<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Erzincan Haber, Erzincan</title>
    <link>https://www.dogugazetesi.com</link>
    <description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, Erzincan haberleri ve ülke gündemi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 11:23:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Mutfaklardaki Devir Kapanıyor: Air Fryer Yasaklanıyor]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/mutfaklardaki-devir-kapaniyor-air-fryer-yasaklaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/mutfaklardaki-devir-kapaniyor-air-fryer-yasaklaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı olduğu düşünülerek her eve giren air fryer'lar için Avrupa'da yasak sesleri yükseliyor. Cihazlardaki gizli tehlikeye dair detaylar haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Mutfağınızın başköşesinde duran ve "az yağlı, sağlıklı yemek" vaadiyle milyonların gözdesi olan o cihaz, aslında sessiz bir tehdit mi? Avrupa Birliği (AB) regülasyonları, son yılların en popüler mutfak aleti olan air fryer'ları (hava fritözlerini) radarına aldı. Milyonlarca kullanıcının vazgeçilmezi haline gelen bu teknolojik pişirme yöntemi, beklenmedik sağlık riskleri nedeniyle tamamen rafa kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sağlıklı Bilinen Yöntemde Kimyasal Tehlike</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Avrupa'da başlatılan incelemelerin odağında, bu cihazların iç yüzeylerinde kullanılan kaplamalar yer alıyor. Yapılan araştırmalar, pek çok modelde kullanılan ve <strong>"sonsuz kimyasallar"</strong> olarak adlandırılan <strong>PFAS</strong> maddelerinin ısıya maruz kaldığında gıdalara bulaşabileceğini gösteriyor. Bu kimyasalların insan vücudunda birikerek bağışıklık sistemi ve hormonal denge üzerinde geri dönülemez hasarlar bırakabileceği endişesi, yasaklama ihtimalini güçlendiriyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kanser Riski Ve Akrilamid Tehdidi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Cihazın çalışma prensibi olan yüksek hızlı sıcak hava akımı, gıdaların yüzeyinde hızla kahverengileşme sağlıyor. Ancak uzmanlar, özellikle nişastalı gıdaların bu kadar yüksek ısıya maruz kalmasının <strong>akrilamid</strong> adı verilen kanserojen bir maddenin oluşumuna zemin hazırladığını belirtiyor. Avrupa gıda güvenliği otoriteleri, air fryer'ların geleneksel yöntemlere göre bu maddeyi daha yoğun üretip üretmediğini derinlemesine inceliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Zehirli Duman Ve Yüksek Isı Uyarısı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Haberin detaylarına göre, air fryer kullanımı sırasında cihazdan yayılan dumanların sadece yemek kokusu olmadığı, plastik ve metal aksamların ısınmasıyla ortaya çıkan mikroskobik parçacıklar içerdiği vurgulanıyor. Özellikle havalandırması yetersiz mutfaklarda bu durumun <strong>solunum yolu rahatsızlıklarını</strong> tetikleyebileceği ve uzun vadede akciğer sağlığını tehdit edebileceği üzerinde duruluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Avrupa Birliği'nden Kesin Karar Bekleniyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Şu an için tüm cihazların toplatılması söz konusu olmasa da, Avrupa Komisyonu'nun belirli standartları karşılamayan modellerin satışını durdurmaya hazırlandığı ifade ediliyor. Özellikle <strong>teflon ve türevi kaplamalara</strong> sahip düşük kaliteli ürünlerin pazar payının tamamen engellenmesi gündemde. Tüketicilerin ise bu süreçte seramik kaplamalı veya çelik iç aksama sahip ürünlere yönelmesi tavsiye ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu gelişme, mutfak alışkanlıklarında yeni bir yol ayrımına gelindiğini gösteriyor. Sağlık ve pratiklik arasındaki o ince çizgi, Avrupa'dan gelecek son raporla netleşecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/mutfaklardaki-devir-kapaniyor-air-fryer-yasaklaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/06/airfryer-1280x677.jpg" type="image/jpeg" length="76554"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Krizi Değil, Sistemin "Acil Kapatma" Alarmı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kalp-krizi-degil-sistemin-acil-kapatma-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kalp-krizi-degil-sistemin-acil-kapatma-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalbinizden gelen o gizemli sinyaller aslında bir "acil kapatma" uyarısı mı? Göğsünüzdeki baskıyı basit bir hazımsızlık sanıp görmezden gelmek, sistemin ana motorunu tamamen kaybetmenize neden olabilir. İşte hayati lojistik hattaki kesintinin 9 kritik raporu ve acil müdahale protokolü!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Vücudun tüm lojistik ağını yöneten ana pompa olan kalp, her yıl binlerce sistemde "kritik hata kodu" vererek durma noktasına geliyor. Uzmanlar, "miyokard enfarktüsü" olarak bilinen kalp krizini, ana motoru besleyen yakıt hatlarındaki ani bir kesinti ve ardından gelen doku ölümü olarak tanımlıyor. Sistemin kalıcı hasar almasını önlemek ise sadece bu sinyalleri doğru okumaktan geçiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yakıt Hattı Neden Tıkanıyor?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kalp krizinin arkasındaki temel lojistik sorunlar, damar duvarlarındaki yağlı plakların yırtılmasıyla başlıyor. Bu yırtılma sonucu oluşan pıhtı, yakıt (kan) hattını tamamen kapatarak <strong>oksijen açlığına</strong> neden oluyor. Tıkalı hat nedeniyle hücreler hızla enerji kaybederken, hasar gören kas dokusu kalbin elektriksel sinyal ağını bozarak <strong>iletişim kesintisine</strong> (aritmi) yol açıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sistemden Gelen 9 Kritik Hata Raporu</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sistem, ana motorun durmak üzere olduğunu şu verilerle rapor ediyor:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Göğüs Ağrısı ve Baskı:</strong> "Üzerine biri oturmuş" gibi hissedilen yoğun sıkışma veya ağırlık.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Nefes Darlığı:</strong> Fiziksel efor sarf edilmese dahi gelişen "hava yetmiyor" hissi.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Yayılan Ağrı:</strong> Göğüsteki ağrının kollara, boyuna, çeneye veya sırta sirayeti.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Ani ve Aşırı Halsizlik:</strong> Enerji rezervlerinin tamamen çekilmesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Mide Bulantısı ve Hazımsızlık:</strong> Sistemin yanıltıcı bir şekilde mide ağrısı sinyali vermesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Soğuk Terleme:</strong> Ortam sıcaklığından bağımsız gelişen ani ter dökme.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Baş Dönmesi:</strong> Beyne giden lojistik desteğin azalmasıyla oluşan dengesizlik.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Yoğun Kaygı:</strong> "Ölüm korkusu" şeklinde hissedilen aşırı korku hali.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Çarpıntı:</strong> Kalbin normal ritminin dışına çıkarak düzensiz atması.</p>
 </li>
</ol>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Acil Müdahale Protokolü: Sistemi Nasıl Kurtarırsınız?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sinyaller tespit edildiği anda vakit kaybetmeden şu lojistik adımların izlenmesi hayati önem taşıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>112 Acil Servis:</strong> Sistem profesyonel ekiplere teslim edilmeli, asla şahsi araçla hastaneye gidilmemelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Mutlak İstirahat:</strong> Kalp üzerindeki lojistik yükü azaltmak için fiziksel aktivite durdurulmalı, yarı yatar pozisyona geçilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Derin Nefes:</strong> Oksijen seviyesini stabilize etmek için sakin solunum sağlanmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İlaç Kontrolü:</strong> Sadece doktor tarafından daha önce reçete edilmiş ve kullanımı öğretilmiş "dil altı" ilaçları kullanılmalıdır.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Zaman Kas Kaybıdır!</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kalp krizinde her saniye, kurtarılabilecek bir kalp kası hücresi anlamına geliyor. "Biraz dinlenince geçer" diyerek beklemek, ana motorda geri dönülemez hasarlara yol açıyor. Göğsünüzdeki sıkışmayı "yediğim bir şey dokundu" diyerek geçiştirmek yerine, bunun sistemden gelen bir <strong>"acil kapatma"</strong> uyarısı olabileceğini unutmayın. Erken müdahale, sistemin yeniden stabil hale gelmesini sağlayan tek yoldur!