp, yönetilebilir bir yaşam biçimine dönüştürebilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Aydın, E. N. (2025). <i>Tip 2 Diyabet Tanısı Almış Yetişkin Bireylerin Fonksiyonel Besinlere Yönelik Bilgi Düzeyleri, Yaklaşımları, Tutumları ve Tüketim Durumlarının Değerlendirilmesi</i> (Yüksek Lisans Tezi). Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ankara. Tez No; 952103</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/tip-2-diyabeti-beslenmeyle-yonetin</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 07:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/tip-2-diyabeti-beslenmeyle-yonetin-1079x720.jpg" type="image/jpeg" length="67573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğu’nun Şifalı Eriği: Cancur, Bakterilere Karşı Yeni Bir Kalkan Olabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/dogunun-sifali-erigi-cancur-bakterilere-karsi-yeni-bir-kalkan-olabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/dogunun-sifali-erigi-cancur-bakterilere-karsi-yeni-bir-kalkan-olabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ardahan’da yetişen cancur eriğinin geleneksel sirkesi, yüksek antioksidan ve antibiyofilm özellikleriyle bilime ışık tutuyor. Hastalık yapan bakterilere karşı doğal bir kalkan olabilir mi? İşte cancur eriği hakkında merak edilenler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Ardahan’ın yüksek rakımlı coğrafyasında yetişen ve yöre halkının "cancur" olarak adlandırdığı erik türü, bilim dünyasında heyecan verici bir potansiyel barındırıyor. Geleneksel yöntemlerle fermente edilerek sirkeye dönüştürülen bu meyve, sahip olduğu biyokimyasal profil sayesinde sadece mutfakların değil, geleceğin "antibiyofilm" ajanı olma yolunda önemli veriler sunuyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Doğal ürünlerin sağlık üzerindeki etkileri üzerine yapılan güncel bilimsel araştırmalar, fermente gıdaların vücudun antioksidan savunma sistemini güçlendirmede kritik bir rol oynadığını gösteriyor. Son yapılan akademik çalışmalarda, Ardahan'ın farklı iklim koşullarına sahip Çıldır ve Posof ilçelerinden toplanan cancur eriklerinin geleneksel yöntemlerle hazırlanan sirkeleri, laboratuvar ortamında mercek altına alındı. Elde edilen bulgular, bu sirkenin sadece güçlü bir antioksidan kaynağı olmadığını, aynı zamanda hastalık yapıcı bakterilere karşı da direnç geliştirebildiğini ortaya koyuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Doğal Bir Antioksidan Deposu</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmada cancur sirkesinin kimyasal yapısı detaylıca incelendiğinde; toplam fenolik madde, flavonoid ve antosiyanin düzeylerinin oldukça yüksek olduğu tespit edildi. Bu bileşikler, vücuttaki serbest radikallerin neden olduğu oksidatif stresi baskılayan, yani hücre hasarını önleyen doğal "koruyucular" olarak işlev görüyor. Özellikle Posof yöresinden elde edilen sirkelerin flavonoid ve antosiyanin değerleri bakımından zenginliği, meyvenin yetiştiği mikro-klimanın bitkinin biyokimyasal içeriği üzerinde ne kadar belirleyici olduğunu kanıtlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Patojenlere Karşı "Antibiyofilm" Kalkanı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çalışmanın en dikkat çekici kısımlarından biri, cancur sirkesinin bakteriyel "biyofilm" oluşumuna karşı sergilediği etki oldu. Bakterilerin bir yüzeye tutunup kümelenerek kendilerini antibiyotiklere karşı korumaya aldıkları yapıya "biyofilm" deniyor. Bu yapılar, enfeksiyonların kronikleşmesinin en önemli sebebi. Laboratuvar testleri, cancur sirkesinin <i>Staphylococcus aureus</i> gibi dirençli patojen bakterilerin biyofilm oluşturma yeteneğini baskıladığını gösterdi. Bu durum, cancur sirkesinin gelecekte mikrobiyal enfeksiyonlarla mücadelede biyoteknolojik bir araç olarak kullanılabileceğine dair önemli bir sinyal veriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İklimin Gücü: Farklı İlçeler, Zengin İçerik</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çalışmada Çıldır ve Posof gibi birbirinden farklı ekolojik şartlara sahip iki bölgenin ürünü karşılaştırıldı. Farklı rakım ve sıcaklık değerlerinin sirkenin şeker, organik asit ve aminoasit profilini değiştirdiği görüldü. Örneğin, Çıldır cancur sirkelerinde organik asit ve fruktoz oranları daha yüksek çıkarken, Posof örneklerinde glikoz değerlerinin belirgin olduğu saptandı. Bu adaptasyon yeteneği, cancur eriğinin biyolojik dayanıklılığının ve zengin fitokimyasal içeriğinin, bölgenin sert ikliminden gelen bir "miras" olduğunu düşündürüyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Gelecek İçin Bir Ufuk: Terapötik Potansiyel</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Elde edilen aminoasit tarama sonuçları da oldukça çarpıcı; içeriğinde bulunan 15 farklı aminoasit, cancur sirkesinin besleyici ve fonksiyonel değerini destekliyor. Bilim insanları, geleneksel yöntemlerle üretilen bu sirkenin, sadece bir gıda ürünü olarak değil, terapötik (tedavi edici) uygulamalarda da potansiyel bir kaynak olarak değerlendirilmesini öneriyor. Ardahan'ın saklı kalmış bu yerel hazinesi, modern biyoteknoloji ile birleştiğinde sağlıklı yaşam stratejilerinde yeni bir sayfa açabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> <i>Coşkun, S. (2025). Ardahan'da Yetişen Cancur Eriğinin (Prunus domestica L.) Geleneksel Yöntemle Yapılan Sirkesinin Biyoaktivitesinin ve Antibiyofilm Özelliklerinin Belirlenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Ardahan Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Biyoteknoloji Ana Bilim Dalı. Tez No; 972365</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/dogunun-sifali-erigi-cancur-bakterilere-karsi-yeni-bir-kalkan-olabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/dogunun-sifali-erigi-cancur-bakterilere-karsi-yeni-bir-kalkan-olabilir-mi-1128x720.jpg" type="image/jpeg" length="26357"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Besinlerin pişirilme yöntemi obeziteyi tetikliyor mu?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/besinlerin-pisirilme-yontemi-obeziteyi-tetikliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/besinlerin-pisirilme-yontemi-obeziteyi-tetikliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mutfaktaki Görünmez Tehlike! Düşük AGE içerikli beslenme ile metabolik risklerin nasıl azaltılabileceğini keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Modern yaşamın getirdiği hızlı ve işlenmiş gıda tüketimi, sadece kalori hesabıyla açıklanamayan yeni bir sağlık sorununu beraberinde getiriyor: İleri Glikasyon Son Ürünleri (AGE’ler). Son bilimsel araştırmalar, obezite tedavisinde artık sadece kalori kısıtlamasının değil, besinlerin nasıl pişirildiğinin ve hangi kimyasal süreçlerden geçtiğinin de hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor. Özellikle metabolik hastalıklarla mücadelede, mutfaktaki pişirme yöntemlerinin değiştirilmesi yepyeni bir strateji olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>AGE Nedir ve Neden Önemli?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">İleri Glikasyon Son Ürünleri (AGE’ler), proteinlerin veya lipitlerin şekerle birleşerek geri dönüşümsüz bir şekilde yapı değiştirmesi sonucu oluşan moleküllerdir. Bu moleküller vücudumuzda oksidatif stresi ve kronik inflamasyonu tetikleyerek, obeziteye eğilimli bireylerde metabolik risklerin artmasına neden olmaktadır. Basit bir ifadeyle, yüksek ısıl işlem görmüş veya uzun süre pişirilmiş gıdalar, vücudun iç dengesini bozabilecek bu "sağlıksız kimyasal yükü" beraberinde getirir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Pişirme Yöntemi Kilo Kaderinizi Değiştirir</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel araştırmalar, gıdaların lezzetini artırmak için kullanılan kızartma, kavurma veya ızgara gibi yüksek ısıl işlem yöntemlerinin, gıdadaki AGE miktarını hızla artırdığını kanıtlıyor. Obezite ile mücadele eden bireylerde, düşük AGE içerikli bir beslenme modeline geçişin; bel çevresi, vücut ağırlığı ve metabolik parametreler üzerinde iyileştirici etkiler sağladığı gözlemlenmiştir. Özellikle 12 haftalık süreçte düşük AGE içerikli diyet uygulayan bireylerin, metabolik sağlık göstergelerinde (HbA1c, açlık kan glukozu, ürik asit gibi) önemli oranda iyileşme kaydedilmiştir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Risk Faktörü: Mutfak Alışkanlıkları</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırma sonuçları, sadece ne yediğimizin değil, yiyeceği nasıl hazırladığımızın da risk faktörü olduğunu gösteriyor. Etleri pişirmeden önce marine etmek, limon veya sirke kullanmak gibi mutfak teknikleri, yüksek AGE alımını önlemede veya azaltmada kritik rol oynuyor. Çalışma, özellikle bazı yaşam tarzı alışkanlıklarının (sigara, alkol kullanımı gibi) AGE yükünü artırabileceğine ve diyetisyenlerin kişiye özel "düşük AGE" içeren beslenme önerileri sunmasının tedavi başarısını artırabileceğine işaret ediyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yeni Bir Beslenme Stratejisi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak, düşük AGE içerikli beslenme, obezite yönetimi için devrim niteliğinde bir yaklaşım sunuyor. Diyetisyenler artık sadece kaloriye değil, besinlerin kimyasal yapısını koruyan veya oluşturan pişirme yöntemlerine de odaklanarak, bireylerin metabolik sağlıklarını daha etkili bir şekilde destekleyebilirler.