<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Erzincan Haber, Erzincan</title>
    <link>https://www.dogugazetesi.com</link>
    <description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, Erzincan haberleri ve ülke gündemi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/bilim-ve-teknoloji" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 06:01:20 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/bilim-ve-teknoloji"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Android Cihazlara Sahte Aramaları Engelleyen Özellik]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/android-cihazlara-sahte-aramalari-engelleyen-ozellik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/android-cihazlara-sahte-aramalari-engelleyen-ozellik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Google, Android kullanıcılarını numara kopyalama ve sahte aramalardan korumak için RCS tabanlı yeni doğrulama sistemini hayata geçiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Teknolojinin gelişmesiyle birlikte artan telefon dolandırıcılıklarına karşı teknoloji devi Google, önemli bir güvenlik kalkanı geliştiriyor. Özellikle yapay zeka destekli ses taklitleri ve numara kopyalama yöntemleriyle mağdur edilen kullanıcıları korumayı hedefleyen şirket, haziran ayı güncellemesiyle dikkat çeken bir doğrulama sistemini kullanıma sunuyor. Bu yeni özellik sayesinde, rehberinizde kayıtlı birinden gelen aramanın gerçekten o kişiye ait olup olmadığı otomatik olarak teyit edilecek.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Cihazlar Arası Şifreli İletişim</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yeni güvenlik sistemi, operatör tabanlı eski yöntemlerin aksine doğrudan cihazlar arasında çalışacak şekilde tasarlandı. Rehberde kayıtlı bir numaradan arama geldiğinde, telefonlar arka planda şifreli RCS bağlantısı üzerinden anlık bir iletişim kurarak kimlik doğrulaması gerçekleştiriyor. Bu sayede dolandırıcılar numarayı kopyalasa veya yapay zeka ile ses klonlasa dahi bu şifreli güvenlik duvarını aşamıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kullanıcıya Uyarı Mesajı Gidecek</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Doğrulama süreci esnasında, karşı tarafın cihazı böyle bir aramanın başlatılmadığını teyit ederse sistem anında devreye giriyor. Ekranda, arayan kişinin rehberdeki kayıtlı kişi olmayabileceğine dair belirgin bir uyarı mesajı beliriyor. Böylece kullanıcılar, telefonu açmadan önce sahte bir arama ile karşı karşıya olduklarını anlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>İlk Olarak Pixel Modellerinde Başlıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bu yenilikçi güvenlik duvarından faydalanabilmek için her iki tarafın da Google Kişiler, Google Mesajlar ve Google Telefon uygulamalarını aktif olarak kullanması şartı aranıyor. Sistem ilk aşamada Google'ın kendi üretimi olan Pixel modellerinde deneyime sunulacak. İlerleyen süreçte ise Android 12 ve daha üstü işletim sistemine sahip diğer üreticilerin akıllı telefonlarında da kullanıma açılması planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/android-cihazlara-sahte-aramalari-engelleyen-ozellik</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 00:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/sahte-arama.jpg" type="image/jpeg" length="59162"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan’ın Gizli Tasavvuf Hazinesi Gün Yüzüne Çıktı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-gizli-tasavvuf-hazinesi-gun-yuzune-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-gizli-tasavvuf-hazinesi-gun-yuzune-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan’ın manevi mimarlarından Şeyh Mustafa Fehmî Efendi’nin hayatı, Aşçı İbrahim Dede’nin hatıraları ışığında akademik bir araştırmayla gün yüzüne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_12a94664b7fc1457-23" style="text-align:justify">Anadolu’nun kalbinde, tasavvufi derinliğiyle bilinen Erzincan’ın XIX. yüzyıldaki ruhani iklimi, akademik bir araştırmayla gün yüzüne çıkarıldı. Şehrin manevi hafızasında önemli bir yere sahip olan, ancak bugüne kadar kapsamlı bir akademik çalışmaya konu edilmemiş olan Şeyh Mustafa Fehmî Erzincânî’nin hayatı, dönemin sosyal dokusunu ve tasavvufi geleneklerini yansıtan nadir bir kaynakla yeniden keşfedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bir Sûfînin Gözünden Şehrin Hafızası</strong></h2>

<p id="p-rc_12a94664b7fc1457-24" style="text-align:justify">Araştırma, temel kaynağını Aşçı İbrahim Dede’nin kaleme aldığı ve kapsamlı bir biyografi niteliği taşıyan hâtıratından alıyor. Üç ciltlik bu eser, sadece Şeyh Fehmî Efendi’nin hayatını değil, aynı zamanda o dönemde Erzincan’daki sosyal yapıyı, toplumsal olayları ve tasavvufi kişilikler arasındaki etkileşimleri de aydınlatıyor. Bu çalışma, dağınık haldeki bilgileri sistematik bir şekilde bir araya getirerek, adeta bir "gizli hazineyi" tasavvuf araştırmalarına kazandırıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Nakşî-Hâlidî Geleneğinin Erzincan’daki İzleri</strong></h2>

<p id="p-rc_12a94664b7fc1457-25" style="text-align:justify">Araştırmada, Nakşibendiyye’nin Hâlidiyye kolunun Erzincan’da yayılmasında "Terzi Baba" olarak bilinen Mehmet Hayyât Vehbî’nin öncü rolüne ve ardından bu mirası devralan Şeyh Mustafa Fehmî Efendi’nin tarikatın devamlılığına sağladığı katkılara odaklanılıyor. Fehmî Efendi’nin sadece manevi rehberliğiyle değil, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı sürecinde vatan savunmasındaki rolleriyle bilinen Şeyh Ahmed Fevzi Efendi’nin babası olması, araştırmanın tarihsel önemini de pekiştiriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Ahlâk ve Vakarın Temsili</strong></h2>

<p id="p-rc_12a94664b7fc1457-26" style="text-align:justify">Bilimsel çalışma, Fehmî Efendi’nin tasavvufi kimliğini, ilmi derinliğini ve ahlaki erdemlerini gözler önüne seriyor. Aşçı İbrahim Dede’nin anlatımlarına göre, Fehmî Efendi sadece manevi bir mürşid değil, aynı zamanda toplumsal olaylara duyarlı, vakarlı, alçakgönüllü ve çevresine ışık tutan bir şahsiyet olarak tanımlanıyor. Onun tasavvufi uygulamaları olan zikir, râbıta ve murâkabe gibi seyr u sülûk süreçleri, bu çalışmada ayrıntılı bir biçimde ele alınarak gelecek nesillere aktarılacak bir miras olarak kaydediliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Badem, E. (2024). <i>Aşçı İbrahim Dede'nin Hâtıratı Çerçevesinde Erzincanlı Şeyh Fehmi Efendi</i> [Yüksek Lisans Tezi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi]. Tez No; 873759</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-gizli-tasavvuf-hazinesi-gun-yuzune-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/erzincanin-gizli-tasavvuf-hazinesi-gun-yuzune-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="59254"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan Havalimanı Afet Yönetiminde Kritik Avantaja Sahip]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincan-havalimani-afet-yonetiminde-kritik-avantaja-sahip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincan-havalimani-afet-yonetiminde-kritik-avantaja-sahip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki havalimanları afetlere ne kadar hazır? Bilimsel analizler Erzincan Havalimanı'nın stratejik konumunun önemini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Havalimanları, stratejik önemleri ve yüksek insan trafiği barındırmaları nedeniyle afet ve acil durum yönetimi süreçlerinin merkezinde yer almaktadır. Gerçekleştirilen kapsamlı bilimsel çalışma, Türkiye’nin aktif fay hatlarından biri olan Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan havalimanlarının olası afetlere karşı hazırlık düzeyini çok kriterli karar verme yöntemleriyle mercek altına almıştır.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Afet Yönetiminde Kritik Parametreler</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Havalimanlarının acil durum planlarının sadece kağıt üzerinde kalmaması, aynı zamanda lojistik ve coğrafi açıdan uygulanabilir olması gerektiği vurgulanan çalışmada; personel yapısı, ekipman ve sistem kapasitesi, havalimanı alanı, ulaşım olanakları ve afet olasılığı gibi temel kriterler titizlikle analiz edilmiştir. Araştırma, bir havalimanının acil durum anında hayati bir "ileri üs" veya "tahliye merkezi" olarak hizmet verebilmesi için sahip olması gereken teknik donanımın önemini gözler önüne sermektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan Şehir Merkezine Yakınlık Avantajı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Analiz sonuçları, incelenen havalimanları arasında "şehre uzaklık" kriteri bakımından Erzincan Yıldırım Akbulut Havalimanı’nın en yüksek ağırlığa sahip olduğunu göstermektedir. Şehir merkezine olan yakınlığı (9 km), afetin ilk anlarında müdahale ekiplerinin ulaşımı, afetzedelerin tahliyesi ve lojistik desteğin sağlanması açısından Erzincan’ı stratejik bir avantaja taşımaktadır. Bu yakınlık, havalimanının afet sonrası kriz yönetiminde etkin bir üs olarak işlev görmesini kolaylaştıran temel bir unsur olarak değerlendirilmektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Modern Yöntemlerle Risk Analizi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çalışmada kullanılan AHP (Analitik Hiyerarşi Süreci) ve Bulanık AHP yöntemleri, havalimanlarının mevcut durumunu daha belirgin bir şekilde ortaya koymuştur. Özellikle Bulanık AHP, karar verme süreçlerindeki belirsizliklerin daha iyi yönetilmesine olanak tanıyarak, havalimanı işletmelerinin afet hazırlık stratejileri geliştirirken dikkate almaları gereken unsurları netleştirmiştir. Bu bilimsel çalışma, havalimanlarının sadece günlük operasyonlarda değil, kriz anlarında da dayanıklı yapılar haline gelmesi için örnek bir yol haritası sunmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Ataseven, H. (2024). <i>Havalimanlarında acil durum ve afet yönetimi</i> (Yüksek Lisans Tezi). Gazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü. Tez No; 887980</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincan-havalimani-afet-yonetiminde-kritik-avantaja-sahip</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/12/havalimani-1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="67930"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan’ın Doğal Peynirlerinin Gıda Güvenliğinde Devrim]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-dogal-peynirlerinin-gida-guvenliginde-devrim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-dogal-peynirlerinin-gida-guvenliginde-devrim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Anadolu'nun geleneksel peynirlerinde keşfedilen doğal koruyucular, gıda güvenliğinde kimyasallara son verebilir. Bilimin yeni keşfini inceleyin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gıda endüstrisinde kimyasal koruyuculara olan bağımlılığı azaltacak, tamamen doğal ve etkili bir çözüm mü arıyorsunuz? Bilim dünyası, geleneksel yöntemlerle üretilen yerel peynirlerin sırrını çözerek gıda güvenliğinde yepyeni bir sayfa açıyor. Doğu Anadolu'nun zengin mutfak kültürünün bir parçası olan yerel peynirler, sadece lezzetleriyle değil, içlerinde sakladıkları mikroskobik koruyucularla da geleceğin gıda teknolojisine ışık tutuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Peynirin İçindeki Görünmez Kahramanlar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yapılan bilimsel araştırmalar, Ardahan, <strong>Erzincan</strong>, Erzurum ve Kars gibi Doğu Anadolu illerinde geleneksel yöntemlerle üretilen peynirlerin, "laktik asit bakterileri" açısından oldukça zengin bir kaynak olduğunu ortaya koydu. Bu bakteriler, gıdaların bozulmasına neden olan zararlı mikroorganizmalara karşı adeta bir "doğal kalkan" görevi gören "bakteriyosin" adlı özel protein yapılı maddeler üretiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Doğal Koruma ile Uzun Raf Ömrü</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel analizler, bu özel bakterilerden elde edilen koruyucu maddelerin, gıdaların raf ömrünü uzatmada ve patojenlerin gelişimini engellemede yüksek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Araştırmada öne çıkan bulgular şöyle:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Geniş Koruma Alanı:</strong> İzole edilen doğal koruyucu maddelerin, pH 3 ile pH 10 arasındaki oldukça geniş bir aralıkta aktivitelerini koruyabildiği tespit edildi.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İleri Teknoloji:</strong> Yapılan saflaştırma çalışmalarında, antimikrobiyal aktivite gösteren bu proteinlerin moleküler ağırlıklarının 10-15 kDa (kilodalton) aralığında olduğu belirlendi.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Dayanıklılık:</strong> Doğal bakteriyosinlerin, farklı ısı ve zaman koşullarında bile işlevselliğini yitirmemesi, onları endüstriyel gıda üretiminde kimyasal koruyuculara karşı güçlü bir alternatif haline getiriyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Gıda Güvenliğinde Gelecek: Biyokoruyucular</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bu keşif, tüketicilerin daha doğal, sağlıklı ve katkısız gıdalara olan talebini karşılamak için kritik bir öneme sahip. Geleneksel peynirlerden izole edilen bu doğal "biyokoruyucular", ileride paketlenmiş gıdalardan et ürünlerine kadar pek çok alanda, gıda güvenliğini sağlamak için doğal bir zırh olarak kullanılabilecek. Bilim insanları, bu doğal izolatların tam saflaştırılması ve protein dizilimlerinin analiz edilmesinin, gıda güvenliği teknolojilerini kökten değiştireceğini belirtiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Doğu Anadolu Bölgesinin Ticari Değeri Yüksek Yerel Peynirlerinden Bakteriyosin Üreticisi Laktik Asit Bakterilerinin İzolasyonu ve Bakteriyosinin Kısmi Saflaştırılması, Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2023. Tez No; 848682</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-dogal-peynirlerinin-gida-guvenliginde-devrim</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/08/erzincan-tulum-peyniri-1280x853.jpg" type="image/jpeg" length="23089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan Ovası'nın Fay Hattı Haritası Çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincan-ovasinin-fay-hatti-haritasi-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincan-ovasinin-fay-hatti-haritasi-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan Ovası'ndaki tektonik hareketliliği ve deprem riskini inceleyen yeni bilimsel araştırma, bölgedeki yıkıcı deprem potansiyeline ve yerleşim planlaması için kritik uyarılara dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong><i>Erzincan Ovası ve çevresini kapsayan yeni bilimsel araştırma, bölgenin sismik karakterini ve morfotektonik yapısını gözler önüne seriyor. Bölgedeki tektonik aktiviteyi sayısal verilerle ortaya koyan çalışma, yıkıcı deprem riskine karşı stratejik yerleşim planlamasının önemine dikkat çekiyor.</i></strong></p>