</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca unutmayın ki bu haber yalnızca bilgilendirme amaçlı. Daha ayrıntılı tıbbi öneriler veya teşhisler için mutlaka bir uzmana danışmayı unutmayın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kalp-krizi-degil-sistemin-acil-kapatma-alarmi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/12/kalp-gribi-1280x960.jpg" type="image/jpeg" length="76842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanıtlandı: B12 Vitamini Almayanlar Hızlı Yaşlanıyor!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kanitlandi-b12-vitamini-almayanlar-hizli-yaslaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kanitlandi-b12-vitamini-almayanlar-hizli-yaslaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[B12 eksikliğinin yaşlanmayı hızlandırdığı ve kas kaybına yol açtığı kanıtlandı. Hastalıklardan korunmanın ve genç kalmanın sırrı bu haberin detaylarında.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Zamanın yıpratıcı etkilerine karşı koymak ve genç kalmak, yalnızca kozmetik ürünlerle değil, hücrelerimizi besleyen temel yapı taşlarıyla mümkün. Bilim dünyası, küresel çapta milyonlarca insanın ihmal ettiği gizli bir tehlikeye dikkat çekiyor. Sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde 10 milyona yakın kişi ve dünya genelinde sayısız insan, vücudun en çok ihtiyaç duyduğu yapı taşlarından biri olan B12 vitamininden mahrum kalıyor. Cornell Üniversitesi tarafından yapılan son araştırmalar, sağlıklı yaşlanmanın ve güçlü bir bedenin anahtarının B12 vitamini olduğunu gözler önüne seriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Cornell Üniversitesi araştırmacılarının fareler üzerinde yürüttüğü kapsamlı çalışma, B12 vitamininin metabolizma üzerindeki kritik rolünü ortaya çıkardı. Elde edilen bulgulara göre, bu vitaminin eksikliği metabolik stresi artırarak bağışıklık sistemini ciddi şekilde zayıflatıyor. <strong>Yeterli B12 seviyesine sahip olan vücut, yaşlanma sürecini hızlandıran "istilacı" faktörlere karşı çok daha güçlü bir savunma hattı kuruyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, B12 eksikliğinin fiziksel güç üzerindeki yıkıcı etkisi oldu. <strong>Doçent Martha Field</strong>, düşük vitamin seviyelerinin doğrudan azalan kas kütlesi ve zayıflayan kas gücü ile bağlantılı olduğunu vurguluyor. Özellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan kas kaybı, beraberinde kemik erimesi ve ciddi yaralanma risklerini getiriyor. Düzenli vitamin alımı ise bu yıkıcı süreci tersine çevirerek bedenin direncini korumasını ve spor salonundaki performansın artmasını sağlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">B12 eksikliği yalnızca fiziksel çöküşe değil, aynı zamanda ciddi nörolojik sorunlara da zemin hazırlıyor. Uzmanlar, vitamin değerleri düşen kişilerde <strong>yorgunluk, baş dönmesi, ellerde ve ayaklarda karıncalanma</strong> gibi belirtilerin baş gösterdiği konusunda uyarıyor. İhmal edilen durumlarda tablo daha da ağırlaşarak odaklanma güçlüğü, zihinsel bulanıklık ve uzun vadede hafıza kaybı gibi geri döndürülmesi zor hasarlara yol açabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İnsan vücudu bu kritik vitamini kendi başına üretemediği için dışarıdan besinler yoluyla alınması mecburi bir hal alıyor. Sağlıklı bir yaşam için uzmanların şiddetle tavsiye ettiği B12 zengini besinler ve içerik oranları şu şekilde sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Midye:</strong> Sadece 85 gramında tam 84 mikrogram (Günlük ihtiyacın çok üzerinde) B12 bulunuyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Somon:</strong> 85 gramlık bir porsiyon 4,9 mikrogram değer taşıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Yoğurt:</strong> 170 gram tüketildiğinde vücuda 1,3 mikrogram vitamin sağlıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Yumurta:</strong> Büyük boy 1 adet yumurtadan 0,6 mikrogram elde ediliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Vegan Seçenekler:</strong> Hayvansal gıda tüketmeyenler için takviye edilmiş kahvaltılık gevrekler ve soya sütü öne çıkıyor.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre sağlıklı bir yetişkinin günlük olarak <strong>2,4 mikrogram</strong> B12 alması gerekiyor. Ancak bu miktar gebelik ve emzirme dönemlerinde artış gösteriyor. Hamile ve emziren kadınların günlük dozu <strong>2,6 mikrograma</strong> çıkarması hayati önem taşıyor. Yale Halk Sağlığı Okulu, bu dönemlerde yaşanacak düşük B12 seviyelerinin, erken doğum riskini dahi tetikleyebileceği konusunda anne adaylarını uyarıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kanitlandi-b12-vitamini-almayanlar-hizli-yaslaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 00:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/b12-vitamini.jpg" type="image/jpeg" length="53286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağırsak Sağlığını Bozan Besinler Açıklandı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/bagirsak-sagligini-bozan-besinler-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/bagirsak-sagligini-bozan-besinler-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, bağırsak florasını olumsuz etkileyen en önemli etkenler arasında ultra işlenmiş gıdalar, şeker ve yapay tatlandırıcıların yer aldığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığı, bağışıklık sistemi, ruh hali ve genel vücut dengesi üzerinde de doğrudan etkili olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bağırsak florasının korunmasının sağlıklı yaşam için kritik bir rol oynadığını vurgularken, yanlış beslenme alışkanlıklarının bu dengeyi hızla bozabildiğine dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle ultra işlenmiş gıdaların bağırsak sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini daha görünür hale getirdi. Yüksek oranda şeker, rafine karbonhidrat, katkı maddesi ve koruyucu içeren bu ürünlerin, bağırsakta bulunan yararlı bakterilerin sayısını azaltarak mikrobiyota dengesini bozabileceği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre bu dengenin bozulması yalnızca sindirim problemlerine değil, aynı zamanda bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve kronik rahatsızlıklara karşı direncin düşmesine de neden olabiliyor. Bu nedenle işlenmiş gıda tüketiminin mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yapay tatlandırıcılar da bağırsak sağlığı açısından riskli gruplar arasında yer alıyor. Bazı bilimsel çalışmalar, bu maddelerin bağırsak florasında değişikliklere yol açabileceğini ve uzun vadede bağırsak bariyerinin zayıflamasına neden olabileceğini ortaya koyuyor. Bu durumun “geçirgen bağırsak” riskini artırabileceği ifade ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bunun yanında lif bakımından fakir, beyaz un ve rafine şeker ağırlıklı beslenme düzeninin de bağırsak hareketlerini yavaşlattığı, sindirim sisteminin doğal işleyişini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Lif eksikliğinin, yararlı bakterilerin beslenmesini engelleyerek bağırsak dengesini daha da kırılgan hale getirdiği aktarılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, bağırsak sağlığını korumak için doğal, taze ve lif açısından zengin gıdaların tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor. Sebze, meyve ve fermente ürünlerin düzenli tüketilmesinin bağırsak florasını desteklediği, bunun da genel sağlık üzerinde olumlu etkiler oluşturduğu ifade ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak, bağırsak sağlığını korumanın temelinin doğru beslenme alışkanlıklarından geçtiği belirtilirken, özellikle ultra işlenmiş ürünlerden uzak durmanın uzun vadede önemli bir koruma sağladığı vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/bagirsak-sagligini-bozan-besinler-aciklandi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 16:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/bagirsak-sagligini-bozan-besinler-aciklandi.jpg" type="image/jpeg" length="75060"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağlamak Aslında Bir Şifa Kaynağı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/aglamak-aslinda-bir-sifa-kaynagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/aglamak-aslinda-bir-sifa-kaynagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çoğu zaman zayıflık belirtisi olarak görülen ağlamanın, vücudumuzu toksinlerden arındıran ve ruh halimizi dengeleyen biyolojik bir mucize olduğunu biliyor muydunuz?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günlük hayatta sadece üzüntü anlarında başvurduğumuz bir eylem gibi görünse de ağlamak, insan vücudunun hem psikolojik hem de fizyolojik dengesini koruyan karmaşık bir mekanizma olarak işliyor. Araştırmalar, ağlama sırasında vücuttan stres hormonlarının atıldığını ve bu sürecin kişiyi adeta "temizlediğini" ortaya koyuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İlk Nefesten Son Vedaya Kadar Ağlamak</strong></h2>