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Türkay, B. (2025). <i>Hafif Şişman ve Şişman Bireylerde Düşük Diyetsel İleri Glikasyon Son Ürünlerinin Metabolik Parametreler Üzerine Etkisi</i> (Doktora Tezi). Başkent Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ankara. Tez No; 962476</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/besinlerin-pisirilme-yontemi-obeziteyi-tetikliyor-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/besinlerin-pisirilme-yontemi-obeziteyi-tetikliyor-mu-1095x720.jpg" type="image/jpeg" length="75424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Belediye Birliklerinde Reform Zamanı: Yerelde Güç Birliği Neden Şart?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/belediye-birliklerinde-reform-zamani-yerelde-guc-birligi-neden-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/belediye-birliklerinde-reform-zamani-yerelde-guc-birligi-neden-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye birliklerinin yerel yönetimlerdeki rolü, hizmet sunumunda verimlilik ve karşılaşılan temel sorunlar üzerine bilimsel bir inceleme.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Hızla artan nüfus ve yoğunlaşan kentleşme süreçleri, yerel yönetimlerin omuzlarındaki yükü her geçen gün daha da artırıyor. Altyapı, çevre koruma, ulaşım ve sosyal hizmetler gibi temel alanlarda tek bir belediyenin tek başına çözüm üretmesi, sınırlı mali ve idari kapasiteler nedeniyle çoğu zaman yetersiz kalıyor. Tam da bu noktada, bilimsel bir araştırma, belediyelerin birbirleriyle güçlerini birleştirerek oluşturdukları "Mahalli İdare Birlikleri"nin, yerel yönetim sistemindeki dönüştürücü gücünü mercek altına alıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Ortak Sorunlara Ortak Çözümler</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırma, belediyelerin karşılaştığı kentsel sorunların artık ilçe sınırlarını aştığını ve daha geniş ölçekli işbirliği mekanizmalarını zorunlu kıldığını ortaya koyuyor. Belediye birlikleri, sadece teknik bir birleşme değil, belediyeler arasında bilgi paylaşımı, teknik destek ve kurumsal gelişim süreçlerini tetikleyen birer "yönetişim merkezi" olarak işlev görüyor. Özellikle mali kapasitesi sınırlı olan belediyeler için bu yapılar, ölçek ekonomisi yaratarak hizmet maliyetlerini düşürmede kritik bir rol üstleniyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Demokratik Katılımın Güçlendirilmesi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Birliklerin hizmet sunumundaki başarısı sadece ekonomik verimlilikle sınırlı değil. Bilimsel bulgular, bu kurumsal yapıların yerel yönetimlerin demokratik katılım kapasitesini de artırdığını gösteriyor. Birlikler, farklı idari birimlerin meclis üyelerini ve yöneticilerini ortak bir platformda buluşturarak, yerel yönetimlerde ortak çalışma kültürünün gelişmesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu durum, kentsel sorunlara daha katılımcı, şeffaf ve ortak akılla geliştirilen çözümler üretilmesini mümkün kılıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Potansiyeli Sınırlayan Engeller</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Ancak araştırma, belediye birliklerinin önündeki engelleri de açıkça ortaya koyuyor. Mevcut uygulamalarda karşılaşılan;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Mali kaynakların sınırlılığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">İdari ve örgütsel kapasite eksiklikleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Etkin bir denetim mekanizmasının yokluğu,</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">gibi temel sorunlar, bu birliklerin potansiyel katkılarını sınırlandırıyor. Yerel yönetimlerin kendi aralarında kurdukları bu birliklerin, gerçek bir reform hamlesiyle güçlendirilmesi, kentsel geleceğimiz açısından büyük önem taşıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Geleceğe Yönelik Bir Bakış</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel perspektif, belediye birliklerinin bir "tamamlayıcı" olarak yerel yönetim sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Hızlı kentleşmenin yarattığı baskıyı hafifletmek ve hizmet kalitesini artırmak için, bu birliklerin hem kurumsal hem de mali kapasitelerinin yeniden yapılandırılması, yerel yönetimlerin geleceği için temel bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak: </strong>BOZDOĞAN, Kürşat Veli, "Türkiye'de Mahalli İdare Birlikleri: Belediye Birlikleri Üzerine Bir İnceleme", Yüksek Lisans Tezi, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026. Tez No; 1011696</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/belediye-birliklerinde-reform-zamani-yerelde-guc-birligi-neden-sart</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/belediye-birliklerinde-reform-zamani-yerelde-guc-birligi-neden-sart-1120x720.jpg" type="image/jpeg" length="15213"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tiroid Kanserinin Gizli Anahtarı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/tiroid-kanserinin-gizli-anahtari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/tiroid-kanserinin-gizli-anahtari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tiroid neoplazmlarının teşhisinde devrim yaratacak yeni bir biyobelirteç: CDH-16 ekspresyonunun tümör hücrelerindeki kaybı, teşhis süreçlerini baştan aşağı değiştiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tiroid bezi hastalıkları ve kanser teşhisinde, bugüne kadar "gri bölge" olarak adlandırılan belirsiz nodüllerin karakterini belirlemek klinik süreçlerin en zorlu aşamalarından biri olmuştur. Ancak bilim dünyasında yakın zamanda gerçekleştirilen bir araştırma, tiroid kanserlerinin moleküler haritasına dair yepyeni bir ipucunu gün yüzüne çıkardı. Özellikle Erzincan bölgesindeki vakalar üzerinde yapılan kapsamlı incelemeler, "CDH-16" adı verilen bir proteinin, tiroid tümörlerinin teşhisinde kritik bir rol oynayabileceğini kanıtladı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hücresel Bir İmzayı Kaybetmek: Kanserleşmenin Kanıtı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Vücuttaki sağlıklı tiroid hücreleri, doku bütünlüğünü ve düzenini korumak için "CDH-16" adlı bir hücre adezyon molekülü kullanır. Bilimsel araştırmalar, sağlıklı tiroid dokusunun bu proteini oldukça güçlü bir şekilde ifade ettiğini gösteriyor. Ancak doku malign (kötü huylu) hale gelmeye başladığında, işler değişiyor. Araştırma sonuçları, papiller, foliküler ve onkositik tiroid kanserlerinde CDH-16 ekspresyonunun belirgin şekilde azaldığını, hatta tamamen kaybolduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bulgu, CDH-16’nın sadece bir protein değil, tiroid hücrelerinin "sağlıklı kimliğini" temsil eden bir işaretçi olduğunu gösteriyor. Hücreler kanserleşme sürecine girdiklerinde bu yapışkan molekülü kaybederek, kontrolsüz büyüme ve yayılma potansiyeli kazanıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Teşhiste "Gri Bölge" Artık Aydınlanıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Tiroid nodülleri için uygulanan ince iğne aspirasyon biyopsileri (İİAB) her zaman kesin bir sonuç vermeyebilir; bazen nodülün yapısı "malign mi yoksa benign mi?" sorusunu yanıtsız bırakır. İşte bu noktada CDH-16, patologlar için yeni bir yardımcı rehber haline geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Araştırma, CDH-16 kaybının tiroidin en sık görülen kanser türlerinde ortak bir moleküler değişiklik olduğunu doğruluyor. Normal tiroid dokusunda korunan bu proteinin kanserleşmiş dokuda gözlenmemesi, şüpheli nodüllerin teşhisinde hekimlerin elini güçlendirecek bir biyobelirteç olarak öne çıkıyor. Kısacası, bir dokuda CDH-16 seviyesi belirgin şekilde düşmüşse, bu hücrenin diferansiyasyon kaybına uğradığının ve potansiyel bir tümör hücresine dönüştüğünün en somut işaretlerinden biri kabul ediliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan Örneği ile Yeniden Değerlendirme</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen ve tiroid neoplazmları üzerinde yapılan bu çalışma, yerel verilerin bilimsel literatürle birleştiğinde ne kadar ufuk açıcı olabileceğini bir kez daha kanıtladı. İstatistiksel veriler, CDH-16'nın sadece bir laboratuvar deneyi değil, gelecekteki rutin patoloji raporlarında yer alabilecek potansiyel bir prognostik gösterge olduğunu savunuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Daha geniş çaplı çalışmalarla desteklendiği takdirde, bu moleküler belirteç, hastaların gereksiz operasyonlardan kaçınmasını sağlayabilir veya tam tersi, agresif tümörlerin daha erken evrede tespit edilmesine olanak tanıyabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Işık, Ö. (2026). <i>CDH-16 Ekspresyonu İle Tiroid Neoplazmları Arasındaki İlişki Ve Tiroid Neoplazmlarının Teşhisinde Kullanımı</i> [Tıpta Uzmanlık Tezi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi]. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü. Tez No; 1013208</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/tiroid-kanserinin-gizli-anahtari</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/tiroid-kanserinin-gizli-anahtari-1080x720.jpg" type="image/jpeg" length="27237"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençlerde Dijital Medyanın Şaşırtıcı Etkisi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/genclerde-dijital-medyanin-sasirtici-etkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/genclerde-dijital-medyanin-sasirtici-etkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEHB tanılı ergenlerde problemli dijital medya kullanımının, uyku kalitesi ve duygu düzenleme ile ilişkisini inceleyen bilimsel araştırmanın sonuçları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">DEHB tanılı ergenlerde problemli dijital medya kullanımının, uyku kalitesi ve duygu düzenleme ile ilişkisini inceleyen bilimsel araştırmanın sonuçları.</p>