<p style="text-align:justify">Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun (KAFZ) doğu kesiminde yer alan Erzincan Ovası ve çevresi, jeolojik yapısı gereği yüksek derecede tektonik hareketliliğe sahip bir saha olarak tanımlanıyor. Bilimsel araştırma kapsamında, ovanın kuzey ve güney yamaçlarında belirlenen 53 farklı alt akarsu havzası üzerinde kapsamlı morfometrik analizler gerçekleştirildi. Bu analizler, bölgedeki fay hatlarının aktiflik derecelerini sayısal verilerle belirlemeyi amaçlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Tektonik Aktivite "Yüksek" Sınıfta</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yapılan incelemeler sonucunda, incelenen havzaların hiçbirinin "düşük" tektonik aktivite sınıfında olmadığı tespit edildi. Bölgedeki havzaların %30’unun "çok yüksek", %45’inin "yüksek" ve %25’inin ise "orta" derecede tektonik aktiviteye sahip olduğu belirlendi. Özellikle Erzincan Ovası'nın kuzeyindeki yamaçların, güney yamaçlarına oranla çok daha belirgin bir tektonik aktivite gösterdiği vurgulanıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yıkıcı Deprem Riski ve Yerleşim Uyarısı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırma, 1900-2023 yılları arasındaki verileri kullanarak Erzincan Ovası ve çevresindeki deprem riskini derinlemesine analiz ediyor. Bölgede yıkıcı depremlerin yaşanma olasılığının oldukça yüksek olduğu ifade edilirken, yeni yerleşim alanlarının seçimi konusunda hayati uyarılarda bulunuluyor. Araştırma sonuçlarına göre;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Yeni yerleşim birimleri, fay hatlarından uzak ve zemin yapısı sağlam alanlara kurulmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Yerleşim yeri belirleme kriterlerinde sadece deprem riski değil; meteorolojik, klimatolojik ve hidrografik afet riskleri de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Bu kriterlerin ihmal edilmesi durumunda, gelecekteki olası sismik hareketlerde can ve mal kayıplarının artabileceği öngörülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Erzincan şehri ve çevresindeki yapılaşmanın, bölgenin tektonik gerçekleriyle uyumlu, bilimsel verilere dayanan bir planlama anlayışıyla yeniden ele alınması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Uysal, A. (2024). <i>Erzincan Ovası ve Çevresinin Morfotektonik Özellikleri ve Deprem Analizi</i> [Doktora Tezi, Fırat Üniversitesi]. Tez No; 841712</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincan-ovasinin-fay-hatti-haritasi-cikarildi</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/erzincan-ovasinin-fay-hatti-haritasi-cikarildi-1280x474.jpg" type="image/jpeg" length="85637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ChatGPT Üreticisine Dava Açıldı: Çocuklar Tehlikede!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/chatgpt-ureticisine-dava-acildi-cocuklar-tehlikede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/chatgpt-ureticisine-dava-acildi-cocuklar-tehlikede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin Florida eyaleti, çocukların güvenliğini tehlikeye attığı ve zararlı içerikler sunduğu gerekçesiyle ChatGPT'nin üreticisi OpenAI şirketine dava açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaşması, beraberinde ciddi güvenlik endişelerini de getirmeye devam ediyor. ABD'nin Florida eyaleti, dünya çapında milyonlarca kullanıcısı olan yapay zeka sohbet robotu ChatGPT'nin geliştiricisi OpenAI ve şirketin CEO'su Sam Altman hakkında hukuki süreç başlattı. Mahkemeye sunulan dava dosyasında, şirketin çocuk güvenliği konusundaki uyarıları kasıtlı olarak görmezden geldiği ve kullanıcılar için riskli olduğunu bilmesine rağmen ürünü piyasaya sürdüğü iddia ediliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kamu Güvenliği Yerine Kar Tercihi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Florida Başsavcılığı tarafından yürütülen süreçte, teknoloji devinin kamu sağlığı yerine ticari kaygıları ve yapay zeka yarışını ön planda tuttuğu vurgulanıyor. Başsavcı James Uthmeier'in açıklamalarına göre, Sam Altman ve yönetim ekibi kâr elde etme amacı güderek çocukların fiziksel ve psikolojik güvenliğini ikinci plana attı. Bu durumun eyalet sınırları içerisinde kabul edilemez olduğu belirtilerek, ihmal ve aldatıcı ticari uygulamalar nedeniyle ağır hukuki cezalar talep ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Zararlı İçerik Ve Veri İhlali İddiası</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Açılan davanın en temel noktalarından birini, küçük yaştaki kullanıcıların kişisel verilerinin korunması oluşturuyor. Florida eyaleti, mahkemeden şirketin 13 yaş altındaki çocuklardan ebeveyn izni olmadan veri toplamasını tamamen engelleyecek bir karar çıkarmasını bekliyor. Ayrıca uygulamanın, ürün sorumluluk yasalarını ihlal edecek şekilde zararlı yönlendirmeler barındırdığı ve bunun bilinçli bir şekilde tüketicilere sunulduğu ifade ediliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Geçmişteki İntihar Ve Sanrı Vakaları</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">OpenAI şirketinin karşı karşıya kaldığı hukuki sorunlar sadece Florida eyaletiyle sınırlı değil. Son dönemde ülke genelinde ChatGPT'nin, daha önceden hiçbir ruh sağlığı problemi olmayan bireyleri intihara ve tehlikeli sanrılara sürüklediği iddiasıyla açılan çok sayıda dava bulunuyor. Kullanıcıların sohbet robotunu bir terapist veya sırdaş gibi kullanmasının, özellikle psikolojik sorunlarla boğuşan gençler için ölümcül sonuçlar doğurabileceği tehlikesine dikkat çekiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Şirketten Ebeveyn Denetimi Hamlesi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Giderek artan yasal baskılar ve kamuoyundan gelen yoğun tepkiler üzerine OpenAI yönetimi, platforma yeni güvenlik önlemleri entegre etmek zorunda kaldı. Şirket, 13-17 yaş aralığındaki kullanıcıların hesaplarını ebeveynlerine bağlayan yeni bir denetim sistemini devreye aldı. Bu sistem sayesinde çocukların kendine zarar verme niyeti taşıdığı tespit edildiğinde ebeveynlere uyarı gönderilmesi, belirli saatlerde erişimin kısıtlanması ve romantik ya da şiddet içerikli yanıtların sınırlandırılması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/chatgpt-ureticisine-dava-acildi-cocuklar-tehlikede</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 00:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/02/open-a-i-1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="44063"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan’da Urartu’nun Gizemli Yolculuğu]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-urartunun-gizemli-yolculugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-urartunun-gizemli-yolculugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Urartu Krallığı’nda ölülerin yakılarak urne adı verilen kaplara gömüldüğü gelenek, bilimsel bir araştırmayla gün yüzüne çıktı. Erzincan-Altıntepe'nin de merkezlerinden biri olduğu bu ritüel, ruhun göğe yükseliş hızını nasıl temsil ediyordu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Urartu Krallığı, sadece görkemli kaleleri ve sanatıyla değil, ölümden sonraki yaşama dair geliştirdiği karmaşık ritüellerle de tarihin en gizemli uygarlıklarından biri olmaya devam ediyor. Son dönemde yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma, Urartu toplumunun "urne gömü" geleneğine ışık tutarak, binlerce yıl öncesinin inanç dünyasına dair şaşırtıcı detayları ortaya koydu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Ruhun Göğe Yükselişini Hızlandırma Arayışı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Urartu topraklarında gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar, bölgedeki ölü gömme geleneklerinin sadece vücudun toprağa bırakılmasından (inhumasyon) ibaret olmadığını gösteriyor. Kremasyon, yani ölünün yakılarak gömülmesi uygulaması, Urartu toplumunda oldukça yaygın ve özel bir yere sahip.</p>

