<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Erzincan Haber, Erzincan</title>
    <link>https://www.dogugazetesi.com</link>
    <description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, Erzincan haberleri ve ülke gündemi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 29 Jun 2026 00:05:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Tütün Ürünlerinin Görünürlüğü Tamamen Engellenecek]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/tutun-urunlerinin-gorunurlugu-tamamen-engellenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/tutun-urunlerinin-gorunurlugu-tamamen-engellenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu, tütün ürünlerinin çocuklar tarafından görülmesini tamamen engelleyecek yeni bir yasa hazırlığında olduklarını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, katıldığı bir televizyon programında toplum sağlığını korumaya yönelik atılacak yeni adımların detaylarını paylaştı. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan güncel ölüm istatistiklerinin endişe verici boyutlarına dikkat çekilerek, özellikle sigara ve tütün mamulleriyle mücadele konusunda radikal kararlar alınacağı vurgulandı.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Tütün Ürünleri Artık Görünür Olmayacak</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Hazırlık aşamasında olan yeni kanun taslağının en belirgin hedefi, sigara ve benzeri tütün ürünlerinin özellikle çocukların erişim ve görüş alanından tamamen çıkarılması. Mevcut metin üzerinde ilgili kuruluşlar ve milletvekilleriyle görüşmelerin sürdüğü ve taslağın yakın zamanda son halini alacağı ifade edildi. Bu adımla birlikte, toplumdaki tütün kullanma talebinin doğrudan azaltılması amaçlanıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Ölümlerin En Büyük Sebebi Sigara Ve Kilo</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Verilere yansıyan tablo, dolaşım sistemi hastalıkları ve kanser vakalarının ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer aldığını gösteriyor. Türkiye'de akciğer ve gırtlak kanseri kaynaklı can kayıplarının toplam ölümlerin üçte birini aştığı, bu tablonun doğrudan sigara kullanımı ve obeziteyle bağlantılı olduğu aktarıldı. Nüfusun büyük bir kısmında görülen dolaşım hastalıklarının da aynı risk faktörlerinden beslendiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Koruyucu Sağlık Anlayışı Merkeze Alınıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bakanlığın yeni vizyonu, hastalık sonrası tedaviden ziyade insanların sağlıklı kalmasını sağlamak üzerine inşa ediliyor. Hareketsizlik, kilo ve bağımlılıkların en büyük üç risk olarak belirlendiği bu sistemde, Sağlıklı Hayat Merkezleri üzerinden vatandaşlara ücretsiz kanser taraması ve uzman destekleri sağlanıyor. Ayrıca ambalajlı gıdalardaki şeker oranlarının denetlenmesi için de Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürütüldüğü bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/tutun-urunlerinin-gorunurlugu-tamamen-engellenecek</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/06/saglik-bakani-memisoglu.jpg" type="image/jpeg" length="69909"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Gribi Nedir, Nasıl Geçer? Belirtilerine Dikkat]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/yaz-gribi-nedir-nasil-gecer-belirtilerine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/yaz-gribi-nedir-nasil-gecer-belirtilerine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz gribi belirtileri nelerdir, nasıl bulaşır ve nasıl geçer? Yaz aylarında görülen grip benzeri enfeksiyonlara dair tüm detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz gribi, genellikle sonbahar ve kış aylarında görülen grip ve benzeri solunum yolu enfeksiyonlarının yaz mevsiminde ortaya çıkmasıyla oluşan bir sağlık sorunu olarak tanımlanır. Mevsimsel olarak daha çok soğuk havalarda yaygın olsa da, yaz aylarında da virüs kaynaklı enfeksiyonlar grip benzeri şikâyetlere yol açabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle sıcak havalarda klima kullanımı, kapalı ortamlarda uzun süre bulunma, ani ısı değişimleri ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi etkenler yaz gribinin ortaya çıkmasında rol oynayabilir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yaz Gribi Belirtileri Nelerdir?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yaz gribi, kişiden kişiye değişmekle birlikte hafif ya da daha şiddetli semptomlarla kendini gösterebilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:</p>

<p style="text-align:justify">Yüksek ateş veya hafif ateş</p>

<p style="text-align:justify">Üşüme ve titreme hissi</p>

<p style="text-align:justify">Burun akıntısı ve burun tıkanıklığı</p>

<p style="text-align:justify">Hapşırma ve öksürük</p>

<p style="text-align:justify">Boğaz ağrısı</p>

<p style="text-align:justify">Baş ağrısı</p>

<p style="text-align:justify">Kas ve vücut ağrıları</p>

<p style="text-align:justify">Halsizlik ve yorgunluk hissi</p>

<p style="text-align:justify">Bazı vakalarda özellikle yaz aylarında beslenme değişikliklerine bağlı olarak mide bulantısı, ishal veya kusma gibi sindirim sistemi şikâyetleri de görülebilir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yaz Gribinin Nedenleri Nelerdir?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yaz gribi tek bir hastalıktan ziyade farklı enfeksiyonların oluşturduğu benzer belirtilerle ortaya çıkabilir. Bu duruma yol açabilecek bazı sağlık sorunları şunlardır:</p>

<p style="text-align:justify">Soğuk algınlığı ve nezle</p>

<p style="text-align:justify">Viral enfeksiyonlar</p>

<p style="text-align:justify">Bronşit</p>

<p style="text-align:justify">Akciğer enfeksiyonları</p>

<p style="text-align:justify">Gıda kaynaklı enfeksiyonlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Gastroenterit (mide gribi)</p>

<p style="text-align:justify">Covid-19 gibi solunum yolu hastalıkları</p>

<p style="text-align:justify">Nadir durumlarda kene kaynaklı Lyme hastalığı</p>

<p style="text-align:justify">Bu hastalıkların ortak noktası, bağışıklık sistemini zayıflatmaları ve grip benzeri semptomlara neden olmalarıdır.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yaz Gribi Nasıl Geçer?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yaz gribi genellikle hafif seyirli olsa da, doğru bakım ve dinlenme ile daha hızlı iyileşme sağlanabilir. Uzmanlar tarafından önerilen bazı destekleyici yöntemler şunlardır:</p>

<p style="text-align:justify">Bol bol dinlenmek</p>

<p style="text-align:justify">Günlük sıvı tüketimini artırmak</p>

<p style="text-align:justify">Hafif ve sağlıklı besinler tercih etmek</p>

<p style="text-align:justify">C vitamini içeren gıdalar tüketmek</p>

<p style="text-align:justify">Bitki çayları ile boğazı rahatlatmak</p>

<p style="text-align:justify">Ortam havasını nemli tutmak</p>

<p style="text-align:justify">Klima kullanımını kontrollü yapmak</p>

<p style="text-align:justify">Yağlı ve ağır yiyeceklerden uzak durmak</p>

<p style="text-align:justify">Vücudun enfeksiyonla savaşabilmesi için bağışıklık sisteminin güçlü tutulması büyük önem taşır. Bu nedenle istirahat etmek ve yeterli sıvı almak iyileşme sürecini hızlandırır.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yaz Gribi Nasıl Teşhis Edilir?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yaz gribinin teşhisi genellikle doktor muayenesi ile konulur. Uzman hekim, hastanın şikâyetlerini değerlendirerek gerekli görmesi durumunda bazı testler isteyebilir. Boğaz veya burun sürüntüsü, kan tahlili gibi yöntemlerle enfeksiyonun kaynağı belirlenebilir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yaz Gribi Tedavisi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Yaz gribinde tedavi, hastalığın nedenine ve belirtilerin şiddetine göre değişir. Çoğu durumda destekleyici tedavi yeterli olurken, bazı durumlarda doktor kontrolünde ilaç kullanımı gerekebilir.</p>

