<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Erzincan Haber, Erzincan</title>
    <link>https://www.dogugazetesi.com</link>
    <description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, Erzincan haberleri ve ülke gündemi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2026 15:25:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta Görüntülü Danışmanlık Hizmeti Bilinmiyor!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/saglikta-goruntulu-danismanlik-hizmeti-bilinmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/saglikta-goruntulu-danismanlik-hizmeti-bilinmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığının 81 ilde hayata geçirdiği görüntülü danışmanlık sistemi Erzincan'da yeterince bilinmiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Hastane koridorlarında sıra beklemeyi geride bırakacak, ev konforunda uzman desteği sunacak modern bir uygulama hayata geçirildi ancak bu imkandan pek çok kişinin haberi bulunmuyor. Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran bu sistemin detayları ve yereldeki durumu dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>MHRS Üzerinden Görüntülü Görüşme İmkânı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sağlık Bakanlığı, koruyucu sağlık hizmetlerinin kapsamını artırmak amacıyla Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi'ni 81 ildeki Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde hizmete sundu. Uygulama kapsamında 5 Temmuz itibarıyla psikolog ve sosyal çalışmacılar için randevu cetvelleri tanımlandı. Vatandaşlar, Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden aktif branşlara doğrudan erişerek randevu oluşturabiliyor. Randevu saatinde cep telefonlarına iletilen kısa mesajdaki bağlantıya tıklayan kullanıcılar, sağlık profesyonelleriyle uzaktan görüntülü görüşme gerçekleştiriyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Erzincan'da Uygulama Yeterince Bilinmiyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Türkiye genelinde geniş bir yelpazede sunulan bu dijital imkana rağmen, Erzincan'daki vatandaşların birçoğu sistemin varlığından habersiz durumda. Gerekli tanıtım ve bilgilendirmelerin yeterince yapılmamış olması nedeniyle hastalar ya da hasta yakınları, sağlık desteği için geleneksel yöntemleri veya daha çok evde bakım hizmetlerini kullanmayı tercih ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/saglikta-goruntulu-danismanlik-hizmeti-bilinmiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/mhrs-182.jpg" type="image/jpeg" length="59220"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prostat tedavisinde modern çözümler]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/prostat-tedavisinde-modern-cozumler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/prostat-tedavisinde-modern-cozumler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İleri yaşlarda sıklıkla karşılaşılan sağlık sorunları, gelişen tıp teknolojisi sayesinde artık çok daha konforlu bir şekilde geride bırakılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gündelik yaşamı zorlaştıran rahatsızlıkların başında gelen prostat büyümesi, modern cerrahi yöntemlerle hastaların yüzünü güldüren başarılı sonuçlar ortaya koyuyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Prostat Büyümesinin Belirtileri</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Özel Sağlık Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Erem Asil, iyi huylu prostat büyümesinin genellikle 50 yaşından sonra ortaya çıktığını belirtiyor. Hastalık; sık idrara çıkma, idrar kesesini tam boşaltamama ve idrar akışında zayıflama gibi şikayetlerle kendini gösteriyor. Günlük hayatı olumsuz etkileyen bu sorun için uzmanlar vakit kaybetmeden muayene olmayı öneriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="Doç. Dr. Erem Asil" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/doc-dr-erem-asil.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Tedavide İlaç Ve Cerrahi Seçenekleri</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Şikayetlerle başvuran hastalara ilk aşamada muayene ve tetkikler uygulanıyor. Genellikle ilk seçenek olarak medikal yani ilaç tedavisi tercih ediliyor. Ancak ilaç tedavisinden fayda görmeyen veya bir süre sonra şikayetleri tekrarlayan hastalarda cerrahi tedaviler gündeme geliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Robotik Cerrahi Önemli Avantajlar Sağlıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Doç. Dr. Erem Asil, 100 gramın üzerinde prostatı olan, mesane divertikülü veya mesane taşı bulunan hastalarda robotik cerrahiyi tercih ettiklerini ifade ediyor. Ameliyat sırasında hastanın karnına açılan 8 milimetrelik kesilerden batına girilerek idrar kanalını tıkayan kısım tamamen çıkarılıyor. Bu yöntem açık cerrahiye kıyasla daha az kanama miktarı ve daha kısa hastanede yatış süresi sunuyor. İyileşme sürecinin hızlı olması sosyal hayata dönüşü de kolaylaştırıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yüksek Hassasiyet Ve Konforlu İyileşme</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Robotik cerrahi, küçük kesiler yardımıyla gerçekleştirilen yüksek hassasiyetli bir operasyon olarak öne çıkıyor. Geleneksel açık veya laparoskopik cerrahinin sınırlarını aşan bu teknoloji, travma ve kan kaybını minimuma indiriyor. Gelişmiş yöntemler sayesinde prostat büyümesi ameliyatları yüksek başarı oranlarıyla gerçekleştiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/prostat-tedavisinde-modern-cozumler</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/06/robotik-cerrahide-dusuk-gaz-devrimi-1199x720.jpg" type="image/jpeg" length="19236"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı Yaşam Gündelik Hayatın Merkezinde]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/saglikli-yasam-gundelik-hayatin-merkezinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/saglikli-yasam-gundelik-hayatin-merkezinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüketiciler sağlığı günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirirken, dijital araçlar ve kişiselleştirilmiş çözümlere olan talep hızla artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sağlığı korumak ve kaliteli bir yaşam sürmek, bireylerin günlük alışkanlıklarını kökten değiştiriyor. PwC'nin yayımladığı son araştırma, bu değişimin iş dünyasında yeni dengeler kurduğunu gözler önüne seriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Tüketiciler daha uzun yaşamak ve stresi azaltmak amacıyla alışkanlıklarını gözden geçirirken, bu durum alışveriş sepetlerinden dijital araç kullanımına kadar geniş bir yelpazeyi dönüştürüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sağlık Alışkanlıkları Günlük Yaşama Yayılıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Katılımcıların yüzde 69'u düzenli olarak en az iki sağlık ve beslenme alışkanlığını sürdürüyor. Son bir yıl içinde ortalama üç ila dört farklı sağlık ve iyi yaşam kategorisinden alışveriş yapan bireyler, bu süreçte beslenme, fiziksel aktivite ve uyku düzenine odaklanıyor. Gıda ve içecek tercihleri de bu doğrultuda şekilleniyor. Bireyler taze meyve, sebze ile vitamin ve takviye ürünleri tüketimini artırmayı planlarken, işlenmiş veya yüksek şeker içeren gıdalar ile alkollü içecekleri azaltma eğilimi gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Dijital Araçlar Ve Yapay Zekâ İlgi Görüyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Tüketicilerin yüzde 80'i sağlık ve iyi yaşamla ilgili en az bir faaliyet için mobil uygulama veya giyilebilir teknoloji kullanıyor. Sağlık sistemiyle doğrudan temas kurmadan önce dijital çözümlere başvuran bireyler, yapay zekâ destekli uygulamalardan yararlanıyor. Genç kuşakların yüzde 86'sı yapay zekâ kullanımına sıcak bakarken, bu oran ileri yaş gruplarında yüzde 62'ye geriliyor. Buna karşın, sağlık kararlarında uzman görüşü önemini korumaya devam ediyor ve tüketicilerin yüzde 57'si sağlık profesyonellerini en önemli bilgi kaynağı olarak görüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Uyku Ve Yeni Hizmet Alanları Öne Çıkıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bireylerin yüzde 40'ı uyku kalitesini artırmayı öncelikli hedef olarak belirlese de, uykusunu düzenli takip edenlerin oranı yüzde 32'de kalıyor. İlgi yalnızca fiziksel ürünlerle sınırlı kalmayarak hizmetlere doğru genişliyor. Sağlık analizleri ve tanı çözümlerine ilgi yüzde 63'e, koçluk ve davranış değişikliği çözümlerine ilgi ise yüzde 60'a ulaşıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Cihan Harman" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/cihan-harman.