<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Erzincan Haber, Erzincan</title>
    <link>https://www.dogugazetesi.com</link>
    <description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, Erzincan haberleri ve ülke gündemi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/kultur-sanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 21:22:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/kultur-sanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Dört Dilli Kentin Gizemi! Gladyatörler Şehri Kibyra Antik Kenti]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/dort-dilli-kentin-gizemi-gladyatorler-sehri-kibyra-antik-kenti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/dort-dilli-kentin-gizemi-gladyatorler-sehri-kibyra-antik-kenti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burdur’un Gölhisar ilçesinde yer alan, bir dönem 30 bin kişilik ordusuyla bölgeye hükmeden Kibyra antik kenti, devasa stadyumu ve eşsiz mimarisiyle geçmişin izlerini günümüze taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Burdur il merkezine 110 kilometre uzaklıkta, Akdağ kütlesinin eteklerinde yer alan ve Gölhisar Ovası’na hakim bir konumda bulunan Kibyra antik kenti, görkemli yapıları ve derin tarihiyle dikkat çekiyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 1300 metre yükseklikte kurulu olan bu kadim yerleşim, Luvi dilinden gelen ismiyle Anadolu’nun en köklü merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kavşak Noktasında Bir Güç Merkezi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kuzeyde Frigya, batıda Karya ve Likya, doğuda ise Pisidya ile çevrelenmiş olan Kibyra, antik dönemde güney limanlarını iç bölgelere bağlayan stratejik bir kavşak noktası görevini üstleniyordu. Amasyalı gezgin Strabon’un kayıtlarına göre Lidyalılar tarafından kurulan kent, zamanla Pisidyalıları da bünyesine katarak bölgenin en önemli siyasi ve ekonomik gücü haline geldi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Dört Dil ve Usta Zanaatkarlar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kibyra, kültürel çeşitliliğiyle de döneminin eşsiz merkezlerinden biriydi. Strabon, kentte Pisidya, Solym, Hellen ve Lidya dilleri olmak üzere dört farklı dilin konuşulduğunu aktarmaktadır. Kent halkı sadece dilleriyle değil; demir işçiliği, kakmacılık, dericilik ve seramik üretimindeki ustalıklarıyla da ün kazanmıştı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Askeri Güç ve Tetrapolis Dönemi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">M.Ö. 2. yüzyılda Bubon, Balbura ve Oineanda şehirleriyle birleşerek "Tetrapolis" (Dörtlü Şehir Grubu) birliğini kuran Kibyra, bu birlik içerisinde iki oy hakkına sahip olan tek kentti. Bu ayrıcalığın temelinde, kentin 30.000 piyade ve 2.000 atlı çıkarabilen devasa askeri kapasitesi yatıyordu. Ancak bu güç, M.Ö. 84 yılında Romalı Murena’nın tiranlığa son verip kenti Asia Eyaleti’ne bağlamasıyla el değiştirdi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Depremle Gelen Değişim: Caiseria Cibyra</strong></h2>

<p style="text-align:justify">M.S. 23 yılında meydana gelen büyük bir depremle sarsılan kent, Roma İmparatoru Tiberius’un destekleriyle yeniden inşa edildi. Bu yardıma şükran göstergesi olarak kentin adı bir dönem "Caiseria Cibyra" olarak değiştirildi. Kent merkezi; stadyum, tiyatro, meclis binası ve agora gibi görkemli kamu yapılarıyla donatıldı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kazılar ve Sosyal Yaşamın İzleri</strong></h2>

<p style="text-align:justify">2006 yılından bu yana devam eden kazı çalışmaları, kentin Geç Antikçağ’daki dönüşümüne ışık tutuyor. M.S. 417 depreminden sonra yerleşimin Agora merkezli olarak küçüldüğü ve savunma amaçlı surlarla çevrildiği görülüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle Odeion (Müzik Evi) önünde bulunan seramik işlikleri, havuzlar ve moloz taşlardan inşa edilmiş konutlar, M.S. 5. ve 6. yüzyıllardaki üretim faaliyetlerini belgeliyor. Bu alanda gün ışığına çıkarılan ve beş mekândan oluşan Geç Dönem Hamamı ise kentin mühendislik başarısını sergiliyor. Soyunma odasından sıcaklık bölümüne kadar tüm birimleri korunmuş olan bu yapı, bitişiğindeki depo ve kanalizasyon sistemiyle birlikte ziyaretçilere o dönemin günlük yaşamı hakkında somut veriler sunuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kibyra'daki kentsel yaşamın, bazı buluntulara dayanarak M.S. 9. yüzyıl sonlarına kadar zayıflayarak da olsa devam ettiği tahmin ediliyor. Bugün 405 hektarlık geniş bir alana yayılan bu kalıntılar, tarih meraklılarını bekliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/dort-dilli-kentin-gizemi-gladyatorler-sehri-kibyra-antik-kenti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/kibyra-antik-kenti.jpg" type="image/jpeg" length="94188"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç Yeteneklerin Tuvalleri Görücüye Çıktı!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/genc-yeteneklerin-tuvalleri-gorucuye-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/genc-yeteneklerin-tuvalleri-gorucuye-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Resim-İş Eğitimi Programı öğrencilerinin hazırladığı görkemli mezuniyet sergisi kapılarını açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Eğitimi Programı tarafından düzenlenen "Mezuniyet Sergisi", düzenlenen törenle sanatseverlerin beğenisine sunuldu.</p>

<p style="text-align:justify">Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap Kongre ve Kültür Merkezi sergi alanında gerçekleştirilen açılış törenine; Rektör Prof. Dr. Akın Levent, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. A. Ercan Ekinci ve Prof. Dr. Adem Başıbüyük, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fethi Kayalar, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Mehmet Kavukcu, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Taşkesen, Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selma Taşkesen, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Eserler Tek Tek İncelendi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından Rektör Prof. Dr. Akın Levent ve beraberindeki heyet, sergide yer alan çalışmaları yakından inceledi. Mezuniyet aşamasına gelen öğrencilerin farklı tekniklerle hazırladığı eserleri tek tek gezen Rektör Levent, genç sanatçılarla sohbet ederek çalışmaların hazırlık süreci ve içerikleri hakkında bilgi aldı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Rektör Levent’ten Teşekkür ve Başarı Dileği</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sergilenen eserleri ilgiyle takip eden Rektör Prof. Dr. Akın Levent, serginin hayata geçirilmesinde emeği geçen akademisyenleri ve mezuniyet aşamasındaki öğrencileri tebrik etti. Genç sanatçılara gelecek kariyerlerinde başarılar dileyen Levent, serginin düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yoğun katılımla gerçekleşen sergi, davetliler ve öğrenciler tarafından büyük beğeni topladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/genc-yeteneklerin-tuvalleri-gorucuye-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/genc-yeteneklerin-tualleri-gorucuye-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="62922"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğin’den Bir Bilim Çınarı Geçti: Ebu Sehl Numan Efendi Kemaliye'de Konuşulacak]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/eginden-bir-bilim-cinari-gecti-ebu-sehl-numan-efendi-kemaliyede-konusulacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/eginden-bir-bilim-cinari-gecti-ebu-sehl-numan-efendi-kemaliyede-konusulacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemaliye’nin köklü tarihine ve "kolaylığın babası" olarak bilinen zeka küpü âlimi Ebu Sehl Numan Efendi’nin hayatına ışık tutacak özel panelin detayları belli oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Erzincan’ın Kemaliye ilçesi, yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan ve ilim irfan geleneğinin mihenk taşları arasında gösterilen Ebu Sehl Numan Efendi’yi anmaya hazırlanıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Kemaliye Hacı Ali Akın Meslek Yüksekokulu tarafından organize edilen panelin ana teması <strong>“Türk İslam Tarihinde Eğin ve Eğinli Ebu Sehl Numan Efendi”</strong> olarak belirlendi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Zor İşlerin Çözüm Kapısı: "Ebu Sehl"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Panelde, ilmi çalışmalarıyla tanınan Numan Efendi’nin hayatı ve eserleri ele alınacak. Numan Efendi’ye, pek çok zor işi ince zekasıyla kolayca çözebilmesi nedeniyle "kolaylığın babası" anlamına gelen <strong>“Ebu Sehl”</strong> mahlasının verildiği biliniyor. Düzenlenecek bu etkinlik ile hem ilçenin köklü tarihine hem de bu toprakların yetiştirdiği değerlere ışık tutulması hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Panel Programı ve Konuşmacılar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen projenin panelistleri arasında şu isimler yer alıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Dr. Öğr. Üyesi Kemal Taşcı</strong> (Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi)</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Dr. Öğr. Üyesi Rukiye Özdemir</strong> (Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi)</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong>Etkinlik Bilgileri:</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Tarih:</strong> 6 Mayıs 2026 Çarşamba</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Saat:</strong> 10:30</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Yer:</strong> EBYÜ Kemaliye Hacı Ali Akın MYO Konferans Salonu</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/eginden-bir-bilim-cinari-gecti-ebu-sehl-numan-efendi-kemaliyede-konusulacak</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/eginden-bir-bilim-cinari-gecti-ebu-sehl-numan-efendi-kemaliyede-konusulacak-1268x720.jpg" type="image/jpeg" length="20930"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antik Kentleri Geleceğe Taşıyacak Stratejik Model Önerisi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/antik-kentleri-gelecege-tasiyacak-stratejik-model-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/antik-kentleri-gelecege-tasiyacak-stratejik-model-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimsel araştırmalar, antik kentlerin kültürel miras turizmine entegrasyonunda devrim yaratacak, paydaş temelli ve zaman odaklı yeni bir stratejik planlama modeli sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-30" style="text-align:justify">Kültürel miras, bir toplumun tarihsel birikimini ve değerlerini yansıtan en temel unsurdur. Ancak bu mirasın sadece korunması yeterli değildir; onun sürdürülebilir bir şekilde geleceğe aktarılması ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi, multidisipliner bir yönetim anlayışını zorunlu kılar. Bilimsel bir araştırma, Türkiye’nin en önemli arkeolojik değerlerinden biri olan <strong>Pisidia Antiocheia</strong> örneği üzerinden, antik kentlerin kültürel miras turizmine kazandırılmasına yönelik şaşırtıcı ve kapsamlı bir stratejik model geliştirdi. Bu çalışma, statik bir koruma anlayışından ziyade, dinamik ve aşamalı bir yol haritası sunarak bilim dünyasında yepyeni bir ufuk açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Arkeolojiden Turizme: 1.176 Kodlu Dev Veri Seti</strong></h2>