<p style="text-align:justify">Ateş düşürücüler, ağrı kesiciler ve bağışıklığı destekleyici yöntemler tedavi sürecinde kullanılabilir. Ancak en önemli unsur, vücudun dinlenmesine izin vermek ve hastalığın doğal seyrine destek olmaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/yaz-gribi-nedir-nasil-gecer-belirtilerine-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/yaz-gribi-nedir-nasil-gecer-belirtilerine-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="45488"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bedeniniz Sizin Yerinize Konuşuyor: İşte Saklı Mesajlar]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/bedeniniz-sizin-yerinize-konusuyor-iste-sakli-mesajlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/bedeniniz-sizin-yerinize-konusuyor-iste-sakli-mesajlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çene sıkılması, mide kasılması veya omuz ağırlığı ne anlama geliyor? Bedenin konuşma dilini ve sinir sisteminin verdiği alarm işaretlerini keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Çoğu insan bedenini yalnızca ağrıdığında dinleme eğiliminde olsa da, uzmanlar bedenin çok daha erken evrelerde sinyaller göndermeye başladığına dikkat çekiyor. uzmanların verdiği bilgilere göre; çene sıkılması, boğaz düğümlenmesi, omuzların ağırlaşması, göğüs daralması veya mide kasılması gibi belirtiler, sinir sisteminin uzun süre tehdit algısıyla çalışmasının bir sonucu olabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Paylaşılan bilgilere göre, beden bastırılan her duyguyu, çözülemeyen yükleri ve regüle edilemeyen stresi taşıyarak alarm durumunu kendi diliyle ifade ediyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bedenin Hangi Bölgesi Ne Anlatıyor?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre, sinir sistemi duyguları kelimeler yerine bedenin farklı noktalarındaki fiziksel tepkilerle dışa vuruyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Baş ve Boyun:</strong> Aşırı zihinsel yük ve sürekli tetikte olma hali baş bölgesinde hissedilirken, hayal kırıklığı ve bastırılmış öfke boyun bölgesinde belirti gösteriyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Çene ve Boğaz:</strong> Çenedeki gerginlik bastırılmış öfke ve söylenmeyen sözlere işaret ederken, boğaz bölgesindeki düğümlenmeler kendini ifade edememe veya duyguları yutma ile ilişkilendiriliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Göğüs ve Kalp:</strong> Göğüs bölgesindeki daralma korku, panik ve güvensizlik kaynaklı olabilirken, kalp bölgesindeki yansımalar kayıp korkusu ve yoğun duygusal yükten kaynaklanabiliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sindirim Sistemi:</strong> Midedeki kasılmalar belirsizlik ve endişeyi, bağırsaklardaki sorunlar ise uzun süreli stres ve çözülemeyen çatışmaları temsil edebiliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sırt, Bel ve Kalça:</strong> Üst sırt bölgesi keder ve duygusal yükü taşırken; bel ve alt sırt bölgesi gelecek kaygısı ve maddi baskılara, kalça bölgesi ise güçlü stres ve güven ihtiyacına işaret ediyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Dizler, Ayaklar ve Ürogenital Bölge:</strong> Dizlerdeki sorunlar değişime direnç ve ilerleyememe hissini, ayaklardaki huzursuzluk güvensizlik ve kararsızlığı; ürogenital bölgedeki sinyaller ise bastırılmış duygular ve yakınlık korkusunu yansıtıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">İyileşme sürecinin, sadece belirtilerle savaşmakla değil, bedenin neden konuştuğunu anlamakla başladığı vurgulanıyor. Şimdi ise akıllardaki soru şu: Bedenini susturmaya mı çalışıyorsun, yoksa onu dinlemeye hazır mısın?</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/bedeniniz-sizin-yerinize-konusuyor-iste-sakli-mesajlar</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/bedeniniz-sizin-yerinize-konusuyor-iste-sakli-mesajlar-1080x720.jpg" type="image/jpeg" length="40224"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anjiyo Nedir, Nasıl Yapılır?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/anjiyo-nedir-nasil-yapilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/anjiyo-nedir-nasil-yapilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anjiyo, damar tıkanıklıkları ve kalp hastalıklarının teşhisinde kullanılan önemli bir yöntemdir. İşte anjiyo işlemi, türleri ve sonrası dikkat edilmesi gerekenler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anjiyo, damarların yapısını görüntülemek ve olası daralma ya da tıkanıklıkları tespit etmek amacıyla uygulanan önemli bir tıbbi işlemdir. Özellikle kalp damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde yaygın olarak kullanılan anjiyo, gerektiğinde balon ve stent uygulamalarıyla tedavi imkânı da sunmaktadır.</p>

<p>Anjiyografi olarak da bilinen bu yöntem sayesinde damarların iç yapısı özel bir kontrast madde kullanılarak görüntülenir. Kalp damarlarına yapılan işleme koroner anjiyo, boyun damarlarına yapılan işleme karotis anjiyo, bacak damarlarına yapılan işleme ise periferik anjiyo adı verilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Anjiyo Hangi Durumlarda Yapılır?</strong></h2>

<p>Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve soğuk terleme gibi kalp krizi belirtileri bulunan hastalarda anjiyo büyük önem taşır. Bunun yanı sıra efor testi, sintigrafi ve benzeri tetkiklerde damar hastalığı şüphesi tespit edilen kişilerde de anjiyo yapılabilir. Bazı kalp kapağı hastalıklarında ve kalp ameliyatı öncesinde de damarların değerlendirilmesi amacıyla tercih edilmektedir.</p>

<h2><strong>Anjiyo Nasıl Yapılır?</strong></h2>

<p>İşlem genellikle el bileği veya kasık bölgesindeki damarlar kullanılarak gerçekleştirilir. Lokal anestezi altında yapılan anjiyoda ince bir kateter yardımıyla kalp damarlarına ulaşılır. Daha sonra kontrast madde verilerek damarların görüntüsü alınır ve olası sorunlar değerlendirilir.</p>

<p>El bileğinden yapılan anjiyoda hasta genellikle daha kısa sürede taburcu edilirken, kasıktan yapılan anjiyoda gözlem süresi biraz daha uzun olabilir. Her iki yöntemde de amaç damarların detaylı şekilde incelenmesidir.</p>

<h2><strong>Balon ve Stent Uygulaması</strong></h2>

<p>Anjiyo sırasında damarlarda ciddi daralma veya tıkanıklık tespit edilirse aynı seansta balon ve stent işlemi uygulanabilir. Balon yardımıyla daralan damar genişletilirken, stent sayesinde damarın açık kalması sağlanır.</p>

<h2><strong>Anjiyo Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?</strong></h2>