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Fiyat Ve Güven Unsurları Belirleyici Oluyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Satın alma kararlarında katılımcıların yaklaşık dörtte üçü için fiyat-fayda dengesi en temel kriter olmayı sürdürüyor. Bununla birlikte, dijital sağlık çözümlerinde veri paylaşımı güven unsuru üzerinden yürüyor. Tüketicilerin yüzde 36'sı kişiselleştirilmiş hizmetler karşılığında verilerini eczanelerle paylaşmaya hazır olduğunu belirtirken, perakende şirketlerinde bu oran yüzde 20 seviyesinde kalıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Şirketler İçin Yeni Dönem Başlıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">PwC Türkiye Perakende ve Tüketici Ürünleri Sektörü Lideri Cihan Harman, şirketlerin tüketicilerin sağlık yolculuğuna uygun bütünleşik deneyimler tasarlaması gerektiğini vurguluyor. Harman, tüketicilerin yalnızca ürün değil, veriyle desteklenen ve günlük yaşama kolayca entegre olabilen kişiselleştirilmiş çözümler beklediğini ifade ediyor. Bu dönüşüm; tüketici ürünleri, perakende, sağlık ve ilaç sektörleri için yeni iş birliği alanları yaratıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/saglikli-yasam-gundelik-hayatin-merkezinde</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/06/saglikli-beslenme-cikolata-meyve-sebze-kuruyemis.jpg" type="image/jpeg" length="10279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fıtık Tedavisinde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/fitik-tedavisinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/fitik-tedavisinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karın içi fıtıkların ihmal edilmemesi gerektiğini belirten uzmanlar erken dönemde yapılan kapalı ameliyatların hastaları büyük risklerden koruduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günlük yaşamda karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alan fıtık, doğru zamanda müdahale edilmediğinde ciddi tehlikelere yol açabiliyor. Ağır kaldırma, kilo fazlalığı veya yapısal zayıflıklar nedeniyle ortaya çıkan bu rahatsızlık, her yaş grubunu etkileyebiliyor. Uzmanlar, fıtığın ilaçla iyileşemeyen fiziksel bir durum olduğunun altını çizerken, erken teşhisin tedavi sürecini son derece kolaylaştırdığına dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="Dr. Ümit Alakuş" class="detail-photo img-fluid" height="407" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/dr-umit-alakus.jpg" width="739" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Fıtık Vücutta Nasıl Oluşuyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Egepol Hastaneleri Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ümit Alakuş, fıtığı bir organın normalde bulunmaması gereken bir alana kayması olarak tanımlıyor. Bel bölgesinde disklerin arkaya kayması, midede ise organın göğüs boşluğuna çıkması bu duruma örnek oluşturuyor. Kasık bölgesinde ise karın içindeki yağ dokusu veya ince bağırsak gibi organların zayıf noktadan cilt altına doğru sarktığı görülüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Erkeklerde Daha Sık Görülüyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Doğuştan gelen fıtıklar bebeklik dönemindeki rutin kontrollerde fark edilebiliyor. İlerleyen yaşlarda ise kas direncini kaybetmesi, genetik yatkınlık, ağır eşyalar kaldırma, aşırı kilo, kronik öksürük, kabızlık ve prostat sorunları fıtığı tetikliyor. Uzmanlar, kasık fıtığı rahatsızlığının erkeklerde daha yaygın görüldüğünü ve kendini şişlik ile ağrıyla belli ettiğini ifade ediyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>İhmal Edilen Fıtık Tehlike Saçıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Fıtık tedavisinin yalnızca cerrahi yöntemle yapılabileceğini belirten Doç. Dr. Alakuş, ilaç tedavisinin bu rahatsızlıkta yeri olmadığını vurguluyor. Zamanında müdahale edilmeyen fıtıklar, bağırsakların zayıf kanalda sıkışmasına ve kan dolaşımının bozulmasına neden olabiliyor. Bu durum bağırsağın çürümesine kadar varan ağır tabloları doğurabiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kapalı Yöntemle Konforlu İyileşme</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Fıtık ameliyatlarında laparoskopik yani kapalı cerrahi yöntemi başarıyla uygulanıyor. Operasyon sırasında dikiş gerektirmeyen özel yamaların kullanılması hastanın daha az ağrı çekmesini sağlıyor. Bu teknik sayesinde fıtığın yeniden görülme riski azalırken, hastalar günlük yaşamlarına çok daha hızlı bir şekilde geri dönebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/fitik-tedavisinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/fitik-ameliyat.jpg" type="image/jpeg" length="71425"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kumar Sadece Para Değil Beyni De Bitiriyor]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kumar-sadece-para-degil-beyni-de-bitiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kumar-sadece-para-degil-beyni-de-bitiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kumar bağımlılığı sadece cüzdanları boşaltmıyor; uzmanlar beyin yapısının bozulduğunu, sorunun tüm aileyi sarstığını ve toplumsal damgalanmanın iyileşmeyi engellediğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Toplumda sıkça karşılaşılan kumar bağımlılığı, artık sadece basit bir alışkanlık değil, çok boyutlu bir beyin hastalığı olarak kabul ediliyor. Son dönemde kamuoyuna yansıyan olaylar, bu konudaki toplumsal bilgi ve farkındalık ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, bağımlılığın bireyin kimliğiyle özdeşleştirilmesinin ve damgalanma korkusunun, tedavi sürecini zorlaştıran en büyük engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Damgalanma İyileşme Umudunu Azaltıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Elif Sena Özata, kumar bağımlılığında tedavinin önündeki en büyük engellerden birinin damgalanma olduğunu belirtiyor. Bağımlılığın kişinin karakteriyle ilişkilendirilmesi veya "iflah olmaz" bir durum gibi görülmesi, kişinin iyileşme umudunu azaltıyor. Bu durum, suçluluk ve utanç duygularını körükleyerek sorunun daha uzun süre gizlenmesine ve profesyonel yardım almaktan kaçınılmasına neden oluyor. Özata, hem tedavi sürecinde hem de toplumsal dilde bireyi bağımlılığıyla tanımlayan "kumarbaz" gibi ifadeler yerine, insanı merkeze alan bir dil kullanılmasının önemini vurguluyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Kln. Psk. Elif Özata" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/kln-psk-elif-ozata.jpg" width="1055" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Beyin Karar Alma Yetisini Kaybediyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel, kumar bağımlılığının beynin çalışma prensiplerini ve önceliklerini değiştirdiğini ifade ediyor. Sürecin temelinde kazanmaktan ziyade, kazanma ihtimalinin yarattığı dopamin beklentisi yatıyor. Bu beklenti, beynin muhakeme, planlama ve hesaplama yeteneklerini yöneten prefrontal korteksi devre dışı bırakıyor. Yapılan testler, kumar bağımlısı bireylerin %90'ında beyin yapısında bozulma olduğunu ve beyin aktivasyonlarında %30 oranında düşüş yaşandığını gösteriyor. Beyin artık tehlikeyi hesaplayamaz hale geliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Prof.dr. Kültegin Ögel Psikiyatri Uzmanı Medikal Direktör" class="detail-photo img-fluid" height="747" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/profdr-kultegin-ogel-psikiyatri-uzmani-medikal-direktor.jpg" width="1140" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Bağımlılık Tüm Aileyi Derinden Sarsıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Klinik Psikolog Elif Sena Özata, bağımlılığın sadece oynayan kişiyi değil, tüm aileyi etkileyen bir hastalık olduğunun altını çiziyor. Kumarın sonuçları, eşler, çocuklar ve ebeveynler üzerinde finansal belirsizlik, güven kaybı ve tekrar eden krizler şeklinde yıkıcı etkiler yaratıyor. Aile içindeki duygusal güvenliği ve ilişkileri sarsan bu durum, yakınlarda da ekonomik ve psikolojik zorluklara yol açıyor. Bu nedenle, tedavi sürecine yalnızca bağımlı olan kişinin değil, etkilenen yakınların da katılması büyük önem taşıyor. Ailelerin, iyi niyetle de olsa kişiyi bağımlılığın sonuçlarından korumaya çalışması, farkında olmadan döngünün sürmesine neden olabiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>İyileşme Süreci Çok Boyutlu İlerliyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kumarı bırakmak, iyileşme sürecinin sadece ilk adımı olarak görülüyor. Tedavi, kumar oynama davranışını tetikleyen düşünce, duygu ve koşulların anlaşılmasını, riskli durumlarla baş etme becerilerinin geliştirilmesini ve hayatın yeniden yapılandırılmasını hedefliyor. Prof. Dr. Kültegin Ögel, bozulan beyin mekanizmaları nedeniyle kişinin iradesini tek başına kullanamayacağını belirtiyor. Bu nedenle, zorunlu kısıtlamaların iyileşme için şart olduğunu, ilaç tedavisinin beyindeki bozulmayı gidermeye, psikoterapinin ise hatalı düşünce kalıplarını değiştirmeye yardımcı olduğunu vurguluyor. Süreçte yaşanan zorlanmalar ise başarısızlık olarak değil, tedavi planının yeniden değerlendirilmesi gereken anlar olarak ele alınıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kumar-sadece-para-degil-beyni-de-bitiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/kumar-bagimliligi.jpg" type="image/jpeg" length="62050"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Personelinin Beklediği Becayiş Şartları Netleşti: Kimler Başvurabilir, Kimler Kapsam Dışında?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/saglik-personelinin-bekledigi-becayis-sartlari-netlesti-kimler-basvurabilir-kimler-kapsam-disinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/saglik-personelinin-bekledigi-becayis-sartlari-netlesti-kimler-basvurabilir-kimler-kapsam-disinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Personelinin Beklediği Becayiş Şartları Netleşti: Kimler Başvurabilir, Kimler Kapsam Dışında?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="p-rc_5892582d13b6a42f-56" style="text-align:justify">Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 29. maddesi uyarınca, belirli şartları sağlayan sağlık personeli karşılıklı olarak yer değiştirme (becayiş) talebinde bulunabiliyor. Türk Sağlık-Sen Erzincan Şubesi tarafından yapılan bilgilendirmede, başvuru şartları ve kısıtlamalar kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan açıklamaya göre becayiş için gereken temel şartlar şunlar:</p>