<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-31" style="text-align:justify">Yapılan bu bilimsel araştırma, sadece teorik varsayımlara değil, 2010-2025 yılları arasındaki 35 akademik çalışmanın analizi ile seyahat acentelerinden yerel halka kadar 107 farklı paydaşın görüşlerine dayanıyor. <strong>MAXQDA</strong> yazılımı kullanılarak gerçekleştirilen içerik analizleri sonucunda, tam <strong>1.176 koddan</strong> oluşan devasa bir veri seti sentezlendi. Bu veriler; 12 ana tema ve 78 alt tema altında hiyerarşik bir yapıya dönüştürülerek, antik kentlerin kaderini değiştirecek bir "planlama mantığı" oluşturuldu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Zamanın Ruhu: Kısa, Orta ve Uzun Vadeli Yol Haritası</strong></h2>

<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-32" style="text-align:justify">Araştırmanın en çarpıcı yönlerinden biri, stratejik planlamayı "zaman ufukları" üzerine inşa etmesidir. Bilimsel bulgular, bir antik kentin turizme kazandırılmasının doğrusal değil, senkronize bir süreç olması gerektiğini kanıtlıyor:</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<ul>
 <li>
 <p id="p-rc_97815f6e82737d0e-33" style="text-align:justify"><strong>Kısa Vade (Giriş Noktası):</strong> Planlamanın birincil ön koşulu yönetişim ve destinasyon yönetim merkezlerinin kurulmasıdır.</p>

 <p style="text-align:justify"></p>

 <p style="text-align:justify"></p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_97815f6e82737d0e-34" style="text-align:justify"><strong>Orta Vade (Gelişim Aşaması):</strong> Tanıtım, markalaşma ve ürün-deneyim tasarımı bu aşamada kritik rol oynar.</p>

 <p style="text-align:justify"></p>

 <p style="text-align:justify"></p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_97815f6e82737d0e-35" style="text-align:justify"><strong>Uzun Vade (Olgunluk Döngüsü):</strong> Altyapı iyileştirmeleri ve çevresel düzenlemeler, daha uzun uygulama döngüleri boyunca sisteme entegre edilir.</p>

 <p style="text-align:justify"></p>

 <p style="text-align:justify"></p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilimsel Uzlaşı: Delphi Süreciyle Kanıtlanmış Geçerlilik</strong></h2>

<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-36" style="text-align:justify">Modelin başarısı, uzmanlar tarafından iki aşamalı bir <strong>Delphi süreci</strong> ile test edilerek onaylandı. Uzmanlar, önerilen temaların zaman ufuklarına yerleştirilmesi, önemi ve uygulanabilirliği konusunda tam bir uzlaşı sağladı. Bu durum, modelin sadece Pisidia Antiocheia için değil, benzer miras destinasyonları için de aktarılabilir, kanıta dayalı bir rehber olduğunu gösteriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Senkronizasyon</strong></h2>

<p id="p-rc_97815f6e82737d0e-37" style="text-align:justify">Araştırma, "ufuk içi" ve "ufuklar arası" senkronizasyon modellerini birleştirerek, antik kentlerin hem korunup hem de ekonomik bir değer olarak nasıl yaşatılabileceğini bilimsel bir dille özetliyor. Bu model, yerel halkı pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, sürecin aktif bir paydaşı haline getirerek kültürel mirasın toplumsal sahiplenilmesini hedefliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Araba, İ. C. (2026). <i>Antik Kentlerin Kültürel Miras Turizmine Kazandırılmasına Yönelik Stratejik Bir Model Önerisi: Pisidia Antiocheia Örneği</i>. Aksaray Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Aksaray. Tez No; 989647</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/antik-kentleri-gelecege-tasiyacak-stratejik-model-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/antik-kentleri-gelecege-tasiyacak-stratejik-model-onerisi-1280x698.jpg" type="image/jpeg" length="73593"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihin En Güçlü Firavunu 3 Bin Yıl Sonra Yeniden Gündemde: 66 Yıllık Saltanatın Sırları]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/tarihin-en-guclu-firavunu-3-bin-yil-sonra-yeniden-gundemde-66-yillik-saltanatin-sirlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/tarihin-en-guclu-firavunu-3-bin-yil-sonra-yeniden-gundemde-66-yillik-saltanatin-sirlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mısır Yeni İmparatorluğu'nun en güçlü ismi II. Ramses'in 90 yıllık ömrü, 152 çocuğu ve gizemli mumyasının keşif hikayesi; tarihin en ünlü firavununun etkileyici mirasını gözler önüne seriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Mısır tarihinin en güçlü ve etkili hükümdarlarından biri olarak kabul edilen II. Ramses’in hayatı ve mirası, antik dünyanın en görkemli dönemlerine ışık tutmaya devam ediyor. MÖ 1303 ile 1213 yılları arasında hüküm süren ve Mısır Yeni İmparatorluğu'nun refah zirvesini temsil eden firavun, 66 yıl süren saltanatı boyunca askeri zaferlerden devasa inşaat projelerine kadar pek çok alanda silinmez izler bıraktı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>90 Yıllık Bir Ömür ve 152 Çocuk</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Gücü ve otoritesiyle tanınan II. Ramses, 90 yaşına kadar süren yaşamıyla döneminin şartlarının çok ötesinde bir profil çizdi. 1.90 metrelik boyu ve yanan kızıl saçlarıyla fiziksel olarak da dikkat çeken firavunun, 152 çocuk sahibi olması efsanevi kimliğini pekiştiren unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mezar Hırsızlarından Gizli Bölmeye</strong></h2>