<p style="text-align:justify">Bilimsel verilere göre, bu ritüelde cesedin yakılmasının ardından geriye kalan kemik ve kül kalıntıları, "urne" olarak adlandırılan pişmiş topraktan yapılmış kaplara yerleştiriliyor. Araştırmalar, kremasyonun temel amacının, bedeni hızla yok ederek ruhun bedenden ayrılma ve "öğe dünyaya geçiş" süresini kısaltmak olduğuna işaret ediyor. Normal gömü işlemlerinde beden yıllarca yok olmazken, yakma işleminin ardından bu sürecin saatler içinde tamamlanması, ruhun göğe yükselişinin hızlandığı inancını güçlendiriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan-Altıntepe: Ritüelin Kilit Noktası</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Urne gömü geleneğinin izleri, Urartu egemenliğindeki geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Ancak bu geleneğin en önemli merkezlerinden biri hiç şüphesiz <strong>Erzincan-Altıntepe</strong>’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Araştırmalar, Erzincan-Altıntepe’deki kalenin ve çevresindeki nekropol alanlarının, bu özel gömü ritüelinin uygulanış biçimlerini anlamada kritik ipuçları sunduğunu kanıtlıyor. Buradan elde edilen bulgular, Urartu toplumunun sadece merkezi bölgelerde değil, krallığın farklı uç noktalarındaki yerleşim birimlerinde de benzer inanç ve gömü kültürlerini titizlikle uyguladığını gösteriyor. Altıntepe’de tespit edilen urne örnekleri ve bunların çevresindeki mezar yapıları, bu geleneğin toplumsal katmanlar arasındaki yaygınlığını da gözler önüne seriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Urnelerin İçindeki Sosyal Hafıza</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Urneler, sadece birer mezar kabı değil, aynı zamanda ölen kişinin hayattaki statüsünü ve zenginliğini yansıtan birer sosyal hafıza aracı. Kapların içerisinden veya çevresinden çıkan takılar, silahlar ve günlük eşyalar, Urartuluların teknolojik gelişmişlik seviyeleri ve çevre kültürlerle olan yoğun etkileşimlerine dair eşsiz bilgiler sunuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca, bazı urne gömülerde çanaklar içerisinde tespit edilen kemik kalıntıları, ölü yemeği, kurban ve libasyon (sıvı sunu) törenlerinin, Urartu inancında ne kadar köklü bir yere sahip olduğunu kanıtlıyor. Bu ritüeller, sadece bir ölüm geleneği değil, aynı zamanda toplumun kültürel ve dini bütünlüğünü koruyan birer törensel süreç olarak işlev görüyordu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Sürün, Y. (2024). <i>Urartu Krallığı'nda Urne Gömü Geleneği: Sosyo-Kültürel Bir Yaklaşım</i> [Doktora Tezi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi]. Tez No; 865781</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-urartunun-gizemli-yolculugu</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/11/altintepe-kalesi-erzincan.jpg" type="image/jpeg" length="93504"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan’ın Kayıp Modernleşme Hikayesi: Umumi Müfettişlikler ve Kentin Değişen Çehresi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-kayip-modernlesme-hikayesi-umumi-mufettislikler-ve-kentin-degisen-cehresi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-kayip-modernlesme-hikayesi-umumi-mufettislikler-ve-kentin-degisen-cehresi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet tarihinin unutulan mimari dönüşümüne ışık tutuyoruz: Umumi Müfettişliklerin inşa ettiği yapılar Erzincan'da nasıl bir iz bıraktı? Modernleşmenin bu çarpıcı hikayesini keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_84331dff5d7ddb67-19" style="text-align:justify">Türkiye Cumhuriyeti'nin 1927-1952 yılları arasında uyguladığı ve mülki idare sisteminde devrim niteliğinde bir yönetim modeli olan "Umumi Müfettişlikler", sadece idari bir yapı değil, aynı zamanda ülkenin dört bir yanında eş zamanlı başlayan büyük bir mimari dönüşümün de mimarıydı. Bilimsel bir araştırmaya göre, bu özel teşkilat yapısı, merkezi hükümetin doğrudan denetimini ve ulus devlet politikalarını, Türkiye'nin en uç noktalarına kadar götüren bir "mekansal modernleşme" aracı olarak işlev gördü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Modernleşmenin Sessiz Tanıkları</strong></h2>

<p id="p-rc_84331dff5d7ddb67-20" style="text-align:justify">Umumi Müfettişlikler, faaliyet gösterdikleri bölgelerde sadece asayişi sağlamakla kalmadı; aynı zamanda kentsel dokuyu yeniden şekillendiren imar faaliyetlerini de bizzat üstlendi. Özellikle halkevleri, hükümet konakları ve hastaneler, Cumhuriyet’in modernleşme vizyonunun somut yapı taşları olarak inşa edildi. Bu yapılar, toplumun yeni idari yapıyla kurduğu bağı güçlendiren, sosyal ve kültürel hayatı merkezden çevreye yayan birer "modernlik merkezi" işlevi gördü.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan’da Halkevi Etkisi</strong></h2>

<p id="p-rc_84331dff5d7ddb67-21" style="text-align:justify">Araştırma, bu kapsamlı imar hareketinin Erzincan üzerindeki yansımalarına da ışık tutuyor. Dördüncü Umumi Müfettişlik bölgesinde, güvenlik ve kamu düzeninin tesisi öncelikli hedef olsa da, bu hedef sosyal ve kültürel altyapı projeleriyle desteklendi. Erzincan Halkevi, dönemin bu mimari ve toplumsal kalkınma stratejisinin bir parçası olarak inşa edildi. Bugün artık mevcut olmayan bu yapı, aslında sadece bir bina değil, o dönemin kentsel modernleşme çabalarının ve bölgeye sunulan sosyal vizyonun bir simgesiydi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bilimsel çalışma, umumi müfettişliklerin sadece idari bir karar mekanizması değil, aynı zamanda Türkiye'nin mimari kimliğini şekillendiren "görünmez bir el" olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Konuk, N. (2024). <i>Türkiye'de Umumi Müfettişliklerin (1927-1952) Mimarlık Tarihindeki Yeri</i> [Doktora Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi]. Tez No; 864256</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-kayip-modernlesme-hikayesi-umumi-mufettislikler-ve-kentin-degisen-cehresi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/erzincanin-kayip-modernlesme-hikayesi-umumi-mufettislikler-ve-kentin-degisen-cehresi.jpg" type="image/jpeg" length="48428"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihi Yapıların Deprem Performansı Analizi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/tarihi-yapilarin-deprem-performansi-analizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/tarihi-yapilarin-deprem-performansi-analizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarihi yapıların deprem performansı nasıl analiz edilir? Amasya'daki tarihi yapılar üzerinde gerçekleştirilen güncel bilimsel araştırma, restorasyon ve güçlendirme tekniklerine yeni bir bakış açısı sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türkiye, aktif deprem kuşakları üzerinde yer alması nedeniyle hem modern yapı stokunu hem de paha biçilemez tarihi miraslarını koruma noktasında kritik bir sınavla karşı karşıya. Yapılan yeni bir bilimsel çalışma, tarihi yığma yapıların deprem anındaki dinamik davranışlarını anlamak ve olası afetlere karşı nasıl güçlendirilebileceklerini belirlemek amacıyla çarpıcı analizler ortaya koydu. Amasya’da İlhanlı döneminden günümüze ulaşan Bimarhane (Darüşşifa) üzerinde gerçekleştirilen bu kapsamlı çalışma, tarihi yapıların deprem performanslarının öngörülmesinin gelecek nesillere aktarılmaları için hayati önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Dijital İkizler ile Deprem Simülasyonu</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırma kapsamında, tarihi yapının üç boyutlu hassas bir modeli oluşturuldu. Sonlu elemanlar yöntemi kullanılan bu modelleme tekniği, binanın deprem anında hangi noktalardan hasar alabileceğini milimetrik düzeyde hesaplamayı mümkün kıldı. Çalışmada, Kahramanmaraş merkezli 2023 depremlerinin ivme kayıtlarının yanı sıra, bölgenin depremselliği göz önünde bulundurularak 1992 Erzincan depremi verileri de kullanıldı. Bu simülasyonlar, tarihi dokunun sadece depreme değil, depremin yarattığı statik ve dinamik zorlanmalara karşı gösterdiği direnci bilimsel verilerle ortaya koydu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Zayıf Noktalar ve Olası Hasarlar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel analizler sonucunda, tarihi yapının deprem anında özellikle Kuzey-Güney doğrultusunda düşük performans sergilediği tespit edildi. Deformasyonların yoğunlaştığı kritik bölgeler ise şu şekilde sıralandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Revakların orta bölümleri ve taşıyıcı sütunların alt-üst uçları,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Tonozların duvarlarla birleştiği hassas mesnet noktaları,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Taç kapının üst kısımları ve giriş kapısı üzerindeki kemer yapıları.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bu bölgeler, depremin yarattığı yanal ötelenme ve gerilmelere karşı yapının en kırılgan kısımları olarak tanımlandı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Gelecek Nesillere Aktarım İçin Güçlendirme Önerileri</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırma, sadece hasar tespitiyle kalmayıp, bu tarihi hazinenin özgünlüğünü bozmadan güçlendirilmesi için yenilikçi yöntemler de öneriyor. Özellikle taş temizliğinde hassas yöntemlerin kullanılması, zemindeki eğimin düzenlenerek yapıya su girişinin engellenmesi ve taşıyıcı elemanların lif takviyeli polimer (FRP) şeritler veya gergi çubuklarıyla desteklenmesi, yapının sünekliğini artıracak temel müdahaleler arasında yer alıyor. Bu yöntemlerin, yapının tarihi dokusunu korurken depreme dayanıklılığını maksimum seviyeye çıkarabileceği öngörülüyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Yılmaz, L. (2024). <i>Tarihi Yığma Yapıların Restorasyonuna Yönelik Performans Analizi: Amasya Bimarhanesi Örneği</i> [Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi]. Tez No; 876067</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/tarihi-yapilarin-deprem-performansi-analizi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/tarihi-yapilarin-deprem-performansi-analizi-1080x720.jpg" type="image/jpeg" length="80768"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan’da Tavuklarda Şaşırtıcı Direnç Sinyali]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-tavuklarda-sasirtici-direnc-sinyali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-tavuklarda-sasirtici-direnc-sinyali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan’daki tavukçuluk işletmelerinde yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma, tavuk dışkılarında saptanan Salmonella bakterilerinde beklenmedik bir antibiyotik direnci olduğunu ortaya koydu. Halk sağlığı açısından kritik olan bu bulguları keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_4e4fde317d787bf8-19" style="text-align:justify">Modern gıda güvenliği ve toplum sağlığı açısından hayati önem taşıyan bir bilimsel araştırma, tavukçuluk sektöründe dikkat çekici bir tabloyu gözler önüne serdi. Tavuk dışkılarından izole edilen <i>Salmonella</i> serovarlarının antibiyotik direnç profillerinin mercek altına alındığı bu çalışmada, özellikle Erzincan’daki bir işletmeden alınan örneklerde saptanan direnç durumu, bilim dünyasını düşündüren önemli bir veri sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan Örneği ve Beklenmedik Bulgular</strong></h2>

<p id="p-rc_4e4fde317d787bf8-20" style="text-align:justify">İstanbul, Balıkesir, Erzurum ve Erzincan illerini kapsayan geniş çaplı incelemeler sonucunda, toplam 550 örnek analiz edildi. Yapılan laboratuvar analizleri ve moleküler doğrulamalar sonucunda, Erzincan’daki bir işletmeye ait kesimhane materyallerinde <i>Salmonella enterica</i> subsp. <i>enterica</i> serovar Molade izolatları saptandı.</p>

<p id="p-rc_4e4fde317d787bf8-21" style="text-align:justify">Bu izolatların antibiyotik duyarlılık testleri yapıldığında ise şaşırtıcı bir sonuçla karşılaşıldı: İzolatların tamamı siprofloksasine (%100), büyük bir kısmı ise tigesikline (%88) karşı dirençli çıktı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Halk Sağlığı İçin Kritik Uyarı</strong></h2>

<p id="p-rc_4e4fde317d787bf8-22" style="text-align:justify">Araştırmanın en dikkat çekici yönü, bu antibiyotiklerin ilgili hayvan gruplarında doğrudan kullanılmamasına rağmen direnç gelişmiş olmasıdır. Araştırmacılar, söz konusu direncin yayılım potansiyelinin halk sağlığı için büyük bir risk faktörü oluşturabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bilimsel bulgular, şu noktaların altını özellikle çiziyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Direnç Takibi:</strong> Hayvanlarda kullanılmasa bile toplum sağlığını tehdit edebilecek antibiyotiklere karşı gelişen direnç durumlarının sürekli izlenmesi gerekiyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Panel Güncellemesi:</strong> Hayvan izolatlarında direnç saptanması amacıyla kullanılan antibiyotik panellerinin modern koşullara göre güncellenmesi büyük önem taşıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Bulaş Riski:</strong> <i>Salmonella</i> gibi patojenlerin gıda zinciri yoluyla insanlara geçebilme kapasitesi, bu tür direnç profillerinin gıda güvenliği stratejilerinde merkezde yer almasını zorunlu kılıyor.</p>
 </li>
</ul>