<ul>
 <li>
 <p id="p-rc_5892582d13b6a42f-57" style="text-align:justify">Aynı hizmet bölgesindeki illerde görev yapmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_5892582d13b6a42f-58" style="text-align:justify">Aynı unvan ve aynı branşta görevli olmak,</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_5892582d13b6a42f-59" style="text-align:justify">Kadro standardının uygun olması.</p>
 </li>
</ul>

<p id="p-rc_5892582d13b6a42f-60" style="text-align:justify">Öte yandan, yönetmelik hükümleri doğrultusunda bazı personel gruplarının ise bu haktan yararlanamayacağı belirtildi. Becayiş yapamayacak personel kategorileri şu şekilde sıralandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p id="p-rc_5892582d13b6a42f-61" style="text-align:justify">3+1'e tâbi sözleşmeli personel olup fiili dört yıllık çalışma süresini tamamlamayanlar,</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_5892582d13b6a42f-62" style="text-align:justify">Aile birliği mazeretiyle atananlar,</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_5892582d13b6a42f-63" style="text-align:justify">Eğitim mazeretiyle atananlar,</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_5892582d13b6a42f-64" style="text-align:justify">Sağlık mazeretiyle atananlar.</p>
 </li>
</ul>

<p id="p-rc_5892582d13b6a42f-65" style="text-align:justify">Her başvurunun yönetmelik hükümleri ve Bakanlığın kadro planlaması doğrultusunda değerlendirildiği ifade edilirken, Türk Sağlık-Sen Erzincan Şubesi üyelerinin özlük hakları konusunda doğru ve güncel bilgileri paylaşmayı sürdüreceğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/saglik-personelinin-bekledigi-becayis-sartlari-netlesti-kimler-basvurabilir-kimler-kapsam-disinda</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/saglik-personelinin-bekledigi-becayis-sartlari-netlesti-kimler-basvurabilir-kimler-kapsam-disinda-1280x690.jpg" type="image/jpeg" length="40847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanelerde Dışarıdan İlaç Alımına Kesin Yasak!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/hastanelerde-disaridan-ilac-alimina-kesin-yasak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/hastanelerde-disaridan-ilac-alimina-kesin-yasak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, eklem tedavilerinde hastaların dışarıdan ilaç almasını yasakladı. Malzemeler hastane tarafından temin edilecek, kurala uymayana ceza yolda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Hastaneye giden pek çok vatandaş, tedavisinde kullanılacak bazı özel iğne veya sıvıları eczaneden kendi parasıyla almak zorunda kalabiliyor. Özellikle ilerleyen yaşlarda veya spor yaralanmaları sebebiyle ortaya çıkan eklem ağrılarında bu duruma çok sık rastlanıyor. Ancak Sağlık Bakanlığı, hasta mağduriyetini önlemek ve süreci tek elden yönetmek amacıyla bu çileye son veren çok önemli bir karara imza attı. Artık eklem tedavileri için gerekli olan tıbbi malzemeler doğrudan devletin sistemi üzerinden karşılanacak.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Dışarıdan Ürün Aldırma Devri Bitti</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü, 21 Temmuz tarihinde hastanelerdeki malzeme teminiyle ilgili yeni bir genelge yayımladı. Bu karara göre, halk arasında hücresel tedavi olarak da bilinen PRP ve dizlere kayganlık veren hyalüronik asit sıvıları artık hastaya dışarıdan aldırılmayacak. Eklem içi enjeksiyonlarda (iğne tedavilerinde) kullanılan bu ürünleri hastaneler bizzat kendi bünyesinden sağlayacak. Hastanın eline reçete verip eczaneye veya medikalcilere yollama dönemi tamamen kapandı.</p>