<p style="text-align:justify">İnsanoğlunun ağlama ile kurduğu bağ, doğumun ilk saniyelerinde başlıyor. Anne karnında kordon aracılığıyla nefes alan bebeklerin, dış dünyaya uyum sağlaması ve akciğerlerini kullanabilmesi için ilk ağlama hayati bir önem taşıyor. Bu süreç, sadece bebeklikte değil, yetişkinlikte de yas süreçlerini atlatmak ve kaybı kabullenmek için en etkili yol olarak kabul ediliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Gözyaşının Üç Farklı Türü</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Her gözyaşı aynı amaca hizmet etmiyor. Uzmanlar, gözyaşlarını üç ana kategoriye ayırıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Refleks Gözyaşı:</strong> Toz veya duman gibi dış tehditlere karşı gözü koruyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sürekli Gözyaşı:</strong> Gözü nemlendirerek enfeksiyon riskini azaltıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Duygusal Gözyaşı:</strong> Diğerlerinden farklı olarak içinde stres hormonları ve toksinler barındırıyor; vücudu bu maddelerden arındırıyor.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hıçkırarak Ağlamak Beyni Serinletiyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sakin bir ağlamanın aksine, hıçkırarak ağlamanın da kendine has bir faydası mevcut. Hıçkıra hıçkıra ağlarken alınan kısa ve sık nefesler, beyin ısısını dengeleyerek düşürüyor. Bu termal değişim, ağlama eyleminin ardından kişinin kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Doğal Bir Ağrı Kesici: Oksitosin ve Endorfin</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzun süreli ağlama nöbetleri sırasında vücut, <strong>oksitosin</strong> ve <strong>endorfin</strong> gibi kimyasallar salgılıyor. Bu salgılar sayesinde:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p style="text-align:justify">Hem fiziksel hem de duygusal acı hafifliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Parasempatik sinir sistemi aktive edilerek vücut sakinleşme moduna geçiyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Kişi üzerinde bir rahatlama ve uyuşukluk hissi oluşarak dinlenme sağlanıyor.</p>
 </li>
</ol>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İstatistikler ve Uyarılar</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yapılan araştırmalar, ağlama sıklığının cinsiyete göre değiştiğini gösteriyor. Amerika’da gerçekleştirilen bir çalışmaya göre kadınlar ayda ortalama <strong>3,5</strong> kez ağlarken, erkeklerde bu oran <strong>1,9</strong> olarak kaydediliyor. Ancak uzmanlar, bu rakamların kişiden kişiye ve kültüre göre değişebileceğinin altını çiziyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Ne Zaman Tehlikeli?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Ağlamak her ne kadar iyileştirici bir süreç olsa da, kontrol edilemeyen ağlama krizlerine;</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Sürekli çaresizlik ve bitkinlik hissi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">İştah ve uyku düzeninde bozulmalar,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Ölüm ve intihar düşünceleri eşlik ediyorsa, bu durumun <strong>depresyon</strong> belirtisi olabileceği vurgulanıyor. Bu gibi durumlarda mutlaka bir uzmana danışılması öneriliyor.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/aglamak-aslinda-bir-sifa-kaynagi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/08/hickirarak-aglamak-1280x815.jpg" type="image/jpeg" length="12408"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yumurta Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/yumurta-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/yumurta-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yumurtanın besin değeri ve kolesterol üzerindeki etkileri hakkında yanlış bilinenleri açıklıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Beslenme uzmanları, yumurta hakkında toplumda yaygın olan bazı yanlış inanışların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Yüksek besin değeriyle dikkat çeken yumurta, protein, vitamin ve mineral içeriği sayesinde dengeli beslenmenin önemli bir parçası olarak görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yumurta; A, D, E ve B grubu vitaminleri ile birlikte demir ve çinko gibi mineraller açısından da zengin bir gıda olarak öne çıkıyor. İçeriğinde bulunan kolin maddesinin ise beyin fonksiyonlarının desteklenmesinde rol oynadığı ifade ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre yumurtanın yağ içeriği sanıldığı kadar yüksek değil ve dengeli tüketildiğinde sağlıklı bireyler için önemli bir besin kaynağı olmayı sürdürüyor. Ayrıca yumurtada bulunan protein, birçok gıdaya göre daha yüksek biyolojik değere sahip olmasıyla dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yumurtanın kolesterol üzerindeki etkisi konusunda ise tek başına belirleyici olmadığı, genel beslenme düzeninin daha önemli olduğu vurgulanıyor. Dengeli ve ölçülü tüketimin, sağlıklı bireyler için uygun olduğu belirtiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tüketicilere ayrıca yumurtanın saklanma ve pişirme koşullarına dikkat etmeleri öneriliyor. Hijyen kurallarına uyulması, doğru saklama sıcaklığı ve tam pişirme, gıda güvenliği açısından önem taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, yumurtanın beslenme düzeninde yer alabileceğini ancak her gıdada olduğu gibi dengeli tüketilmesinin en doğru yaklaşım olduğunu ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/yumurta-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/yumurta-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar.jpg" type="image/jpeg" length="50788"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saç Dökülmesine Vitamin Kalkanı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/sac-dokulmesine-vitamin-kalkani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/sac-dokulmesine-vitamin-kalkani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saç dökülmesi kader mi yoksa vitamin eksikliği mi? A, B, C, D ve E vitaminlerinin saç sağlığı üzerindeki kritik etkilerini ve dökülmeyi durduran bilimsel yöntemleri keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günümüzün en yaygın kozmetik problemlerinden biri olan saç dökülmesi ve kellik, yediden yetmişe birçok kişinin özgüvenini olumsuz etkiliyor. Ancak gelişen tıp dünyası, cerrahi müdahalelere gerek kalmadan saç sağlığını geri kazanmanın yollarını sunuyor. Uzmanlar, saç dökülmesiyle mücadelede özellikle doğru vitamin takviyelerinin kritik bir rol oynadığını belirtiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yaşam Biçimi Saçları Doğrudan Etkiliyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Güçlü ve canlı saçlara sahip olmanın yolu, sadece genetik faktörlerden değil, aynı zamanda yaşam kalitesinden geçiyor. Yoğun iş stresi, kötü beslenme, yetersiz su tüketimi, sigara ve alkol kullanımı, düzensiz uyku ve hava kirliliği gibi çevresel faktörler saç sağlığını tehdit eden unsurların başında geliyor. Özellikle besinlerden yeterli miktarda vitamin alınamaması, saçlarda cansızlık, seyrekleşme ve yoğun dökülmelere zemin hazırlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hangi Vitamin Ne İşe Yarıyor?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yapılan araştırmalar ve tahliller, saç sağlığı için tek bir vitaminin değil, bir kompleksin gerekli olduğunu gösteriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>A Vitamini:</strong> Saç derisindeki sebum üretimini destekleyerek nem dengesini korur. Eksikliği kaşıntı ve kepeğe yol açar.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>B Grubu Vitaminleri:</strong> B3 kan dolaşımını, B5 nemlendirmeyi, B6 hücre yenilenmesini sağlar. "Güzellik vitamini" olarak bilinen B7 (Biyotin) ise eksikliğinde hızlı beyazlama ve kırılmaya neden olur. Folik asit (B9) ve B12 ise saçın güçlenmesinde ve sağlıklı uzamasında başrol oynar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>C ve E Vitamini:</strong> Antioksidan özellikleri sayesinde serbest radikallerle savaşarak hücre yenilenmesini hızlandırır ve saçlara parlaklık kazandırır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>D Vitamini:</strong> Özellikle kapalı ortamda çalışanlarda eksikliği sık görülen bu vitamin, dökülmeyi doğrudan tetikleyebilir.