<p id="p-rc_4e4fde317d787bf8-26" style="text-align:justify">Bu çalışma, entegre hayvancılık sistemlerinde bakteri direncinin ne kadar dinamik ve öngörülemez olabileceğini kanıtlayarak, gıda güvenliği politikalarının bilimsel verilerle güncellenmesi gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak: </strong>Akkaya, N. S. (2024). <i>Tavuk Dışkılarından İzole Edilen Salmonella Serovarlarının Antibiyotik Direnç Profillerinin Araştırılması</i> [Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa]. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Lisansüstü Eğitim Enstitüsü. Tez No; 870080</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-tavuklarda-sasirtici-direnc-sinyali</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/erzincanda-tavuklarda-sasirtici-direnc-sinyali-1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="59793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan’da SMA Gerçeği: Genetik Farkındalıkta Yeni Ufuklar]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-sma-gercegi-genetik-farkindalikta-yeni-ufuklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-sma-gercegi-genetik-farkindalikta-yeni-ufuklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan’da yapılan yeni bir araştırma, evlilik öncesi SMA taraması hakkında toplumun bilgi düzeyini ve testlere yönelik tutumlarını çarpıcı verilerle gözler önüne seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Spinal Müsküler Atrofi (SMA), nöromüsküler yapıyı derinden etkileyen ve önlenebilir bir genetik hastalık olarak tıp dünyasının en kritik gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Erzincan ilinde yapılan bilimsel bir araştırma, evlilik hazırlığı yapan bireylerin bu hastalık konusundaki bilgi düzeylerini ve tarama testlerine yönelik tutumlarını mercek altına alarak, genetik farkındalığın toplum sağlığı üzerindeki kritik rolünü çarpıcı verilerle ortaya koydu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilgi ve Tutar Arasındaki Köprü</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların büyük çoğunluğu (%90,4) SMA hastalığını daha önceden duyduğunu belirtirken, hastalığın ciddiyetine dair farkındalığın yüksek olduğu görülüyor. Ancak bu durum, hastalığın önlenebilir bir süreç olduğunu anlama noktasında hala bir boşluk bulunduğuna işaret ediyor. Bilimsel veriler, SMA tarama programlarının, hastalık yükünü azaltmada ve ailelere bilinçli genetik danışmanlık sağlama noktasında temel bir koruyucu hekimlik adımı olduğunu vurguluyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Toplumun Taramaya Bakışı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Erzincan ölçeğinde gerçekleştirilen çalışmada, evlilik öncesi SMA taramasının uygulanmasını destekleyenlerin oranı %84,8 gibi oldukça yüksek bir seviyede tespit edildi. Katılımcıların %72,6’sı ise tarama testini yaptırma isteğinde olduğunu ifade etti. Bu tablo, toplumun genetik hastalıklara karşı proaktif bir yaklaşım sergilemeye hazır olduğunu ve koruyucu sağlık hizmetlerine olan güvenin yüksek olduğunu gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Eğitim Düzeyi ve Genetik Bilinç</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, SMA genetik taramasına katılım isteği ile bireylerin eğitim düzeyi, hastalık hakkındaki ön bilgileri ve evlilik süreci hakkındaki düşünceleri arasındaki anlamlı ilişki oldu. Bilimsel analizler, genetik tarama programlarına katılımın artırılması için hedefli eğitim müdahalelerinin, özellikle toplumsal bilinç düzeyini yükseltmek adına hayati öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle "SMA'nın önlenebilirliği" konusundaki bilginin yaygınlaştırılması, tarama programlarının başarısını doğrudan etkileyen bir faktör olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Koruyucu Hekimlikte Yeni Dönem</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çalışma, birinci basamak sağlık hizmetlerinin, özellikle aile sağlığı merkezlerinin, genetik hastalıkların erken teşhisinde ve toplumun doğru bilgilendirilmesinde ne denli kritik bir rol oynadığını bir kez daha kanıtlıyor. SMA taramaları, sadece bir test süreci değil, aynı zamanda toplumun genetik geleceğini koruma adına atılan stratejik bir adımdır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> <i>Erzincan İli Merkez İlçesine Bağlı Aile Sağlığı Merkezlerine Evlilik Raporu İçin Başvuran Bireylerin SMA Taraması Hakkında Bilgi ve Tutumları</i>, Tıpta Uzmanlık Tezi, 2024, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi. Tez No; 868394</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-sma-gercegi-genetik-farkindalikta-yeni-ufuklar</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/erzincanda-sma-gercegi-genetik-farkindalikta-yeni-ufuklar-1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="43352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan’da %70 Verim Artışının Sırrı Genetikte Değil, Bu Yapılarda Saklı!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-70-verim-artisinin-sirri-genetikte-degil-bu-yapilarda-sakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-70-verim-artisinin-sirri-genetikte-degil-bu-yapilarda-sakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan’daki küçükbaş hayvancılık işletmeleri üzerinde yapılan ezber bozucu yeni bir bilimsel araştırma, üretimde verimliliği belirleyen en kritik unsurun genetik değil, %70 oranla barınak çevre koşulları olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-90" style="text-align:justify">Artan dünya nüfusunun gıda sektörü üzerinde yarattığı küresel baskı, hayvansal üretimin ve protein ihtiyacının karşılanmasının önemini her geçen gün daha da artırıyor. Türkiye, dünya koyun varlığında ön sıralarda yer almasına rağmen, kişi başına düşen yıllık et ve süt tüketiminde gelişmiş ülkelerin bir hayli gerisinde kalıyor. İşte bu noktada gözler, küçükbaş hayvancılığın en yoğun yapıldığı ve ülke üretiminin kalbi konumundaki bölgelerden biri olan Erzincan’a çevriliyor. Erzincan, yüz binlerce küçükbaş hayvan varlığı ve binlerce yetiştiricisiyle devasa bir potansiyeli barındırıyor. Peki, bu büyük potansiyele rağmen üretimde arzulanan yüksek verimlilik ve kalite seviyelerine neden ulaşılamıyor?</p>

<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-91" style="text-align:justify">Doğrudan Erzincan sahasında yürütülen ezber bozucu yeni bir bilimsel araştırma, hayvancılıkta verimi artırmanın yolunun sanıldığı gibi sadece "iyi genetiğe" sahip hayvanlar seçmekten geçmediğini kanıtladı. Bilimsel bulgular; genotipin hayvan verimine etkisinin yalnızca %30 civarında kaldığını, buna karşın barınak içi çevre koşullarının doğru düzenlenmesinin verime olan etkisinin tam %70 olduğunu gösteriyor. Yani Erzincan’da hayvancılıkta başarının asıl anahtarı, hayvanların genetiğinde değil, barındıkları mimari yapıların bilimsel standartlarında saklı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Görünmez Tehdit: Erzincan Ağıllarındaki Yapısal Kriz</strong></h2>

<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-92" style="text-align:justify">Bilimsel araştırma kapsamında, Erzincan’da faaliyet gösteren yüzlerce işletme arasından rastgele seçilen farklı kapasitelerdeki 61 koyunculuk işletmesinde yüz yüze anketler, fiziki ölçümler ve detaylı saha gözlemleri gerçekleştirildi. Erzincan Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği üyeleriyle yapılan bu çalışmada ortaya çıkan bulgular hayli çarpıcı: Mevcut barınakların neredeyse tamamının hiçbir bilimsel kriter gözetilmeksizin, tamamen geleneksel ve kulaktan dolma yöntemlerle inşa edildiği belirlendi.</p>

<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-93" style="text-align:justify">Erzincan’daki bu yapılarda hayvan refahı, sürü bireylerinin sağlığı ve barınak içi çevre koşullarının denetimi gibi hayati konular tamamen göz ardı ediliyor. Yapı maliyetini düşürmek adına inşa edilen penceresiz, yalıtımsız, havalandırması yetersiz bu geleneksel yapılar; hayvanların optimum çevre isteklerini karşılamaktan son derece uzak. Sonuç ise; yüksek iş gücü kaybı, eklenti ve ekipman yetersizliği, çevre kirliliği ve en önemlisi önlenebilir hayvan hastalıkları nedeniyle düşen verim olarak üreticiye geri dönüyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Çetin Erzincan İkliminde Termal Konforun ve Havalandırmanın Matematiği</strong></h2>

<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-94" style="text-align:justify">Koyunlar kalın yapağı örtüleri sayesinde soğuğa karşı belirli bir toleransa sahip olsalar da, özellikle kritik olan kuzulama ve kırkım dönemlerinde dış etkenlerden korunabilecekleri hassas mikroklimatik ortamlara ihtiyaç duyuyorlar. Araştırmaya göre, koyunlar için ideal çevre sıcaklığının 7 °C ile 13 °C arasında tutulması gerekiyor. Ancak tehlike sadece sıcaklıkla sınırlı değil; bağıl nemin %75'i aşması yapağı kalitesine doğrudan zarar verirken, barınak içinde biriken amonyak, karbondioksit ve toz gibi zararlı unsurlar etkin bir havalandırma ile uzaklaştırılmak zorunda.</p>

<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-95" style="text-align:justify">Araştırmacılar, kış aylarında nemin, yaz aylarında ise aşırı ısının en büyük problem olduğunu belirtirken, birim hayvan başına düşen kışlık ve yazlık havalandırma miktarlarının matematiksel olarak hesaplanarak sistemlerin boyutlandırılması gerektiğinin altını çiziyor. Ayrıca barınak içindeki hava akım (esinti) hızının 0,15-0,40 m/s arasında kalması kritik önem taşıyor; çünkü bu sınırın üzerindeki kontrolsüz hava cereyanları, özellikle genç sürü bireylerinde (kuzularda) ölümle sonuçlanabilecek solunum yolu hastalıklarına davetiye çıkarıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Işığın Gücü ve Yapısal Sihir: Pencereden Zemine Bilimsel Standartlar</strong></h2>

<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-96" style="text-align:justify">Bilimsel analizler, doğal ışıklandırmanın hayvan fizyolojisi ve barınak hijyeni üzerindeki doğrudan etkisini de ortaya koyuyor. Erzincan gibi kış şartlarının çetin geçtiği soğuk bölgelerde barınak pencerelerinin toplam yüzey alanının, ağıl taban alanına oranının en az %3,5 olması gerektiği hesaplanmıştır. Gündüz doğal ışık almayan kör noktalar ile gece aydınlatması için ise metrekare başına düşen watt miktarlarının bilimsel ölçekte planlanması şart.</p>

<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-97" style="text-align:justify">Zemin seçimi ise bir diğer kırılma noktası. Sert ve kaygan zeminler hayvanlarda tırnak ve ayak hastalıklarını tetiklerken, gübre dezenfeksiyonunu da zorlaştırıyor. Araştırma, geleneksel toprak veya beton zeminlere alternatif olarak sunulan "ızgara tabanlı" modern kapalı ağıl modellerinin; tırnak hastalıkları riskini minimuma indirdiğini, iş gücü gereksinimini azalttığını ve aynı alanda çok daha fazla hayvanın refah içinde barındırılmasına imkan tanıdığını gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan İçin Geleceğin Hayvancılığı: Bölgeye Özel 3 Tip Proje Modeli</strong></h2>

<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-98" style="text-align:justify">Bilimsel araştırmanın en inovatif yönü ise sadece sorunları tespit etmekle kalmayıp, Erzincan’ın iklim verilerini ve hayvan konforunu temel alan somut mühendislik çözümleri sunmasıdır. Saha verilerinden yola çıkan bilim insanları; Erzincan'ın coğrafi ve iklimsel koşullarına tam uyum sağlayacak, sürü yönetimini kolaylaştıracak, otomasyona uygun ve hayvan refahını maksimuma çıkaracak <strong>100, 300 ve 500 baş kapasiteli</strong> üç farklı tip modern ağıl projesi geliştirdi.</p>