<p style="text-align:justify">II. Ramses’in asıl istirahatgahı Thebes yakınlarındaki Krallar Vadisi’nde bulunsa da, naaşının korunması için zorlu bir süreç yaşandı. Kraliyet mumyalarını mezar hırsızlarından kurtarmak amacıyla gizli bir bölmeye taşınan kalıntıları, yüzyıllar süren sessizliğin ardından 1881 yılında gün yüzüne çıkarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Büyük Mısır Müzesi’nde Ziyaretçilerini Bekliyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">II. Ramses'in mumyasının keşfi, eski Mısır'daki cenaze uygulamalarının ve hükümdarın hükümranlık boyutunun daha iyi kavranmasını sağladı. Bugün Kahire'deki Büyük Mısır Müzesi'nde sergilenen mumya, modern dünyayı tarihin en ünlü firavunlarından biriyle doğrudan buluşturmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/tarihin-en-guclu-firavunu-3-bin-yil-sonra-yeniden-gundemde-66-yillik-saltanatin-sirlari</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/tarihin-en-guclu-firavunu-3-bin-yil-sonra-yeniden-gundemde-66-yillik-saltanatin-sirlari-1226x720.jpg" type="image/jpeg" length="65675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Faustina Gümüş Sikkesi Tarihi: Toprağın Altından Yükselen Gümüş Bir Hafıza]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/faustina-gumus-sikkesi-tarihi-topragin-altindan-yukselen-gumus-bir-hafiza</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/faustina-gumus-sikkesi-tarihi-topragin-altindan-yukselen-gumus-bir-hafiza" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Roma İmparatoru Antoninus Pius’un eşi Faustina I adına bastırılan nadir gümüş dinarius, MS 141-161 yıllarının izlerini günümüze taşıyor. İşte bir devrin zarafetini ve siyasi değişimlerini simgeleyen o sikkenin hikayesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Antik dünyanın en etkili figürlerinden biri olan ve "Beş İyi İmparator"dan biri olarak kabul edilen Antoninus Pius'un eşi <strong>Faustina I</strong>, ölümünden yıllar sonra bile Roma darphanelerinde yaşatılmaya devam ediyor. MS 100 yılında doğan ve MS 140 yılında hayata gözlerini yuman İmparatoriçe onuruna bastırılan gümüş <strong>Dinarius AR</strong>, nümismatik dünyasında büyük ilgi görüyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bir İmparatoriçenin Portresi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Söz konusu gümüş sikke, Faustina I’in karakteristik özelliklerini ustalıkla yansıtıyor. Sikkenin ön yüzünde (obv), imparatoriçenin sağa dönük, zarifçe örtülmüş büstü yer alıyor. Saçlarının büyük bir ustalıkla kıvrıldığı, başının üzerindeki şeritlerle arkadan dairesel bir formda toplandığı görülüyor. Portreyi çevreleyen <strong>"DIVA FAVSTINA"</strong> ifadesi ise onun tanrısallaştırılmış statüsüne vurgu yapıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Tahtın ve Unvanın Gizemi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sikkenin arka yüzünde (rev) ise süslü ve örtülü bir taht üzerinde yer alan çiçek çelengi ile karşısında duran dikdörtgen bir vazo dikkat çekiyor. Üst kısımda ise <strong>"AVGVSTA"</strong> ibaresi yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, sikkenin üzerindeki "Diva Augusta" yerine "Diva Faustina" ibaresinin kullanılmasının önemli bir tarihsel ayrıntıya işaret ettiğini belirtiyor. Bu durum, "Augusta" unvanının Faustina’nın kızı olan <strong>Faustina II</strong>’ye geçmesiyle ilişkilendiriliyor. Bu nümismatik kanıt, paranın basım tarihini Faustina II’nin ilk çocuğunu doğurduğu ve Augusta unvanını aldığı <strong>Aralık 147</strong> tarihinden sonrasına, muhtemelen Antoninus Pius’un saltanatının sonlarına (MS 161 civarı) yerleştiriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Teknik Detaylar ve Provenans</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Leu Numismatik AG'nin 2017 yılındaki açık artırmasında (Lot 648) yer alan bu parça, nümismatik kataloglarda şu detaylarla tanımlanıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Boyut ve Ağırlık:</strong> 18.52 mm, 3.29 g.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Kondisyon:</strong> VF (Very Fine), iyi merkezlenmiş.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Referanslar:</strong> RIC III 377; BMCRE IV 455-456; Cohen II 131.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Roma tarihinin bu gümüş tanığı, hem bir imparatorun eşine duyduğu sadakati hem de imparatorluk içindeki unvan değişimlerinin kronolojik bir belgesi olarak önemini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/faustina-gumus-sikkesi-tarihi-topragin-altindan-yukselen-gumus-bir-hafiza</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/faustina-gumus-sikkesi-tarihi-topragin-altindan-yukselen-gumus-bir-hafiza.jpg" type="image/jpeg" length="21824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taştan Devlerin Beş Bacaklı Sırrı: Asur Saraylarının Kadim Muhafızları]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/tastan-devlerin-bes-bacakli-sirri-asur-saraylarinin-kadim-muhafizlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/tastan-devlerin-bes-bacakli-sirri-asur-saraylarinin-kadim-muhafizlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antik Mezopotamya’nın ihtişamlı sembolleri Lamassular, beş bacaklı tasarımları ve devasa cüsseleriyle binlerce yıl sonra hala hayranlık uyandırıyor. Bilgelik, güç ve hızın birleşimi olan bu heykellerin gizemli dünyasına yolculuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Mezopotamya’nın tozlu sayfalarından günümüze ulaşan ve görenleri şaşkınlığa uğratan devasa Lamassu heykelleri, antik dünyanın mühendislik ve sanat dehasını gözler önüne seriyor. MÖ 8. yüzyıl civarında Yeni Asur İmparatorluğu döneminde inşa edilen bu dev heykeller, binlerce yıl sonra bile ihtişamlarını korumaya devam ediyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İlizyonun Sanatla Buluşması: Beş Bacaklı Perspektif</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Lamassu heykellerini dünya üzerindeki diğer pek çok eserden ayıran en benzersiz özellik, sahip oldukları <strong>beş bacaklı</strong> tasvirdir. Asur kabartma oymacılığının zirvesini temsil eden bu teknikle:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Heykele <strong>önden bakıldığında</strong>, yaratık sağlam bir şekilde ayakta duruyormuş izlenimi veriyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Heykele <strong>yandan bakıldığında</strong> ise, sanki ileriye doğru bir adım atıyormuş, yürüyormuş gibi görünüyor.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bu sofistike perspektif kullanımı, antik dönemdeki mimari planlamanın ne denli ileri düzeyde olduğunu kanıtlarken; sakallardaki ve tüylü kanatlardaki ince işçilik, o dönemin taş ustalarının becerisini sergiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Üç Gücün Sembolü: İnsan, Boğa ve Kartal</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Başlangıçta Ninova ve Horsabad gibi şehirlerdeki kraliyet saraylarının girişlerine yerleştirilen bu muazzam eserler, sadece birer süsleme değil, aynı zamanda birer koruyucu görevindeydi. Kötü ruhları uzaklaştırmak ve saraya girenleri kralın gücüyle etkilemek amacıyla tasarlanan Lamassular, melez yapılarıyla şu üç temel özelliği birleştiriyordu:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İnsan Başı:</strong> Bilgeliği,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Boğa veya Aslan Gövdesi:</strong> Gücü,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Kartal Kanatları:</strong> Hızı temsil ediyordu.</p>
 </li>
</ol>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Müze Salonlarındaki Tanrısal Krallar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Günümüzde çeşitli medeniyetlerin yükselişine ve çöküşüne tanıklık ederek sağ kalmayı başaran bu devler, dünyanın önde gelen müzelerinde sergileniyor. İlahi olan ile kraliyet olan arasındaki sınırların bulanıklaştığı bir dünyayı yansıtan bu heykeller, antik Mezopotamya sanatının en ikonik sembolleri olarak kabul ediliyor. Binlerce yıl önce saray ziyaretçilerinde uyandırdığı o büyük hayranlık ve huşu, bugün modern müze ziyaretçileri üzerinde de etkisini sürdürmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/tastan-devlerin-bes-bacakli-sirri-asur-saraylarinin-kadim-muhafizlari</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2024/07/haber-ve-son-dakika.gif" type="image/jpeg" length="89311"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlığı Ahlat’ta]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/dunyanin-en-buyuk-turk-islam-mezarligi-ahlatta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/dunyanin-en-buyuk-turk-islam-mezarligi-ahlatta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis'in Ahlat ilçesinde yer alan ve 210 dönümlük devasa bir alana yayılan dünyanın en büyük Ortaçağ Türk-İslam mezarlığı, 8.200 mezar taşıyla tarihin kapılarını aralıyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunan bu açık hava müzesinin büyüleyici detaylarını keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türkiye'nin Bitlis iline bağlı Ahlat ilçesi, tarih meraklılarını ve kültür gezginlerini büyüleyen devasa bir mirasa ev sahipliği yapıyor. Dünyanın en büyük Ortaçağ Türk-İslam mezarlığı olma özelliğini taşıyan <strong>Ahlat Selçuklu Mezarlığı</strong>, bugün bir açık hava müzesi olarak tarih meraklılarını ağırlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>UNESCO Mirası ve Devasa Alan</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Dünya Mirasları geçici listesine eklenen mezarlık, toplam <strong>210 dönümlük</strong> geniş bir arazi üzerine kurulu. Alanda yapılan incelemelerde; 118’i anıtsal olmak üzere, lahit şekilli ya da farklı tiplerde yaklaşık <strong>8.200 mezar taşı</strong> tespit edilmiş durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>3,5 Metrelik Sanat Eserleri</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Görenleri hayrete düşüren mezar taşlarının boyu <strong>3,5 metreye</strong> kadar ulaşıyor. Taşların her bir yüzeyi; Orta Asya Türk kültüründen izler taşıyan ejderha, palmet ve lamba gibi şekillerin yanı sıra karmaşık geometrik motiflerle bezenmiş durumda.