<p>İşlem sonrasında bol su tüketilmesi, kullanılan kontrast maddenin vücuttan atılmasına yardımcı olur. İşlem yapılan bölgenin zorlanmaması, ağır kaldırılmaması ve doktorun önerilerine uyulması önem taşır. Ağrı, şişlik veya kanama gibi beklenmeyen durumlarda ise sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Uzmanlar, anjiyo sonrasında dengeli beslenme, tuz tüketimini azaltma ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesinin kalp ve damar sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/anjiyo-nedir-nasil-yapilir</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/anjiyo-nedir-nasil-yapilir.jpg" type="image/jpeg" length="90100"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetleri Yenilendi!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetleri-yenilendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetleri-yenilendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerini tek çatı altında toplayarak süreci daha ulaşılabilir hale getiren yönetmeliği yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 23 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan "Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik", sağlık hizmetlerinde önemli bir dönüşümü başlattı. Peki, bu gelişme ne anlama geliyor? Artık evde verilen sağlık hizmetleri ile palyatif bakım (yaşamı tehdit eden hastalığı olan bireylerin ağrı ve psikososyal sorunlarının giderilmesi) ilk kez yasal bir standartla tek çatı altında birleştirildi. Bu düzenleme, hastaların hastane ortamına bağımlılığını azaltmayı ve evde bakım sürecini profesyonel, bütüncül ve güvence altına alınmış bir modele taşımayı hedefliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Palyatif Bakımda İlk Kez Yasal Standart</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Eski uygulamada palyatif bakım hizmetleri büyük ölçüde hastanelerin kendi inisiyatifine bırakılmıştı ve bu konuda net bir yasal çerçeve bulunmuyordu. Yeni yönetmelik, palyatif bakımı ayrıntılı bir yasal zemine kavuşturdu. Artık çocuk palyatif bakımından kritik bakım servislerine kadar birçok alan net kurallarla tanımlandı. Özellikle bu servislerde görev yapacak hemşirelerin sertifikalı olması şartı getirilirken, mevcut birimlere uyum sağlamaları için beş yıllık bir geçiş süreci tanındı.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Hizmet Kapsamı Özel Sektöre ve Belediyelere Açıldı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Daha önce yalnızca kamu kurumlarını kapsayan evde sağlık hizmetleri, yeni düzenlemeyle genişletildi. Artık özel hastaneler, üniversite hastaneleri ve belediyelere ait sağlık birimleri de kendi bünyelerinde palyatif bakım servisi kurabilecek. Özel sağlık kuruluşları için en az 5 yatak kapasitesi şartı getirilirken, yoğun bakım yatak kapasitesine oranla bir sınırlama da belirlendi. Bu sayede hizmetin daha erişilebilir ve yaygın hale gelmesi amaçlanıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Hasta Kabulünde Esnek ve Tıbbi Yaklaşım</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yeni yönetmelikte, evde sağlık hizmetlerinden yararlanmak için kullanılan katı yaş ve bağımlılık oranı gibi sayısal kriterler kaldırıldı. Bunun yerine, kimlerin evde sağlık hizmeti alacağı Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanacak klinik rehberler ile belirlenecek. Bu değişim, hizmetin sadece kağıt üzerindeki kriterlere göre değil, hastanın gerçek tıbbi ihtiyaçlarına ve klinik durumuna göre şekillendirilmesine imkan tanıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Hastane Büyüklüğüne Göre Yatak Planlaması</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sağlık tesislerinde palyatif bakım yataklarının planlanmasında hastane kapasitesi baz alındı. Küçük ölçekli tesislerde toplam yatağın yüzde 50’sine kadar, büyük hastanelerde ise yüzde 5'ine kadar palyatif bakım yatağı ayrılabilecek. Ayrıca, koordinasyon yapısı da güçlendirildi. Valilikler başkanlığındaki eski kurul kaldırılırken, sistem Bakanlık merkezli ve müdürlük yürütme komisyonları üzerinden daha hızlı ve merkezi bir yapıda yönetilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Randevu ve Geçiş Süreçlerinde Düzenleme</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Vatandaşların evde sağlık birimlerine başvuru saatlerinde de güncelleme yapıldı. Daha önce gece 24.00'a kadar olan başvuru süresi, yeni düzenlemeyle 22.00 olarak güncellendi. Ayrıca, halihazırda hizmet veren birimlere, yeni yönetmelik hükümlerine uyum sağlamaları ve tescil işlemlerini yenilemeleri için bir yıllık süre verildi. Bu adımla birlikte, evde sağlık hizmeti "işlem bazlı" olmaktan çıkarılıp "hasta merkezli" bir yapıya kavuşturuluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetleri-yenilendi</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 00:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/03/evde-saglik-oy.jpg" type="image/jpeg" length="87083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aynadaki Küçük Düşman: Burun Kılı Koparmak Sağlığınızı Nasıl Tehlikeye Atıyor?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/aynadaki-kucuk-dusman-burun-kili-koparmak-sagliginizi-nasil-tehlikeye-atiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/aynadaki-kucuk-dusman-burun-kili-koparmak-sagliginizi-nasil-tehlikeye-atiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aynaya her baktığınızda gözünüze çarpan o tek burun kılını koparmak aslında vücudunuzun savunma hattını zayıflatıyor olabilir. Peki, uzmanlar neden koparmak yerine kısaltmayı öneriyor? İşte "tehlike üçgeni" gerçeği ve burun sağlığınız hakkında bilmeniz gerekenler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Birçoğumuz zaman zaman aynaya bakıp dışarı çıkan bir burun kılını hızlıca çekip koparmışızdır. Çoğu durumda bunun ciddi bir soruna yol açmadığı doğru olsa da, uzmanlar bu alışkanlığın masum olmayabileceği konusunda uyarıyor. Peki, basit bir işlem gibi görünen burun kılı koparma eylemi neden önerilmiyor?</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Burun Kılları Bir Savunma Hattıdır</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Burun kılları yalnızca estetik açıdan değerlendirilmemelidir. Vücudumuzun solunum sistemi için kritik bir görevi olan bu kıllar; tozları filtreler, bazı mikroorganizmaların girişini azaltır ve solunan havayı korumaya yardımcı olur. Kısacası, burun kılları solunum sistemimizin ilk savunma hatlarından biri olarak görev yapar.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Koparıldığında Ne Olur?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Bir burun kılı kökünden çekildiğinde, kılın bulunduğu folikülde küçük bir hasar oluşur. Bu küçük açıklık; bakterilerin girişine izin verebilir, lokal tahrişe neden olabilir veya kıl kökü iltihabına yol açabilir. Bu durum çoğu zaman ciddi bir sorun oluşturmasa da enfeksiyon kapma riskini doğurur.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"Yüzün Tehlike Üçgeni" Gerçeği</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Burun ve üst dudak çevresi, tıpta <strong>“yüzün tehlike üçgeni”</strong> olarak adlandırılan bölgenin içinde yer alır. Bu bölgedeki bazı toplardamarlar, doğrudan kafatası içindeki damar yapılarıyla bağlantılıdır. Bu nedenle, burada oluşan ciddi enfeksiyonlar çok nadir durumlarda daha derin bölgelere yayılma riski taşır.</p>

<p style="text-align:justify">Tıp literatüründe bu tür enfeksiyonların, çok nadir vakalarda <strong>kavernöz sinüs trombozu</strong> gibi ciddi komplikasyonlara yol açabildiği bildirilmiştir. Uzmanlar, burun kılı koparan insanların büyük çoğunluğunda böyle bir komplikasyon gelişmediğini ancak riskin teorik olarak var olduğunu vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Uzmanlar Ne Öneriyor?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Kulak Burun Boğaz uzmanları ve sağlık kuruluşları, kıl köküne zarar verme riskini azaltmak için koparma işlemi yerine şu yöntemleri öneriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Temiz ve uygun bir makasla dikkatlice kısaltmak.</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Burun trimmerları (kıl alma cihazları) kullanmak.</strong></p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Ne Zaman Doktora Başvurmalı?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Burun içinde şiddetli kızarıklık, ağrı, şişlik, ateş veya irinli akıntı gibi belirtiler gelişirse bir sağlık profesyoneline başvurmak oldukça önemlidir.</p>

<p style="text-align:justify">Özetle, burun kılı koparmak çoğu zaman ciddi bir soruna yol açmasa da, enfeksiyon riskini artırabileceği için uzmanlar kesme yöntemini daha güvenli buluyor. Unutmayın, bazen küçük görünen alışkanlıklar bile vücudumuzun doğal savunma sistemlerini doğrudan etkiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/aynadaki-kucuk-dusman-burun-kili-koparmak-sagliginizi-nasil-tehlikeye-atiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/aynadaki-kucuk-dusman-burun-kili-koparmak-sagliginizi-nasil-tehlikeye-atiyor-1066x720.jpg" type="image/jpeg" length="27947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ejder Meyvesi Çeşitleri ve Özellikleri]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/ejder-meyvesi-cesitleri-ve-ozellikleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/ejder-meyvesi-cesitleri-ve-ozellikleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ejder meyvesi çeşitleri, tat ve görünüm farklılıklarıyla dikkat çekiyor. Kırmızı, beyaz ve sarı kabuklu türlerin özellikleri merak ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Son yıllarda sağlıklı beslenme trendleriyle birlikte ejder meyvesi (pitaya) dünya genelinde daha fazla ilgi görmeye başladı. Göz alıcı görünümü ve ferahlatıcı tadıyla bilinen bu meyve, aslında oldukça geniş bir çeşit yelpazesine sahip.</p>