<p id="p-rc_54b8aeb8aac50f93-99" style="text-align:justify">Geleneksel hayvancılık metodolojilerinin tamamen revize edilmesini zorunlu kılan bu çalışma; tarımsal inşaat prensiplerine uygun, çevre kontrollü ve modern ekipmanlı barınakların yaygınlaştırılmasının hem Erzincan hayvancılığı hem de ülke ekonomisi için ne kadar stratejik bir dönüm noktası olduğunu gözler önüne seriyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KAYNAK</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Araştırmanın Adı:</strong> Erzincan İli Merkez İlçesi Köylerinde Koyun Ağıllarının Yapısal Sorunları ve Geliştirme Olanakları Üzerine Bir Araştırma</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Türü / Yılı:</strong> Yüksek Lisans Tezi, Ağustos 2025</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Kurum:</strong> Atatürk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Tarımsal Yapılar ve Sulama Ana Bilim Dalı</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Tez No; </strong>961355</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-70-verim-artisinin-sirri-genetikte-degil-bu-yapilarda-sakli</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/12/600-bin-kucukbasla-gelen-onem.jpg" type="image/jpeg" length="62333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan Semalarında Bilimsel Devrim: Kentin Hava Kalitesini Sansürsüz Haritalayan Drone Teknolojisi!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincan-semalarinda-bilimsel-devrim-kentin-hava-kalitesini-sansursuz-haritalayan-drone-teknolojisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincan-semalarinda-bilimsel-devrim-kentin-hava-kalitesini-sansursuz-haritalayan-drone-teknolojisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan’ın coğrafi yapısından kaynaklanan hava kalitesi sorunlarına bilimsel ve teknolojik neşter! Geliştirilen yenivel nesil drone teknolojisi, Erzincan semalarında uçarak kentin saklı kalmış hava kirliliği kör noktalarını ve üç boyutlu kirlilik haritasını çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Soluduğumuz hava, etrafımızı saran dağların ve coğrafyanın derinliklerinde çıplak gözle göremediğimiz kimyasal bir savaş alanına dönüşebilir mi? Sabit hava istasyonlarının yetersiz kaldığı, rüzgarın kesildiği ve dar vadilerin kirli havayı hapsettiği Erzincan'da artık yepyeni bir bilimsel güç devrede. Kentin coğrafi yapısına özel bir vizyonla gerçekleştirilen sıra dışı bir bilimsel araştırma, çevre izleme teknolojilerinde tam anlamıyla bir paradigma değişimi yarattı. Erzincan semalarına salınan özel donanımlı insansız hava araçları (İHA), atmosferin dikey katmanlarında adeta bir dedektif gibi iz sürerek kentteki zehirli gazların ve partiküllerin anlık, üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü haritalarını çıkarmayı başardı. Bu teknoloji, sadece kirliliği ölçmekle kalmıyor; yerel yönetimlerin Erzincan halkının sağlığı için hayati kararlar almasını sağlayacak bir erken uyarı sisteminin de fitilini ateşliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan’ın Coğrafi Kör Noktası ve Vadilerin Gizli Tehdidi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kentleşme ve endüstriyel faaliyetler tırmanışa geçtikçe, hava kirliliği toplum sağlığını tehdit eden en büyük görünmez düşman haline geliyor. Geleneksel olarak şehirlerin hava kalitesi, belirli noktalara yerleştirilen sabit izleme istasyonları vasıtasıyla ölçülüyor. Ancak bilimin önümüze koyduğu acı bir gerçek var: Sabit istasyonlar sadece kuruldukları dar bir çevrenin verisini sunabiliyor; kirleticilerin rüzgarlarla nasıl yer değiştirdiğini veya farklı yüksekliklerde nasıl biriktiğini tam olarak yansıtamıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Hele ki etrafı heybetli dağlarla ve dar vadilerle çevrili olan Erzincan gibi coğrafi bölgelerde durum çok daha kritik bir hal alıyor. Erzincan'ın bu karakteristik kapalı havza yapısı, özellikle kış ve geçiş aylarında kirli havanın dağılmasını engelleyerek mikro ölçekte ciddi kirlilik adacıkları oluşturabiliyor. İşte bu noktada devreye giren bu yeni bilimsel araştırma, sabit mekanizmalara mahkum kalmak yerine Erzincan gökyüzünü özgürce tarayan dinamik ve yerel bir çözüm modeli sunuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan Gökyüzünde Uçan Mini Laboratuvar: Beşli Sensör Ordusu</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Çevresel izlemede çığır açan bu sistem, tamamen özel yazılımlar ve akıllı donanım mühendisliğiyle bir araya getirilmiş bir "Quadcopter" (dört pervaneli drone) platformuna dayanıyor. Araştırmacılar, İHA'nın üzerine farklı gaz türlerine ve atmosferik değişimlere duyarlı, düşük maliyetli ancak yüksek hassasiyetli entegre bir sensör laboratuvarı inşa etti.</p>

<p style="text-align:justify">Erzincan semalarında uçan sistemin kalbinde, atmosferi mikroskobik düzeyde analiz eden şu beşli sensör ordusu yer alıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sharp GP2Y1010AU0F:</strong> Akciğerlerin en büyük düşmanı olan PM2.5 (ince partikül madde) toz yoğunluğunu ölçüyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>MQ-7:</strong> Doğrudan kana karışarak oksijen alımını engelleyen sinsi karbonmonoksit (CO) gazının izini sürüyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>MQ-131:</strong> Atmosferin üst katmanlarında koruyucu, soluduğumuz seviyede ise zehirli olan ozon (O₃) gazını takip ediyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>MQ-135:</strong> Karbondioksit (CO₂) ve uçucu organik bileşikleri (VOC) tarayarak genel hava kalitesini belirliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>DHT11:</strong> Gazların yayılımını doğrudan etkileyen sıcaklık ve nem dengesini anlık olarak rapora işliyor.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Geliştirilen özel koruma kubbesinin altına yerleştirilen bu sensörler, uçuş esnasında pervanelerin yarattığı hava akımından etkilenmeden, Erzincan atmosferinden en doğru veriyi yakalayacak şekilde tasarlandı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Veriler Havada Yakalanıyor, Erzincan Haritası Karada Çiziliyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uçuş rotaları boyunca gökyüzünde süzülen drone, topladığı tüm bu hassas verileri 2.4 GHz frekansında çalışan yüksek güçlü kablosuz haberleşme modülleri (NRF24L01) sayesinde, yer istasyonundaki alıcı devreye anlık (gerçek zamanlı) olarak aktarıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Karada bekleyen bilgisayar sistemine akan bu karmaşık veriler, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) mantığıyla işlenerek doğrudan Bing Haritalar altyapısı üzerine konumsal olarak işleniyor. Sonuç mu? Erzincan’ın hangi mahallesinde, hangi saat diliminde kirliliğin zirve yaptığı, hangi sokakta ozon veya partikül madde miktarının tehlikeli sınırları zorladığı harita üzerinde renk renk, nokta nokta gözler önüne seriliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan Verileri Ne Diyor? Sabah ve Akşam Saatlerine Dikkat!</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Erzincan genelinde üç gün boyunca sabah, öğle ve akşam periyotlarında yapılan planlı uçuş testlerinden elde edilen bulgular, kent yaşamına dair ezber bozan cinsten. Analiz sonuçlarına göre kentteki hava kalitesi göstergeleri gün içinde sabit kalmıyor, dramatik dalgalanmalar gösteriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle kentsel hareketliliğin, evsel ısınma faaliyetlerinin ve trafiğin yoğunlaştığı <strong>sabah (08:00-09:30)</strong> ve <strong>akşam (17:00-18:30)</strong> saatlerinde karbonmonoksit, hava kalitesi kirlilik indeks değerleri ve toz sensörü parametreleri ciddi şekilde yükseliyor. Erzincan'ın lojistik hareketliliği yüksek bölgeleri ile sanayi çeperlerinde karbonmonoksit seviyelerinin tepe noktalarına ulaştığı, buna karşılık kentin açık yeşil alanlarına sahip veya merkezden daha izole bölgelerinde ise temiz hava göstergelerinin daha ferah seviyelerde seyrettiği tespit edildi. Bu dikey ve yatay ölçümler, kirliliğin zamana ve Erzincan'ın yerel yerleşim planına bağlı bir karakteri olduğunu net bir şekilde kanıtlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Geleceğin Erzincan'ı İçin Akıllı Erken Uyarı Sistemi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bu yerel bilimsel araştırmanın sunduğu en büyük ufuk, devasa bütçeli çevre yatırımlarına gerek kalmadan, düşük maliyetli ve taşınabilir teknolojilerle de Erzincan’ın nefesinin saniye saniye izlenebileceğini kanıtlamış olmasıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Araştırmacılar, bu sistemin Erzincan'daki yerel yönetimler ve politika yapıcılar için bulunmaz bir karar destek mekanizması olduğunu vurguluyor. Gelecekte bu akıllı droneların Erzincan semalarında otonom olarak sürekli uçtuğunu hayal edin: Fabrika bacalarındaki ani kaçaklar, kış aylarındaki kalitesiz yakıt kullanımları veya trafiğin tıkadığı caddelerdeki zehirli birikmeler anında tespit edilerek halk sağlığını koruyacak erken uyarı sistemleri devreye sokulabilecek. Bilim, Erzincan'ı sadece uyardığı sabit istasyonlar devrinden alıp, kirliliğin peşinden koşan dinamik gözcüler çağına taşıyor!</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KAYNAKÇA</strong> Bu haber, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Elektrik Elektronik Mühendisliği Anabilim Dalı bünyesinde 2025 yılında tamamlanan, "Erzincan İli İçin Drone İle Hava Kirliliğinin Tespiti ve Haritalanması" başlıklı yüksek lisans tez çalışmasında yer alan bilimsel veriler, yöntemler ve bulgular esas alınarak hazırlanmıştır. <strong>Tez No;</strong> 959800</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincan-semalarinda-bilimsel-devrim-kentin-hava-kalitesini-sansursuz-haritalayan-drone-teknolojisi</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/erzincan-semalarinda-bilimsel-devrim-kentin-hava-kalitesini-sansursuz-haritalayan-drone-teknolojisi-1072x720.jpg" type="image/jpeg" length="90700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kavşaklarda Akıllı Evrim: Mevcut Yollara Dokunmadan Trafik Çilesini Bitiren Dijital Neşter!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kavsaklarda-akilli-evrim-mevcut-yollara-dokunmadan-trafik-cilesini-bitiren-dijital-nester</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kavsaklarda-akilli-evrim-mevcut-yollara-dokunmadan-trafik-cilesini-bitiren-dijital-nester" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şehir içi trafiğin en büyük kör noktası olan dönel kavşaklardaki "dengesiz akım" krizine bilimsel bir neşter vuruldu. Mevcut yollara hiç dokunmadan, sadece 3 saniyede bir düşünen akıllı algoritmalar ve dedektörler yardımıyla trafik çilesini, kuyrukları ve çevre kirliliğini radikal şekilde azaltan "Kısmi Sinyalizasyon" devriminin tüm detayları bu özel haberde!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_c4a7772c24919fc6-38" style="text-align:justify">Dünya nüfusunun ve buna bağlı olarak motorlu taşıt sayısının geometrik artışı, modern kentlerin damarlarını tıkamaya devam ediyor. Bugün şehir hayatının en büyük stres kaynaklarından biri olan trafik sıkışıklığı; yalnızca kaybolan zaman anlamına gelmiyor, aynı zamanda ciddi bir hava kirliliğine, gürültüye, yüksek karbon emisyonuna ve cepleri yakan yakıt tüketimine yol açıyor. Karayolu ağlarının en kritik düğüm noktaları ise şüphesiz kavşaklar. Resmi veriler, ülkemizde meydana gelen trafik kazalarının %52,24 gibi devasa bir kısmının kavşak bölgelerinde yoğunlaştığını net bir şekilde ortaya koyuyor.</p>