<p style="text-align:justify"><img 10="" alt="Bel Ve Boyun Ağrılarına Iğneyle " dakikada="" height="559" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2024/08/bel-ve-boyun-agrilarina-igneyle-10-dakikada-nokta-atisi-tedavisi.jpg" width="840" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Malzemeler Sağlık Marketten Alınacak</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenlemeyle birlikte Bakanlık ile Devlet Malzeme Ofisi (DMO) arasında özel bir anlaşma yapıldı. Hastaneler, ihtiyaç duydukları bu ürünleri 'Sağlık Market' adı verilen ortak bir sistem üzerinden sipariş edecek. Firmaların sisteme sunduğu ürünler, önce Bilimsel Değerlendirme Komisyonu tarafından incelemeden geçirilecek. Güvenlik ve kalite testini geçen ürünler kataloğa eklenecek ve hastaneler doğrudan bu sistemden alım yapacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Stoklar Yakından Takip Edilecek</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Bakanlık, hastane yönetimlerini stok yönetimi konusunda da uyardı. Hastanelerin ihtiyaçlarını Sağlık Market üzerinden uygun barkodları seçerek karşılaması istendi. Yönetimlerin ellerindeki malzeme miktarını çok iyi planlaması, ihtiyaçtan fazla veya mükerrer (tekrarlayan) sipariş vererek gereksiz malzeme yığılması yapmaması gerektiği özellikle vurgulandı.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Devletin Karşılamadığı Ücretin Tahsili</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) ödeme listesinde olmayan veya genel sağlık sigortası kapsamına girmeyen tedaviler için de izlenecek yol belirlendi. Eğer hastanın tedavisi veya kullanılan ürün SGK tarafından karşılanmıyorsa, hastaneler bu işlemler için Kamu Sağlık Hizmetleri Fiyat Tarifesi üzerinden resmi bir bedel çıkaracak. Yani hasta ürünü dışarıdan almak yerine, devletin belirlediği resmi tedavi ücretini doğrudan hastaneye yatıracak.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kuralı Çiğneyen Personele Ağır Yaptırım</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yayımlanan genelgenin son bölümünde sağlık çalışanlarına ve hastane yöneticilerine çok net bir ikaz yapıldı. Eklem içi iğne uygulamalarında hastaya veya yakınına dışarıdan kendi imkanlarıyla tıbbi ürün aldıran personeller sıkı denetlenecek. Bu yasağı delen kişi veya birimler tespit edildiğinde, haklarında hiçbir taviz verilmeden gerekli idari işlemler ve yasal takipler başlatılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/hastanelerde-disaridan-ilac-alimina-kesin-yasak</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/04/asi-enjeksiyon-igne-hastaliktan-korunma.jpg" type="image/jpeg" length="37244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kefir Tüketiminde Diyanet'ten Saklama Şartı Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kefir-tuketiminde-diyanetten-saklama-sarti-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kefir-tuketiminde-diyanetten-saklama-sarti-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık deposu kefirin faydaları neler? Kefir içmek helal mi? Diyanet TV'nin oda sıcaklığı uyarısı ve zayıflamaya etkisine dair tüm detaylar haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sofralarımızın şifa kaynağı kefirin faydaları saymakla bitmiyor. Son günlerde zayıflatıcı etkisi ve sağlığa yararlarıyla sıkça gündeme gelen bu efsanevi içeceğin dini boyutu da büyük merak konusu oldu. Özellikle Diyanet TV ekranlarında yapılan son açıklamalar, kefirin nasıl saklanması ve tüketilmesi gerektiği konusunda önemli detayları ortaya koydu. Kilo kontrolünden bağışıklığa kadar pek çok faydası bulunan bu mucizevi mayanın helal mi haram mı olduğu tartışmalarına son nokta konuldu. İşte Kafkasların bu kadim sırrına ve dini açıdan tüketim şartlarına dair tüm detaylar.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kefirin Efsanevi Bulunuş Hikayesi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kafkas dağlarından süzülüp gelen kefirin ardında efsanevi bir geçmiş yatıyor. Bölge halkının uzun yaşam sırrı olarak gördüğü bu mayaya önceleri "Peygamber Danesi" adı verilmiş. Sır gibi saklanan kefir mayası, bir Rus doktorun Kafkas prensini tedavi etmesi üzerine tüm dünyaya yayılmış. O günden bugüne de şifa kaynağı olarak dilden dile dolaşarak sofralarımıza kadar ulaşmış.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Saymakla Bitmeyen Sağlık Faydaları</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Tam bir probiyotik kaynağı olan kefir, bağırsak dostu bakteriler açısından çok zengin. Sindirim sistemini düzenliyor, bağışıklığı güçlendirerek vücudu hastalıklara karşı koruyor. Kemik sağlığını destekleyen kalsiyum ve K2 vitamini de içeren bu içecek, aynı zamanda cilt sağlığına olumlu etkiler sunuyor. Mide rahatsızlıklarını hafifletiyor ve vücuda enerji veriyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Kefir-2" class="detail-photo img-fluid" height="1024" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2025/06/kefir-2.jpg" width="1024" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Her Gün Kefir İçmek Zararlı Mı?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre, kefir günlük olarak rahatlıkla tüketilebilir. Sindirim sistemini dengede tutmak için günde bir bardak içilmesi tavsiye ediliyor. Ancak her besinde olduğu gibi aşırıya kaçmamak büyük önem taşıyor. Midesi hassas olanların veya ilk kez içenlerin küçük porsiyonlarla başlaması en doğru adım olarak görülüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kilo Kontrolü Ve Zayıflamaya Etkisi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Zayıflamak isteyenlerin en çok merak ettiği konulardan biri kefirin kilo vermeye yardımcı olup olmadığı. İçerdiği yüksek protein sayesinde kişiyi uzun süre tok tutuyor. Metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekliyor. Özellikle ara öğünlerde tüketildiğinde kan şekerini dengeliyor ve tatlı krizlerinin önüne geçiyor. Bu yüzden diyet listelerinin ve sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez bir parçası oluyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Kefir Zayıflatır Mı" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2025/05/kefir-zayiflatir-mi.jpg" width="925" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Peki Kefir Helal Mi? İşte Diyanet'in Cevabı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kefir mayalanırken doğal bir süreç olarak düşük oranda alkol açığa çıkıyor. Bu durum akıllara sürekli olarak "Kefir içmek haram mı?" sorusunu getiriyor. Diyanet TV'de yapılan uzman açıklamaları bu konuya netlik kazandırdı. Yapılan açıklamaya göre evde yapılan ya da markette satılan kefirin içilmesi caiz, ancak bunun önemli bir şartı bulunuyor. Kefirin helal dairesinde tüketilebilmesi için mutlaka buzdolabında soğuk olarak saklanması gerekiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Oda Sıcaklığında Bekletmeye Dikkat</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Diyanet TV'deki bilgilendirmeye göre kefirin oda sıcaklığında bekletilip içilmesi caiz görülmüyor. Çünkü kefir mayasındaki bakteriler, oda sıcaklığında fermantasyon sürecine hızla devam ediyor. Bu süreç uzadığında ortaya çıkan alkol miktarı hafif de olsa kişiye sarhoşluk verecek düzeye ulaşabiliyor. Bu yüzden fermantasyonun devam etmeyeceği, durma noktasına geldiği soğuk buzdolabı ortamında saklanan kefirin içilmesinde hiçbir sakınca yokken; oda ısısında bekletilen ve fermente olmaya devam eden kefirin içilmesi dinen uygun bulunmuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kefir-tuketiminde-diyanetten-saklama-sarti-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/05/kefir-1.jpg" type="image/jpeg" length="93431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sandalyede Tai Chi: 50 Yaş Üstüne Şifa]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/sandalyede-tai-chi-50-yas-ustune-sifa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/sandalyede-tai-chi-50-yas-ustune-sifa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[50 yaş üstü bireyler için özel geliştirilen sandalye egzersizleri, düşme riskini azaltırken bedeni güçlendiriyor. İşte o mucizevi hareketler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Spor yapmakta zorlanıyor musunuz? Formda kalmak istiyor ancak kalabalık bir spor salonuna gitmek size yıldırıcı mı geliyor? Yalnız değilsiniz. Yaş almanın getirdiği en büyük zorluklardan biri, fiziksel aktivitenin yavaş yavaş azalması oluyor. Eklemlerdeki sertlikler, denge kayıpları ve enerji düşüklüğü, birçok insanı spordan uzaklaştırıyor. Ancak sağlıklı ve zinde kalmak için zorlu antrenmanlara veya ağır ekipmanlara ihtiyaç yok. Son yıllarda özellikle 50 yaş ve üzeri bireylerin gözdesi haline gelen Tai Chi sandalye egzersizleri, sadece evinizdeki bir sandalye yardımıyla hayat kalitesini baştan aşağı değiştiriyor. Binlerce yıllık Uzak Doğu felsefesini modern yaşamın ihtiyaçlarıyla buluşturan bu yeni egzersiz akımı, bedeni yormadan güçlendirmenin formülünü sunuyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sandalye Tai Chi'si Nedir</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Geleneksel Tai Chi, yavaş ve akıcı hareketlerden oluşan bir dövüş sanatına dayanıyor. Sandalye Tai Chi'si ise bu kadim uygulamanın hareket kabiliyeti kısıtlı veya denge sorunu yaşayan kişiler için uyarlanmış hali olarak öne çıkıyor. Tüm hareketler oturarak veya sandalyeden destek alınarak yapılıyor. Bu sayede eklemlere binen yük en aza iniyor. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireyler, düşme korkusu yaşamadan güvenle spor yapma imkanı buluyor. Uzmanlar, bu egzersizlerin fiziksel olduğu kadar zihinsel bir odaklanma da gerektirdiğini vurguluyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Karın Kaslarını Sıkılaştıran Enerji Topu</strong></span></h3>