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Mineral ve Aminoasit Desteği Şart</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sadece vitaminler değil, çinko, demir ve selenyum gibi mineraller de saç foliküllerinin onarılmasında hayati önem taşıyor. Özellikle kadın tipi saç dökülmesinde demir eksikliği belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor. Ayrıca L-Sistein ve L-Lizin gibi aminoasitler, keratin ve kolajen üretimini artırarak saç tellerinin köklere daha sıkı bağlanmasını sağlıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Önce Tahlil Sonra Takviye</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, vitamin eksikliği kadar fazlalığının da vücuda zarar verebileceği konusunda uyarıyor. Örneğin, kontrolsüz A vitamini kullanımı karaciğerde toksik etki yaratabiliyor. Bu nedenle, saç dökülmesi yaşayan kişilerin doğrudan takviye almak yerine, tam teşekküllü bir hastanede kan tahlili yaptırarak doktor kontrolünde ilerlemesi gerektiği vurgulanıyor. Vitamin desteğinin yetersiz kaldığı durumlarda ise uzmanlar tarafından saç ekimi yöntemleri önerilebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/sac-dokulmesine-vitamin-kalkani</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/sac-dokulmesine-vitamin-kalkani-1079x720.jpg" type="image/jpeg" length="68343"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deri Altındaki Karıncalanma Ne Anlama Geliyor?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/deri-altindaki-karincalanma-ne-anlama-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/deri-altindaki-karincalanma-ne-anlama-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vücudunuzda aniden beliren yanma, karıncalanma veya elektrik çarpması hissi aslında ne anlatıyor? Sinir sistemindeki hasarın habercisi olan nöropatik ağrının belirtilerini ve altında yatan gizli nedenleri muhabirimiz aktarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tıp dünyasında <strong>nöropatik ağrı</strong> olarak tanımlanan ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bu durum, aslında sinir sisteminde meydana gelen bir hasarın dışa vurumu olarak karşımıza çıkıyor. Uzmanlar, bu tablonun beyne giden sinyal iletiminin bozulmasıyla ortaya çıktığını belirtiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kişilerin günlük hayatını zorlaştıran ve sıklıkla deneyimlenen o hisler ise şöyle sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Yanma:</strong> Sinirlerin aşırı duyarlılaşması nedeniyle ilgili bölgede hissedilen sürekli bir sıcaklık veya ateş duygusu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Karıncalanma:</strong> Kamuoyunda "iğne batması" olarak da bilinen, deri üzerinde adeta karıncalar geziyormuş hissi uyandıran duyum.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Uyuşma:</strong> Duyusal kaybın eşlik ettiği, bölgenin donuklaşması veya elektrik çarpması şeklinde gelişen ani sızılar.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Yapılan tespitlere göre bu belirtiler sadece geçici bir rahatsızlık değil; <strong>diyabet, vitamin eksikliği veya sinir sıkışması</strong> gibi altta yatan kronik problemlerin habercisi olabiliyor. Vücudun verdiği bu sinyaller, sinir sistemindeki bir bozulmaya işaret eden kritik birer uyarı niteliği taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/deri-altindaki-karincalanma-ne-anlama-geliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/deri-altindaki-karincalanma-ne-anlama-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="18261"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her Gebeye Bir Ebe!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/her-gebeye-bir-ebe</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/her-gebeye-bir-ebe" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan’da "Gebe Okulu" ve "Her Gebeye Bir Ebe" programları kapsamında sağlık personeline yönelik kapsamlı doğuma hazırlık eğitimi verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Birimi Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar-ÇEKÜS Birimi, anne ve bebek sağlığına yönelik hizmet kalitesini artırmak amacıyla önemli bir eğitim programına imza attı. Bakanlığın <strong>“Gebe Okulu”</strong> ve <strong>“Her Gebeye Bir Ebe”</strong> projeleri çerçevesinde düzenlenen eğitimde, il ve ilçelerdeki gebe okullarında görevli sağlık personeli bir araya geldi.</p>

<p style="text-align:justify">4-5-6 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen eğitim programı, sağlık çalışanlarının mesleki bilgi ve becerilerini güncellemeyi hedefledi. Eğitimlerde teorik ve pratik bilgiler uzman isimler tarafından aktarıldı. Programda eğitimci olarak şu isimler yer aldı:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Dr. Öğr. Üyesi Gülsüm Gündoğdu Doğanay</strong> (Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi)</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Ebe Fatma Turan</strong> (Sağlıklı Hayat Merkezi)</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Ebe Melek Gülakar</strong> (Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi)</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Eğitim İçeriğinde Kritik Konular Ele Alındı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sağlık personeline yönelik hazırlanan müfredatta, gebelik sürecinden başlayarak doğum sonrasına kadar uzanan zincirin tüm halkaları detaylandırıldı. Katılımcılara özellikle şu konularda eğitim verildi:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Doğuma hazırlık süreci,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Doğum ve doğum sonrası takip,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Yenidoğan bakımı.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Eğitim programının başarıyla tamamlanmasının ardından bir sertifika töreni düzenlendi. Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı <strong>Dr. Aslan İskender</strong>, Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Şube Müdürü <strong>Orhan Şengül</strong>, eğitimciler ve birim çalışanları, kursu tamamlayan personele <strong>“Katılım Belgelerini”</strong> takdim etti.</p>

<p style="text-align:justify">Bu eğitimlerin, Erzincan genelindeki gebe okullarında verilen hizmetin standardını yükseltmesi ve anne adaylarına daha profesyonel bir destek sunulmasını sağlaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/her-gebeye-bir-ebe</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/her-gebeye-bir-ebe-1195x720.jpg" type="image/jpeg" length="80970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebek mamaları toksin şüphesiyle toplatılıyor!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/bebek-mamalari-toksin-suphesiyle-toplatiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/bebek-mamalari-toksin-suphesiyle-toplatiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ünlü mama markası Nutricia, Bebelac 1 ürünlerini toksin riski nedeniyle piyasadan çekiyor. Bakanlık ve uzmanlar aileleri uyarıyor: Bu ürünleri kullanmayın.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bebeklerinin sağlığı konusunda her zaman hassas olan anne ve babaları yakından ilgilendiren çok önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye'de ve dünyada yaygın olarak satılan bazı bebek mamalarında tehlikeli bir madde tespit edildi. Bu durumun ardından yetkililer hızla harekete geçerek ürünlerin raflardan toplatılmasına karar verdi. Peki, hangi marka mamalar risk altında ve ailelerin ne yapması gerekiyor? İşte bu endişe verici gelişmenin tüm detayları...</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Hangi Mamalar Geri Çağrıldı</strong></span></h4>

<p id="p-rc_3c5039b5529d40b8-34" style="text-align:justify">Bebek maması üreticisi Nutricia, Bebelac 1 isimli ürününün bazı serilerini piyasadan çekme kararı aldı. Bu karar, son kullanma tarihi bu yıl içinde olan üç farklı üretim partisini kapsıyor. Firma yetkilileri, uygulamanın aslında ocak ayında başlatıldığını ancak Avrupa gıda standartlarına uyum sağlamak için mayıs ayında sürecin güncellendiğini açıkladı. Ailelerin, evlerindeki ürünlerin kutularında yazan parti numaralarını dikkatlice kontrol etmeleri büyük önem taşıyor.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Ürün Tanımı</strong></td>
   <td><strong>Son Tüketim Tarihi</strong></td>
   <td><strong>Parti Numarası</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>BEBELAC 1 800 G</strong></td>
   <td>13.11.2026</td>
   <td>101479492 / 101479493 / 101479494</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>BEBELAC 1 800 G</strong></td>
   <td>19.11.2026</td>
   <td>101480178</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>BEBELAC 1 800 G</strong></td>
   <td>20.11.2026</td>
   <td>101480618 / 101480648</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Tehlikenin Sebebi Ne?</strong></span></p>