<p id="p-rc_c4a7772c24919fc6-39" style="text-align:justify">Peki, mevcut yolları yıkıp dökmeden, milyonlarca liralık devasa inşaat maliyetlerine katlanmadan bu kaosu çözmek mümkün mü? Mühendislik dünyasından gelen son bilimsel araştırma, "Kısmi Denetimli Sinyalize Dönel Kavşak" yaklaşımıyla trafik mühendisliğinde yepyeni bir ufuk açıyor. Geliştirilen bu yenilikçi yöntem, geleneksel dönel kavşakların doğasında bulunan en büyük yapısal kusuru akıllı teknolojiyle ortadan kaldırıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Dönel Kavşakların Gizli Kusuru: "Dengesiz Akım" Kilidi</strong></h2>

<p id="p-rc_c4a7772c24919fc6-40" style="text-align:justify">Trafik mühendisliğinde dönel kavşaklar, sürücülerin dairesel bir ada etrafında hareket ettiği ve yönlerini bulduğu verimli yapılar olarak bilinir. Ancak bu kavşakların kusursuz çalışması, tüm kollardan gelen araç yoğunluğunun birbirine yakın, yani "dengeli" olmasına bağlıdır. Kent yaşamında ise gerçek senaryo çok farklıdır. Sabah ve akşam gibi pik saatlerde, kavşağın sadece tek bir kolundan adeta araç seli akarken, diğer kollar nispeten boş kalır.</p>

<p id="p-rc_c4a7772c24919fc6-41" style="text-align:justify">İşte bilimsel literatürde <strong>"Dengesiz Akım Sorunu"</strong> olarak adlandırılan bu kör nokta tam burada başlar. Yoğun olan koldan gelen kesintisiz araç sirkülasyonu, kavşak içindeki adayı tamamen domine eder. Bu durum, diğer kollardaki araçların kavşağa girmesini tamamen imkansız hale getirerek kilometrelerce uzayan kuyruklara ve saatlerce süren gecikmelere yol açar. Geleneksel sinyalizasyon sistemleri (sabit süreli trafik ışıkları) ise bu dinamik yoğunluğu algılayamadığı için boş yollara yeşil, tıkanmış yollara kırmızı yakarak çileyi daha da büyütebilir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Geometriyi Değiştirmeyen Devrim: 3 Saniyede Bir Karar Veren Sensörler</strong></h2>

<p id="p-rc_c4a7772c24919fc6-42" style="text-align:justify">Bilimsel araştırmanın odaklandığı çözüm yöntemi, mevcut kavşak geometrisine ve şerit yapılarına hiçbir fiziki müdahalede bulunmuyor. Çözüm tamamen dijital ve dinamik bir algoritmaya dayanıyor: <strong>Kısmi Denetimli Sinyalizasyon</strong>.</p>

<p id="p-rc_c4a7772c24919fc6-43" style="text-align:justify">Sistem şu şekilde işliyor: Kavşağın kalıcı olarak yoğun olan ana akım kolları serbest bırakılırken, yoğunluğun daha az veya değişken olduğu yan kollara, trafik ışıklarının tam 10 metre gerisine özel araç algılayıcı dedektörler yerleştiriliyor. Bu akıllı dedektörler, saniyede değil, tam <strong>3 saniyede bir</strong> dinamik olarak yol durumunu ve araç talebini kontrol ediyor. Yan kolda araç biriktiği anda dedektör sistemi uyararak sabit süreli değil, "talepli" bir sinyalizasyon fazı başlatıyor. Böylece yoğun olan ana kola, diğer kolları kilitlemeyecek şekilde optimize edilmiş daha uzun geçiş süreleri tanınırken; yan koldaki araçların da sirkülasyona güvenle katılması sağlanıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mikrosimülasyon Testleri Ne Söylüyor? Sayılarla Büyük Dönüşüm</strong></h2>

<p id="p-rc_c4a7772c24919fc6-44" style="text-align:justify">Bu akıllı sistemin doğruluğu, trafik mühendisliğinin en gelişmiş mikrosimülasyon yazılımlarından biri olan <i>Vissim</i> programı ile en zorlu senaryolar altında test edildi. Gerçek bir dönel kavşağın verileri üzerinden yapılan simülasyonlarda, sistemin sadece bugünün trafiğini çözmekle kalmadığı, gelecekteki yükü de sırtlayabileceği kanıtlandı. Trafik hacminin bugünkü mevcut durumuna ek olarak <strong>%10 ve %25 oranında ekstra araç yükü artışı</strong> simüle edildiğinde bile elde edilen sonuçlar büyüleyici düzeyde:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Gecikme Sürelerinde Radikal Düşüş:</strong> Kısmi sinyalizasyon entegre edildiğinde, araçların kavşakta boş yere bekledikleri ortalama ve toplam gecikme sürelerinde devasa düşüşler ölçüldü. Literatürdeki benzer küresel uygulamalarla paralel olarak toplam gecikme sürelerinde %20 ila %50 arasında iyileşme sağlanabileceği simülasyon çıktılarında doğrulandı.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Kuyruklar Tarihe Karışıyor:</strong> Trafiğin kilitlenmesine yol açan maksimum kuyruklanma mesafeleri ve dur-kalk sayıları çok ciddi oranlarda aşağı çekildi. Araçlar durmaksızın, akıcı bir hızla kavşağı terk etme kabiliyeti kazandı.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Seyahat Süreleri Kısaldı:</strong> Kavşağa giren bir aracın gitmek istediği yöne ulaşma süresi (batı-doğu, güney-kuzey vb. tüm güzergahlarda) yüzdesel olarak belirgin biçimde azaldı.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Doğa ve Ekonomi Dostu Teknoloji</strong></h2>

<p id="p-rc_c4a7772c24919fc6-48" style="text-align:justify">Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de çevre ve enerji başlığında karşımıza çıkıyor. Trafikteki dur-kalk hareketleri, motorların en yüksek yakıt tükettiği ve en zehirli gazları saldığı anlardır. Geliştirilen kısmi denetimli akıllı sistem sayesinde araçların durma sayıları azaltıldığı için kavşak genelindeki <strong>toplam yakıt tüketimi</strong> hızla aşağı düşüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_c4a7772c24919fc6-49" style="text-align:justify">Buna doğrudan bağlı olarak, küresel ısınmayı tetikleyen Karbonmonoksit (CO), Azotoksitler (NOx) ve Uçucu Organik Bileşikler (VOC) gibi <strong>zehirli egzoz emisyon salınımlarında</strong> gözle görülür bir azalma sağlandı. Bilimsel çalışma; akıllı ulaştırma sistemlerinin, ağır iş makineleriyle beton dökmeden de şehirleri nasıl daha yeşil, yaşanabilir ve ekonomik kılabileceğini ispatlamış oldu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Dört Kollu ve Kolları Birbirine Dik Olan Bir Dönel Kavşakta Kısmi Sinyalizasyon Uygulaması ve Etkilerinin Araştırılması: Erzincan Örneği, Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Samsun, 2025. Tez No; 936951</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kavsaklarda-akilli-evrim-mevcut-yollara-dokunmadan-trafik-cilesini-bitiren-dijital-nester</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/kavsaklarda-akilli-evrim-mevcut-yollara-dokunmadan-trafik-cilesini-bitiren-dijital-nester.jpg" type="image/jpeg" length="31030"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[WhatsApp Mesajıyla Dolandırıcılık Yapıyorlar, Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/whatsapp-mesajiyla-dolandiricilik-yapiyorlar-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/whatsapp-mesajiyla-dolandiricilik-yapiyorlar-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Telefonunuza gelen 'hakkınızda dava açıldı' mesajlarına kanmayın. Dolandırıcıların 'uzlaşma' adı altında attığı IBAN tuzağına karşı uzmanlardan uyarı geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dijital çağın getirdiği iletişim kolaylıklarını suistimal eden dolandırıcılar, bu kez gözlerini adliye korkusu olan vatandaşlara dikti. WhatsApp üzerinden gönderilen asılsız "dava açıldı" mesajları, profesyonelce kurgulanmış birer tuzak haline geldi. Gerçek avukatların kimlik bilgilerini kopyalayarak kurbanlarını paniğe sürükleyen şebekeye karşı, uzmanlardan "asla para göndermeyin" uyarısı geldi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Korku İmparatorluğu Yaratarak Para İstiyorlar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Günümüzde dijital iletişim araçlarını hedef alan siber korsanlar, yeni bir yöntemle vatandaşları tuzağa düşürüyor. Gerçek avukatların fotoğraflarını, isimlerini ve baro sicil numaralarını kopyalayan dolandırıcılar, kendilerini hukuk bürosu çalışanı gibi tanıtarak WhatsApp üzerinden iletişime geçiyor. Hedef aldıkları kişilere "hakkınızda açılmış bir dava var" veya "icra takibi başlatıldı" gibi asılsız iddialarla ulaşan şebeke üyeleri, kurbanları üzerinde yoğun bir psikolojik baskı ve korku yaratıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Uzlaşma Bedeli Adı Altında IBAN Paylaşıyorlar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Dolandırıcılar, adli sürecin büyümesini engelleme bahanesiyle kurbanlarına "mahkeme dışı uzlaşma" teklif ediyor. İkna edilen kişilere, WhatsApp üzerinden bir IBAN numarası gönderilerek "uzlaşma bedeli" adı altında para transferi yapılması isteniyor. Panikleyen ve resmi bir süreçle karşı karşıya olduğunu düşünen vatandaşlar, durumu sorgulamadan bu hesaplara binlerce lira aktarıyor. Para transferi gerçekleştiği anda ise dolandırıcılar iletişimi keserek ortadan kayboluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Resmi Kurumlar Mesajla İhbar Yapmaz</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Hukukçular ve siber güvenlik uzmanları, Türkiye Cumhuriyeti'nde hiçbir resmi hukuki sürecin veya uzlaştırma aşamasının WhatsApp, SMS veya sosyal medya üzerinden yürütülemeyeceğini belirtiyor. Resmi tebligatlar; yalnızca e-Devlet, UYAP sistemi veya PTT aracılığıyla, ıslak imzalı veya barkodlu olarak vatandaşa ulaştırılır. Hiçbir yasal hukuk bürosu, kişisel mesajlaşma kanalları üzerinden IBAN paylaşarak ödeme talep etmez.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Şüpheli Mesajlarda İzlenmesi Gereken Adımlar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, bu tarz bir mesajla karşılaşıldığında kesinlikle panik yapılmaması gerektiğini vurguluyor. İşte alınması gereken önlemler:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Gelen mesajlar, ses kayıtları ve ekran görüntülerini silmeden delil olarak saklayın.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Hiçbir şekilde ödeme gerçekleştirmeyin ve karşı tarafa kişisel bilgi vermeyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Elde ettiğiniz delillerle birlikte en yakın Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek suç duyurusunda bulunun.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Şüpheli numaraları engelleyin ve ilgili platform üzerinden şikayet edin.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/whatsapp-mesajiyla-dolandiricilik-yapiyorlar-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/12/whatsapp-1280x731-1.jpeg" type="image/jpeg" length="86389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Afet Eğitiminde Sanal Gerçeklik Devrimi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/afet-egitiminde-sanal-gerceklik-devrimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/afet-egitiminde-sanal-gerceklik-devrimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afet eğitiminde sanal gerçeklik dönemi! Araştırmalar, VR simülasyonlarının kriz reflekslerini kalıcı kıldığını ve motivasyonu artırdığını gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, coğrafi yapısı nedeniyle yıkıcı sarsıntılarla sıklıkla yüzleşen bir ülke. Bu durum, kamu ve özel sektör binalarındaki personelin olası bir acil duruma ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu her zaman sıcak tutuyor. Son yapılan akademik araştırmalar ise iş sağlığı ve güvenliği kapsamında verilen geleneksel, teorik eğitimlerin kriz anında doğru adımları atmak için artık tek başına yeterli olmadığını açıkça ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Kağıt Üstündeki Bilgi Reflekse Dönüşmüyor</strong></h2>