</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Eski Dönem Mezarları:</strong> Selçukluların karakteristik geometrik desenlerinin daha belirgin olduğu görülüyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Yeni Dönem Mezarları:</strong> Zamanla değişen sanat anlayışıyla birlikte eğimli veya stilize edilmiş çiçek motifleri ön plana çıkıyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>400 Yıllık Bir Defin Geleneği</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Selçuklu Mezarlığı, <strong>12. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar</strong> aralıksız olarak kullanıldı. Selçuklu Türkleri ve bölgede yaşayan diğer İslam halklarının defin yeri olan bu alan, şehrin yerleşim yerinin değişmesiyle farklı bir sürece girdi. 16. yüzyıldan itibaren ana defin alanı, Osmanlı kalesi yakınlarındaki göl kıyısına taşındı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu eşsiz açık hava müzesi, geçmişin estetiğini ve Anadolu'nun tapusu niteliğindeki taş işçiliğini günümüze taşımaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/dunyanin-en-buyuk-turk-islam-mezarligi-ahlatta</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/dunyanin-en-buyuk-turk-islam-mezarligi-ahlatta-1280x720.jpg" type="image/jpeg" length="85545"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Arabistan Çöllerinde Binlerce Mezarla Örülü "Cenaze Caddeleri"]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/arabistan-collerinde-binlerce-mezarla-orulu-cenaze-caddeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/arabistan-collerinde-binlerce-mezarla-orulu-cenaze-caddeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan'da binlerce yıl öncesine ait devasa bir antik yol ağı gün yüzüne çıkarıldı. 18.000'den fazla mezarın çevrelediği bu "cenaze caddeleri", kadim bir medeniyetin sofistike izlerini taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Arkeoloji dünyası, Suudi Arabistan’ın derinliklerinde bulunan ve geçmişin gizemli kapılarını aralayan devasa bir keşifle çalkalanıyor. Batı Avustralya Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü kapsamlı çalışmalar sonucunda, yaklaşık <strong>4 bin 500 yıllık</strong> antik bir araç ve ulaşım ağı gün yüzüne çıkarıldı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Binlerce Yıllık Sofistike Sistem</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Keşfedilen bu antik yol sisteminin en dikkat çekici özelliği, yol hatları boyunca uzanan ve oldukça iyi korunmuş olan binlerce mezar. "Cenaze caddeleri" olarak adlandırılan bu güzergahlarda yapılan incelemeler, bölgede binlerce yıl önce son derece <strong>sofistike bir medeniyetin</strong> hüküm sürdüğünü kanıtlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Teknoloji ve Kazı Çalışmaları Bir Arada</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Araştırmacılar, bu devasa alanı incelemek için modern teknolojinin tüm imkanlarını seferber etti. Keşif sürecinde şu yöntemler kullanıldı:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Hava İncelemeleri:</strong> Bölgenin kuş bakışı haritaları çıkarıldı.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Uydu Görüntüleri:</strong> Geniş bir alana yayılan ağın rotası belirlendi.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Yer İncelemeleri:</strong> Fiziksel saha çalışmalarıyla veriler doğrulandı.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>18.000'den Fazla Mezar Tespit Edildi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yapılan çalışmalar neticesinde söz konusu caddeler boyunca <strong>18.000'den fazla mezar</strong> tespit edildi. Arkeologlar, bölgedeki yaşamı ve ölü gömme geleneklerini daha derinlemesine anlamak amacıyla bu mezarların birçoğunda kazı çalışmalarını tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu antik ulaşım ağının, bölgedeki erken dönem yerleşim stratejilerine ve sosyal yapıya dair bildiklerimizi kökten değiştirmesi bekleniyor. Araştırmalar, bu kadim yolların izinde devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/arabistan-collerinde-binlerce-mezarla-orulu-cenaze-caddeleri</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/arabistan-collerinde-binlerce-mezarla-orulu-cenaze-caddeleri-1280x661.jpg" type="image/jpeg" length="36647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Firavun’un Altın Zincirlerindeki Sır]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/firavunun-altin-zincirlerindeki-sir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/firavunun-altin-zincirlerindeki-sir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde saklı kalan devasa bir hazine: Tanis’te bulunan ve hiç soyulmamış olan Firavun I. Psusennes’in göz kamaştıran altın kolyesi, antik Mısır’ın gizemli ustalığını gün yüzüne çıkarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Arkeoloji dünyası, İkinci Dünya Savaşı’nın zorlu şartları altında gerçekleşen ve tarihin akışını değiştiren o büyük keşfi konuşuyor. Fransız arkeolog <strong>Pierre Montet</strong> tarafından 1940 yılında Tanis’te gün yüzüne çıkarılan mezar, antik Mısır tarihinin en büyük sürprizlerinden birine ev sahipliği yapıyor. 21. Hanedanlık döneminde, M.Ö. 1047 ile 1001 yılları arasında hüküm süren <strong>Firavun I. Psusennes</strong>’e ait olan bu mezar, nadir görülen bir şekilde tamamen sağlam ve hiç soyulmamış halde bulundu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yedi Altın Zincir ve Tanrısal Semboller</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Mezardan çıkarılan en görkemli eserlerin başında, antik Mısır mücevher sanatının zirvesini temsil eden kraliyet kolyesi geliyor. Yedi ayrı altın zincirden oluşan bu muazzam eser, üzerinde kralın isminin kazındığı iki kartuşun yer aldığı büyük bir altın tabakla birleşiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kolye üzerindeki detaylar ise hayranlık uyandırıcı:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İlahi Figürler:</strong> Altın tabağın yanlarında Tanrıça Amun ve Tanrıça Mutt’un küçük heykelleri yükseliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Değerli Taşlar:</strong> Mücevherlerle süslenmiş kanatlı güneş diski; <strong>lapis lazuli, turkuaz ve karnelyan</strong> gibi nadide taşlarla bezenmiş durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sanatsal İşçilik:</strong> Zincirlerin her bir halkası, nilüfer çiçekleriyle süslenerek gerçek bir sanat şaheserine dönüştürülmüş.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mısır Müzesi’nde Ziyaretçilerini Bekliyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Eski Mısırlıların sanat ve mücevherat alanındaki olağanüstü ustalığının bir kanıtı niteliğindeki bu kolye, günümüzde <strong>Kahire’deki Mısır Müzesi</strong>’nde sergileniyor. Binlerce yıl boyunca yer altında korunarak günümüze ulaşan bu eser, firavunların ihtişamını ve o dönemin estetik anlayışını tüm dünyaya sergilemeye devam ediyor.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/firavunun-altin-zincirlerindeki-sir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/firavunun-altin-zincirlerindeki-sir.jpg" type="image/jpeg" length="97837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zagros Dağları’nın Zirvesinde Unutulmuş Bir Medeniyetin İzleri]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/zagros-daglarinin-zirvesinde-unutulmus-bir-medeniyetin-izleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/zagros-daglarinin-zirvesinde-unutulmus-bir-medeniyetin-izleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arkeolojik ve yazılı veriler ışığında Hakkari bölgesinin Demir Çağı gizemini keşfedin. Sarp dağların zirvesindeki kaleler, gizemli savaşçı stelleri ve göçebe kabilelerin kadim hikâyesi bu bilimsel araştırmada gün yüzüne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_812d5767fa928520-26" style="text-align:justify">Yakın Doğu arkeolojisinin en sarp ve gizemli coğrafyalarından biri olan Hakkari Dağlık Bölgesi, binlerce yıldır derin vadilerinde sakladığı sırları modern bilimin ışığıyla aralıyor. Zagros Dağ silsilesinin kuzey uzantısında yer alan bu bölge, sadece coğrafi zorluklarıyla değil, aynı zamanda Demir Çağı’nın karanlıkta kalmış sayfalarıyla da araştırmacıları büyülemeye devam ediyor. Yapılan son bilimsel araştırmalar, bu bölgenin bir zamanlar Urartu ve Assur gibi dev imparatorlukların kıyısında, kendine has bir sosyal dokuya ve askeri güce sahip "lokal kabile şefliklerine" ev sahipliği yaptığını ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Vadi Hakimiyetinin Anahtarı</strong></h2>