<p><img alt="Karın Kaslarını Sıkılaştırma Egzersizi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/karin-kaslarini-sikilastirma-egzersizi.jpg" width="1280" /></p>

<p style="text-align:justify">Bu egzersiz, karın kaslarını içten dışa çalıştırarak gövde dengesini artırıyor. Harekete başlamak için sandalyede dik oturun ve ayaklarınızı yere tam basın. Derin bir nefes alırken, ellerinizi dairesel bir hareketle, sanki suyun içinde bir enerji topu oluşturuyormuş gibi göğüs hizasında buluşturun. Nefes verirken, göbek deliğinizi omurganıza doğru çekerek karın kaslarınızı sıkın. Bu sıkılaştırmayı sürdürürken, kollarınızı yavaşça yana ve aşağı doğru açın, dairesel bir hareketle başlangıç pozisyonuna getirin. Odak noktanız, nefesle uyumlu bir şekilde karın kaslarınızın içten sıkılaşması olmalı.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Diz Ağrılarını Hafifleten Bacak Esnetme</strong></span></h3>

<p><img alt="Diz Ağrılarını Dindirme (Knee Relief) Egzersizi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/diz-agrilarini-dindirme-knee-relief-egzersizi.jpg" width="1280" /></p>

<p style="text-align:justify">Bu hareket, diz çevresindeki kasları nazikçe esneterek ve güçlendirerek ağrıları dindirmeye yardımcı oluyor. Sandalyede dik bir şekilde oturun. Bir bacağınızı yavaşça kaldırıp düzeltin ve ayağınızı kendinize doğru çekerek dizinizde hafif bir esneme hissedin. Daha sonra ayağınızı yavaşça yere indirin. Bu işlemi dairesel ve son derece yumuşak bir hareketle yapın. Hareketin kontrolünü sağlamak için ellerinizle sandalyenin yanlarından destek alabilirsiniz.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kol Ağrılarını Dindiren Bulutları Süpürme Hareketi</strong></span></h3>

<p><img alt="Kol Ağrılarını Giderme Egzersizi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/kol-agrilarini-giderme-egzersizi.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kolların ve omuzların hareket alanını artıran bu egzersiz, vücuttaki gerginliği azaltıyor. Uygulayanlara adeta "bulutları süpürme" hissi veriyor. Sandalyede dik oturun. Kollarınızı dairesel bir hareketle, sanki suyun içinde bir yörünge izliyormuş gibi yanlara açın ve yavaşça başınızın üzerinde buluşturun. Nefes verirken, avuç içlerinizi aşağı doğru çevirerek kollarınızı yavaşça aynı dairesel yoldan indirin. Burada asıl odaklanmanız gereken nokta, omuzlarınızdaki yumuşaklık ve serbestlik hissi olmalı.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Omuz Ağrılarını Gideren Dairesel Hareketler</strong></span></h3>

<p><img alt="Omuz Ağrılarını Dindirme (Shoulder Relief) Egzersizi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/omuz-agrilarini-dindirme-shoulder-relief-egzersizi.jpg" width="1279" /></p>

<p style="text-align:justify">Omuzlardaki gerginliği ve stresi azaltmak için Tai Chi dairesel hareketleri büyük bir fayda sağlıyor. Sandalyede dik bir pozisyonda oturun. Omuzlarınızı yavaşça, dairesel bir hareketle yukarı, geriye ve aşağı doğru yuvarlayın. Her turda daha derin bir gevşeme hissetmeye çalışın. Kollarınızı tamamen serbest bırakın ve sadece omuz hareketinize odaklanarak rahatlayın.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kol Kaslarını Güçlendiren İtme Çekme Egzersizi</strong></span></h3>

<p><img alt="Kol Kaslarını Kuvvetlendirme (Arm Strengthening) Egzersizi" class="detail-photo img-fluid" height="790" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/kol-kaslarini-kuvvetlendirme-arm-strengthening-egzersizi.jpg" width="1279" /></p>