<p style="text-align:justify">Ejder meyvesi, özellikle kabuk ve iç et rengine göre farklı türlere ayrılıyor. En yaygın türlerden biri, pembe kabuklu ve beyaz etli çeşidi. Marketlerde en sık karşılaşılan bu tür, hafif tatlı aroması ve yumuşak dokusuyla biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bir diğer dikkat çeken tür ise kırmızı ya da mor etli ejder meyvesi. Bu çeşit, daha yoğun aroması ve zengin antioksidan içeriğiyle öne çıkıyor. Görünümü nedeniyle özellikle egzotik meyveler arasında tercih ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sarı kabuklu ejder meyvesi ise en tatlı türlerden biri olarak kabul ediliyor. Beyaz etli yapısıyla bilinen bu çeşit, özellikle tropikal bölgelerde yetiştiriliyor ve lezzetiyle diğer türlerden ayrılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ejder meyvesinin anavatanı Orta ve Güney Amerika olarak biliniyor. Günümüzde ise farklı iklimlerde yetiştirilebilen bu meyve, hem besin değeri hem de görsel cazibesi sayesinde dünya mutfaklarında kendine giderek daha fazla yer buluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Çeşitler arasındaki farklar, yalnızca görünümle sınırlı kalmıyor; tat, yetişme koşulları ve verimlilik açısından da belirgin ayrımlar bulunuyor. Bu nedenle üreticiler ve tüketiciler için doğru türü tanımak büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/ejder-meyvesi-cesitleri-ve-ozellikleri</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/ejder-meyvesi-cesitleri-neler.jpg" type="image/jpeg" length="13328"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim İnsanları Açıkladı: Bademcikler Neden "Alarm" Veriyor?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/bilim-insanlari-acikladi-bademcikler-neden-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/bilim-insanlari-acikladi-bademcikler-neden-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bademcikleriniz neden sürekli şişiyor? Bilim insanları, tekrarlayan bademcik iltihabının ardındaki bağışıklık sistemi gizemini ve "eğitmen hücreler" arasındaki iletişimsizliği ortaya çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Vücudumuzun giriş kapısında birer güvenlik noktası gibi görev yapan bademcikler, çoğu zaman sadece ağrı ve şişkinlik şikayetleriyle hatırlanıyor. Oysa bağışıklık sisteminin en kritik parçalarından biri olan bu yapılar, ağız ve burun yoluyla giren mikroplara karşı ilk uyarıyı veren birer savunma hattı. Peki, bazı çocuklarda bu savunma hattı neden sürekli "alarm" vererek tekrarlayan iltihaplara yol açıyor? Bilim dünyasının son araştırmaları, bu sorunun yanıtını bağışıklık hücreleri arasındaki karmaşık iletişimde buldu.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bağışıklık Sisteminde "Eğitmen" Krizi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Tekrarlayan bademcik iltihabının en yaygın tetikleyicilerinden biri, A grubu streptokok bakterisidir. Normal şartlarda vücut, "B lenfositleri" adı verilen hücreler aracılığıyla mikropları tanıyıp etkisiz hale getiren antikorlar üreterek bu bakteriyle savaşır. Ancak bu süreç tek başına işlemez; "TFH" (Foliküler Yardımcı T Hücreleri) olarak adlandırılan hücreler, B hücrelerine "eğitmen" görevi görerek antikor üretmelerini sağlar.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan araştırmalar, sık bademcik iltihabı geçiren çocuklarda A grubu streptokok bakterisinin ürettiği bazı toksinlerin, bu hücreler arasındaki iletişimi bozduğunu ortaya koydu. TFH hücrelerinin görevini tam yapamaması sonucunda antikor üretimi zayıflıyor ve bağışıklık yanıtı enfeksiyonu durdurmakta yetersiz kalıyor. Bu durum, B hücrelerinin azalmasına ve bağışıklığın kırılmasına yol açarak enfeksiyon döngüsünü tetikliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Her Vaka Farklılık Gösteriyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, bu mekanizmanın tüm vakalar için geçerli olmadığını vurguluyor. Tekrarlayan enfeksiyonlarda genetik yatkınlık, çevresel faktörler, mikroplarla temas sıklığı ve kişisel bağışıklık özellikleri de belirleyici rol oynuyor. Tedavi sürecinde ise doktorlar, hastanın durumuna göre uygun ilaç tedavilerini planlıyor, yakın takip öneriyor ya da bazı durumlarda bademcik ameliyatını değerlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bademciklerimizin sadece boğazda bulunan basit dokular değil, vücudun korunmasında hayati rol oynayan savunma sistemleri olduğunu belirten bilim insanları, bu karmaşık iletişimin tam olarak çözülmesinin gelecekte yeni aşılar ve koruyucu tedaviler için büyük bir adım olabileceği görüşünde.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/bilim-insanlari-acikladi-bademcikler-neden-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/bilim-insanlari-acikladi-bademcikler-neden-alarm-veriyor-1280x640.jpg" type="image/jpeg" length="73228"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Maymun Isırığında Gizli Risk]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/maymun-isiriginda-gizli-risk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/maymun-isiriginda-gizli-risk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maymun ısırığında yara bakımı ve enfeksiyon belirtileri hakkında önemli bilgiler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Maymunlarla insanların yakın temas kurduğu turistik bölgelerde zaman zaman yaşanan ısırık vakaları, sağlık açısından dikkat edilmesi gereken riskleri yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, maymun ısırıklarının yalnızca bir yaralanma olarak görülmemesi gerektiğini, çeşitli enfeksiyonlara da zemin hazırlayabileceğini belirtiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Maymun ısırığı, hayvanın dişleriyle deride yara oluşturması sonucu meydana geliyor. Bazı vakalarda yüzeysel çizikler oluşurken, bazı durumlarda derin doku hasarı görülebiliyor. Asıl risk ise maymunların ağızlarında bulunan bakteri ve mikroorganizmaların açık yara yoluyla vücuda girebilmesi.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Enfeksiyon Riski Neden Önemli?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre maymun ısırığı sonrası yara bölgesinde kızarıklık, şişlik, ağrı ve iltihaplanma gelişebiliyor. Enfeksiyon ilerlediğinde ateş, halsizlik ve lenf bezlerinde büyüme gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Özellikle kuduz riskinin bulunduğu bölgelerde yaşanan vakalarda ek değerlendirme yapılması gerekebiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İlk Müdahale Hayati Önem Taşıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Maymun tarafından ısırılan kişinin ilk olarak yarayı bol su ve sabunla en az 10-15 dakika boyunca dikkatlice yıkaması öneriliyor. Bu işlem, yara üzerindeki mikrop yükünü azaltmaya yardımcı oluyor. Ardından yara temiz bir bezle kapatılmalı ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hangi Belirtiler Görülür?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Maymun ısırığı sonrasında en sık görülen belirtiler şunlar:</p>

<p style="text-align:justify">Yara bölgesinde ağrı</p>

<p style="text-align:justify">Kızarıklık ve şişlik</p>

<p style="text-align:justify">Kanama</p>

<p style="text-align:justify">Hassasiyet</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Hareket kısıtlılığı</p>

<p style="text-align:justify">Ateş ve halsizlik</p>

<p style="text-align:justify">İltihaplı akıntı</p>

<p style="text-align:justify">Lenf bezlerinde şişme</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/maymun-isiriginda-gizli-risk</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/maymun-isiriginda-gizli-risk.jpg" type="image/jpeg" length="56027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğum Lekeleri Hakkında Merak Edilenler]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/dogum-lekeleri-hakkinda-merak-edilenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/dogum-lekeleri-hakkinda-merak-edilenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebeklerde sık görülen doğum lekeleri neden oluşur, hangi türleri vardır ve ne zaman tedavi gerekir? İşte uzmanların dikkat çektiği önemli bilgiler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yeni doğan bebeklerin cildinde görülen doğum lekeleri, ailelerin en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. Kimi zaman doğum anında fark edilen, kimi zaman ise yaşamın ilk haftalarında ortaya çıkan bu lekelerin büyük bölümü zararsız kabul ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre doğum lekeleri, ciltteki damar yapılarındaki farklı gelişimler ya da pigment hücrelerinin belirli bölgelerde yoğunlaşması sonucu oluşuyor. Halk arasında yaygın olan "aşerme" veya hamilelik dönemindeki bazı davranışların doğum lekelerine neden olduğu yönündeki inanışların ise bilimsel bir dayanağı bulunmuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Doğum lekeleri genel olarak damarsal ve pigmente olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Damarsal lekeler arasında pembe veya kırmızı tonlardaki somon lekeleri, halk arasında çilek lekesi olarak bilinen hemanjiyomlar ve zamanla koyulaşabilen şarap lekeleri yer alıyor. Pigmente lekeler ise benler, sütlü kahve lekeleri ve mavimsi gri renkte görülen Moğol lekeleri olarak sınıflandırılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Birçok doğum lekesi çocuk büyüdükçe kendiliğinden kaybolabiliyor. Özellikle somon lekeleri, bazı hemanjiyomlar ve Moğol lekeleri çoğu zaman tedavi gerektirmeden zamanla silikleşiyor. Ancak hızla büyüyen, yerleştiği bölge nedeniyle sağlık sorunlarına yol açabilecek ya da görünümünde değişiklik gözlenen lekelerin uzman kontrolünde takip edilmesi gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tedavi gerektiren durumlarda lazer uygulamaları, ilaç tedavileri veya cerrahi yöntemler kullanılabiliyor. Özellikle bazı damarsal lekelerde erken dönemde başlanan tedavilerin daha başarılı sonuçlar verdiği belirtiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, doğum lekelerinin çoğunun ciddi bir sağlık sorunu oluşturmadığını ancak boyutunda, renginde veya şeklinde değişiklik görülen lekeler için vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmasının önemli olduğunu vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/dogum-lekeleri-hakkinda-merak-edilenler</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/dogum-lekeleri-hakkinda-merak-edilenler.jpg" type="image/jpeg" length="19096"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlığın ve Lezzetin Yeşil Hali]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/sagligin-ve-lezzetin-yesil-hali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/sagligin-ve-lezzetin-yesil-hali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazın habercisi papaz eriği tezgâhlardaki yerini aldı. Lif ve potasyum deposu erik, hem sağlık faydaları hem de doğru seçme yöntemleriyle dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin en sevilen lezzetlerinden papaz eriği tezgâhlardaki yerini aldı. Ekşi tadı, kıtır dokusu ve ferahlatıcı aromasıyla dikkat çeken bu küçük yeşil meyve, sadece damakları değil sağlığı da destekleyen özellikleriyle öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre papaz eriği, içerdiği yüksek lif sayesinde sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlıyor. C vitamini yönünden zengin yapısıyla bağışıklık sistemini destekleyen meyve, antioksidan bileşenleri sayesinde vücudun serbest radikallere karşı korunmasına yardımcı oluyor. Potasyum içeriği ise sıvı ve elektrolit dengesinin korunmasına destek veriyor.</p>