<p id="p-rc_745be2d9ff5ae84e-34">Hazine ve Maliye Bakanlığı Erzincan Defterdarlığı personelinin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı bir bilimsel çalışma, iki farklı eğitim modelinin çalışanlar üzerindeki etkisini mercek altına aldı. Araştırma kapsamında personelin bir bölümüne alışılagelmiş slayt sunumları içeren klasik yöntemlerle deprem eğitimi verilirken; diğer grup ise sanal gerçeklik (VR) başlıkları takarak üç boyutlu simülasyonlar vasıtasıyla afet senaryolarını doğrudan tecrübe etti.</p>

<p>Eğitimlerin ardından yapılan ölçümler çarpıcı bir gerçeği gözler önüne serdi: Sadece projeksiyon cihazı karşısında teorik bilgi dinleyen kontrol grubunun deprem bilincindeki artış istatistiksel olarak neredeyse etkisiz kaldı. Buna karşın, deprem anını dijital ortamda birebir yaşayan çalışanların bilgi düzeyinde devasa bir sıçrama kaydedildi. Uzmanlar, pasif şekilde dinlenen kuralların acil durumlarda hayat kurtaran pratik davranışlara dönüşmediğini, kalıcı öğrenmenin ancak deneyimle mümkün olabileceğini belirtiyor.</p>

<h2><strong>Teknolojinin Getirdiği İçsel Motivasyon</strong></h2>

<p id="p-rc_745be2d9ff5ae84e-36">Sanal gerçeklik teknolojisinin eğitim süreçlerine entegre edilmesi yalnızca bilgi seviyesini artırmakla kalmıyor, çalışanların öğrenmeye olan bakış açısını da kökten değiştiriyor. Simülasyon yöntemiyle eğitim alan personelin; sürece olan dikkati, konuya odaklanması, kendine olan güveni ve aldığı eğitimden duyduğu memnuniyet oranları klasik yönteme kıyasla çok daha yüksek seviyelerde ölçüldü.</p>

<p>Çalışanların yaş grupları, cinsiyetleri ya da eğitim durumları ne olursa olsun, VR destekli derslerde gösterdikleri yüksek istek ve motivasyon ortak bir payda olarak öne çıktı. Katılımcılar, tehlikeli senaryoları hiçbir fiziksel risk barındırmayan güvenli bir simülasyon ortamında test edebildikleri için hata yapma korkusundan sıyrılıp uygulamalara çok daha aktif katılım sağladılar.</p>

<h2><strong>Toplumsal Güvenlik Kültürü İçin Dijital Dönüşüm Şart</strong></h2>

<p id="p-rc_745be2d9ff5ae84e-38">Afet yönetimi ve zarar azaltma çalışmaları, toplumsal güvenliğin en temel taşlarından biridir. İş yerlerinde personelin acil durumlarda panik yapmadan, doğru koruma reflekslerini gösterebilmesi ancak modern eğitim metotlarının yaygınlaştırılmasıyla mümkün görünüyor.</p>

<p>Akademik çevreler ve iş güvenliği uzmanları, özellikle hayati tehlike riski barındıran çalışma kollarında ve afet bilinci oluşturulmasında sanal gerçeklik gibi interaktif sistemlerin yasal süreçlere ve kurumsal politikalara hızla adapte edilmesi gerektiği yönünde birleşiyor. Gelecekte yaşanabilecek olası krizlerde can kayıplarını ve yaralanmaları en aza indirmek, dijital dönüşümün sunduğu bu çok duyulu öğrenme imkanlarını topluma ne kadar yayabileceğimizle doğrudan ilişkili.</p>

<p><strong>Haber Kaynağı:</strong> Bu haber, Yakup Tarcan tarafından Prof. Dr. Ümit Uzman danışmanlığında hazırlanan ve Avrasya Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü İş Sağlığı ve Güvenliği Ana Bilim Dalı bünyesinde yayımlanan <i>"Sanal Gerçeklik Yönteminin İSG Eğitimlerinde Çalışan Motivasyonu Üzerine Etkisi: Deprem Örneği"</i> (2025) adlı doktora tezinden derlenmiştir. Tez No: 1001243</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/afet-egitiminde-sanal-gerceklik-devrimi</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/afet-egitiminde-sanal-gerceklik-devrimi.jpg" type="image/jpeg" length="31087"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan’da Gizli Şiddeti Deşifre Eden Araştırma!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-gizli-siddeti-desifre-eden-arastirma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-gizli-siddeti-desifre-eden-arastirma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan’da yapılan ezber bozan bilimsel araştırma, aile içindeki "korumacı" sevgi maskesini düşürdü: Bu gizli cinsiyetçilik eş şiddetini tetikliyor! İşte çarpıcı detaylar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Toplumsal yapıda kadın ve erkek rollerine atfedilen geleneksel inançlar, aile içi dinamiklerin ve eşler arasındaki güç dengesinin en temel belirleyicisi olmaya devam ediyor. Bilim dünyasında son dönemde yapılan sosyolojik ve psikolojik araştırmalar, kadına yönelik şiddetin yalnızca görünür kaba kuvvetten ibaret olmadığını, asıl kaynağını zihinlerdeki kalıplaşmış rollerden aldığını gösteriyor. Erzincan merkezli yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, toplumsal normların ve "korumacılık" gibi masum görünen kavramların, evlilik içi şiddet ve baskı mekanizmalarıyla olan doğrudan bağını şaşırtıcı verilerle gözler önüne serdi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erzincan Örnekleminde Bilimsel Mercek: 404 Evli Kadının Sesi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yürütülen bu kapsamlı bilimsel araştırmada, Erzincan ilinde ikamet eden ve farklı demografik altyapılardan gelen 404 evli kadın ile nicel analiz yöntemleri kullanılarak görüşüldü. Araştırmaya katılan kadınların çoğunluğunun il merkezinde doğduğu (%66,1), %56,2’sinin üniversite mezunu olduğu ve %60,1’inin aktif olarak çalışma hayatında yer aldığı görüldü. Bu nitelikli örneklem grubu üzerinde; toplumsal cinsiyet algısı, çelişik duygulu cinsiyetçilik tutumları ve kadına yönelik eş şiddeti arasındaki korelasyonlar uluslararası geçerliliği olan bilimsel ölçeklerle ölçüldü.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"İyi Niyet" Maskeli Tehlike: Korumacı Cinsiyetçilik</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın en dikkat çekici ve zihinlerde yepyeni bir ufuk açan bulgusu, "çelişik duygulu cinsiyetçilik" başlığı altında incelenen tutumlarda saklı. Bilimsel literatür, cinsiyetçiliği iki yüzlü bir madalyon olarak tanımlıyor: Açıkça düşmanlık besleyen "düşmanca cinsiyetçilik" ve kadını yücelitiyor gibi görünüp aslında onu edilgenleştiren "korumacı cinsiyetçilik".</p>

<p style="text-align:justify">Erzincan’da elde edilen bilimsel veriler, toplumda "kadını koruyup kollama, onu narin bir varlık olarak görme ve mali olarak destekleme" idealleriyle normalleştirilen korumacı cinsiyetçi yaklaşımların, evlilik içindeki güç dengesizliğini derinleştirdiğini ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, bireyler geleneksel cinsiyet rollerini ve korumacı maskeli bu tutumları benimsedikçe, ilişkide erkeğe "denetleyici ve otoriter" bir rol yüklerken; kadını bağımlı ve kontrol edilmesi gereken bir özne konumuna indirgiyor. Bu durum, güç dengesini sarsarak fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddetin evlilik birliği içerisinde meşrulaşmasına zemin hazırlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Eşitlikçi Algı Arttıkça Şiddet Davranışı Azalıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bilimsel çalışmanın hipotez testleri, toplumsal cinsiyet rollerine yönelik tutumlar ile şiddet algısı arasında çok güçlü bir bağ olduğunu kanıtladı. Elde edilen verilere göre, bireyler toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi ve adil tutumlar geliştirdikçe, kadına yönelik şiddeti onaylama ve meşrulaştırma eğilimleri radikal bir düşüş gösteriyor. Buna karşılık, geleneksel kalıplara bağlılık arttıkça, şiddet mağduru kadınların uğradığı baskı karşısında sosyal destek bulma veya sesini yükseltme ihtimali de zayıflıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilimsel Çözüm Reçetesi: Zihinsel Dönüşüm Şart</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın sonuç bölümünde, kadına yönelik şiddetle mücadelenin sadece hukuki yaptırımlarla sınırlı kalmaması gerektiği, asıl köklü çözümün zihniyet dönüşümünde yattığı vurgulanıyor. Güçlü ve adil bağların kurulabilmesi, evlilik içi uyumun sağlanabilmesi için Erzincan başta olmak üzere tüm toplumsal yapılarda eşitlikçi cinsiyet algısını destekleyen farkındalık çalışmalarının ve eğitim politikalarının yaygınlaştırılması kritik bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>KAYNAKÇA</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Araştırmanın Adı:</strong> Evli Kadınlarda Toplumsal Cinsiyet Algısı Korumacı ve Düşmanca Cinsiyetçiliğin Kadına Yönelik Şiddet Davranışıyla İlişkisi: Erzincan Örneği</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Kurum:</strong> T.C. Gümüşhane Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Sosyal Hizmet Yönetimi Ana Bilim Dalı</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong> Yıl / Tür:</strong> Haziran-2025 / Yüksek Lisans Tezi - Tez No; 956397</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-gizli-siddeti-desifre-eden-arastirma</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/erzincanda-gizli-siddeti-desifre-eden-arastirma-1058x720.jpg" type="image/jpeg" length="10151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağımlılığın Seyir Defteri Değişti Aslında Zihnimizin Bir Oyunu Mu?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/bagimliligin-seyir-defteri-degisti-aslinda-zihnimizin-bir-oyunu-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/bagimliligin-seyir-defteri-degisti-aslinda-zihnimizin-bir-oyunu-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nikotin bağımlılığının gizemli dünyasını sarsacak bilimsel araştırma sonuçlandı! Fiziksel bağımlılık ve psikolojik bağlar arasındaki çarpıcı gerçekler, kaygı ve zihinsel direnç dinamikleriyle yeniden tanımlanıyor. İşte o şaşırtıcı detaylar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-39" style="text-align:justify">Bilim dünyası, yıllardır insanlığı kıskacına alan tütün bağımlılığı üzerine ezber bozan bir araştırmayla çalkalanıyor. Toplumda genellikle "vücudun nikotin istemesi" olarak basitleştirilen fiziksel bağımlılık algısı, son yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırmayla tamamen farklı bir boyuta taşındı. 18 yaş ve üzeri sigara kullanan yüzlerce yetişkin birey üzerinde gerçekleştirilen bu derinlemesine çalışma , insan zihninin karmaşık dehlizlerinde sigaranın bıraktığı izlerin, aslında kimyasal bir zorunluluktan çok daha derin psikolojik köklere sahip olduğunu bilimsel verilerle kanıtladı.</p>