<p style="text-align:justify">Kol kaslarını kuvvetlendirmek için yavaş, kontrollü ve dirençli hareketler uygulamak gerekiyor. Bu egzersiz kişiye suyu itme ve çekme hissi veriyor. Sandalyede dik oturduktan sonra, avuç içleriniz aşağı bakacak şekilde kollarınızı önünüze uzatın. Sanki suyun direncine karşı koyuyormuş gibi, kollarınızı dairesel bir hareketle yavaşça geriye çekin. Ardından, nefes verirken avuç içlerinizi ileri doğru iterek yavaşça başlangıç pozisyonuna dönün. Hareketi yaparken direnci hissedin ve bileklerinizle ön kollarınızın kasılmasına odaklanın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/sandalyede-tai-chi-50-yas-ustune-sifa</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/tai-chi-sandalye-egzersizleri.jpg" type="image/jpeg" length="10800"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp Tarihinde Ezber Bozan 14 Şaşırtıcı Bilgi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/tip-tarihinde-ezber-bozan-14-sasirtici-bilgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/tip-tarihinde-ezber-bozan-14-sasirtici-bilgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçmişten günümüze tıp dünyasındaki en garip uygulamaları ve şaşırtıcı tedavi yöntemlerini keşfetmeye hazır mısınız?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bugün modern hastanelerde ameliyat masasına yatmak ya da eczaneden bir ilaç alıp içmek son derece sıradan görünüyor. Ancak insanlığın hastalıklarla mücadelesi her zaman bu kadar konforlu veya güvenli değildi. Binlerce yıl önce yaşamış atalarımız, iyileşmek adına bugün duyduğumuzda tüylerimizi ürpertecek yöntemlere başvurdu. Kafa kemiğini delmekten zehirli bitkileri içmeye, hastaların vücuduna sülük yapıştırmaktan sıradan astım için sigara dumanı solumaya kadar uzanan bu zorlu yolculuk, günümüz tıbbının temelini oluşturdu. İşte geçmişten günümüze tıp tarihinin en ilginç ve duyanları şaşkına çeviren 14 sıra dışı gerçeği.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Antik Mısır’ın Görünmez Ustaları 1280X592" class="detail-photo img-fluid" height="592" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2025/10/antik-misirin-gorunmez-ustalari-1280x592.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>İlk Kadın Hekimler Antik Mısır'da Çıktı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Günümüzden yaklaşık 4 bin 700 yıl önce, Antik Mısır'da Merit Ptah adında bir kadın, tarihe geçen ilk hekim unvanını aldı. Mezarındaki yazıtlar onu "Baş Hekim" olarak tanımlıyor. Ondan iki asır sonra yaşayan Peseshet ise kadın hekimlerin yöneticisi olarak anıldı. Bu durum, eski Mısır toplumunda kadınların tıp alanında son derece saygın ve üst düzey konumlar üstlendiğini kanıtlıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Binlerce Yıl Önce Ağaç Meyvesiyle Ameliyat Eğitimi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">MÖ 600 yıllarında Hindistan'da Sushruta adında bir hekim, gözdeki kataraktı özel bir iğne yardımıyla temizliyordu. Hekim, öğrencilerini gerçek insanlara dokunmadan önce meyve kabuklarında kesik açtırarak, meyve çekirdeği çıkarttırarak ve su dolu deri torbalar üzerinde pratik yaptırarak eğitiyordu.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Eski Zamanlarda Iskorpit Hastalığına Çare" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/eski-zamanlarda-iskorpit-hastaligina-care.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Çürüyen Diş Etlerine Ağaç Kabuğu İlacı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">1536 yılında Kanada'da buzlar arasında sıkışan Fransız denizciler, C vitamini eksikliği yüzünden diş etlerinin çürüdüğü iskorbüt hastalığına yakalandı. Yerli halk, çam benzeri özel bir ağacın kabuk ve yapraklarından içecek hazırlayarak denizcileri ölümden kurtardı. Ne var ki bu hayat kurtaran bilgi Avrupa'da uzun süre kabul görmedi ve denizciler yüzyıllarca bu hastalıktan ölmeye devam etti.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yılan Etli Panzehir Her Derde Deva Sayıldı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Eski zamanlarda krallar zehirlenerek öldürülmekten çok korkardı. Roma döneminde 64 farklı malzemeden oluşan ve içinde afyon ile yılan eti de bulunan "teriyak" adlı bir karışım üretildi. Her derde deva olduğuna inanılan bu pahalı ilaç, Venedik üzerinden tüm dünyaya satıldı ve 19. yüzyıla kadar reçetelerde yer buldu.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Uyutarak Yapılan İlk Kanser Ameliyatı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">1804 yılında Japon hekim Seishu Hanaoka, zehirli bitkilerin karışımından elde ettiği "Tsusensan" adında özel bir içecekle hastalarını 6 ila 24 saat arasında tamamen bayıltmayı başardı. Hanaoka, bu anestezi yöntemi sayesinde ağrı hissettirmeden ilk meme kanseri ameliyatını gerçekleştirdi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Avrupa'da Yaşanan Sülük Çılgınlığı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">19. yüzyılın başlarında Fransa'da tüm hastalıkların fazla kandan kaynaklandığı fikri ortaya atılınca sülük kullanımı patlama yaptı. Milyonlarca sülük dünya genelinde satıldı, hatta doğadaki sülük soyları tükenme noktasına geldi. Neşterle kan almaya kıyasla daha can yakmayan bir yöntem olduğu için sülük çiftlikleri büyük bir ticarete dönüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="Eski Ameliyat Aletleri" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/eski-ameliyat-aletleri.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Afrika'da Muz Şarabıyla Sezaryen Doğum</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">1879 yılında Uganda'ya giden bir İngiliz doktor, yerel hekimlerin kendi yöntemleriyle son derece başarılı sezaryen ameliyatları yaptığına şahit oldu. Anne adayını muz şarabıyla uyuşturan hekimler, mikroptan korumak için ellerini yine şarapla yıkıyor, ameliyat sonrasında ise yarayı özel çiviler ve yapraklarla kapatıyordu.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kötü Ruhları Kovmak İçin Kafada Delik Açtılar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Tarih öncesi dönemlerde yaşayan insanlar, baş ağrısı veya kafa travması geçiren hastaların kafatasına sert taşlarla delik açıyordu. Günümüzden 12 bin yıl öncesine kadar uzanan bu uygulamada amacın, bedene giren kötü ruhları dışarı çıkarmak ya da kırılan kemik parçalarını temizlemek olduğu düşünülüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Mısır Saraylarında Bağırsak Uzmanı Doktorlar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Antik Mısır'da sağlık hizmeti oldukça detaylı kollara ayrılmıştı. MÖ 2150 yıllarında yaşamış İrenakhty adındaki bir hekim, sırf kralın sindirim sistemini ve bağırsak sağlığını korumakla görevliydi. Hatta özel olarak lavman uygulamalarını yapan hekimlere "anüs koruyucusu" unvanı veriliyordu.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Koldan Alınan Deriyle Yeni Burun Yapıldı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Rönesans Dönemi İtalya'sında, savaşta veya hastalıkta burnunu kaybeden insanlara kollarından alınan deri parçalarıyla yeni burun yapılıyordu. Hasta, kolu yüzüne sabitlenmiş halde haftalarca bekletiliyor ve ardından deri şekillendirilerek işlem tamamlanıyordu. Bu teknik günümüz estetik cerrahisine temel oluşturdu.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Astım Hastalarına Reçeteyle Sigara İçirildi</strong></span></h3>