<p>Papaz eriğinin mutfaktaki kullanım alanı da oldukça geniş. Salatalardan et ve balık yemeklerinin yanına kadar birçok tarifte değerlendirilebilen erik, özellikle peynirle birlikte tüketildiğinde farklı bir lezzet sunuyor. Yaz sofralarında ızgara tavuk ve balıkların yanında tercih edilen papaz eriği, ekşi aromasıyla yemeklere ayrı bir tat katıyor.</p>

<h2><strong>İyi Papaz Eriği Nasıl Seçilir?</strong></h2>

<p>Lezzetli bir papaz eriği seçmenin ilk şartı kabuğuna dikkat etmek. Uzmanlar, kaliteli bir eriğin parlak ve canlı yeşil renkte olması gerektiğini belirtiyor. Meyvenin elde dolgun hissedilmesi ancak bastırıldığında yumuşamaması da önemli bir kriter olarak gösteriliyor. Sert yapısını koruyan erikler taze tüketim için ideal olurken, yumuşamaya başlayanlar reçel ve sos yapımında değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Eriğin kıtırlığını uzun süre koruması için saklama koşulları da büyük önem taşıyor. Oda sıcaklığında bekleyen erikler kısa sürede olgunlaşırken, buzdolabının sebzelik bölümünde muhafaza edilenler daha uzun süre tazeliğini koruyabiliyor. Yıkama işleminin ise tüketimden hemen önce yapılması tavsiye ediliyor.</p>

<h2><strong>Tuzla Yeme Geleneği Sürüyor</strong></h2>

<p>Türkiye'de özellikle Ege ve Marmara bölgelerinde papaz eriği denildiğinde akla ilk gelen alışkanlıklardan biri tuza batırarak tüketmek. Ekşi ve tuzlu lezzetin uyumu yıllardır sofralardaki yerini korurken, birçok kişi için papaz eriği ve tuz ayrılmaz bir ikili olarak görülüyor.</p>

<p>Doğal lezzeti, sağlık faydaları ve nostaljik tadıyla papaz eriği, yazın en özel meyveleri arasında yer almaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/sagligin-ve-lezzetin-yesil-hali</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/sagligin-ve-lezzetin-yesil-hali.jpg" type="image/jpeg" length="78556"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Takviye Kullanımında 5 Kritik Risk]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/takviye-kullaniminda-5-kritik-risk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/takviye-kullaniminda-5-kritik-risk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilinçsiz kullanılan vitamin ve takviye edici gıdalar, karaciğer hasarından kalp ritim bozukluklarına kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Vitamin ve takviye edici gıdalar, vücudun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini desteklemek amacıyla kullanılsa da bilinçsiz tüketildiklerinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Uzmanlar, takviyelerin yalnızca ihtiyaç halinde ve doktor kontrolünde kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Takviye Edici Gıdalar Ne Amaçla Kullanılır?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Takviye edici gıdalar; vitamin, mineral, protein, amino asit, lif ve yağ asitleri gibi besin öğelerini desteklemek için tercih ediliyor. Ancak bu ürünler dengeli ve sağlıklı beslenmenin yerine geçmiyor, yalnızca destekleyici bir rol üstleniyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yanlış Kullanım Sağlığı Tehdit Ediyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre, vitamin ve mineral takviyeleri yalnızca eksikliği tespit edilen durumlarda kullanılmalı. Gereğinden fazla veya yanlış ürünlerin tercih edilmesi, vücutta istenmeyen etkilere yol açabiliyor. Reçetesiz satılıyor olmaları ise bu ürünlerin tamamen zararsız olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Bilinçsiz Kullanımın 5 Önemli Riski</strong></h2>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Kanser Riskinde Artış</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Bazı araştırmalar, yüksek dozda ve kontrolsüz kullanılan bazı vitamin takviyelerinin kanser riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Bu nedenle uzun süreli kullanım öncesinde uzman görüşü alınması öneriliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Mide Bulantısı ve Sindirim Sorunları</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Fazla miktarda tüketilen takviyeler mide bulantısı, karın ağrısı ve ishal gibi sindirim sistemi şikayetlerine neden olabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Diş Minesinde Aşınma</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Özellikle asidik özellik taşıyan bazı takviyeler, uzun süreli ve yanlış kullanımda diş minesinin zarar görmesine yol açabiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Karaciğer Hasarı</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Kontrolsüz şekilde alınan bazı vitamin ve bitkisel takviyeler, karaciğer üzerinde ciddi yük oluşturarak hasara neden olabiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Kalp Ritminde Bozukluk</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Zayıflama veya enerji artırma amacıyla kullanılan bazı takviyeler, kalp çarpıntısı ve ritim bozukluklarına yol açabiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Takviyeler Nasıl Kullanılmalı?</strong></h2>

<p>Uzmanlar, herhangi bir takviye ürününe başlamadan önce mutlaka doktora danışılması gerektiğini vurguluyor. Kan tahlilleri ve gerekli kontroller sonrasında belirlenen eksikliklere yönelik doğru ürünün, uygun dozlarda kullanılması sağlık risklerini en aza indiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/takviye-kullaniminda-5-kritik-risk</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/takviye-kullaniminda-5-kritik-risk.jpg" type="image/jpeg" length="25241"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzincan'da Fenilketonüriye Karşı Farkındalık Seferberliği]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-fenilketonuriye-karsi-farkindalik-seferberligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-fenilketonuriye-karsi-farkindalik-seferberligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenilketonüri hastalığına karşı erken tanının hayati önemini vurgulayan Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü, düzenlediği stant etkinliği ile toplumda farkındalık oluşturdu. Bir damla kanın, çocuğunuzun geleceğini nasıl değiştirebileceğini öğrenin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Erzincan’da sağlık ekipleri, geleceğin teminatı olan çocukların sağlıklı bir yaşam sürmesi adına önemli bir farkındalık çalışmasına imza attı. Yenidoğan döneminde atılacak küçük bir adımın, hayat boyu sürecek büyük bir korumaya dönüştüğü vurgulandı.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Fenilketonüri hastalığına dikkat çekmek ve erken tanının önemini toplumun geneline yaymak amacıyla, Müdürlük bünyesindeki Halk Sağlığı Hizmetleri birimi tarafından özel bir stant etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, tedavi edilmediği takdirde ağır zihinsel ve gelişimsel geriliklere yol açabilen kalıtsal bir metabolik hastalık olan fenilketonüri hakkında vatandaşlara kapsamlı bilgiler aktarıldı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, fenilketonürinin yenidoğan döneminde yapılan tarama testleriyle erken teşhis edilebildiğini ve uygun diyet tedavisiyle kontrol altına alınabildiğini belirtti. Hastalıkla mücadelede erken tanı kadar, toplumun bilinç düzeyinin artması ve tarama programlarına katılımın yüksek olmasının sağlıklı nesiller yetiştirmek için hayati bir önem taşıdığına dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">"Bir kaç damla kan, çocuğunuzun hayat boyu sağlıklı yaşamasının anahtarıdır!" sloganıyla gerçekleştirilen etkinlikte, sağlığın korunmasına yönelik geniş çaplı bilgilendirmeler de yapıldı. Vatandaşlara; kanser taramaları, obeziteye bağlı kronik hastalıklar ve ruh sağlığı okuryazarlığı konularında hazırlanan bilgilendirici broşürler dağıtıldı.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Fenilketonüri Hastalığı Nedir?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Fenilketonüri (PKU), vücudun proteinlerin yapı taşı olan "fenilalanin" adlı amino asidi işleyememesiyle sonuçlanan kalıtsal metabolik bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde bu maddenin kanda birikmesi beyin hasarına ve kalıcı zihinsel geriliğe yol açar.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Nedenleri ve Görülme Sıklığı </strong></h2>