<p id="p-rc_812d5767fa928520-27" style="text-align:justify">Bölgede gerçekleştirilen yüzey araştırmaları, derin vadilerin yamaçlarına stratejik olarak konumlandırılmış, irili ufaklı çok sayıda Erken Demir Çağı kalesini gün yüzüne çıkardı. Bu kalelerin en dikkat çekici özelliği, "kiklopik" (kabaca işlenmiş devasa taşlarla yapılan) surlara sahip olmalarıdır. Vadiye tamamen hakim noktalarda kurulan bu yerleşimler, bölgedeki toplulukların askeri bir kaygı ve güvenlik ihtiyacı doğrultusunda nasıl ustalıkla örgütlendiklerini kanıtlıyor. Levin Vadisi'ni kontrol eden Begire Kalesi gibi yapılar, büyük kamusal alanlarıyla o dönemde yerel birer yönetim merkezi işlevi görmüştür.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Dağ Sırtlarındaki Gizemli Gözcüler</strong></h2>

<p id="p-rc_812d5767fa928520-28" style="text-align:justify">Hakkari-Şırnak hattı boyunca vadi sırtlarında birer inci gibi dizilen ve bölgeye has bir yerleşim türü olan "Dirhe" yapıları, arkeoloji dünyası için yepyeni bir ufuk açıyor. Kare veya kareye yakın dikdörtgen planlı olan bu kule benzeri yapılar, adeta antik çağın erken uyarı sistemleri gibi işlev görmüştür. Yapılan analizler, bu yapıların bir kısmının Erken Demir Çağı’ndan itibaren kullanılmaya başlandığını ve sarp topografyada stratejik geçiş yollarını, maden yataklarını veya barajları gözetlediğini göstermektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Taşlara Kazınan Avcı-Savaşçı Ruhu</strong></h2>

<p id="p-rc_812d5767fa928520-29" style="text-align:justify">Bölgenin belki de en şaşırtıcı keşfi, Mir Kalesi eteğinde bulunan 13 adet kabartmalı steldir. Ortalama 0.81 ile 3.30 metre yüksekliğe sahip olan bu taş bloklar üzerinde erkek savaşçılar ve kadın figürleri tasvir edilmiştir. Bu steller, bölgenin sadece askeri bir savunma hattı değil, aynı zamanda kendine özgü bir sanat ve sembolizm anlayışına sahip zengin bir mezar kültürü olduğunu kanıtlar niteliktedir. Üst sınıflara ait avcı-savaşçıları temsil eden bu figürler, Hakkari’nin o dönemdeki "lokal şeflik" yapısını gözler önüne serer.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mezopotamya’dan Suriye’ye Uzanan Bağlar</strong></h2>

<p id="p-rc_812d5767fa928520-30" style="text-align:justify">Bölgedeki oda mezarlarda bulunan Habur ve Van-Urmiye boyalı seramikleri, Hakkari Dağlık Bölgesi’nin sanılanın aksine dünyadan izole olmadığını göstermektedir. MÖ II. binyıldan itibaren Suriye ve Mezopotamya ile yakın kültürel ilişkiler kuran bölge halkı, kendi üretimleri olan "Kuzey Zagros Kültürü"ne özgü seramiklerle de özgün bir kimlik oluşturmuştur. Bu çoklu gömü geleneğine sahip yeraltı oda mezarları, dönemin sosyal yapısı hakkında paha biçilmez veriler sunmaktadır.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Ukku ve Kumme’nin Gizemi</strong></h2>

<p id="p-rc_812d5767fa928520-31" style="text-align:justify">Assur yazılı metinlerinde bahsi geçen Ukku ve Kumme gibi lokal kent devletlerinin izleri, bugün Hakkari’nin sarp coğrafyasında bilimsel kazılarla aydınlatılmayı bekliyor. Henüz Urartu veya Assur’daki gibi krali bir merkez ya da mühür geleneğine dair kesin bulgulara ulaşılamamış olsa da, keşfedilen kaleler ve steller bölgenin arkeolojik gizemini koruduğunu ve her yeni çalışmanın yepyeni sürprizlere gebe olduğunu gösteriyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Vedat Timur, "Arkeolojik ve Yazılı Veriler Bağlamında Erken ve Orta Demir Çağ Hakkari Bölgesi", Doktora Tezi, Batman Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Haziran-2025. Tez No; 943238 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Doğu Gazetesi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/zagros-daglarinin-zirvesinde-unutulmus-bir-medeniyetin-izleri</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/zagros-daglarinin-zirvesinde-unutulmus-bir-medeniyetin-izleri-901x720.jpg" type="image/jpeg" length="44001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihi Değiştiren Adam: Osman Hamdi Bey]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/tarihi-degistiren-adam-osman-hamdi-bey</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/tarihi-degistiren-adam-osman-hamdi-bey" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kurucusu Osman Hamdi Bey'in doğum gününde, dünya yerinden oynayacak! İskender Lahdi'nin keşfinden, eser kaçakçılığını bitiren gizli tüzüğe kadar tüm detaylar bu özel haberde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bugün, Türk tarihinin ve sanat dünyasının en önemli figürlerinden biri olan Osman Hamdi Bey’in doğumunun 183. yıl dönümü. 30 Aralık 1842 tarihinde dünyaya gelen Osman Hamdi Bey, geride bıraktığı devasa mirasla modern Türk müzeciliğinin ve arkeolojisinin temellerini atan isim olarak anılıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sayda Kazıları ve İskender Lahdi Mucizesi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Türkiye'nin ilk arkeoloğu kabul edilen Osman Hamdi Bey, kariyerinin en çarpıcı başarısına 1887-1888 yılları arasında imza attı. Lübnan’da bulunan <strong>Sayda Kral Mezarlığı</strong> kazılarını yürüten Bey, bu çalışmalar sırasında arkeoloji dünyasını sarsan ve bugün dünya çapında bir fenomen olan <strong>İskender Lahdi</strong>’ni gün yüzüne çıkardı. Bu keşif, o dönemden bugüne arkeoloji tarihinin en önemli buluntuları arasında gösterilmeye devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Eser Kaçakçılığına Karşı Hukuk Savaşı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Müze-i Hümayun (İstanbul Arkeoloji Müzesi) müdürlüğü görevine getirildikten sonra Osman Hamdi Bey, sadece kazı alanlarında değil, hukuk kürsüsünde de büyük bir mücadele başlattı. Tarihi eserlerin yurt dışına kaçırılmasını engellemek için kolları sıvayan Bey, o dönem yürürlükte olan 1874 tarihli <strong>"Asar-ı Atika Nizamnamesi"</strong> üzerinde köklü değişiklikler yaptı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>1883 Tüzüğü: Kültürel Mirasın Kalkanı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">1883 yılında hazırladığı ve yürürlüğe soktuğu yeni düzenleme ile Osmanlı topraklarındaki eski eserlerin Batılı ülkelere kaçırılmasını resmen yasakladı. Bu stratejik hamle, Anadolu ve çevresindeki binlerce yıllık mirasın korunmasını sağlayan en kritik hukuki dönemeç olarak tarihe geçti.</p>