<p style="text-align:justify">Günümüzde ergenlerin yaşamının merkezinde yer alan dijital dünya, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı olan gençler için farklı bir boyut kazanıyor. Yeni gerçekleştirilen kapsamlı bir bilimsel araştırma, DEHB’li ergenlerde dijital medya kullanımının işlevsellik üzerindeki etkilerine dair ezber bozan veriler ortaya koydu. 386 ergenin katılımıyla gerçekleştirilen çalışma, dijital ekran süresinden çok, kullanımın "nasıl" gerçekleştiğinin ve uyku kalitesinin önemini vurguluyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sadece Süre Değil, Kalite Önemli</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Halk arasında genellikle "dijital ekran başında geçirilen sürenin uzunluğu" ile ilişkilendirilen problemli dijital kullanımın, sanılanın aksine doğrudan işlevsellik üzerinde tek başına belirleyici olmadığı görüldü. Araştırma sonuçları, dijital medyada geçirilen sürenin nicel verilerinden ziyade, bireyin bu medyayı kullanırken yaşadığı kontrol kaybı ve kullanımın niteliğinin akademik ve sosyal işlevsellik üzerinde daha kritik bir rol oynadığını gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Uykunun Sessiz Gücü</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, uyku kalitesinin işlevsellik üzerindeki bağımsız ve güçlü etkisidir. Problemli dijital medya kullanımı ile uyku kalitesi arasında anlamlı bir ilişki saptayan araştırmacılar, dijital cihazların uyku üzerindeki olumsuz etkisinin, gençler için bir kısır döngü oluşturduğuna dikkat çekiyor. Yetersiz veya kalitesiz uyku, hem DEHB belirtilerini şiddetlendiriyor hem de ergenin günlük yaşam becerilerini, akademik performansını ve sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Duygu Düzenlemede Dijital Kaçış</strong></h2>