<p style="text-align:justify"><strong>Genetik Geçiş:</strong> Anne ve babadan gelen çekinik genlerle nesilden nesile aktarılan otozomal resesif bir hastalıktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Akraba Evliliği:</strong> Türkiye, akraba evliliği oranlarının yüksek olması sebebiyle bu hastalığın dünyada en sık görüldüğü ülkelerden biridir.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Teşhis Süreci</strong></h2>

<p style="text-align:justify"><strong>Topuk Kanı Testi:</strong> Hastalıkta erken teşhis hayati önem taşır. Türkiye'de her yenidoğan bebeğe doğumdan sonraki ilk günlerde topuk kanı testi rutin olarak uygulanır. Bu testle kanda yüksek fenilalanin seviyesi saptanırsa, kesin teşhis için ileri kan testleri yapılır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tedavi ve Beslenme:</strong> Fenilketonüri ömür boyu süren genetik bir durumdur; tamamen iyileşmez ancak doğru bir diyetle kontrol altına alınabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Diyet Tedavisi:</strong> Tedavinin temelini düşük proteinli özel bir beslenme programı oluşturur. Hastalar et, süt, yumurta, peynir gibi yüksek proteinli hayvansal gıdalar ile ekmek ve makarna gibi bazı tahıl ürünlerini tüketmemelidir. Ayrıca yapay tatlandırıcı içeren ürünler fenilalanin kaynağı oldukları için tehlikelidir. Besin eksikliklerini önlemek amacıyla doktor kontrolünde özel tıbbi mamalar ve amino asit karışımları kullanılır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/erzincanda-fenilketonuriye-karsi-farkindalik-seferberligi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/erzincanda-fenilketonuriye-karsi-farkindalik-seferberligi-956x720.jpg" type="image/jpeg" length="42312"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Uyardı: Kahveyi Su Gibi Tüketmeyin!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/uzman-uyardi-kahveyi-su-gibi-tuketmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/uzman-uyardi-kahveyi-su-gibi-tuketmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güne enerjik başlamak için içilen kahve sağlığa zarar verebiliyor. Uzmanlar uyku, kaygı ve çarpıntı sorunu yaşayanları kafeini bırakmaları konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dünya genelinde milyonlarca insanın sabah rutinlerinin vazgeçilmezi olan kahve, sağladığı enerji ve odaklanma artışıyla biliniyor. Araştırmalar bu popüler içeceğin kalp ve beyin sağlığını destekleyebileceğini gösterse de dozunda tüketilmediğinde veya hassas bünyelerde ciddi yan etkilere yol açabiliyor. İngiltere'den gelen son tıbbi uyarılar, günlük kahve alışkanlıklarımızın vücudumuz üzerindeki gizli etkilerini yeniden gündeme taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Dikkat Edilmesi Gereken Üç Belirti</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) doktorlarından Dr. Sooj, kahve tüketiminin bazı kişilerde olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Özellikle anksiyete, uyku bozukluğu ve kalp çarpıntısı gibi sorunlar yaşayan bireylerin kafein alımlarını mutlaka yeniden değerlendirmeleri gerektiğini vurgulayan uzman isim, bu üç belirtiyi taşıyan kişilerin kahve miktarını azaltmalarını, ideal olarak ise tamamen bırakmalarını tavsiye ediyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sabah İçilen Kahvenin Geceye Uzanan Etkisi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kafeinin vücuttan atılma süresinin sanılandan çok daha uzun olduğunu belirten uzmanlar, sabah saatlerinde tüketilen bir fincan kahvenin bile uyku düzenini bozabileceğini belirtiyor. Dr. Sooj, kahvenin yarı ömrünün oldukça uzun olduğuna dikkat çekerek, erken saatlerde alınan kafeinin gece yatmadan önce dahi vücutta aktif kalabildiğini ve uyku kalitesini ciddi oranda düşürebildiğini ifade ediyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Ne Kadarı Güvenli Kabul Ediliyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İngiltere Sağlık Sistemi verilerine göre, günde dört fincandan fazla kahve içmek kan basıncının yükselmesine zemin hazırlayabiliyor. İngiliz Kalp Vakfı diyetisyeni Victoria Taylor ise günde dört veya beş fincanlık tüketimin genel kalp sağlığı, kolesterol seviyeleri ve kalp ritmi üzerinde olumsuz bir etki yaratmadığını belirtiyor. Ancak Taylor, kafeine duyarlılığı yüksek olan kişilerin güvenli kabul edilen bu miktarlarda dahi kalp çarpıntısı yaşayabileceğinin altını çiziyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Gizli Kafein Kaynaklarına Dikkat</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, kafein alımını azaltmak isteyenlerin sadece kahveye odaklanmamaları gerektiği konusunda da uyarıyor. Siyah çay, yeşil çay, enerji içecekleri, kola ve hatta çikolata gibi günlük hayatta sıkça tüketilen ürünlerin de önemli miktarda kafein içerdiği biliniyor. Bu nedenle, sağlığını korumak isteyenlerin ve söz konusu belirtileri yaşayanların genel beslenme alışkanlıklarındaki tüm kafein kaynaklarını kontrol altına almaları büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/uzman-uyardi-kahveyi-su-gibi-tuketmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/11/sabah-kahvesi.jpg" type="image/jpeg" length="58486"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keçi Sütü Sindirimde Öne Çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/keci-sutu-sindirimde-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/keci-sutu-sindirimde-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre keçi sütü, kolay sindirilebilen yapısı, prebiyotik içeriği ve zengin vitamin-mineral değerleriyle bağırsak, kemik ve kalp sağlığına önemli katkılar sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yıllardır süt denildiğinde ilk akla gelen seçenek inek sütü olsa da, uzmanlar keçi sütünün sağlık açısından sunduğu avantajlara dikkat çekiyor. Özellikle sindirim sistemi hassasiyeti yaşayan kişiler tarafından tercih edilen keçi sütü, içerdiği besin öğeleriyle sağlıklı beslenmede önemli bir yere sahip.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanların değerlendirmelerine göre keçi sütü, inek sütüne kıyasla daha fazla orta zincirli yağ asidi içeriyor. Bu özellik, yağların vücut tarafından daha kolay sindirilmesine yardımcı olurken sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını destekliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Keçi sütünde bulunan prebiyotik bileşenler de bağırsak florasının korunmasına katkı sağlıyor. Böylece sindirim sisteminin dengeli çalışmasına destek vererek bağırsak sağlığının güçlenmesine yardımcı oluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Araştırmalar, keçi sütünün kolesterolün vücuttan uzaklaştırılmasına katkı sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Ayrıca içerdiği bazı proteinlerin tansiyonun dengelenmesine yardımcı olabilecek özellikler taşıdığı belirtiliyor. Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri bakımından dengeli bir yapıya sahip olması da kalp ve damar sağlığı açısından önemli avantajlar sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Fosfor, kalsiyum ve D vitamini yönünden zengin olan keçi sütü, kemik sağlığının korunmasında da etkili bir besin olarak öne çıkıyor. Bir bardak keçi sütü, günlük kalsiyum ihtiyacının yaklaşık dörtte birini karşılayabiliyor. Bu özelliği sayesinde kemik yoğunluğunun korunmasına ve osteoporoz riskinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Potasyum, A vitamini, D vitamini ve fosfor bakımından da güçlü bir içeriğe sahip olan keçi sütü, göz sağlığının desteklenmesine yardımcı oluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Keçi sütü; doğrudan tüketilebildiği gibi kahve tariflerinde, yoğurt yapımında, çeşitli yemeklerde ve peynir üretiminde de yaygın olarak kullanılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, keçi sütü tüketirken pastörize ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor. Çiğ sütlerde zararlı bakteri ve mikroorganizmalar bulunabileceğinden sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Ayrıca keçi sütü de laktoz içerdiği için laktoz intoleransı bulunan kişilerin tüketmeden önce dikkatli olması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/keci-sutu-sindirimde-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/keci-sutu-sindirimde-one-cikiyor.jpg" type="image/jpeg" length="73344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Misvak Kullanımının Faydaları]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/misvak-kullaniminin-faydalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/misvak-kullaniminin-faydalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğal diş bakım yöntemlerinden biri olan misvak, ağız hijyenini destekliyor. Uzmanlar, doğru kullanımın diş ve diş eti sağlığına önemli katkılar sunduğunu belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yüzyıllardır kullanılan doğal ağız bakım araçlarından biri olan misvak, günümüzde de diş sağlığını korumak isteyenlerin tercih ettiği yöntemler arasında yer alıyor. Doğal yapısı ve içerdiği faydalı bileşenler sayesinde misvakın ağız hijyenine katkı sağladığı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Doğal bir diş temizleme aracı olan misvak, özel ağaç dallarından elde ediliyor. Lifli yapısı sayesinde diş yüzeyindeki kalıntıların temizlenmesine yardımcı olan misvak, aynı zamanda ağız bakımında kimyasal içermeyen bir alternatif olarak öne çıkıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre misvakın düzenli kullanımı, diş eti sağlığının korunmasına destek olurken ağız içerisindeki bakteri oluşumunun azaltılmasına da katkı sağlayabiliyor. Ayrıca ağız kokusunun önlenmesine yardımcı olması nedeniyle günlük bakım rutinlerinde tercih edilebiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Misvak kullanımı oldukça pratik bir yöntem olarak dikkat çekiyor. Kullanımdan önce ucu hafifçe nemlendirilerek liflerin yumuşaması sağlanıyor. Daha sonra diş fırçalar gibi nazik hareketlerle diş yüzeyleri ve diş araları temizlenebiliyor. Lifli yapısı sayesinde ulaşılması zor bölgelerde de etkili temizlik sağlayabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Misvakın dikkat çeken özelliklerinden biri de çevre dostu olması. Doğal malzemeden üretilmesi nedeniyle tek kullanımlık plastik ürünlere alternatif olarak değerlendiriliyor. Bu yönüyle hem ağız sağlığını korumak hem de sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları geliştirmek isteyenler tarafından ilgi görüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, misvakın tek başına mucizevi bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini vurgularken, düzenli ağız bakımının bir parçası olarak kullanılmasının faydalı olabileceğini ifade ediyor. Kullanım sıklığının ise kişinin ağız ve diş yapısına göre değişebileceği belirtiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Doğal ağız bakım yöntemlerine ilgi duyanlar için misvak, hem geleneksel bir miras hem de pratik bir bakım aracı olarak önemini korumaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/misvak-kullaniminin-faydalari</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/05/misvak-kullanimi.jpg" type="image/jpeg" length="41387"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süt Dişleri Ne Zaman Düşer?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/sut-disleri-ne-zaman-duser</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/sut-disleri-ne-zaman-duser" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda süt dişleri genellikle 6 yaşından itibaren dökülmeye başlar. İşte bilinmesi gerekenler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk döneminin en önemli gelişim süreçlerinden biri olan süt dişleri, yalnızca çiğneme işlevi için değil, konuşma becerilerinin gelişmesi ve çene yapısının şekillenmesi açısından da kritik görevler üstleniyor. Uzmanlar, süt dişlerinin geçici olmasına rağmen ağız sağlığındaki öneminin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Bebeklerde ilk dişler genellikle yaşamın ilk aylarında çıkmaya başlıyor. Toplam 20 adet olan süt dişleri, üst ve alt çenede eşit şekilde yer alıyor. Bu dişler çocukların besinleri rahatça çiğnemesine yardımcı olurken, konuşmanın doğru gelişmesine ve yüz yapısının şekillenmesine de katkı sağlıyor.</p>