<p style="text-align:justify">Kadıköy’ün ilk belediye başkanı ve bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olarak bilinen kurumun kurucusu olan Osman Hamdi Bey, doğum gününde hem bir sanatçı hem de bir kültür muhafızı olarak hatırlanıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kaynak; Tarih Kulübü ( www.facebook.com/TarihKulubu)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/tarihi-degistiren-adam-osman-hamdi-bey</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 17:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/tarihi-degistiren-adam-osman-hamdi-bey.jpg" type="image/jpeg" length="51002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Patara Tiyatrosu Kapılarını Aralıyor]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/patara-tiyatrosu-kapilarini-araliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/patara-tiyatrosu-kapilarini-araliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Helenistik dönemden Roma’ya uzanan görkemli tarihiyle Patara Tiyatrosu, depremlerin ardından yeniden yükselen büyüleyici hikayesi ve devasa kapasitesiyle ziyaretçilerini bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türkiye’nin Antalya ilinde, Kaş yakınlarında konumlanan antik Likya şehri Patara, bölgenin en etkileyici yapılarından biri olan tarihi tiyatrosuyla geçmişin ihtişamını günümüze taşıyor. Yunan ve Roma mimari geleneklerinin olağanüstü bir kanıtı olarak kabul edilen yapı, arkeoloji dünyasında büyük ilgi görüyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Depremlerle Şekillenen Bir Tarih</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Orijinal inşası M.Ö. 2. yüzyılda, Helenistik dönemde gerçekleştirilen tiyatro, tarih boyunca büyük değişimlere tanıklık etti. M.S. 141 yılında meydana gelen yıkıcı depremin ardından, İmparator Antonino Pius yönetiminde kapsamlı bir yeniden inşa ve genişletme sürecine giren yapı, bugünkü görkemli formuna kavuştu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Binlerce Kişilik Dev Sahne</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yapılan araştırmalara göre tiyatronun kapasitesi dikkat çekici boyutlarda:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Genel Tahmin:</strong> 5.000 ila 6.000 izleyici.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Zirve Dönemi:</strong> Bazı kaynaklar, yapının en ihtişamlı zamanlarında 10.000 kişiye kadar ağırlama kapasitesine sahip olduğunu öne sürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Turizmin ve Tarihin Merkezi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bugün titizlikle restore edilen tiyatro, Patara arkeolojik sitesini ziyaret edenlerin en uğrak noktası haline gelmiş durumda. St. Nicholas’ın doğum yeri olmasıyla bilinen ve deniz kaplumbağalarının yuva yaptığı bakire plajıyla dünyaca ün kazanan bölge, bu devasa tiyatroyla kültürel mirasın merkezinde yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/patara-tiyatrosu-kapilarini-araliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/patara-tiyatrosu-kapilarini-araliyor-1069x720.jpg" type="image/jpeg" length="15301"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5000 Yıllık Sır Kapısı Aralanıyor: Likya’nın Kalbinde Zamana Yolculuk]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/5000-yillik-sir-kapisi-aralaniyor-likyanin-kalbinde-zamana-yolculuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/5000-yillik-sir-kapisi-aralaniyor-likyanin-kalbinde-zamana-yolculuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bronz Çağı’ndan Osmanlı’ya uzanan kesintisiz bir yaşamın izleri Tlos Antik Kenti’nde gün yüzüne çıkıyor. UNESCO yolundaki bu efsanevi yerleşimin 5000 yıllık hikayesi okurları bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Toros Dağları’nın eteklerinde, tarihin ve efsanelerin iç içe geçtiği antik Tlos şehri, ziyaretçilerine sadece bir harabe topluluğu değil, geçmişe açılan devasa bir pencere sunuyor. Fethiye’ye 35 kilometre uzaklıkta konumlanan bu kadim şehir, Likya Birliği’nin en eski ve en büyük yerleşim yerlerinden biri olma özelliğini taşıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bronz Çağı’ndan Günümüze Kesintisiz Miras</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Tlos’un resmi kayıtları ağırlıklı olarak MÖ 500 ile 300 yılları arasındaki Likya dönemine işaret etse de bölgedeki arkeolojik çalışmalar çok daha derin bir geçmişi ortaya koyuyor. Bulunan seramik parçaları ve taş aletler, şehirdeki ilk insan yerleşimlerinin MÖ 3300 ile 1200 arasındaki <strong>Bronz Çağı</strong>’na kadar uzandığını kanıtlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Şehir, 19. yüzyıla kadar devam eden kesintisiz yaşam döngüsüyle yaklaşık <strong>5000 yıllık bir tarihsel süreci</strong> temsil ediyor. Bu köklü geçmişten günümüze ulaşan birçok değerli eser, bugün kültürel mirasın daha iyi anlaşılması amacıyla Fethiye Müzesi’nde koruma altında tutuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Roma’dan UNESCO’ya Uzanan Önem</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bölge, MS 43 yılında bir Roma eyaletine dönüştükten sonra da stratejik önemini yitirmeyerek bölgenin parlayan yıldızı olmaya devam etti. Tlos’un Likya kültürü içerisindeki bu kritik önemi, 2019 yılında uluslararası bir tescille taçlandırıldı ve antik kent <strong>UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi</strong>’ne dahil edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Toroslar’ın gölgesinde yükselen bu antik merkez, her köşesinde barındırdığı tarihsel dokuyla Likya’nın görkemini yansıtmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/5000-yillik-sir-kapisi-aralaniyor-likyanin-kalbinde-zamana-yolculuk</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/5000-yillik-sir-kapisi-aralaniyor-likyanin-kalbinde-zamana-yolculuk-1280x719.jpg" type="image/jpeg" length="83731"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EBYÜ’lü profesörden Orta Doğu üzerine dev çalışma!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/ebyulu-profesorden-orta-dogu-uzerine-dev-calisma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/ebyulu-profesorden-orta-dogu-uzerine-dev-calisma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Ainur Nogayeva Karaca ve Doç. Dr. Tekin Avaner, yeni eserleriyle bölgedeki güç dengelerini analiz ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ), uluslararası ilişkiler literatürüne damga vuracak bir başarıya daha imza attı. Üniversitemizin değerli akademisyenlerinden <strong>Prof. Dr. Ainur Nogayeva Karaca</strong>’nın yazarları arasında bulunduğu ve <strong>Doç. Dr. Tekin Avaner</strong> ile <strong>Dr. Ali Bozçalışkan</strong>’ın editörlüğünü üstlendiği <strong>"Orta Doğu’da Güç Mücadelesi"</strong> adlı kitap okurla buluştu.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Erzincan akademisinden küresel analiz</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Nobel Yayınevi tarafından Mart 2026’da yayımlanan bu 370 sayfalık kapsamlı eser, Orta Doğu’daki karmaşık siyasi dengeleri masaya yatırıyor. Özellikle EBYÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nin başarılı ismi <strong>Prof. Dr. Ainur Nogayeva Karaca</strong>'nın uzmanlığı ve <strong>Doç. Dr. Tekin Avaner</strong> ile <strong>Dr. Ali Bozçalışkan</strong>’ın titiz editörlüğü, kitabı alanında temel bir başvuru kaynağı haline getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Satranç tahtasında stratejik hamleler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kitap, Orta Doğu’yu adeta bir satranç tahtası metaforuyla ele alarak bölgedeki aktörlerin karşılıklı güç mücadelesini bilimsel bir dille inceliyor. Erzincan’dan çıkan bu akademik ses, sadece üniversite öğrencileri için değil, dış politika meraklıları için de rehber niteliği taşıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Şehrimiz için büyük gurur</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi bünyesinde üretilen bu bilimsel çalışma, şehrimizin akademik potansiyelini bir kez daha kanıtladı. Nobel Yayınevi etiketiyle raflarda yerini alan bu kıymetli eser, hem üniversite camiası hem de Erzincan halkı tarafından büyük bir takdirle karşılandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Orta Doğu’da Güç Mücadelesi"</strong>, şehrimizdeki kitabevlerinde ve tüm dijital platformlarda satışa sunuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Erzincan, KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/ebyulu-profesorden-orta-dogu-uzerine-dev-calisma</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/ortadoguda-guc-mucadelesi-kitap.jpg" type="image/jpeg" length="61313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu Ağızlarındaki Söz Dizimi Mirası!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/anadolu-agizlarindaki-soz-dizimi-mirasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/anadolu-agizlarindaki-soz-dizimi-mirasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muhammed Sami Ünal’ın 90 farklı eseri tarayarak hazırladığı devasa araştırma, Türkiye Türkçesi ağızlarının sadece birer konuşma biçimi değil, Oğuzcanın 4 bin yıllık yolculuğunu günümüze taşıyan kompleks birer yazılım sistemi olduğunu kanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Muhammed Sami Ünal’ın 90 farklı eseri tarayarak hazırladığı devasa araştırma, Türkiye Türkçesi ağızlarının sadece birer konuşma biçimi değil, Oğuzcanın 4 bin yıllık yolculuğunu günümüze taşıyan kompleks birer yazılım sistemi olduğunu kanıtladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_0d0f0cdd9e4c8a73-25" style="text-align:justify">Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamlanan ve Türk dilinin derin yapısına ışık tutan yeni bir bilimsel çalışma, Anadolu’nun sessiz mirasını gün yüzüne çıkardı. Muhammed Sami Ünal tarafından kaleme alınan "Türkiye Türkçesi Ağızlarında Kelime Grupları" başlıklı doktora tezi, 1940 yılından bu yana derlenen 90 farklı eseri mercek altına alarak, halk ağızlarının ölçünlü (standart) dilden çok daha esnek ve zengin bir matematiksel yapıya sahip olduğunu ortaya koydu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Oğuzcanın 4 Bin Yıllık "Genetik" Köprüsü</strong></h2>