<p id="p-rc_3c5039b5529d40b8-35" style="text-align:justify">Bu toplatma kararının arkasında, bebeklerin sağlığını tehdit eden "cereulide" isimli bir toksin, yani zehirli madde yatıyor. Bu toksin, yüksek ısıya çok dayanıklı olmasıyla biliniyor ve gıdaların içinde uzun süre bozulmadan kalabiliyor. Uzmanlar, bu maddenin özellikle bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş olan bebeklerde ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtiyor. Mamayı tüketen bebeklerde kusma ve ishal gibi hastalık belirtilerinin yanı sıra nadir de olsa daha büyük sağlık problemleri görülebiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Aileler Ne Yapmalı?</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_3c5039b5529d40b8-36" style="text-align:justify">Eğer evinizde bu markaya ait şüpheli üretim serisinden ürünler varsa, yetkililerin uyarısı çok net: Ürünleri kesinlikle bebeklerinize yedirmeyin. Aileler, riskli olduğu açıklanan mamaları satın aldıkları market veya eczanelere geri götürerek paralarını iade alabiliyorlar ya da firmanın internet sitesi üzerinden işlem yapabiliyorlar. Ayrıca, bebeği bu mamalardan tüketmiş olan ve huzursuzluk, kusma gibi herhangi bir hastalık belirtisi gösteren ailelerin hiç vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmaları gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Diğer Markalarda Da Yaşanmıştı</strong></p>

<p id="p-rc_3c5039b5529d40b8-37" style="text-align:justify">Bebek maması sektöründeki bu tehlike aslında yeni değil. Son birkaç ay içinde Nestle'nin SMA ve Danone'nin Aptamil markalarına ait bazı ürünler de aynı zehirli madde şüphesiyle piyasadan toplatılmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığı, yaşanan bu olayların ardından denetimlerini artırdığını ve gerekli akredite laboratuvar testlerinden geçmeyen hiçbir bebek mamasının ülkeye girişine izin verilmediğini duyurdu. Ailelerin, bebeklerinin sağlığı için resmi açıklamaları ve ürün duyurularını yakından takip etmesi gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/bebek-mamalari-toksin-suphesiyle-toplatiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/01/bebek-mamasi.jpg" type="image/jpeg" length="98605"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanede Gizli Tehlikeye Karşı 'El' Birliği!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/hastanede-gizli-tehlikeye-karsi-el-birligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/hastanede-gizli-tehlikeye-karsi-el-birligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyonlarla mücadelede hayati rol oynayan el hijyeni için farkındalık oluşturuldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Enfeksiyonların önlenmesinde en kritik koruma yöntemi olan el hijyenine dikkat çekmek amacıyla, Dünya El Hijyeni Günü kapsamında özel bir farkındalık standı kuruldu. Hastane bünyesinde gerçekleştirilen etkinliğe hem sağlık çalışanları hem de vatandaşlar yoğun katılım gösterdi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"El Hijyeni Güvenli Sağlık Hizmetinin Temelidir"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Etkinlik, Başhekim <strong>Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız</strong>’ın katılımıyla gerçekleştirildi. El hijyeninin sağlık hizmetlerindeki güvenlik zincirinin en önemli halkası olduğunu vurgulayan Kuyrukluyıldız, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p style="text-align:justify"><i>“Bu yılın teması olan ‘El hijyeni için harekete geç, hayat kurtar’ mesajı doğrultusunda; başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere el hijyenine uyumun artırılması büyük önem taşımaktadır. Aynı şekilde hastalarımızın ve hasta yakınlarının da bu konuda bilinçli olması, enfeksiyonların önlenmesinde önemli katkı sağlamaktadır. El hijyeni, güvenli sağlık hizmetinin vazgeçilmez bir parçasıdır.”</i></p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Uzman Kadro Sahadaydı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Farkındalık etkinliğine akademik kadro ve sağlık personeli tam kadro destek verdi. Enfeksiyon Kontrol Komitesi Bölüm Başkanı <strong>Prof. Dr. Faruk Karakeçili</strong>, El Hijyeni Koordinatörü <strong>Doç. Dr. Umut Devrim Binay</strong>, <strong>Doç. Dr. Orçun Barkay</strong> ve asistan hekimler etkinlikte hazır bulundu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Doğru Teknikler Uygulamalı Olarak Anlatıldı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Enfeksiyon Kontrol Komitesi hemşireleri tarafından yürütülen bilgilendirme faaliyetlerinde, katılımcılara hayati bilgiler aktarıldı. Stantta özellikle şu konular üzerinde duruldu:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Doğru el yıkama teknikleri</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>El antiseptiği kullanımı</strong>,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Enfeksiyonların önlenmesine yönelik temel uygulamalar</strong>.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Sağlık çalışanları ve hastaların yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, "Sağlığınız için buradayız" mesajıyla sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/hastanede-gizli-tehlikeye-karsi-el-birligi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/hastanede-gizli-tehlikeye-karsi-el-birligi-1165x720.jpg" type="image/jpeg" length="11360"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yoğun Bakımdaki Yakınlarınızın Durumu Artık Bir Tık Uzağınızda!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/yogun-bakimdaki-yakinlarinizin-durumu-artik-bir-tik-uzaginizda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/yogun-bakimdaki-yakinlarinizin-durumu-artik-bir-tik-uzaginizda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü, yoğun bakımda tedavi gören hastaların sağlık durumlarının e-Nabız üzerinden nasıl takip edilebileceğine dair önemli bir hatırlatmadadır bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü tarafından paylaşılan bilgilendirmeye göre, vatandaşların hastanelerin yoğun bakım servislerinde yatan yakınlarının sağlık durumlarını takip edebilmeleri için dijital bir kolaylık sunuluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan duyuruda "Hatırlatmakta Fayda Var" başlığıyla, yoğun bakımdaki hastaların güncel durumlarının e-Nabız sistemi üzerinden izlenebileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p id="p-rc_2d051c45cc296d07-30" style="text-align:justify">T.C. Sağlık Bakanlığı'nın e-Nabız Kişisel Sağlık Sistemi içerisinde yer alan özel bir alan sayesinde, hasta yakınları hastaneye gitmeye gerek kalmadan bilgi alabiliyor. Vatandaşların e-Nabız uygulaması veya web sitesine giriş yaptıktan sonra <strong>"Hasta/Hasta Yakını Bilgilendirme Menüsü"</strong> alanını kullanmaları yeterli oluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu sistem sayesinde yoğun bakım sürecindeki hastaların sağlık durumu hakkındaki bilgilere şeffaf ve hızlı bir şekilde erişim sağlanması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/yogun-bakimdaki-yakinlarinizin-durumu-artik-bir-tik-uzaginizda</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/yogun-bakimdaki-yakinlarinizin-durumu-artik-bir-tik-uzaginizda-1169x720.jpg" type="image/jpeg" length="34777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Sınav Döneminde “Zihin Açıcı” Uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/uzmanlardan-sinav-doneminde-zihin-acici-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/uzmanlardan-sinav-doneminde-zihin-acici-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, LGS ve YKS döneminde dikkat artırma amacıyla bilinçsiz kullanılan “zihin açıcı” ürünlerin çocukların sağlığını tehlikeye attığını belirterek aileleri uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>LGS ve YKS maratonunun yaklaşmasıyla birlikte öğrenci ve ailelerde artan başarı baskısı, dikkat ve odaklanmayı artırdığı öne sürülen ürünlere yönelimi artırdı. Uzmanlar ise hekim kontrolü olmadan kullanılan bu tür desteklerin çocukların sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığı konusunda uyarıda bulundu.</p>