<p style="text-align:justify">İşte, sigara bağımlılığı, kaygı mekanizmaları ve zihinsel direnç (psikolojik sağlamlık) arasındaki doğrusal sanılan ezberleri tersyüz eden o araştırmanın çarpıcı detayları...</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kimyasal Pranga mı, Duygusal Sığınak mı?</strong></h2>

<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-40" style="text-align:justify">Araştırmanın en şaşırtıcı ve bilimseverlerin ufkunu açacak bulgusu, sigaranın fiziksel bağımlılık boyutu ile psikolojik bağımlılık boyutunun tamamen farklı dinamiklerle çalışıyor olmasıdır. Bilimsel analizlere göre; kaygı düzeyleri ve bireylerin hayata karşı geliştirdikleri psikolojik sağlamlık kapasiteleri, sigaranın "fiziksel" bağımlılık seviyesini açıklamakta tamamen yetersiz kalıyor. Yani vücudunuzun biyolojik olarak ne kadar nikotin aradığı, zihinsel gücünüzle ya da anlık endişelerinizle doğrudan bir korelasyona sahip değil.</p>

<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-41" style="text-align:justify">Ancak işin rengi "psikolojik bağımlılığa" geldiğinde bilimsel model tamamen değişiyor. Araştırma, sigaraya yüklenen psikolojik anlamların, bireyin içsel dünyasındaki stresle başa çıkma tarzı ve psikolojik sağlamlığıyla doğrudan ve anlamlı bir bağ içinde olduğunu gösteriyor. Sigara, fiziksel bir ihtiyaçtan ziyade, zihnin sığındığı işlevsiz bir "duygu düzenleme stratejisi" olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Ezber Bozan Ters Orantı: Kaygı Arttıkça Sigara Bağımlılığı Neden Azalıyor?</strong></h2>

<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-42" style="text-align:justify">Geleneksel inanış, insanların yoğun kaygı ve anksiyete anlarında sigaraya daha sık sarıldığını iddia eder. Fakat bu güncel bilimsel araştırma, literatürdeki bu kalıbı sarsan negatif yönlü bir ilişki ortaya koydu. Elde edilen verilere göre, sigaranın psikolojik bağımlılığı ile kaygı seviyeleri arasında ters yönlü bir bağ mevcut.</p>

<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-43" style="text-align:justify">Bilim insanları bu şaşırtıcı durumu şöyle açıklıyor: Yüksek kaygı seviyesine sahip olan bazı bireyler, sigaranın geçici ve aldatıcı rahatlama hissine sığınmak yerine, kendilerini korumak adına farklı sosyal destek mekanizmalarına yönelebiliyor ya da sigaranın yarattığı anlık yoksunluk anksiyetesinden kaçınmak için bu bağımlılıktan uzak durmayı seçebiliyor. Sigara içmek kaygıyı kalıcı olarak azaltmadığı gibi, aslında kaygıyla mücadelede tamamen işlevsiz bir bariyer oluşturuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kadınlar ve Erkekler Arasındaki Gizli Biyolojik Fark</strong></h2>

<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-44" style="text-align:justify">Araştırmanın demografik analizleri, cinsiyet faktörünün bağımlılık türleri üzerindeki keskin rolünü de gözler önüne serdi. Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi gibi uluslararası ölçeklerin kullanıldığı çalışmada , kadınların sigaraya olan <strong>fiziksel bağımlılık</strong> düzeylerinin erkeklere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlendi.</p>

<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-45" style="text-align:justify">Buna karşın, işin psikolojik bağımlılık, genel kaygı düzeyleri ve hayata karşı gösterilen psikolojik sağlamlık boyutlarında ise kadınlar ve erkekler arasında hiçbir anlamlı fark bulunamadı. Bu durum, tütünle mücadelede ve bağımlılık tedavilerinde cinsiyete özgü biyolojik ve fiziksel yaklaşımların ne kadar kritik olduğunu bilim dünyasına yeniden hatırlatıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Zihinsel Kalkan: Psikolojik Sağlamlık Bağımlılıktan Korur mu?</strong></h2>

<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-46" style="text-align:justify">Araştırmada kullanılan Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği sonuçları, bağımlılıkla mücadelede elimizdeki en büyük silahın ne olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Bireylerin yaşları ilerledikçe hayata karşı kazandıkları psikolojik sağlamlık ve olgunluk seviyelerinin artış gösterdiği saptanmıştır.</p>

<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-47" style="text-align:justify">En önemlisi de, psikolojik sağlamlık düzeyi yüksek olan bireylerin, sigaranın psikolojik bağımlılık kapanına yakalanma oranının çok daha düşük olmasıdır. Bilimsel sonuçlar, bağımlılıkla mücadele programlarının sadece nikotin bantları veya fiziksel yoksunluk ilaçlarıyla başarıya ulaşamayacağını; bireylerin zihinsel dirençlerini artıracak bütüncül psikolojik yaklaşımların zorunlu olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_6f3ebe1890a75c02-48" style="text-align:justify"><strong>KAYNAK:</strong> Bu haber, Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde hazırlanan <i>"Sigara Kullanan Bireylerde Nikotin Bağımlılığı ve Kaygı Düzeyleri Üzerinde Psikolojik Sağlamlığın Rolü"</i> başlıklı bilimsel yüksek lisans tezi verilerinden ve araştırma bulgularından yararlanılarak derlenmiştir. Tez No; 959947</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/bagimliligin-seyir-defteri-degisti-aslinda-zihnimizin-bir-oyunu-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/bagimliligin-seyir-defteri-degisti-aslinda-zihnimizin-bir-oyunu-mu-1181x720.jpeg" type="image/jpeg" length="83168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ses Klonlama ile Dolandırılmamak İçin Okuyun!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/ses-klonlama-ile-dolandirilmamak-icin-okuyun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/ses-klonlama-ile-dolandirilmamak-icin-okuyun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sevdiklerimizin sesini birebir taklit edebilen yapay zeka araçları, güvenlik bariyerlerini aşarak aileleri ve çalışanları hedef alan sinsi bir tuzağa dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dijital dünyada ses klonlama teknolojisinin herkes tarafından ulaşılabilir hale gelmesi, dolandırıcılık yöntemlerini bambaşka bir boyuta taşıdı. Siber suç şebekeleri, artık karmaşık yazılımlara ihtiyaç duymadan, sosyal medya üzerinden elde ettikleri kısa videolarla kurbanlarının sesini, vurgusunu ve hatta nefes alışverişini dahi saniyeler içinde kopyalayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Evlat Sevgisi Üzerinden Psikolojik Baskı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Dolandırıcılar, geliştirdikleri dört ana senaryo ile özellikle paniğe açık anları hedef alıyor. "Evlat pusu" yönteminde, anne veya babalara WhatsApp üzerinden çocuklarının ağlamaklı ve telaşlı ses kayıtları gönderilerek mantıklı düşünmeleri engelleniyor. Ayrıca muhasebe birimlerinde çalışanları hedef alan sahte yönetici sesiyle acil para transferi talepleri, arkadaş gruplarındaki borç isteme yalanları ve kaza süsü verilen görüntülü aramalar, vatandaşların dikkatsiz anlarında tuzağa düşmelerine neden oluyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Klonlanmış Numaralar ve Teknik Açıklar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Vatandaşların en çok kafasını karıştıran nokta, sahte mesajların veya aramaların tanıdık kişilerin numaralarından gelmesi oluyor. Siber çeteler, SIM kart klonlama, WhatsApp hesaplarını hackleme veya numara maskeleme gibi yöntemlerle kurbanın güvenini kazanmayı başarıyor. Gerçek telefon şebekeden düştüğü anda, dolandırıcılar WhatsApp uygulamasını kendi cihazlarına taşıyarak kurbanla bizzat tanıdık bir numara üzerinden iletişim kurabiliyor. Uzmanlar, bu tür durumlarda şüpheyi elden bırakmamanın ve acil durum iddialarını teyit etmenin hayati önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Güvenli Bir Aile Parolası Oluşturun</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Dijital dolandırıcılığın her geçen gün daha karmaşık hale geldiği bu dönemde, aile içinde uygulanacak basit ama etkili bir güvenlik önlemi hayat kurtarıcı olabilir. Hiçbir teknolojik cihazın veya dijital aracın devreye girmediği, tamamen aile üyelerinin birbirini tanımasına dayalı bir "güvenlik şifresi" belirlemek, sizi siber saldırganların kurduğu tuzaklardan koruyabilir. Aile bireyleriyle bir araya gelerek, sadece sizin bildiğiniz, dışarıdan birinin asla tahmin edemeyeceği ortak bir kelime, parola veya sadece sizin yaşadığınız özel bir anıya dayalı bir soru-cevap mekanizması kurun. Beklenmedik bir acil durum çağrısı aldığınızda, karşınızdaki kişinin gerçekten yakınınız olup olmadığını bu şifre ile teyit edin. Bu yöntem, yapay zekanın taklit edemeyeceği tek gerçekliği, yani aranızdaki paylaşılan ortak geçmişi kullanarak dolandırıcıların yarattığı panik havasını anında dağıtmanızı sağlayacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/ses-klonlama-ile-dolandirilmamak-icin-okuyun</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/yapay-zeka-ses-klonlama-dolandiriciligi.jpg" type="image/jpeg" length="44128"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ay'da Gigabit İnternet Dönemi Başlıyor]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/ayda-gigabit-internet-donemi-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/ayda-gigabit-internet-donemi-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SpaceX, Starlink uydularında kullandığı lazer tabanlı iletişim teknolojisini Ay’a taşıyarak uzayda Gigabit hızında internet dönemini başlatmaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İnsanlığın uzaydaki yeni durağı olan Ay, çok yakında sadece astronotları değil, yüksek hızlı internet teknolojisini de ağırlayacak. SpaceX’in Starlink ekibi, Dünya yörüngesinde devrim yaratan lazer teknolojisini 384 bin kilometre ötedeki Ay’a taşıyarak, derin uzay keşiflerinde yepyeni bir dönemin kapılarını aralıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Uzayda Lazer Teknolojisiyle Devrim</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">SpaceX, mevcut Starlink uydularında başarıyla kullanılan "uzay lazeri" sistemini Ay çevresine entegre etmeye hazırlanıyor. Geleneksel radyo frekansı (RF) yöntemlerinin aksine, optik lazer bağlantıları çok daha yüksek bant genişliği sunuyor. Dünya yörüngesinde halihazırda 9 binin üzerinde lazer bağlantısı ile günlük 42 petabaytı aşan veri trafiğini başarıyla yöneten sistem, bu tecrübesini derin uzaya taşıyarak iletişim altyapısını güçlendirecek.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="color:#c0392b">Mühendislikte Yeni Bir Sınır</span></strong></h3>

<p style="text-align:justify">384 bin kilometre uzaklıkta kararlı bir lazer ışını yakalamak, devasa mühendislik zorluklarını beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu mesafede kusursuz bir bağlantı kurabilmek için milimetrik hassasiyette yönlendirme sistemlerine ve Dünya atmosferinin etkilerini minimize edecek gelişmiş hesaplamalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. SpaceX, bu altyapı sayesinde Ay yüzeyindeki otonom araçlara ve astronotlara Gigabit hızında internet ulaştırılmasının mümkün olacağını ifade ediyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Geleceğin Küresel İletişim Vizyonu</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kurulması planlanan bu devasa lazer ağı, sadece Ay’daki keşif görevlerini değil, aynı zamanda uzay madenciliği ve kalıcı insanlı Ay üsleri gibi uzun vadeli hedefleri de destekleyecek. Yüzlerce terabitlik kapasiteye sahip olması hedeflenen bu sistem, dünya dışı iletişimin standartlarını belirleyerek, geleceğin küresel iletişim vizyonunu kökten değiştirmeye aday gösteriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/ayda-gigabit-internet-donemi-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 01:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/ayda-internet.jpg" type="image/jpeg" length="35674"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