<h2><strong>Süt Dişleri Neden Önemli?</strong></h2>

<p>Süt dişleri, ilerleyen yıllarda çıkacak kalıcı dişler için adeta rehber görevi görüyor. Dişlerin zamanında ve doğru sırayla dökülmesi, kalıcı dişlerin sağlıklı bir şekilde yerleşmesine yardımcı oluyor. Erken kaybedilen ya da ciddi şekilde çürüyen süt dişleri ise ilerleyen dönemlerde diş dizilim bozukluklarına neden olabiliyor.</p>

<p>Ayrıca süt dişlerinin eksikliği veya sağlıksız olması, çocukların yeterli beslenmesini zorlaştırabiliyor. Bu durum hem fiziksel gelişimi hem de konuşma becerilerini olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<h2><strong>Düzenli Bakım Şart</strong></h2>

<p>Uzmanlar, süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte ağız bakımının başlaması gerektiğini belirtiyor. Çocukların dişleri günde en az iki kez fırçalanmalı, şekerli gıda tüketimi sınırlandırılmalı ve düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli. Özellikle gece saatlerinde ağız temizliğine dikkat edilmesi, çürük oluşumunun önlenmesinde önemli rol oynuyor.</p>

<h2><strong>Süt Dişleri Ne Zaman Dökülür?</strong></h2>

<p>Süt dişleri genellikle 6 yaş civarında dökülmeye başlıyor ve bu süreç yaklaşık 12 yaşına kadar devam ediyor. İlk olarak alt çenedeki ön kesici dişler sallanıp düşerken, zamanla diğer dişler de yerlerini kalıcı dişlere bırakıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genel olarak ön kesici dişler 6-8 yaş arasında, azı ve köpek dişleri ise 9-12 yaş arasında dökülüyor. Düşen süt dişlerinin ardından kısa süre içinde kalıcı dişler çıkmaya başlıyor.</p>

<h2><strong>Düşmeyen Süt Dişlerine Dikkat</strong></h2>

<p>Bazı durumlarda süt dişleri beklenen zamanda düşmeyebiliyor. Uzmanlara göre bunun nedeni alttan gelecek kalıcı dişin oluşmaması, yanlış konumlanması veya sürmesini engelleyen başka bir problemin bulunması olabiliyor. Bu nedenle süt dişlerinin uzun süre ağızda kalması halinde uzman değerlendirmesi öneriliyor.</p>