<p style="text-align:justify">DEHB’li ergenlerde görülen duygu düzenleme güçlüklerinin, dijital medya kullanım örüntülerini nasıl etkilediği de mercek altına alındı. Araştırma, bazı ergenlerin dijital dünyayı, olumsuz duygulardan kaçınmak veya anlık bir rahatlama sağlamak amacıyla kullandıklarını ortaya koyuyor. Ancak bu kullanımın, kontrolsüz bir döngüye dönüşerek irritabiliteyi ve duygusal tepkiselliği artırabildiği, dolayısıyla işlevsellikteki bozulmayı derinleştirebildiği vurgulanıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Klinik Müdahalede Bütüncül Yaklaşım</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel veriler, DEHB tedavisinde ve klinik izlem süreçlerinde dijital davranışların sadece "ekran süresi" kısıtlamasıyla değil, uyku süreçleri, duygu düzenleme becerileri ve günlük yaşamın çok boyutlu bir parçası olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Semptom şiddetinin işlevsellik üzerindeki temel etkisinin yadsınamaz olduğu bu tabloda, dijital davranış örüntülerinin niteliğini iyileştirmenin, ergenin genel yaşam kalitesine önemli bir katkı sağlayacağı öngörülüyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Fettahlıoğlu, N. (2026). DEHB'li ergenlerde problemli dijital medya kullanımı ile işlevsellik arasındaki ilişkide duygu düzenleme ve uyku kalitesinin rolü: Kesitsel vaka-kontrol çalışması. [Tıpta Uzmanlık Tezi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi]. Tez No; 1011793</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/genclerde-dijital-medyanin-sasirtici-etkisi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/genclerde-dijital-medyanin-sasirtici-etkisi-1080x720.jpg" type="image/jpeg" length="32934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Instagram Keşfet Ekranına İlgi Alanı Ayarı Geldi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/instagram-kesfet-ekranina-ilgi-alani-ayari-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/instagram-kesfet-ekranina-ilgi-alani-ayari-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Instagram, kullanıcıların Reels ve Keşfet ekranlarındaki içerikleri kendi zevklerine göre filtrelemesini sağlayan pratik bir özelliği kullanıma sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sosyal medya platformlarında zaman geçirirken karşılaştığımız içerikler her zaman ilgimizi çekmeyebiliyor. Özellikle video kaydırırken alakasız gönderilerin arka arkaya gelmesi, kullanıcı deneyimini olumsuz etkileyen durumların başında yer alıyor. Popüler fotoğraf ve video paylaşım platformu Instagram, bu soruna çözüm getirecek ve algoritmanın kontrolünü büyük oranda kullanıcılara bırakacak pratik bir işlevi hayata geçirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kalpli Buton İle İçerik Seçimi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Platforma eklenen bu düzenleme sayesinde, bireyler artık karşılarına çıkacak videoların türünü kendileri belirleyebiliyor. Uygulamanın Reels bölümüne giren kullanıcıları sağ üst köşede konumlandırılmış yeni bir kalpli buton karşılıyor. Bu butona dokunulduğunda, farklı konuların yer aldığı kişiselleştirilmiş bir menü ekrana yansıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>İlgi Çekmeyen Videolara Daha Az Rastlanacak</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Açılan bu özel bölümde kullanıcılara geniş bir yelpazede ilgi alanları sunuluyor. Bireyler kendi zevklerine ve izlemek istedikleri konulara uygun seçenekleri bu ekrandan kolayca işaretleyebiliyor. Yapılan bu seçimler sayesinde uygulamanın algoritması, kullanıcının tercihlerini temel alarak Keşfet ve Reels akışını yeniden düzenliyor. Böylelikle uygulamada gezinirken istenmeyen, alakasız veya ilgi çekmeyen içeriklerin ekrana düşme ihtimali en aza iniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/instagram-kesfet-ekranina-ilgi-alani-ayari-geldi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/02/instagram-1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="85261"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çalışma Hayatında Sessiz Dijital Devrim]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/calisma-hayatinda-sessiz-dijital-devrim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/calisma-hayatinda-sessiz-dijital-devrim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzaktan çalışmanın hukuk dünyasında yarattığı köklü değişimleri keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bilgi iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesi, çalışma hayatında yüzyıllardır süregelen “işyerine bağlılık” anlayışını kökten değiştiriyor. Son dönemde yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma, geleneksel iş modellerinden atipik iş türlerine geçişin hukuk dünyasında yarattığı sessiz devrimi gözler önüne seriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İşyeri Kavramı Dijitalleşiyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Klasik istihdam modellerinde iş; belirli bir mekânda, işverenin yönetim ve gözetimi altında, sabit saatlerde görülürken, günümüzün uzaktan çalışma düzeni bu unsurları tamamen dönüştürüyor. Araştırma, uzaktan çalışmanın yalnızca mekân değişikliği olmadığını, işin organizasyonu, saatleri ve hukuki bağımlılık boyutunda ciddi bir hukuki nitelik değişimi olduğunu vurguluyor. Artık işyeri, sadece fiziksel bir bina değil, dijital iletişim araçları üzerinden işin örgütlendiği sanal bir yapıya dönüşüyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Geleneksel Evde Çalışmadan Dijital Tele Çalışmaya</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel çalışma, uzaktan çalışmayı temel olarak iki ana başlıkta inceliyor: El sanatları ve üretim süreçlerine dayanan geleneksel evde çalışmalar ile dijital araçlarla yürütülen modern tele çalışmalar. Özellikle pandemi süreciyle birlikte hayatımıza giren ve hem klasik hem de uzaktan çalışma modellerini birleştiren "hibrit" yapılar, hukukta yeni bir çözüm arayışını zorunlu kılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Çalışan Hakları ve Özel Hayatın Sınırları</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın en çarpıcı bölümlerinden biri, uzaktan çalışmada işverenin denetim yetkisi ile çalışanın özel hayatının korunması arasındaki hassas dengeye odaklanıyor. İşverenin çalışma saatlerini tespit etmek için kurduğu yazılım sistemlerinin, çalışanın mahremiyetini ihlal etmemesi yasal bir zorunluluktur. Ayrıca, evde çalışan bir işçiye yol yardımı yapılmaması eşitlik ilkesini bozmazken, işyerinde sunulan yemek yardımı gibi olanakların evdeki çalışana da denk bir karşılıkla sunulması gerektiği, bilimsel verilerle ortaya konuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Geleceğin Çalışma Modeli: Platform Çalışanları ve E-Spor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çalışma, mevcut hukuk düzenlemelerinin hızla değişen teknolojik gelişmelere uyum sağlamakta zorlandığını belirtiyor. Henüz mevzuatta tam karşılığını bulamamış olan platform çalışanları ve e-sporcular gibi yeni meslek grupları, uzaktan çalışmanın gelecekteki en önemli tartışma konularından biri olmaya aday. Araştırma, bu tür atipik çalışma biçimlerinin hem sendikal haklar hem de iş sağlığı ve güvenliği açısından yeniden tanımlanması gerektiğini savunuyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Yalçın, Ahmet. (2026). <i>Uzaktan Çalışma</i>. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Kültür Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, İstanbul. Tez No; 1010103</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/calisma-hayatinda-sessiz-dijital-devrim</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/calisma-hayatinda-sessiz-dijital-devrim-1280x719.jpg" type="image/jpeg" length="32769"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Ritim Bozukluğunda Yeni Dönem: Nüks Riski Önceden Ölçülebilecek]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kalp-ritim-bozuklugunda-yeni-donem-nuks-riski-onceden-olculebilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kalp-ritim-bozuklugunda-yeni-donem-nuks-riski-onceden-olculebilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp ritim bozukluğu AF'nin tedavisinden sonra neden tekrar ettiğini biliyor musunuz? Yeni araştırma, kandaki iki temel belirtecin nüks riskini önceden tahmin edebildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ritim bozukluğu olan Atriyal Fibrilasyon (AF) hastaları için tedavi sonrası nüks korkusu artık bilimsel bir temele oturuyor. Yapılan yeni bir araştırma, kandaki iki özel proteinin seviyesinin, hastanın tekrar atak geçirme ihtimalini önceden tahmin edebildiğini kanıtladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Nüksün Habercisi Olan Belirteçler</strong></h2>