<p><img alt="Astım Sigaraları" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/astim-sigaralari.jpg" width="1280" /></p>

<p style="text-align:justify">19. yüzyılda doktorlar, astım krizlerini nefes darlıklarını çözmek için özel bitkisel sigaralar tavsiye etti. İçinde "şeytan borusu" olarak bilinen uyuşturucu etkili bitkilerin bulunduğu bu sigaralar, solunum yollarını rahatlattığı gerekçesiyle uzun yıllar eczanelerde satıldı.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kölelik Sonrası Ayrımcılığa Karşı Bir Kadın Hekim</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">1864 yılında ABD'de tıp fakültesinden mezun olan ilk siyahi kadın doktor Rebecca Crumpler oldu. Crumpler, iç savaşın ardından özgürlüğüne kavuşan ancak yoksulluk ve ayrımcılıkla mücadele eden binlerce siyahi kadına ve çocuğa zor şartlar altında sağlık hizmeti taşıdı.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Gezici Sahte Solucan Doktorları</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">1. yüzyıl Amerika'sında bağırsaklarında metrelerce uzunlukta tenya taşıyan insanları iyileştirdiğini iddia eden gezici doktorlar türedi. Hastalara ağır zehirli karışımlar içirerek temizlik yapan bu kişilerin birçoğu, müşterileri kandırmak için sahte hayvan bağırsaklarını "vücudunuzdan çıktı" diyerek sergiliyordu.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Dünyayı Sarsan Üçüncü Veba Salgını</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">1850'lerde Çin'de başlayan ve gemilerdeki fareler aracılığıyla tüm dünyaya yayılan Üçüncü Veba Salgını, 15 milyondan fazla insanın hayatına mal oldu. Salgın, özellikle yoksul mahalleleri ve sömürge altındaki halkları vurdu; Afrika'da ırkçı ayrımcılık politikalarının derinleşmesine zemin hazırladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://www.historyextra.com/period/general-history/western-medicine-history-facts/</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/tip-tarihinde-ezber-bozan-14-sasirtici-bilgi</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/08/suluk-tedavisi-19-yuzyil-1.jpg" type="image/jpeg" length="34085"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlığınızı Tehdit Eden 8 Zararlı İçecek]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/sagliginizi-tehdit-eden-8-zararli-icecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/sagliginizi-tehdit-eden-8-zararli-icecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sadece şeker ve kalori değil, içerikleriyle de vücudumuzu sinsice zehirleyen içecekleri biliyor musunuz? İşte sağlığı tehdit eden o 8 tehlikeli içecek...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günlük hayatın koşuşturmacası içinde serinlemek, enerji bulmak ya da sadece keyif yapmak için elimizden düşürmediğimiz içecekler sandığımız kadar masum değil. Raflarda göz alıcı ambalajlarıyla bizi bekleyen pek çok ürün, vücudumuzda geri dönülmez hasarlar bırakıyor. Uzmanlar, sadece şeker ya da kalori hesabı yapmanın yeterli olmadığını, bazı içeceklerin kalp krizinden kansere kadar pek çok ciddi hastalığa davetiye çıkardığını vurguluyor. Kimisi yıllar içinde bizi obezite ve diyabetle yüzleştirirken, kimisi tek bir yudumda bile kalbimizi yorabiliyor. Bilim insanlarının ve sağlık otoritelerinin uyarıları ışığında, sağlığımızı en çok riske atan içecekler listelendi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>1. Alkollü İçecekler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Listenin en başında bira, şarap, rakı ve viski gibi tüm alkollü içecekler yer alıyor. Buradaki asıl tehlike içeceğin markası değil, içindeki alkol oranı. Dünya Sağlık Örgütü, alkolün kanser açısından güvenli bir sınırı olmadığını açıkça belirtiyor. Alkol; meme, karaciğer, bağırsak ve gırtlak gibi en az yedi farklı kanser türüne doğrudan yol açıyor. "Azı karar" düşüncesinin maalesef kanser riski söz konusu olduğunda bir geçerliliği bulunmuyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>2. Alkol ve Enerji İçeceği Karışımları</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Alkol ile kafeinli enerji içeceklerinin birbirine karıştırılması büyük bir tehlike yaratıyor. Bu karışım, kişiye sahte bir enerji vererek farkında olmadan daha fazla alkol tüketilmesine yol açıyor. Üstelik yüksek tansiyon, kalp ritminde bozulma ve vücutta ciddi sıvı kaybı gibi sorunları da beraberinde getiriyor. Özellikle kalp hastaları, gençler ve kafeine duyarlı kişiler için bu durum çok daha riskli bir hal alıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>3. Şekerli ve Gazlı İçecekler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kola, meyveli gazoz ve şekerli sodalar, sıvı halde inanılmaz boyutlarda şeker barındırıyor. İçtiğinizde karnınızı doyurmuyor ancak günlük kalori sınırınızı fark etmeden aşmanıza sebep oluyor. Dünya Sağlık Örgütü, günlük alınan şekerin çok düşük seviyelerde tutulmasını şiddetle öneriyor fakat tek bir kutu gazlı içecek bile bu sınırı kolayca aşıyor. Bu içecekleri sık tüketmek; kilo alma, şeker hastalığı, kalp sorunları ve felç riskini artırıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>4. Yüksek Kafeinli Enerji İçecekleri</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Enerji içeceklerinin içindeki tek tehlike şeker değil; aynı zamanda içerdiği aşırı kafein ve diğer uyarıcılar. Vücuda gereğinden fazla alınan kafein; çarpıntı, uykusuzluk, el titremesi, kaygı ve tansiyon fırlamasına neden oluyor. Sağlık uzmanları, bu tarz uyarıcı içeceklerin özellikle çocukların ve gençlerin beslenmesinde kesinlikle yeri olmadığını savunuyor. Hamileler ve kalp hastalarının da bu ürünlerden uzak durması gerekiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>5. Şeker İlaveli Meyve Suları ve Nektarlar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kutusunda kocaman taze meyve resimleri olması, o içeceğin meyvenin kendisi kadar sağlıklı olduğunu göstermiyor. Meyveli içecekler ve nektarlar, içine sonradan eklenen yüksek miktarda şekerle dolu. Gerçek bir meyveyi yerken aldığımız lif ve tokluk hissi, bu içeceklerde tamamen kayboluyor. Bu da kısa sürede vücuda aşırı şeker yüklenmesi ve şeker hastalığı riskinin artması anlamına geliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>6. Hazır Çaylar ve Aromalı Kahveler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Marketlerde satılan şişelenmiş soğuk çaylar, üçü bir arada kahveler veya kafelerdeki şuruplu kahveler çoğu zaman gazlı içeceklerden daha masum sanılıyor. Ancak durum hiç de öyle değil. Büyük boy tatlı bir kahve, kahveden ziyade adeta şekerli bir tatlıya dönüşüyor. Bu ürünlerdeki asıl tehlike çayın ya da kahvenin kendisi değil; içlerine bolca eklenen krema, şurup ve şekerden kaynaklanıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="Içecek 1280X649-1" class="detail-photo img-fluid" height="649" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2024/07/icecek-1280x649.