<p>Sağlıklı süt dişleri, çocukların gelecekteki ağız ve diş sağlığının temelini oluşturuyor. Bu nedenle erken yaşlardan itibaren doğru bakım alışkanlıklarının kazandırılması büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Yasemin Dülgeroglu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/sut-disleri-ne-zaman-duser</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/dis-dusmesi.jpg" type="image/jpeg" length="30264"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer'a Karşı Sihirli Mantar Umudu Yeşerdi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/alzheimera-karsi-sihirli-mantar-umudu-yeserdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/alzheimera-karsi-sihirli-mantar-umudu-yeserdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim dünyası, Alzheimer tedavisinde çığır açabilecek bir keşfe imza attı. Sihirli mantarda bulunan psilosibin maddesi, hastalığın seyrini değiştirebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tıp dünyasında, yıllardır kesin bir tedavisi bulunamayan ve ilerleyişi durdurulamayan Alzheimer hastalığına karşı ezber bozan bir gelişme yaşandı. Uzun bir dönem tehlikeli maddeler arasında sayılan ve halk arasında "sihirli mantar" olarak bilinen mantarlardaki psikoaktif bileşen psilosibin, nörobilim uzmanlarının yeni araştırma odağı haline geldi. Brezilya'da ileri derece Alzheimer hastası yaşlı bir kadın üzerinde gerçekleştirilen ve uluslararası tıp çevrelerinde büyük yankı uyandıran vaka analizi, hastalığın yıkıcı semptomlarının hafifletilebileceğine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Psilosibi, Sihirli Mantar" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/psilosibi-sihirli-mantar.png" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kahraman Dozu İle Gelen Mucizevi Uyanış</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Frontiers in Neuroscience dergisinde yayımlanan bilimsel çalışmaya göre, 80'li yaşlarındaki ileri derece Alzheimer teşhisi konulmuş bir hastaya klinik gözetim altında 5 gramlık psilosibin içerikli mantar verildi. Tıp literatürüne "kahraman dozu" olarak geçen bu yoğun miktarın ardından hasta, derin bir uyku sürecine daldı. Uygulama öncesinde yalnızca tek heceli kelimeler kurabilen ve günlük ihtiyaçlarında tamamen başkalarına bağımlı olan yaşlı kadın, işlemden yaklaşık 19 saat sonra mucizevi bir şekilde kendi kendine uzun cümleler kurarak konuşmaya başladı. Göz teması kurup gülümseyebilen hastanın, 5 yıldır süregelen kronik idrar kaçırma probleminin de haftalarca ortadan kalktığı tespit edildi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Eski Anılar Yeniden Canlandı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İlk uygulamanın gösterdiği inanılmaz etkinin ardından, hastaya bir ay sonra 3 gramlık ikinci bir doz daha verildi. İkinci seansta uykuya dalmayan hasta, bu kez oğluyla bir adada sörf yaptığı anlar gibi eski duygusal anılarını son derece net ve barışçıl bir şekilde dile getirdi. Araştırmayı yürüten Sao Paulo Üniversitesi'nden uzmanlar, özellikle mesane kontrolünün yeniden sağlanmasının, beyindeki zihinsel uyanışın en güçlü kanıtlarından biri olduğunu vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Sihirli Mantar" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/sihirli-mantar.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Hastalığı Yok Etmiyor Ancak Kapıları Aralıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bilim insanları, elde edilen bu heyecan verici bulguların Alzheimer hastalığının tamamen geriye döndürüldüğü anlamına gelmediği konusunda kamuoyunu uyardı. Uzmanlara göre bu durum, beyinde ağır nörodejenerasyon olsa dahi bazı fonksiyonel kapasitelerin özel şartlar altında geçici olarak yeniden aktif hale gelebileceğini gösteriyor. Şu anda Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde ve prestijli kurumlarda, psilosibinin yaşlı nüfus üzerindeki etkileri geniş çaplı klinik testlerle araştırılmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/alzheimera-karsi-sihirli-mantar-umudu-yeserdi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 00:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/09/alzheimer-belirtileri-nelerdir-57e0a8d7-2ff0-4442-b5cb-917ee9a5811c-1280x777.jpg" type="image/jpeg" length="19852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her Evde Var ve Tehlikeli: O İlaç İçin Korkutan Uyarı!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/her-evde-var-ve-tehlikeli-o-ilac-icin-korkutan-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/her-evde-var-ve-tehlikeli-o-ilac-icin-korkutan-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Reçetesiz satıldığı için zararsız sanılan İbuprofen, bilinçsiz tüketildiğinde mide kanaması ve böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dünya genelinde milyonlarca insanın eklem ağrısı, migren veya artrit gibi rahatsızlıkları gidermek için ilk başvurduğu ilaçların başında İbuprofen geliyor. Reçetesiz olarak eczanelerden kolayca temin edilebilmesi, bu ağrı kesicinin toplumda tamamen güvenilir ve risksiz bir seçenek olarak algılanmasına yol açıyor. Ancak tıp dünyası, bu yaygın ve bilinçsiz kullanım alışkanlığının arkasında yatan büyük tehlikelere dikkat çekerek hayati uyarılarda bulunuyor. Uzmanlara göre, ağrıları hızlıca dindiren bu haplar, aslında vücutta sessizce ilerleyen ciddi hasarların baş sorumlusu olabilir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Reçetesiz Olması Tehlikesiz Olduğu Anlamına Gelmiyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Essex Üniversitesi Kas İskelet Sistemi Uzmanı Anthony Paul Smith, toplumdaki genel yanılgıya dikkat çekiyor. Birçok insanın reçetesiz satılan ilaçları düşük riskli olarak değerlendirdiğini belirten Smith, bu durumun çok büyük bir hata olduğunu vurguluyor. İltihabı ve şişliği azaltarak geçici bir rahatlama sunan steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ), kolay erişilebilir olmalarına rağmen asla tehlikesiz olarak görülmemeli.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Midede Gizlice İlerleyen Kanamalar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İbuprofen kullanımının en çarpıcı zararlarından biri sindirim sistemi üzerinde ortaya çıkıyor. İlaç, midenin koruyucu duvarını doğrudan tahrip ederek ülser ve iç kanama riskini ciddi boyutlara taşıyor. Bu tahribatın en korkutucu yanı ise sürecin genellikle hiçbir belirti göstermeden sinsice ilerlemesi olarak gösteriliyor. Özellikle günde 2400 miligram veya daha yüksek dozda ilaç alanlar ile 65 yaş üstü bireylerde, bu iç kanama riski ölümcül seviyelere ulaşabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="Ağrı Kesici Zararları" class="detail-photo img-fluid" height="981" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2025/11/agri-kesici-zararlari.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Böbrek Fonksiyonlarını Çökertiyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Ağrı kesicinin yarattığı tahribat sadece mideyle sınırlı kalmıyor. Sağlıklı böbrek fonksiyonları için hayati önem taşıyan kan akışı, İbuprofen'in vücudun damarları açık tutmak için salgıladığı doğal koruyucu bileşikleri engellemesiyle sekteye uğruyor. Özellikle susuzluk durumlarında veya kronik böbrek, kalp ve yüksek tansiyon hastalarında bu durum aniden gelişen böbrek yetmezliğine zemin hazırlıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="ağrı kesici" class="detail-photo img-fluid" height="354" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2023/09/agri-kesici.jpg" width="664" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Diğer İlaçlarla Birlikte Kullanımına Dikkat</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, ilacın uzun vadeli kullanımında yüksek tansiyon, vücutta ödem oluşumu ve ciddi kalp rahatsızlıklarının tetiklendiğini belirtiyor. Ayrıca, astım hastalarının bir kısmının bu ilaca aşırı hassas olduğu ve ani nefes darlığı yaşayabildiği ifade ediliyor. İbuprofen'in tansiyon, diyabet, antidepresan veya kan sulandırıcı gibi reçeteli ilaçlarla birlikte tüketilmesi ise diğer ilaçların iyileştirici etkisini sıfırlarken iç kanama riskini zirveye çıkarıyor. İlacın tamamen hayattan çıkarılması gerekmese de, sadece en düşük dozda ve kısa süreli tedavilerde kullanılması gerektiği şiddetle tavsiye ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/her-evde-var-ve-tehlikeli-o-ilac-icin-korkutan-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/08/agri-kesici-ilac-icmek.jpg" type="image/jpeg" length="34961"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Makbul Sirkelerinde Boya Skandalı: Ürünler Toplatıldı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/makbul-sirkelerinde-boya-skandali-urunler-toplatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/makbul-sirkelerinde-boya-skandali-urunler-toplatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ifşa listesinde yer alan Makbul, boya tespit edilen sirkelerin satışını durdurarak mevcut stokları karantinaya aldığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan son taklit ve tağşiş listesinde ürünlerinde gıda boyası tespit edilen ünlü kuruyemiş zinciri Makbul, yaşanan gelişmelere dair resmi bir açıklama yaptı. Ankara merkezli fason bir üretici tarafından hazırlanan sirkelerde uygunsuzluk saptanmasının ardından firma, halk sağlığını korumak amacıyla söz konusu ürünlerin satışını derhal durdurduğunu ve piyasadaki mevcut sirkelerin toplatıldığını kamuoyuna duyurdu.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Ürünler Satıştan Çekildi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Şirket yetkililerinden alınan bilgilere göre, bakanlığın 1 Haziran 2026 tarihinde paylaştığı listede yer alan "Makbul Alıç Sirkesi" ile "Makbul Limonlu, Sarımsaklı, Zencefilli Bal Sirkesi" ürünleri raflardan kaldırıldı. Firmanın açıklamasında, sevkiyatların kesildiği ve toplatılan tüm stokların hızla karantinaya alındığı belirtildi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Üretici Firmaya İnceleme</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Türkiye genelinde 285 şubesi ve bini aşkın çalışanı bulunan zincir market, sorunlu ürünlerin Ankara Yenimahalle'de faaliyet gösteren Pelmur Gıda tarafından fason olarak üretildiğini vurguladı. Kurum, tağşiş olayının ardından tedarikçi firma hakkında inceleme başlattığını, ilave analiz süreçlerinin devreye alındığını ve kontrol mekanizmalarının gözden geçirildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Tek Bir Parti Ürünü Kapsıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Gıda güvenliği standartlarından taviz verilmeyeceğinin altını çizen şirket yönetimi, saptanan gıda boyası probleminin 2025 yılında üretilen tek bir partiyle sınırlı olduğunu aktardı. Açıklamada, halihazırda piyasada bulunan güncel ürünlerin Türk Gıda Kodeksi'ne ve yasal mevzuatlara tam uyumlu olduğu savunuldu.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Farklı Markalarda Da Uygunsuzluk</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bakanlığın yayımladığı listelerde sadece Makbul değil, aynı üreticiye ait Botama markalı çeşitli sirke ve pekmez ürünleri de tağşiş kapsamında yer aldı. Öte yandan, Mersin'de üretilen Harrem marka gül sirkesinin ise içerdiği yasaklı boya maddesi nedeniyle "Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar" listesinde yayımlandığı rapor edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/makbul-sirkelerinde-boya-skandali-urunler-toplatildi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 01:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/m-a-k-b-u-l.jpg" type="image/jpeg" length="59310"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