<p>Çocuk ve ergen ruh sağlığı alanındaki uzmanlar, kamuoyunda “zihin açıcı” olarak bilinen bazı ürünlerin özellikle sınav dönemlerinde bilinçsiz şekilde kullanılmasının, doğru tanı ve tedavi süreçlerini geciktirebildiğine dikkat çekti. Uzmanlara göre dikkat eksikliği ve odaklanma sorunları her zaman aynı nedenden kaynaklanmıyor ve her dikkat problemi dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Uzmanlar, bazı destekleyici maddelerin yalnızca belirli vakalarda ve uzman değerlendirmesi sonrasında kullanılabileceğini, bu ürünlerin temel tedavinin yerine geçemeyeceğini vurguladı. Bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış tedavi yöntemleri dışında gelişi güzel ilaç kullanımının farklı sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle sosyal medya paylaşımları, çevre tavsiyeleri ve kulaktan dolma bilgilerle ilaç kullanımına başlanmasının ciddi sakıncalar doğurabileceğini ifade eden uzmanlar, ailelerin çocuklarının akademik başarısı için bilinçsiz şekilde kimyasal destek arayışına girmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Uzmanlar, kalıcı akademik başarının ancak doğru tanı, uygun tedavi, düzenli çalışma, sağlıklı beslenme ve yeterli uyku ile mümkün olabileceğini belirterek aileleri uzman görüşü almadan hiçbir ilaç veya destek ürünü kullanmamaları konusunda uyardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Adem Küçükkaya</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/uzmanlardan-sinav-doneminde-zihin-acici-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 18:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/01/ilac-kan-sulandirici-hap-tablet-kapsul.jpg" type="image/jpeg" length="10292"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyah Sarımsak Sağlıkta Yeni Trend]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/siyah-sarimsak-saglikta-yeni-trend</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/siyah-sarimsak-saglikta-yeni-trend" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fermantasyonla elde edilen siyah sarımsak, yüksek antioksidan değeri ve hafif aromasıyla sağlıklı beslenmede öne çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Son yıllarda sağlıklı yaşam arayışının artmasıyla birlikte farklı besinler de daha fazla ilgi görmeye başladı. Bu ürünlerden biri olan siyah sarımsak, hem besin değeri hem de kendine özgü tadıyla dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yüzyıllardır doğal bir destekleyici olarak kullanılan sarımsak, şimdi farklı bir formda sofralarda yer buluyor. Özel işlemlerden geçirilerek elde edilen siyah sarımsak, klasik sarımsağa göre daha yumuşak bir lezzet ve farklı bir aroma sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Uzun süreçte elde ediliyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Siyah sarımsak, belirli sıcaklık ve nem koşullarında haftalar boyunca bekletilerek hazırlanıyor. Bu süreçte sarımsak dişleri yaklaşık 60-90 derece aralığında, kontrollü bir ortamda fermente ediliyor. Dış görünüşü koyu renge dönüştüğü için ilk bakışta farklı bir ürün gibi algılansa da, aslında sarımsağın doğal bir dönüşüm geçirmiş hali olarak biliniyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kıvamı ve tadı değişiyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Fermantasyon süreciyle birlikte sarımsağın yapısı da önemli ölçüde değişiyor. Sert dokusu yerini daha yumuşak ve hafif jel kıvamına bırakırken, keskin tadı da yerini hafif tatlı ve karamelize bir aromaya bırakıyor. Aynı zamanda klasik sarımsağın yoğun kokusu da büyük ölçüde azalıyor. Bu sayede tüketimi daha kolay hale geliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Faydalarıyla öne çıkıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, siyah sarımsağın en dikkat çekici özelliğinin yüksek antioksidan içeriği olduğunu belirtiyor. Bu özelliği sayesinde bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olabileceği, hücrelerin korunmasına katkı sağlayabileceği ve vücudu zararlı bileşenlere karşı destekleyebileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/siyah-sarimsak-saglikta-yeni-trend</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/siyah-sarimsak-saglikta-yeni-trend.jpg" type="image/jpeg" length="36493"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda yorgunluk ve saç dökülmesine uyarı!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kadinlarda-yorgunluk-ve-sac-dokulmesine-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kadinlarda-yorgunluk-ve-sac-dokulmesine-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağışıklık sisteminin tiroit bezine saldırdığı Hashimoto hastalığı; halsizlik, üşüme ve kilo artışı gibi belirtilerle sinsi şekilde ilerliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günlük hayatın koşuşturmacasında yorgunluk, üşüme ve saç dökülmesi gibi şikayetleri normal karşılamayın. İç Hastalıkları uzmanları, bağışıklık sisteminin tiroit bezine saldırdığı Hashimoto hastalığının, erken dönemde verdiği sinyallerle sinsi bir şekilde ilerleyebileceği konusunda uyarıyor.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kadınlarda görülme oranı çok daha yüksek</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Hashimoto hastalığı, hormonal faktörlerin etkisiyle kadınlarda erkeklere oranla çok daha yaygın görülüyor. Bağışıklık sisteminin tiroit bezini hedef almasıyla ortaya çıkan bu durum, çoğu zaman fark edilmeden ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Özellikle sürekli halsizlik ve nedensiz kilo artışı gibi belirtiler, stres veya yoğunluktan ziyade bu hastalığın habercisi olabilir.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>İşte enerjinizi sömüren o belirtiler</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Hastalık, vücutta pek çok sistemi etkileyerek enerjinizi düşüren şu belirtilerle kendini gösteriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Sürekli halsizlik, yorgunluk ve uyku hali</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Diyet ve egzersize rağmen görülen nedensiz kilo artışı</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Soğuğa karşı aşırı hassasiyet ve üşüme</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Cilt kuruluğu ve yoğun saç dökülmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Konsantrasyon bozukluğu ve zihinsel yorgunluk</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><img alt="Tiroit Bezi, Tiroid Bezi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/05/tiroit-bezi-tiroid-bezi.jpg" width="1280" /></p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kan testiyle teşhis ve ömür boyu kontrol</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Hashimoto hastalığı, basit kan testleri yardımıyla kolayca teşhis edilebiliyor. Hastalık tamamen ortadan kaldırılamasa da, eksik olan tiroit hormonunun yerine konulduğu uygun tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Özellikle ailesinde tiroit hastalığı öyküsü bulunan kişilerin, belirtileri beklemeden düzenli kontrole gitmesi hayati önem taşıyor.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Beslenme ve stres yönetimi tedavinin parçası</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Tedavi sürecinde sadece ilaç kullanımı yeterli olmayabiliyor; yaşam tarzı değişiklikleri de büyük rol oynuyor. Dengeli beslenme, stres yönetimi ve düzenli egzersiz, hastalığın seyrini olumlu etkileyerek hastaların sağlıklı bir yaşam sürmesine olanak sağlıyor. Enerjinizi çalan bu belirtileri günlük hayatın bir parçası olarak görmeyip tıbbi destek almanız öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kadinlarda-yorgunluk-ve-sac-dokulmesine-uyari</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 00:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/01/tiroid-neden-tum-vucudu-etkiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="31851"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hacamat ve sülük uygulamaları resmileştirildi!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/hacamat-ve-suluk-uygulamalari-resmilestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/hacamat-ve-suluk-uygulamalari-resmilestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, hacamattan akupunktura pek çok yöntemi kapsayan yönetmeliği tamamen yeniledi; artık bu hizmetlere ulaşmak çok daha kolay ve güvenli olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Halk arasında "alternatif tıp" olarak da bilinen Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarında kurallar sil baştan değişti. İşte 28 Nisan 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni yönetmelikle hayatımıza girecek 7 temel değişiklik:</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>1. Uygulama yapanların kapsamı genişledi</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Eski kurallara göre hacamat, sülük veya akupunktur gibi işlemleri sadece sertifikalı doktorlar yapabiliyordu. Yeni dönemde ise Bakanlık onaylı sertifikası olan diğer sağlık çalışanları da (hemşire, fizyoterapist vb.) kendi uzmanlık alanlarında bu yöntemleri tek başlarına uygulayabilecek.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>2. Oda büyüklüğü zorunluluğu kalktı</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Daha önce bu tedavilerin yapılması için en az 12 metrekarelik özel odalar şart koşuluyordu. Artık bu kısıtlama kaldırıldı. Doktorunuzun sizi muayene ettiği odada veya sağlık görevlisinin uygulama odasında bu hizmetleri güvenle alabileceksiniz.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>3. Özel merkezlerde "sürpriz fiyat" dönemi bitti</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Özel sağlık merkezlerine giden vatandaşları korumak için iki önemli kural getirildi:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Tedaviye başlamadan önce ödenecek ücret hastaya mutlaka <strong>yazılı</strong> olarak bildirilecek.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Bakanlık, gerek gördüğü takdirde bu tedaviler için alt ve üst fiyat sınırı belirleyebilecek. Böylece fahiş fiyatların önüne geçilecek.</p>