<p id="p-rc_0d0f0cdd9e4c8a73-26" style="text-align:justify">Araştırma, MÖ 3000’li yıllarda Anadolu civarında olduğu tahmin edilen ve ardından Orta Asya’ya uzanan dört bin yıllık büyük yolculuğun izlerini sürüyor. Türk tarihinin her döneminde kilit rol oynayan Oğuzların bu sınır tanımaz hareketliliği, bugün Anadolu ağızlarında yaşayan zengin dil özelliklerinin ana kaynağı olarak gösteriliyor. Tez, Anadolu ağızlarını modern Türkiye Türkçesi ile Eski Oğuzca arasında her iki dönemden de izler taşıyan hayati bir "köprü" olarak tanımlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kuralsızlığın Muazzam Düzeni</strong></h2>

<p id="p-rc_0d0f0cdd9e4c8a73-27" style="text-align:justify">Haberimize konu olan bu devasa çalışma, ağızların sadece kelime farklılıklarından ibaret olmadığını, "söz dizimi" (sentaks) açısından da büyüleyici bir çeşitlilik sunduğunu kanıtlıyor. 434 sayfalık bu kapsamlı araştırmada tam 12 farklı kelime grubu kategorize edildi: İsim ve sıfat tamlamalarından edat gruplarına, ünvan gruplarından karmaşık birleşik fiillere kadar her yapı, halkın ifade gücünün sınırlarını zorluyor. Özellikle ölçünlü dildeki katı kuralların aksine, ağızlarda kelime gruplarının çok daha serbest ve işlevsel bir yapıda kurulduğu bilimsel verilerle ortaya konuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>7.500 Örnekle Dilin Derin Yapısına Yolculuk</strong></h2>

<p id="p-rc_0d0f0cdd9e4c8a73-28" style="text-align:justify">Ünal’ın araştırması, sadece teorik bir inceleme değil, aynı zamanda 7.500’den fazla canlı örneğin yer aldığı dijital bir müze niteliğinde. Masallardan bilmecelere, günlük sohbetlerden şiirlere kadar her türlü metinden süzülen bu veriler, bir kelime grubunun tek bir kelime gibi hareket ederek dilin en küçük yapı taşına nasıl dönüştüğünü somutlaştırıyor. Çalışmada "hamur kimin", "it boğı bi", "yaşca bök" gibi halkın içinden gelen ifadeler, dil bilimsel birer laboratuvar verisi olarak analiz ediliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilim Dünyası İçin Yeni Bir Ufuk</strong></h2>

<p id="p-rc_0d0f0cdd9e4c8a73-29" style="text-align:justify">Bu tez, Türkiye Türkçesinin bugünü ve dünü arasındaki kopuklukları gidermek adına sahada önemli bir boşluğu kapatıyor. Halk ağızlarındaki kelime gruplarının yapısal analizleri, gelecekte yapılacak yapay zeka temelli dil işleme çalışmalarından Türkçenin öğretim metodolojilerine kadar pek çok alanda yeni bir ufuk açma potansiyeli taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KAYNAK:</strong> Ünal, M. S. (2024). <i>Türkiye Türkçesi Ağızlarında Kelime Grupları</i> (Doktora Tezi). Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzincan. Tez No; 864605</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/anadolu-agizlarindaki-soz-dizimi-mirasi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/anadolu-agizlarindaki-soz-dizimi-mirasi-1280x626.jpg" type="image/jpeg" length="37888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Paris’ten Erzincan’a Uzanan Gizem! Şehnâme’nin Kayıp Şifreleri Erzincan’da Kırıldı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/paristen-erzincana-uzanan-gizem-sehnamenin-kayip-sifreleri-erzincanda-kirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/paristen-erzincana-uzanan-gizem-sehnamenin-kayip-sifreleri-erzincanda-kirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincanlı akademisyenlerin titiz çalışmasıyla, Zâloğlu Rüstem efsanesinin Fransa'daki gizli yazmaları gün yüzüne çıktı. Bilim dünyasında heyecan yaratan araştırma, mitolojik kahramanın bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_ec797edc88d18728-25" style="text-align:justify">Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde gerçekleştirilen kapsamlı bir doktora çalışması, Türk halk edebiyatının en kudretli figürlerinden biri olan Zâloğlu Rüstem üzerine "müstakil bir çalışma" eksikliğini gidererek literatürde devrim niteliğinde bir çalışmaya imza atıyor. Araştırmanın kalbinde, Fransa Millî Kütüphanesi Yazma Eserler bölümünden temin edilen ve ilk kez Latin harflerine aktarılan nadir bir yazma metin yer alıyor. Bu çalışma, Rüstem’in sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda evrensel halk anlatılarının binlerce yıllık motiflerini üzerinde taşıyan bir "kültür kristali" olduğunu kanıtlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mitolojik Bir Doğum: "Kurtuldum" Diyen Bebeğin Hikâyesi</strong></h2>

<p id="p-rc_ec797edc88d18728-26" style="text-align:justify">Haberimize konu olan araştırma, Rüstem’in sıra dışı varoluşuna dair çarpıcı detaylar sunuyor. Efsunlu kuş Simurg’un yardımıyla, annesi Rudâbe’nin karnı yarılarak dünyaya gelen Rüstem, doğar doğmaz bir yaşındaki bir çocuğun cüssesine sahipti. Henüz 10 yaşındayken devasa fillerin başını kesen ve kaleler fetheden bu kahramanın, rivayetlere göre 600 yıl süren yaşamı boyunca giydiği darbelerden etkilenmeyen zırhı ve yıldırım hızındaki atı Rahş ile nasıl bir "yenilmezlik" ikonuna dönüştüğü bilimsel bir süzgeçten geçiriliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kardeş İhaneti ve "Mızraklı Kuyu" Tuzağı</strong></h2>

<p id="p-rc_ec797edc88d18728-27" style="text-align:justify">Bilimsel incelemenin en sarsıcı bölümlerinden birini Rüstem’in trajik sonu oluşturuyor. Yazma eser ve sözlü varyantlar karşılaştırıldığında, yenilmez kahramanın ancak en yakınından gelen bir ihanetle durdurulabildiği görülüyor. Üvey kardeşi Şagâd’ın kıskançlık ve intikam hırsıyla hazırladığı, içi keskin mızraklarla dolu gizli kuyular, Rüstem ve sadık atı Rahş’ın sonu oluyor. Ancak haberin asıl çarpıcı noktası burada gizli: Rüstem, son nefesini vermeden önce kendisine bu tuzağı kuran kardeşini bir ağacın arkasına saklanmasına rağmen tek bir okla ağaca dikerek kendi intikamını alıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Motiflerin Sessiz Dili: Bilge Hayvanlar ve Devlerin Savaşı</strong></h2>