<p id="p-rc_74cd538cb44bcc3b-33">AF tedavisinden sonra bazı hastalarda ritim bozukluğu kısa süre içinde tekrarlayabiliyor. Bilimsel araştırma, bu durumun vücuttaki yağ asidi metabolizmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Çalışmada, "Kemerin" ve "Kardiyak tip yağ asidi bağlayıcı protein" (H-FABP) adlı iki göstergenin seviyeleri izlendi.</p>

<h2><strong>Kemerin Proteinine Dikkat</strong></h2>

<p id="p-rc_74cd538cb44bcc3b-34">Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, Kemerin proteininin nüks konusunda çok güçlü bir uyarıcı olmasıdır. Özellikle vücut kitle indeksiyle birlikte artış gösteren bu proteinin kandaki değerleri yükseldikçe, hastanın tekrar AF atağı yaşama riski de doğru orantılı olarak artış göstermektedir.</p>

<h2><strong>Tedavide Kişiselleştirilmiş Takip</strong></h2>

<p>Bu keşif, hekimlerin hastaları izleme sürecini kökten değiştirebilir:</p>

<ul>
 <li>
 <p id="p-rc_74cd538cb44bcc3b-35">Kandaki Kemerin seviyesinin belirli bir eşiği geçmesi, %74 hassasiyetle nüks riskini işaret etmektedir.</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_74cd538cb44bcc3b-36">%92 oranındaki özgüllük payı, bu yöntemin riskli hastaları belirlemede ne kadar güvenilir olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_74cd538cb44bcc3b-37">Bu veriler sayesinde, yüksek risk grubundaki hastalar erkenden belirlenerek daha sıkı takip altına alınabilecektir.</p>
 </li>
</ul>

<p id="p-rc_74cd538cb44bcc3b-38">Bu çalışma, kalp ritim bozukluğu olan hastalar için "sürpriz" nükslerin yerine, metabolik verilere dayalı daha kişiselleştirilmiş bir tedavi döneminin başladığını müjdeliyor.</p>

<p id="p-rc_74cd538cb44bcc3b-39"><strong>Kaynak:</strong> Doğanoğulları, M. S. (2026). <i>Atriyal Fibrilasyon Nüksü ile Yağ Asidi Metabolizması İlişkisi</i> [Uzmanlık Tezi, Harran Üniversitesi]. Tez No; 1011565</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kalp-ritim-bozuklugunda-yeni-donem-nuks-riski-onceden-olculebilecek</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/kalp-ritim-bozuklugunda-yeni-donem-nuks-riski-onceden-olculebilecek-1075x720.jpg" type="image/jpeg" length="39885"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dijital Kimliğinizi Algoritmalar mı Yönetiyor?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/dijital-kimliginizi-algoritmalar-mi-yonetiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/dijital-kimliginizi-algoritmalar-mi-yonetiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada kendimizi nasıl sunuyoruz? Yeni bir bilimsel araştırma, dijital benlik inşasında toplumsal cinsiyetin ve algoritmaların etkisini mercek altına alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dijital platformlarda paylaştığınız her fotoğraf, yazdığınız her yorum veya seçtiğiniz profil fotoğrafı sadece size mi ait? Sosyal medyanın günlük yaşamın merkezine yerleşmesiyle birlikte, kim olduğumuzu ve nasıl göründüğümüzü tanımlama biçimimiz köklü bir dönüşüm geçirdi. Yeni bir bilimsel araştırma, sosyal medya kullanıcılarının benliklerini inşa ederken aslında görünmez bir 'toplumsal cinsiyet mühendisliği' ile karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Dijital Sahnenin Gizli Yönetmeni: Toplumsal Cinsiyet Normları</strong></h2>

<p id="p-rc_52592107d6030426-32" style="text-align:justify">Geleneksel medyada haberler editörler tarafından şekillendirilirken, dijital dünyada artık herkes kendi kimliğinin editörü. Ancak bu özgürlük illüzyonu, araştırmanın vurguladığı üzere oldukça yanıltıcı. Bireyler dijital ortamda kendilerini ifade ederken, ataerkil toplumsal normların sınırları içinde hareket etmeye zorlanıyor. Kadınlık ve erkeklik, dijital platformlarda görsel, söylemsel ve performatif pratiklerle sürekli yeniden üretiliyor. Yani dijital benliğiniz, yalnızca sizin tercihlerinizi değil, toplumun sizden beklediği rolleri de yansıtıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Algoritmalar 'Geleneksel' Olanı mı Ödüllendiriyor?</strong></h2>

<p id="p-rc_52592107d6030426-33" style="text-align:justify">Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, sosyal medya platformlarının teknik altyapısı ve algoritmik sistemlerin toplumsal cinsiyet üzerindeki baskısı. Beğeni, etkileşim ve görünürlük metriklerine dayalı çalışan algoritmalar, çoğu zaman hâkim toplumsal normlarla uyumlu içerikleri ödüllendiriyor. Geleneksel kadınlık ve erkeklik rollerine uygun paylaşımlar daha geniş kitlelere ulaşırken, bu normları sorgulayan veya alternatif kimlik sunan içerikler çoğu zaman algoritmik hiyerarşide alt sıralara itiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kamusal Alan mı, Yankı Odası mı?</strong></h2>

<p id="p-rc_52592107d6030426-34" style="text-align:justify">Araştırma, sosyal medyanın özgürleştirici potansiyelinin yanı sıra, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren "yankı odaları" oluşturduğuna da dikkat çekiyor. Bireyler, yalnızca kendi görüşlerini ve toplumsal cinsiyet algılarını destekleyen içeriklerle karşılaştıkça, farklı bakış açılarının olduğu bir dünyadan uzaklaşıyor. Dijital medya, bir yandan bireysel ifadeyi mümkün kılarken, diğer yandan ideolojik ayrışmaları daha görünür ve sert hale getiren bir iletişim ortamı haline geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yeni Bir Bakış Açısı: Dijital Okuryazarlık Şart</strong></h2>

<p id="p-rc_52592107d6030426-35" style="text-align:justify">Bilimsel bulgular, dijital dünyanın tarafsız bir teknolojik alan olmadığını, aksine kültürel ve ideolojik savaşların yaşandığı bir zemin olduğunu kanıtlıyor. Uzmanlar, bireylerin kendi dijital ayak izlerini ve kimlik sunumlarını daha eleştirel bir gözle değerlendirmeleri gerektiğini belirtiyor. Dijital platformlarda "neden bu içeriği paylaştım?" veya "bu görsel hangi normu besliyor?" sorularını sormak, dijital benliğin inşasında kontrolü algoritmaların elinden alıp bireyin kendisine geri vermenin ilk adımı olabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Sezer, T. (2026). <i>Toplumsal Cinsiyetin Medya Platformlarındaki Benlik İnşasına Etkisi: Medya ve İletişim Perspektifinden Bir İnceleme</i> [Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü]. Tez No; 1010693</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/dijital-kimliginizi-algoritmalar-mi-yonetiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/dijital-kimliginizi-algoritmalar-mi-yonetiyor.jpg" type="image/jpeg" length="14211"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Benzin Ucuzlar mı? Alkolü Benzine Dönüştürmeyi Başardılar!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/benzin-ucuzlar-mi-alkolu-benzine-donusturmeyi-basardilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/benzin-ucuzlar-mi-alkolu-benzine-donusturmeyi-basardilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsviçreli Gota Energy, mevcut motorlarda modifikasyon gerektirmeden çalışan ve karbon emisyonunu doğrudan düşüren çevreci sentetik yakıt geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dünya genelinde fosil yakıtların çevreye verdiği zararları en aza indirmek ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek adına alternatif enerji arayışları her geçen gün daha da hız kazanıyor. Özellikle otomotiv sektörünün karbon ayak izini düşürmeye yönelik küresel baskılar, bilim insanlarını ve teknoloji girişimlerini daha önce denenmemiş yenilikçi yollar bulmaya zorluyor. Geleceğin temiz ulaşım anahtarı, yollardaki milyonlarca aracın motor yapısını hiç değiştirmeden yeşil enerjiye geçişini sağlamaktan geçiyor.</p>