 </li>
</ul>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>4. Yan etki bildirimi hızlandı</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Eğer yapılan bir tedaviden sonra beklenmedik bir rahatsızlık veya yan etki oluşursa, bu durumun merkeze bildirilmesinden sonra 24 saat içinde Bakanlığa haber verilmesi zorunlu hale getirildi. Eskiden bu bildirimler ayda bir yapılıyordu.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>5. Hastanede yatarken de tedavi imkanı</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">En dikkat çekici yeniliklerden biri de hastanede yatan hastalarla ilgili oldu. Artık hastanede tedavi gören bir vatandaş, kendi doktoru uygun bulduğu takdirde yattığı serviste bu geleneksel yöntemlerden faydalanabilecek. Ayrıca mahalledeki aile hekimleri ve evde bakım birimlerinde de bu üniteler açılabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>6. Rıza formları sadeleşiyor</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">İmzaladığınız "onay formları" artık tıbbi terimlerle dolu karmaşık kağıtlar olmayacak. Herkesin anlayabileceği sade bir dille hazırlanan bu formlarda işlemin riskleri ve alternatifleri açıkça yazılacak ve formun bir kopyası mutlaka size verilecek.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>7. Diş hekimlerine yeni yetkiler</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Diş hekimleri artık kendi muayenehanelerinde de bu hizmeti sunabilecek. Ancak diş hekimleri sadece kendi alanlarıyla ilgili olan akupunktur, sülük, hipnoz ve müzik terapi gibi belirli yöntemleri uygulayabilecekler.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yeni düzenleme ile geleneksel yöntemlerin uzman ellerde ve modern hastane ortamlarında vatandaşlara çok daha şeffaf ve güvenli bir şekilde sunulması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/hacamat-ve-suluk-uygulamalari-resmilestirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/10/hastalar-erzincanda-ozon-terapi-hacamat-ve-suluk-tedavisi-ile-sifa-buluyor-3-1280x960.jpg" type="image/jpeg" length="89853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yerli aşıda büyük başarı: 81 ilde kullanılmaya başlandı!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/yerli-asida-buyuk-basari-81-ilde-kullanilmaya-baslandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/yerli-asida-buyuk-basari-81-ilde-kullanilmaya-baslandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, formülasyon ve dolum aşamaları Türkiye'de gerçekleştirilen yerli Hepatit A aşısının tüm ülkede kullanıma sunulduğunu duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Aşı çalışmalarında tarihi bir eşiği daha aşan Türkiye, yerli üretim kapasitesini her geçen gün artırıyor. İşte vatandaşlar için hazırlanan haber metni:</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye’nin sağlıkta dışa bağımlılığını azaltma ve yerli üretim kapasitesini güçlendirme çalışmaları meyvelerini vermeye devam ediyor. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, "Dünya Aşı Haftası" kapsamında önemli bir adım atıldı. Bir süredir hazırlıkları süren yerli Hepatit A aşısı, üretim süreçlerinin Türkiye'de tamamlanmasının ardından 81 ildeki sağlık kuruluşlarına dağıtılarak vatandaşların kullanımına sunuldu.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Hastalıkla mücadelede yerli güç</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Hepatit A virüsüne karşı 2012 yılından bu yana uygulanan aşılama programı sayesinde Türkiye, bu hastalığın görülme sıklığında Avrupa ortalamasının altına düşerek büyük bir başarı elde etmişti. Şimdi ise bu başarının yerli imkanlarla taçlandırılması hedefleniyor. Teknoloji transferi yöntemiyle yerelleştirilen Hepatit A aşısının yanı sıra suçiçeği aşısı için de benzer bir süreç işletiliyor.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Aşı takviminde neler var?</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Türkiye’de yürütülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında vatandaşlar tam 13 farklı hastalığa karşı korunuyor. Bu hastalıklar arasında şunlar yer alıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Difteri, boğmaca, tetanos ve çocuk felci,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Tüberküloz, Hepatit A ve B,</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Suçiçeği, zatürre ve menenjit türleri.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Ayrıca geçen yıl nisan ayında devreye alınan "altı bileşenli karma aşı" sayesinde çocuklara daha az enjeksiyon yapılarak tek seferde çok daha geniş bir koruma sağlanıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">Aşılar nerede ve nasıl yapılıyor?</h3>

<p style="text-align:justify">Vatandaşlar, başta Aile Sağlığı Merkezleri olmak üzere Toplum Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve hastanelerde aşılarını yaptırabiliyor. Ulusal Çocukluk Dönemi Aşı Takvimi’nde yer alan aşılar ile risk gruplarına yönelik aşıların büyük bir bölümü Sağlık Bakanlığı tarafından tamamen <strong>ücretsiz</strong> olarak uygulanıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yetkililer, sadece çocukların değil; 65 yaş üzeri bireylerin, gebelerin ve kronik hastalığı olanların da hekim önerisi doğrultusunda aşılarını aksatmaması gerektiğini vurguluyor. Bakanlık yetkilileri, başta kuduz aşısı olmak üzere tüm aşı takviminin yerlileştirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/yerli-asida-buyuk-basari-81-ilde-kullanilmaya-baslandi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/asi-enjeksiyon-igne-hastaliktan-korunma.jpg" type="image/jpeg" length="20729"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklar için kontakt lens kullanımı: Hangi yaşta başlanmalı?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/cocuklar-icin-kontakt-lens-kullanimi-hangi-yasta-baslanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/cocuklar-icin-kontakt-lens-kullanimi-hangi-yasta-baslanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda kontakt lens kullanımı yaşa değil sorumluluğa bağlı. Uzmanlar, lens kullanımına başlamadan önce dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Görme sağlığını korumak isteyenler için kontakt lensler önemli bir alternatif sunuyor. Ancak özellikle çocuklarda lens kullanımına ne zaman başlanması gerektiği sıkça merak ediliyor. Uzmanlara göre bu konuda kesin bir yaş sınırı bulunmuyor. Asıl belirleyici olan, çocuğun kişisel gelişimi ve sorumluluk bilinci.</p>

<p style="text-align:justify">Kontakt lens kullanımı, düzenli bakım ve hijyen gerektiren bir süreçtir. Bu nedenle çocuğun lensleri doğru şekilde takıp çıkarabilmesi, temizlik kurallarına uyması ve günlük kullanım düzenine sadık kalması büyük önem taşıyor. Uzmanlar, çocuğun bu sorumluluğu üstlenip üstlenemeyeceğinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Karar Sürecinde Doktor Görüşü Önemli</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Lens kullanımına geçişte en önemli adımlardan biri de göz doktoru kontrolü. Çocuğun gerçekten lense ihtiyaç duyup duymadığı mutlaka uzman tarafından belirlenmeli. Özellikle sadece estetik kaygılarla lens kullanımına yönelmek yerine, bu isteğin altında yatan nedenlerin aile tarafından dikkatle ele alınması öneriliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İnternetten Lens Alımına Dikkat</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Son yıllarda internet üzerinden satılan renkli lensler gençler arasında popüler hale geldi. Ancak bu ürünlerin bir kısmı gerekli sağlık onaylarına sahip olmayabiliyor. Bu durum göz sağlığı açısından ciddi riskler oluşturabiliyor. Bu nedenle lens alımında mutlaka güvenilir ve onaylı ürünler tercih edilmeli.