<p id="p-rc_ec797edc88d18728-28" style="text-align:justify">Stith Thompson’un "Halk Edebiyatı Motif İndeksi" kullanılarak yapılan karşılaştırmalı analiz, hikâyenin evrensel kodlarını çözüyor. İncelemede, Rüstem’e nasihat eden bilge kuş Simurg’tan, İsfendiyar’ın tek zayıf noktası olan gözünden vurulmasına kadar onlarca motifin, Anadolu’daki sözlü anlatılarla nasıl harmanlandığı ilk kez bu kadar net bir şema ile ortaya konuyor. Bu veriler, doğu-batı anlatı geleneğinin nasıl iç içe geçtiğini göstererek bilimseverler için yepyeni bir ufuk açıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilimin Işığında Bir Kahramanın Anatomisi</strong></h2>

<p id="p-rc_ec797edc88d18728-29" style="text-align:justify">Bu özel haberin odağındaki çalışma, sadece bir metin aktarımı değil; aynı zamanda Türk edebiyatının beslendiği en büyük damarlardan biri olan Şehnâme ve Rüstem figürünün Anadolu ruhundaki izdüşümlerini belgeliyor. Rüstem, bu araştırmayla birlikte tozlu sayfaların arasından çıkıp, modern halk bilimi çalışmalarının dinamik bir parçası haline geliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KAYNAK:</strong> Sezgin, M. N. (2022). <em>Zaloğlu Rüstem Hikâyesi Üzerinde Karşılaştırmalı Bir İnceleme</em> (Doktora Tezi). Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzincan. Tez No; 758193</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/paristen-erzincana-uzanan-gizem-sehnamenin-kayip-sifreleri-erzincanda-kirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/paristen-erzincana-uzanan-gizem-sehnamenin-kayip-sifreleri-erzincanda-kirildi-1185x720.jpg" type="image/jpeg" length="43377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan'ın Kanyonlar Arasındaki Gizli Hazinesi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-kanyonlar-arasindaki-gizli-hazinesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-kanyonlar-arasindaki-gizli-hazinesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan Kemah’taki Irınkara Mağarası, Munzur Sıra Dağları’nın kanyonları arasında sunduğu eşsiz manzara ve tırmanış rotasıyla keşfedilmeyi bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Erzincan’ın Kemah ilçesine bağlı Yücebelen köyünde yer alan <strong>Irınkara Mağarası</strong>, Munzur Sıra Dağları’nın kanyonları arasında eşsiz bir manzara sunuyor. Yüksek bir konumda bulunan mağaradan Yücebelen Çayı’nın huzur veren sesi yankılanırken, bölge doğaseverler ve fotoğraf meraklıları için unutulmaz anlar yakalama fırsatı tanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Tarihi Sığınakta Doğa Yürüyüşü ve Yaban Hayatı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Eski dönemlerde bir sığınak olarak kullanılan Irınkara Mağarası, günümüzde ziyaretçilerine dağ keçilerini izleme ve kanyonlar arasında doğa yürüyüşü yapma imkanı sağlıyor. Yaz aylarında serin kalan yapısıyla dikkat çeken mağara, doğa ile tarihin iç içe geçtiği bir macera arayanlar için Erzincan’da keşfedilmeyi bekleyen bir hazine niteliği taşıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Tırmanış Tutkunları İçin Zorlu ve Mükemmel Rota</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Mağaranın bulunduğu kanyon, yüksekliği ve dik yapısıyla tırmanış tutkunları için ideal bir rota oluşturuyor. Erzincan merkeze 83 kilometre uzaklıktaki Yücebelen köyüne ulaştıktan sonra, 18 kilometrelik bir yürüyüş ve tırmanışla bölgeye varılabiliyor. Ancak mağaranın güvenli bir şekilde gezilebilmesi için mutlaka bir rehber eşliğinde gidilmesi tavsiye ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanin-kanyonlar-arasindaki-gizli-hazinesi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/erzincan-kemahtaki-irinkara-magarasi-1270x720.jpg" type="image/jpeg" length="98732"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkülerin Gizli Kodu!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/turkulerin-gizli-kodu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/turkulerin-gizli-kodu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi’nde tamamlanan yeni bir bilimsel araştırma, Türk kahramanlık ruhunun "Alp"ten "Eren"e uzanan bin yıllık kültürel dönüşümünü türküler üzerinden mercek altına aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk kültür tarihinin en derin kodlarını barındıran "kahramanlık" olgusu, sadece meydan savaşlarıyla değil, bir milletin var oluş iradesiyle şekilleniyor. Ennur Bilecan Karaosmanoğlu tarafından Hacettepe Üniversitesi'nde tamamlanan doktora tezi, kolektif bilinçaltımızın sesli haritası olan türküleri analiz ederek sarsıcı sonuçlara ulaştı.</p>

<h2><strong>Mitolojik Köklerden "Gökten İnme" Kahramanlara</strong></h2>

<p>Araştırma, Türk kahramanlık algısının ilk evrelerinde doğaüstü güçlerle donatılmış figürlerin baskın olduğunu bilimsel kanıtlarla sunuyor. İslamiyet öncesi dönemde "Alp" olarak tanımlanan kahraman, sadece fiziksel gücüyle değil, doğayla kurduğu kutsal bağla topluluğun manevi lideri konumunda yükseliyor.</p>

<h2><strong>Kılıçtan Kalbe: Büyük Kimlik Dönüşümü</strong></h2>

<p>Tezin en dikkat çekici bulgusu, İslamiyet ile birlikte yaşanan radikal değişim. Savaşçı "Alp" karakteri, süreç içerisinde yerini adalet ve merhametle harmanlanmış "Gazi" ve "Eren" figürlerine bırakıyor. Bu durum, kahramanlığın "yıkıcı güç" olmaktan çıkıp etik bir olgunluğa evrildiğini kanıtlıyor.</p>

<h2><strong>Ezber Bozan Veri: Kadın Kahramanlar</strong></h2>

<p>Bilimsel çalışma, Türk kültüründe kadının kahramanlık alanındaki konumuna dair ezberleri bozuyor. Eski Türklerde kahramanlığın cinsiyetle sınırlı olmadığını, kadınların stratejik roller üstlendiğini ve bu gücün türkülerdeki yansımalarının diğer toplumlarla kıyaslanamaz bir özgünlükte olduğunu vurguluyor.</p>

<h2><strong>Türküler: Kültürün Kara Kutusu</strong></h2>

<p>TRT repertuvarından seçilen 62 türkünün "tarihi belge" olarak çözümlendiği araştırmada, her ezginin aslında birer toplumsal "kara kutu" olduğu saptandı. Türküler, vatan ve bağımsızlık tutkusunun halkın zihninde nasıl birer kültürel kod haline geldiğini bilimsel olarak doğruluyor.</p>

<h2><strong>Değişmeyen Öz, Evrilen Form</strong></h2>

<p>Bilimsel analizler; kahramanlık formunun devirlere göre değişse de cesaret ve bağımsızlık gibi temel taşların bin yıldır sarsılmaz bir şekilde korunduğunu gösteriyor. Bu çalışma, Türk halkbilimi ve tarihsel sosyoloji açısından yepyeni bir ufuk açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KAYNAK:</strong> BİLECAN KARAOSMANOĞLU, Ennur. <em>Türk Kültür Tarihinde Kahramanlık Serüveninin Türkülerdeki İzdüşümü</em>, Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2025. Tez No; 940981</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/turkulerin-gizli-kodu</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/02/erzincanda-kurtulus-coskusu-turkulerle-yasandi.jpg" type="image/jpeg" length="56257"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliğinde Başkanlık Seçimi!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/turkiye-yazarlar-birliginde-baskanlik-secimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/turkiye-yazarlar-birliginde-baskanlik-secimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) 24. Olağan Genel Kurulunda yapılan seçimle Prof. Dr. Muhammet Enes Kala oy birliğiyle genel başkanlık görevine getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türkiye Yazarlar Birliğinin 24. Olağan Genel Kurulu, birliğin genel merkezinde düzenlendi. Toplantıda gündem maddelerinin değerlendirilmesinin ardından yeni dönem yönetimi için başkanlık seçimi yapıldı.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yeni Başkan Oy Birliğiyle Seçildi</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Gerçekleştirilen kurulda yapılan oylama sonucunda Prof. Dr. Muhammet Enes Kala, üyelerin tam desteğini aldı. Oy birliğiyle alınan kararın ardından Kala, Türkiye Yazarlar Birliğinin yeni genel başkanı olarak göreve başladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/turkiye-yazarlar-birliginde-baskanlik-secimi</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 01:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/03/prof-dr-muhammet-enes-kala.jpg" type="image/jpeg" length="50751"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