<p style="text-align:justify">İşte tam da bu arayışın ortasında, enerji ve otomotiv dünyasında tüm dengeleri değiştirebilecek ezber bozan bir buluş gerçekleştirildi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yüksek Maliyetli Adımları Devre Dışı Bırakan Yöntem</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İsviçre merkezli girişim şirketi Gota Energy, yenilenebilir ham maddelerden elde edilen alkolü yüksek performanslı yakıta dönüştüren yeni bir kimyasal süreç geliştirmeyi başardı. Alessia Cezarini liderliğinde çalışmalarını yürüten araştırma ekibi, geleneksel sentetik yakıt üretimindeki yüksek maliyetli aşamaları tamamen ortadan kaldıran patentli bir oligomerizasyon yöntemi kullanıyor. Bu yeni yöntem sayesinde çevreci yakıtların üretim maliyetleri ciddi oranda düşürülüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Mevcut Motorlarda Doğrudan Kullanım Kolaylığı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Geliştirilen sentetik yakıt, laboratuvar testlerinde 95 oktan değerine ulaşarak standart premium benzinle eş değer bir performans sergilediğini kanıtladı. Sürücülerin araçlarında herhangi bir motor modifikasyonu veya teknik değişiklik yapmasına gerek kalmadan doğrudan kullanılabilen bu yakıt, mevcut araç parkının karbondioksit emisyonlarını doğrudan aşağı çekmeyi hedefliyor. Böylece sürücüler, mevcut araçlarını koruyarak çevre dostu ulaşıma katkı sağlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Avrupa Birliği Hedefleri İçin Güçlü Alternatif</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Avrupa Birliği'nin 2035 yılından itibaren benzinli ve dizel araç satışını yasaklama planı, otomotiv sektöründe sentetik yakıtlara olan ilgiyi zirveye taşıdı. Uzman görüşlerine göre, Gota Energy tarafından geliştirilen bu teknoloji yalnızca yeni araçlar için kritik bir çözüm sunmakla kalmıyor. Aynı zamanda dünyada hâlihazırda trafiğe kayıtlı bulunan milyonlarca içten yanmalı motorlu araç için de en güçlü ve en uygulanabilir yeşil alternatif olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/benzin-ucuzlar-mi-alkolu-benzine-donusturmeyi-basardilar</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/benzin-akaryakit-motorin-1.jpg" type="image/jpeg" length="64227"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böğürtlende Kaliteyi Uzatan Sır]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/bogurtlende-kaliteyi-uzatan-sir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/bogurtlende-kaliteyi-uzatan-sir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Böğürtlenin raf ömrünü uzatan ve tazeliğini koruyan doğal yöntemleri keşfedin. Hasat öncesi kalsiyum ve kitosan uygulamaları ile tanışın.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Doğanın sunduğu en lezzetli ve besleyici meyvelerden biri olan böğürtlen, ne yazık ki hasat sonrası çok hızlı bir bozulma süreciyle karşı karşıya kalıyor. İnce ve narin yapısı, onu sadece lezzet değil, aynı zamanda patojenlere ve çevresel etmenlere karşı da son derece hassas kılıyor. Ancak, bilim dünyasının ortaya koyduğu yeni yaklaşımlar, bu lezzetli meyvenin ömrünü uzatmak için doğanın kendi savunma mekanizmalarını harekete geçirmenin mümkün olduğunu gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Doğal Savunma Mekanizması: Kitosan</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kitosan, doğada karides, yengeç gibi kabuklu deniz canlılarının kabuklarında bulunan ve biyoteknolojik çözümlerin yıldızı haline gelen doğal bir polisakkarittir. Böğürtlen üretiminde kullanılan bu madde, meyvenin yüzeyinde mikroskobik bir koruyucu tabaka oluşturarak bir kalkan görevi görüyor. Sadece fiziksel bir bariyer oluşturmakla kalmayan kitosan, meyvenin kendi savunma sistemini de aktive ederek patojenlere karşı direncini artırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kalsiyumun Gücü: Hücre Duvarı Sağlamlığı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bitkisel üretimde hücre duvarının "çimentosu" olarak adlandırılan kalsiyum, meyve dokusunun bütünlüğünü korumada anahtar rol oynuyor. Hasat öncesi uygulanan kalsiyum klorür, meyvenin hücresel dokusunu güçlendirerek yumuşamayı geciktiriyor ve meyveye daha dayanıklı bir yapı kazandırıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sinerjik Etki ile Uzun Ömürlü Tazelik</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yapılan araştırmalar, kalsiyum ve kitosanın ayrı ayrı kullanımlarının ötesinde, birlikte uygulandıklarında "sinerjik" bir etki yarattığını kanıtlıyor. Hasat öncesi doğru zamanda yapılan bu çiftli uygulama, meyvede ağırlık kaybını minimize ederken, depolama süresince besin değerlerinin ve lezzet profilinin daha iyi korunmasını sağlıyor. Özellikle bu ikili uygulama, meyvenin raf ömrünü uzatmada ve daha uzun süre pazar değerini korumasında oldukça etkili sonuçlar veriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bilimsel veriler, hasat öncesi doğru doz ve doğru zamanlama ile yapılan bu uygulamaların, böğürtlenin sadece çürümesini geciktirmekle kalmayıp, tüketicinin beklentisi olan "ilk günkü tazelik" hissini depolama süresince koruyabildiğini gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilimseverler İçin Özet: Uygulama Neden Başarılı?</strong></h2>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Fiziksel Bariyer:</strong> Kitosan, meyve yüzeyini dış etkenlerden izole eder.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Hücresel Güç:</strong> Kalsiyum, hücre duvarlarını stabilize ederek doku yıkımını yavaşlatır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sinerji:</strong> İki maddenin kombinasyonu, tek başına kullanıldıklarından daha yüksek bir koruma kalkanı oluşturur.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bu bulgular, böğürtlen gibi son derece hassas ürünlerin, çevreye zarar vermeyen ve insan sağlığına uygun doğal maddelerle daha uzun süre muhafaza edilebileceğini göstererek, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik adına umut verici bir kapı aralıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> İşbilir, M. E. (2025). <i>Hasat Öncesi Kalsiyum Klorür ve Kitosan Uygulamalarının Böğürtlenin Depolama Performansına Etkisi</i> (Yüksek Lisans Tezi). Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı. Tez No; 985729</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/bogurtlende-kaliteyi-uzatan-sir</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/bogurtlende-kaliteyi-uzatan-sir-1180x720.jpg" type="image/jpeg" length="70974"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Toprağın Gizli Tehlikesi: Meyvelerimiz Risk Altında mı?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/topragin-gizli-tehlikesi-meyvelerimiz-risk-altinda-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/topragin-gizli-tehlikesi-meyvelerimiz-risk-altinda-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bingöl'de yapılan araştırmalar, madencilik faaliyetlerinin bahçe meyvelerinde ağır metal birikimine yol açabileceğini ortaya koyuyor. Gıda güvenliği ve toprak kirliliği üzerine çarpıcı bulgular.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Doğanın sunduğu en sağlıklı besin kaynakları olarak bildiğimiz bahçe meyveleri, hiç beklemediğimiz bir tehditle karşı karşıya olabilir. Son bilimsel araştırmalar, madencilik faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde yetişen bitkilerin, toprakta biriken ağır metalleri bünyelerine hapsettiğini ortaya koyuyor. Özellikle Bingöl'ün Genç ilçesindeki Avnik demir madeni çevresinde gerçekleştirilen detaylı incelemeler, topraktaki kirliliğin izini sürerek çarpıcı sonuçlara ulaştı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Doğanın Filtresi mi, Deposu mu?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bitkiler, kökleri vasıtasıyla topraktan aldıkları besinleri gövde, yaprak ve meyve gibi farklı organlarına taşır. Ancak çevrede madencilik kaynaklı ağır metal kirliliği olduğunda, bitkiler bu toksik elementleri de besinlerle birlikte bünyelerine alır. Araştırmalar, Alüminyum (Al), Arsenik (As), Kadmiyum (Cd), Krom (Cr), Bakır (Cu), Demir (Fe), Mangan (Mn), Nikel (Ni), Kurşun (Pb) ve Çinko (Zn) gibi metallerin, bitki dokularında değişken oranlarda biriktiğini gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yapraklar Daha Fazla Biriktiriyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel veriler, özellikle yaprak dokularının ağır metalleri depolama konusunda daha 'istekli' olduğunu kanıtlıyor. Meyveler ise genellikle daha düşük konsantrasyonlarda metal içerme eğiliminde olsa da, doğrudan tüketilmeleri nedeniyle gıda güvenliği açısından kritik bir risk noktası oluşturuyorlar. Yapılan çalışmalarda, incelenen türler arasında metal birikim kapasitelerinin büyük farklılıklar gösterdiği tespit edildi; bu durum bitkilerin kendi içsel savunma mekanizmalarının ve genetik yapılarının, kirliliğe karşı farklı tepkiler verdiğini gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Fitoremediasyon: Doğal Bir Çözüm mü?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın en ilginç bulgularından biri, bazı bitki türlerinin ağır metalleri diğerlerine oranla çok daha yüksek seviyelerde kendi bünyesinde tutabilme yeteneği. Bilim dünyasında 'fitoremediasyon' olarak adlandırılan bu doğal temizleme potansiyeli, kirli toprakların biyolojik yollarla iyileştirilmesi için büyük bir umut vaat ediyor. Hiperakümülatör özelliği taşıyan bazı bitki türleri, yüksek metal yoğunluğuna sahip topraklarda dahi toksisite semptomu göstermeden gelişimlerini sürdürebiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sürdürülebilir Tarım ve Halk Sağlığı İçin Uyarı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bu bulgular, madencilik bölgeleri çevresindeki tarımsal faaliyetlerin çok daha sıkı denetlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Toprak sağlığı sadece verimlilikle değil, aynı zamanda o topraktan sofralarımıza gelen ürünlerin güvenliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Sürdürülebilir tarım uygulamaları ve çevre politikalarının, madencilikten kaynaklanan ağır metal kirliliğini minimize edecek şekilde yeniden şekillendirilmesi, hem ekosistem sağlığı hem de gelecek nesillerin gıda güvenliği için hayati önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynakça:</strong> Bural, S. (2025). <i>Maden İşletmeleri Kaynaklı Ağır Metal Kirliliğinin Bazı Bahçe Bitkileri Üzerine Etkileri (Bingöl Örneği)</i>. Yüksek Lisans Tezi, Bingöl Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı. Tez No; 975258</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/topragin-gizli-tehlikesi-meyvelerimiz-risk-altinda-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/topragin-gizli-tehlikesi-meyvelerimiz-risk-altinda-mi.jpg" type="image/jpeg" length="35293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fırsatları Kaçırma Korkusu ve Kararsızlık Tüketim Alışkanlıklarımızı Nasıl Şekillendiriyor?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/firsatlari-kacirma-korkusu-ve-kararsizlik-tuketim-aliskanliklarimizi-nasil-sekillendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/firsatlari-kacirma-korkusu-ve-kararsizlik-tuketim-aliskanliklarimizi-nasil-sekillendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FOMO ve FOBO alışveriş kararlarımızı nasıl etkiliyor? Bilimsel araştırmalar, kaçırma korkusunun bandwagon tüketim üzerindeki şaşırtıcı etkisini ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, alışveriş deneyimlerimiz sadece bir ürün satın almaktan çok daha karmaşık bir psikolojik sürece evrildi. Online alışveriş platformları, sundukları sınırsız seçenekler ve anlık bildirimlerle tüketicileri sürekli bir tetikte olma durumuna zorluyor. Son dönemde yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma, bu dijital dünyanın tüketiciler üzerinde yarattığı iki temel kaygı olan "Fırsatları Kaçırma Korkusu" (FOMO) ve "Daha İyi Seçenekleri Kaçırma Korkusu"nun (FOBO), tüketim tercihlerimizi nasıl kökten değiştirdiğini gözler önüne seriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Dijital Dünyanın Görünmez Baskısı: FOMO</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırma bulgularına göre, tüketiciler başkalarının yaşadığı deneyimlerden geri kalma endişesi olan FOMO'yu yoğun bir şekilde yaşıyor. Bu kaygı, bireyleri bir gruba ait olma veya "sürüye katılma" arzusuyla, başkalarının tercih ettiği ürünlere yönelmeye itiyor. Psikolojik açıdan bakıldığında FOMO, online alışveriş yapan bireyleri adeta bir "tüketim bandına" bindirerek, bandwagon (sürü) etkisiyle hareket etmelerine neden oluyor. Yani insanlar, bir ürünü sırf başkalarının da aldığını gördükleri için tercih etmeye daha meyilli hale geliyorlar.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Karar Felcinden Kaçış: FOBO'nun Rolü</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Ancak işin bir de kararsızlık boyutu var. FOMO'nun yarattığı o yoğun baskının yanı sıra, bireyler bir de "Daha İyi Seçenekleri Kaçırma Korkusu" (FOBO) ile boğuşuyor. FOBO, tüketicinin en iyi seçeneği bulma arzusuyla karar verme sürecini aşırı uzatmasına ve bazen satın almaktan tamamen vazgeçmesine yol açıyor. İlginç olan nokta ise, FOMO'nun aslında FOBO'yu tetikliyor olmasıdır; yani birey "bir şeyi kaçırmayayım" derken, karşısına çıkan seçeneklerin bolluğuyla "acaba daha iyisi var mıdır?" çıkmazına sürükleniyor.</p>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın ortaya koyduğu üzere, FOBO bu süreçte kritik bir aracılık görevi üstleniyor. FOMO, dolaylı yollarla da olsa bandwagon tüketim üzerinde etkili olurken, tüketicinin zihnindeki "en iyiyi seçme" kaygısı (FOBO), bu bandwagon tüketim davranışını şekillendiren veya engelleyen bir mekanizma olarak işliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Pazarlamacılar İçin Yeni Bir Ufuk</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bu bulgular, tüketicilerin satın alma noktasında yaşadıkları kaygıların, sadece ürün özelliklerine değil, tamamen psikolojik süreçlere dayandığını kanıtlıyor. Pazarlamacılar için bu durum, tüketici kararlarını etkilemek adına hangi duyguların tetiklenmesi gerektiğine dair önemli bir ipucu sunuyor. Tüketicinin sadece bir "alıcı" değil, karmaşık duygusal süreçlerden geçen bir "karar verici" olduğu gerçeği, gelecekteki pazarlama stratejilerini değiştirecek nitelikte.</p>