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kontakt Lensin Avantajları</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Doğru şekilde kullanıldığında kontakt lensler birçok avantaj sunuyor. Gözlük kullanımına göre daha geniş bir görüş alanı sağlayan lensler, özellikle spor yapan çocuklar için daha pratik bir çözüm olabilir. Ayrıca uygun şekilde seçildiğinde daha net ve konforlu bir görme deneyimi sunabiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Uzmanlardan Uyarı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kontakt lens kullanımında en önemli nokta hijyen ve düzenli bakımdır. Ailelerin, çocuklarının bu alışkanlıkları kazanıp kazanmadığını yakından takip etmesi, olası göz sağlığı sorunlarının önüne geçilmesinde büyük rol oynuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/cocuklar-icin-kontakt-lens-kullanimi-hangi-yasta-baslanmali</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 08:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/cocuklar-icin-kontakt-lens.jpg" type="image/jpeg" length="32217"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Zayıflama ilaçlarının üretimini Türkiye'de yapacağız"]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/zayiflama-ilaclarinin-uretimini-turkiyede-yapacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/zayiflama-ilaclarinin-uretimini-turkiyede-yapacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin kendi zayıflama iğnesini ve haplarını üretmek için kolları sıvadığını belirtti. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align:justify"><strong><span style="color:#c0392b">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, son dönemde tüm dünyayı kasıp kavuran zayıflama iğnelerine karşı vatandaşları uyarırken, Türkiye’nin bu alandaki yerli üretim hamlesini ilk kez duyurdu. Bakan Memişoğlu, kalıcı çözümün iğne değil, yaşam tarzı değişikliği olduğunun altını çizdi.</span></strong></p>
</blockquote>

<p style="text-align:justify">Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul’da basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda, obeziteyle mücadele ve zayıflama yöntemlerine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Kestirmeden zayıflayayım" düşüncesinin geçici bir çözüm olduğunu belirten Bakan, sağlıklı yaşamın şifrelerini paylaştı.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yerli zayıflama iğnesi yolda</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Bakan Memişoğlu, özellikle Amerika’da çok yaygın olan ve Türkiye’de de bir furya haline gelen zayıflama iğneleriyle ilgili stratejik bir gelişmeyi paylaştı. Türkiye’nin bu alanda kendi üretimini yapacağını duyuran Bakan, "Zayıflama iğnesi üretmeye başlıyoruz. Haplarla ilgili de çalışmalarımız olacak. Ben bu ülkenin insanına, hekimine ve altyapısına güveniyorum" diyerek yerli ilaç sanayisindeki kararlılığı vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>"Alışkanlık değişmezse kilo geri gelir"</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Zayıflama iğneleri ve ameliyatların tek başına mucize yaratmadığını ifade eden Bakan Memişoğlu, asıl meselenin alışkanlıklar olduğunu söyledi. Bakan, "İğnenin etkisi kalkınca alışkanlığınız değişmediği için kilo almaya devam edersiniz. Ameliyat olsanız bile mideniz yine büyür. En iyisi doğal yolla beslenmeyi ve hareket etmeyi başarmaktır" dedi.</p>

<h4 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Uzun vadeli etkiler bilinmiyor</strong></span></h4>

<p style="text-align:justify">Piyasadaki zayıflama iğnelerinin gelecekte vücutta ne gibi etkiler bırakacağının henüz tam olarak öngörülemediğini belirten Memişoğlu, "Şu ana kadar çok büyük bir zarar saptanmadı ama bu tedavilerin uzun süre sonra neye yol açacağı konusunda net bir çalışma yok" diyerek vatandaşları uyardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/zayiflama-ilaclarinin-uretimini-turkiyede-yapacagiz</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 00:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/06/saglik-bakani-memisoglu.jpg" type="image/jpeg" length="71539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Restoran Menülerinde Bunlar Varsa Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/restoran-menulerinde-bunlar-varsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/restoran-menulerinde-bunlar-varsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar ve eski çalışanlar, dışarıda yemek yiyenleri restoran menülerinde gizlenen hijyen ve tazelik risklerine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dışarıda yemek yemek, yoğun geçen bir haftanın ardından kendimize verdiğimiz en keyifli ödüllerden biri olabilir. Ancak şık sunumların ve iştah açıcı kokuların ardında, tabağımıza kadar ulaşan gizli tehlikelerin ne kadar farkındayız? Beslenme uzmanları ve eski restoran çalışanlarının mutfağın perde arkasına dair yaptığı çarpıcı itiraflar; masum görünen "günün çorbası"ndan bedava ikramlara, az pişmiş hamburgerlerden birleştirilen sos şişelerine kadar birçok detayın sağlığımız için ciddi riskler taşıdığını ortaya koyuyor. İşte bir sonraki siparişinizi vermeden önce menüye bambaşka bir gözle bakmanızı sağlayacak o hayati uyarılar...</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Günün Çorbası Beklemiş Olabilir</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Lokantalarda "Günün Çorbası" olarak sunulan seçenekler, çoğunlukla bir önceki günden kalan sebze ve etlerin yeniden harmanlanmasıyla hazırlanıyor. Özellikle akşamın geç saatlerinde verilen siparişlerde, bu çorbaların gün boyunca ocakta beklediği ve besin değerini büyük oranda kaybettiği vurgulanıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Günün Çorbası, Restaurant Menüsü, Lokanta" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/gunun-corbasi-restaurant-menusu-lokanta.jpg" width="1279" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Ücretsiz İkramlarda Hijyen Riski</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Masalara sunulan iştah açıcı ezme ve sosların tüketimi büyük bir hijyen riski barındırıyor. Eski restoran çalışanlarının ifadelerine göre, diğer masalardan dokunulmadan dönen ikramlar mutfakta birleştirilip yeni müşterilere servis edilebiliyor. Bu nedenle hijyeninden emin olunmayan yerlerde bu tür ürünlere temkinli yaklaşılması gerekiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Koyu Renkli Kızartmalardan Uzak Durulmalı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Karışık kızartma siparişlerinde sebzelerin kendisinden ziyade kullanılan yağın kalitesi büyük önem taşıyor. Defalarca kullanılan, sürekli ısınıp soğuyan yağlar sağlık için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Tabaktaki sebzelerin renginin koyu olması, kullanılan yağın sağlıklı tüketim ömrünü tamamladığını gösteriyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Patates Kızartması" class="detail-photo img-fluid" height="410" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2025/08/patates-kizartmasi.jpg" width="728" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Birleştirilen Sos Şişeleri Bakteri Üretiyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Maliyeti düşürme hedefindeki bazı işletmeler, azalan sos şişelerini birbirine boşaltma yoluna gidiyor. Şişenin dibinde kalan bayat sos ile yeni eklenen sosun karışması, bakteri üretimini hızlandırıyor. Kapağı kurumuş ve yapışkan bir dokuya sahip şişelerin kesinlikle kullanılmaması tavsiye ediliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Az Pişmiş Hamburger Tehlikesi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Biftek gibi et türlerinde az pişmiş seçenekler tercih edilebilse de, kıymadan yapılan ürünlerde durum farklılık gösteriyor. Kıyma işlemi sırasında etin dış etkenlerle temas etmesi nedeniyle, merkezine kadar tam pişmemiş hamburger köftelerindeki zararlı bakteriler canlı kalabiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Garnitür Olarak Sunulan Püreler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Ana yemeklerin yanında servis edilen püre veya pilav gibi garnitürler, genellikle sabah saatlerinde büyük kazanlarda hazırlanarak gün boyu bekletiliyor. Tabağın en bayat kısmı olma ihtimali yüksek olan bu tür garnitürler yerine, yemeğin yanında taze bir salata istenmesi öneriliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yoğun Baharat Kokusu Maskeleme Olabilir</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bir restoranda veya sunulan yemekte gereğinden fazla baharat kokusu olması, dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur olarak öne çıkıyor. Bu yoğun kokunun, bazen malzemelerin bayatlığını ve bozulmaya yüz tutmuş durumunu gizlemek için bir yöntem olarak kullanılabileceği belirtiliyor. Doğal ve taze ürünlerle çalışan mutfakların, kendine has doğal bir kokuya sahip olduğu ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/restoran-menulerinde-bunlar-varsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 01:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/lokanta-restaurant-restoran-disarida-yemek.jpg" type="image/jpeg" length="18426"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