<p style="text-align:justify">Tüketicilerin bandwagon etkisine kapılmalarının arkasındaki temel dinamikleri anlamak, hem tüketicilerin kendi kararları üzerindeki farkındalığını artırıyor hem de dijital alışverişin psikolojik haritasını yeniden çiziyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Biba, M. (2026). <i>Online Alışverişlerde Fırsatları Kaçırma Korkusu ve Daha İyi Seçenekleri Kaçırma Korkusunun Bandwagon Tüketim Üzerindeki Etkisi</i> [Yüksek Lisans Tezi, Anadolu Üniversitesi]. Tez No; 1010517</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/firsatlari-kacirma-korkusu-ve-kararsizlik-tuketim-aliskanliklarimizi-nasil-sekillendiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/alisveris-bagimliligi-ile-nasil-basa-cikilir-1078x720.jpg" type="image/jpeg" length="55665"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de Sürücüsüz Taksi Dönemi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/turkiyede-surucusuz-taksi-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/turkiyede-surucusuz-taksi-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara merkezli yerli girişim Tripy, L4 seviyesinde tam otonom teknolojiye sahip sürücüsüz taksileri Türkiye yollarına çıkarmaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Ulaşım teknolojilerindeki hızlı değişim, şehir içi hareketliliği kökten değiştirecek yenilikleri de beraberinde getiriyor. İnsan müdahalesi gerektirmeyen araçların yollara inmesi artık bir hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşüyor. Türkiye'nin mikromobilite alanındaki öncü isimlerinden biri, geliştirdiği üst düzey otonom sistemlerle bu devrime öncülük etmeye hazırlanıyor. İşte ulaşımda yeni bir çığır açacak olan o teknolojik atılımın detayları.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>L4 Seviyesinde Tam Otonom Sürüş</strong></span></h3>

<p id="p-rc_8e90712ecb8fee6f-142" style="text-align:justify">Tripy tarafından hizmete sunulacak olan "Robotaxi", yapay zekanın ulaşımdaki en gelişmiş noktalarından biri olan L4 seviyesinde tam otonom sürüş kapasitesine sahip. Bu teknoloji sayesinde araçlar, direksiyonda hiçbir insan müdahalesi olmadan kendi kendine hareket edebiliyor. Araç üzerinde bulunan gelişmiş sensör sistemleri, çevresel verileri milisaniyeler içinde işleyerek güvenli bir sürüş deneyimi için anlık kararlar alabiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Mühendislik Başarısı ve Zorlu Testler</strong></span></h3>

<p id="p-rc_8e90712ecb8fee6f-143" style="text-align:justify">Robotaxi’nin geliştirilme süreci, devasa bir mühendislik emeğinin ürünü olarak dikkat çekiyor. Tam 100 bin saati aşan yol testleri, 3,8 milyon saatlik mühendislik çalışması ve 80 milyon satır kod ile hazırlanan sistem, geleceğin teknolojisini yollara taşıyor. Çin merkezli teknoloji devi Calmcar ve SAIC iş birliğiyle optimize edilen elektrikli MIFA 7 araçları, Çin’deki zorlu test süreçlerini başarıyla tamamlayarak Türkiye operasyonu için hazır hale getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Küresel Vizyon: Türkiye'den Londra'ya</strong></span></h3>

<p id="p-rc_8e90712ecb8fee6f-144" style="text-align:justify">Ankara merkezli olarak 2022 yılında kurulan ve kısa sürede 700 bini aşkın üyeye ulaşan Tripy, sadece yurt içinde değil, yurt dışında da önemli bir adım atıyor. Türkiye'deki hazırlıklarını sürdüren şirket, aynı zamanda dünya metropolü Londra'da Robotaxi işletmeciliği yapabilmek için resmi başvurularını da tamamladı. Böylece teknoloji ihraç eden bir konuma yükselen yerli girişim, sürücüsüz ulaşım devrini küresel ölçekte yaygınlaştırmayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/turkiyede-surucusuz-taksi-donemi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/surucusuz-arac.jpg" type="image/jpeg" length="21898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mısır Islahında Ezber Bozan Keşif: Hem Verimli Hem Kaliteli Mümkün!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/misir-islahinda-ezber-bozan-kesif-hem-verimli-hem-kaliteli-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/misir-islahinda-ezber-bozan-kesif-hem-verimli-hem-kaliteli-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mısır ıslahında verim ve kalite ikilemi bitti! Bilimsel araştırma, doğru genetik kombinasyonlarla hem yüksek verim hem de üstün kalitenin mümkün olduğunu kanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tarla bitkileri dünyasında uzun süredir devam eden "verim mi, kalite mi?" ikilemi, yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma ile tarihe karışıyor. Türkiye'nin mısır ıslahı çalışmalarında, yüksek verim ile üstün kalite özelliklerinin birbirine zıt kutuplar olmadığını kanıtlayan çarpıcı sonuçlar elde edildi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Genetik Şifre Çözüldü: Çevre Değil, Genetik Belirliyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Mısır ıslahında verim ve kalite parametrelerinin kalıtım mekanizmasını mercek altına alan araştırma, bu özelliklerin çevre faktörlerinden ziyade bitkinin genetik yapısı tarafından kontrol edildiğini ortaya koydu. İncelenen tüm agronomik ve kalite kriterlerinde, kalıtım derecesinin %85 ile %97 arasında değişen çok yüksek seviyelerde saptanması, mısır ıslahında "basit seleksiyon" yöntemlerinin ötesine geçilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"ADK 451 * ADK 855" Çifti Rekora Koşuyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel çalışmanın en dikkat çekici çıktısı, özel olarak eşleştirilen hatlardan elde edilen melez kombinasyonların performansı oldu. ADK 451 * ADK 855 melez kombinasyonu, hem yüksek verim hem de üstün kalite kriterlerini aynı bünyede taşıyarak, geleceğin mısır çeşitleri için en güçlü aday olarak öne çıktı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Çiftçiye İkinci Güçlü Aday: ADK 451 * ADK 823</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmada öne çıkan bir diğer başarılı melez ise ADK 451 * ADK 823 oldu. Yüksek yeşil bitki verimi ile dikkat çeken bu kombinasyon, tescil süreçlerinde ikinci güçlü aday olarak belirlendi. Bu sonuçlar, doğru genetik kombinasyonlar ve heterosis (melez gücü) etkisinin, mısır üretiminde kalite ve verim kaybını ortadan kaldırdığını ispatlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yeni Bir Ufuk: Islahta Kalite Dönemi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Mısır ıslahında artık sadece "tonaj" değil, hayvan beslemesinde daha verimli enerji dönüşümü sağlayan "yüksek kalite" ön planda. Bu bilimsel veriler, mısırda "verim ile kalite birbirine zıt kutuplardır" ön yargısını yıkarak, her iki parametrenin eş zamanlı yükseltilebileceğini bilimsel olarak tescilliyor. Bu bulgular, yerli ve milli çeşit geliştirme çalışmalarında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</p>

<p id="p-rc_b1cf57b569ce8c74-20" style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Duman, A. (2026). <i>Silajlık Mısır 7x7 Yarım Diallel Melezlerinde Silaj Verimi ve Kalite Özellikleri Yönünden Karşılaştırmalar</i> (Doktora Tezi). Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü. Tez No; 1013044</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/misir-islahinda-ezber-bozan-kesif-hem-verimli-hem-kaliteli-mumkun</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/misir-islahinda-ezber-bozan-kesif-hem-verimli-hem-kaliteli-mumkun-1084x720.jpg" type="image/jpeg" length="89474"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