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>7. Milkshake ve Şuruplu Soğuk Kahveler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Dondurmalı kahveler, frappe ve milkshake gibi içecekler, tek bir bardakta inanılmaz bir şeker ve doymuş yağ deposu sunuyor. Sıvı oldukları için kolayca içiliyorlar ama size koca bir ana öğün yemişsiniz kadar kalori aldırıyorlar. Üstelik karnınızı da doyurmuyorlar. Bu içecekleri sürekli tüketmek, günlük kalori sınırını aşmanın ve hızlı kilo alımının en büyük sorumlularından biri olarak görülüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>8. Gereksiz İçilen Sporcu İçecekleri</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sporcu içecekleri aslında uzun ve çok ağır idmanlar yapan profesyonellerin kaybettiği sıvı ve enerjiyi geri kazanması için üretiliyor. Fakat günlük hayatta, hafif bir yürüyüş sonrası veya sadece susuzluğu gidermek için içildiklerinde vücuda gereksiz yere şeker ve kalori yüklüyor. Özellikle çocukların ve hareketsiz yaşayanların bunları normal bir meşrubat gibi içmesi büyük bir hata kabul ediliyor. Günlük sıvı ihtiyacının asıl kaynağının her zaman su olması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/sagliginizi-tehdit-eden-8-zararli-icecek</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/10/enerji-icecekleri-1280x960.jpg" type="image/jpeg" length="23179"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Sağlığında Doğru Bilinen Yanlışlara Dikkat]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kalp-sagliginda-dogru-bilinen-yanlislara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kalp-sagliginda-dogru-bilinen-yanlislara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de ölümlerin en büyük nedeni kalp hastalıkları olmaya devam ederken, uzmanlar masum görünen tüketim alışkanlıklarına karşı uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İnsan sağlığını sessizce tehdit eden unsurların başında çoğu zaman göz ardı edilen veya doğru zannedilen günlük yaşam rutinleri geliyor. Daha iyi bir yaşam sürmek adına tercih edilen bazı tüketim yöntemlerinin aslında bedene zarar verebileceği gerçeği, özellikle ileri yaşlarda telafisi zor sonuçlar doğurabiliyor. İnsan hayatını derinden etkileyen bu kritik tablo, tıp dünyasının her dönem en öncelikli gündem maddelerinden birini oluşturmaya devam ediyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Her On Ölümden Dördü Kalpten</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Türkiye genelinde yaşam kaybı istatistiklerine bakıldığında kalp ve damar rahatsızlıkları açık ara zirvede yer alıyor. Ülkede yaşanan tüm ölümlerin yaklaşık yüzde kırkının doğrudan bu hastalıklara bağlı geliştiği vurgulanıyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Özatik'in değerlendirmelerine göre, erken tanı ve yaşam tarzında atılacak adımlar koroner hastalıkların önlenmesinde hayati bir role sahip. Kalbi besleyen damarlardaki tıkanıklıkların zamanla kalp krizine uzanan çok daha ciddi tablolar hazırladığı belirtiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sağlıklı Algısı Tehlike Yaratıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Hastalığın gelişiminde sadece genetik faktörler değil, modern hayatın dayattığı ve sağlıklı zannedilen alışkanlıklar da damar yapısını doğrudan etkiliyor. Özellikle raflarda doğal ve katkısız algısıyla sunulan ancak aslında yoğun işlem görmüş bazı ürünlerin sık tüketimi, uzun vadede ciddi kalp risklerini beraberinde getiriyor. Erkeklerde 45, kadınlarda ise 55 yaşından sonra söz konusu riskin belirgin şekilde arttığı ifade edilirken; uzmanlar düzenli sağlık kontrollerinin ve doğru beslenme disiplininin şart olduğunun altını çiziyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Değiştirilebilen Risk Unsurları</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yaş, cinsiyet veya aile öyküsü gibi kontrol edilemeyen etkenlerin yanında insan müdahalesine açık olan alışkanlıklar da hastalığın seyrini belirliyor. Sigara ve aşırı alkol kullanımı, yüksek tansiyon, diyabet, hareketsiz yaşam, obezite ile kronik stres gibi unsurlar kalp krizine giden yolu hızlandırıyor. Özellikle damar dokusunu doğrudan tahrip eden sigaranın, koroner arter hastalıklarının gelişimindeki en yıkıcı ve önlenebilir faktörlerden biri olduğuna dikkat çekiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kalp-sagliginda-dogru-bilinen-yanlislara-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/09/kalp-hastalarina-10-sonbahar-uyarisi-1135x960.jpg" type="image/jpeg" length="47568"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Koltuk Altı Deodorantları Gerçekten Zararlı Mı?]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/koltuk-alti-deodorantlari-gercekten-zararli-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/koltuk-alti-deodorantlari-gercekten-zararli-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Raflardaki ürünlerin içerikleri tartışma yaratıyor. Alüminyum kanser mi yapıyor yoksa asıl tehlike böbrek hastaları ve alerjisi olanlar için mi geçerli?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte ter kokusuna karşı en büyük kurtarıcılarımızdan biri olan koltuk altı ürünlerinin kullanımı hızla artıyor. Kozmetik marketlerin raflarını süsleyen ve her gün cildimize temas eden bu ürünler, sağlığımız üzerinde ne gibi etkilere sahip? Yıllardır kulaktan kulağa yayılan kanser iddialarından, içerik listelerinde gizlenen bilinmeyen maddelere kadar pek çok soru işareti tüketicilerin zihnini kurcalıyor. Beş popüler markanın içerik haritası, bu günlük alışkanlığın perde arkasını aydınlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Farklı Markalar Farklı İçerikler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kozmetik reyonlarında satılan Nivea Men Roll-on, Nivea Men Stick, Rexona Clinical Protection, Old Spice ve Fa Men Fresh Pulse ürünleri mercek altına alındığında, formülasyonların birbirinden oldukça farklı olduğu görülüyor. Bazı ürünlerde 15, bazılarında ise 30'dan fazla bileşen bulunuyor. Ürünleri birbirinden ayıran temel unsurlar koruyucular, silikonlar, çözücüler ve parfüm bileşenleri olurken, hepsindeki ortak ve temel madde alüminyum bazlı ter önleyiciler olarak öne çıkıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Alüminyum Kanser Yapar Mı?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Antiperspirant ürünlerde kullanılan "Aluminum Chlorohydrate" ve "Aluminum Zirconium" gibi bileşenlerin meme kanseri veya Alzheimer hastalığına yol açtığı yıllardır tartışılıyor. Ancak ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, Amerikan Kanser Derneği ve Avrupa Birliği Bilimsel Tüketici Güvenliği Komitesi'nin güncel değerlendirmelerine göre, bu ürünlerin kanser riskini artırdığına dair ikna edici bir kanıt bulunmuyor. Bilimsel veriler, sağlam ciltten vücuda geçen alüminyum oranının yalnızca on binde bir (%0,01) seviyesinde kaldığını gösteriyor. Tahriş olmuş ciltte ise bu oran sadece %0,06 seviyesine çıkıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Asıl Risk Böbrek Hastalarında</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Alüminyumla ilgili en net ve güçlü uyarı ise kanser değil, ileri evre böbrek yetmezliği hastaları için yapılıyor. Sağlıklı bireylerde vücuda giren alüminyum böbrekler yoluyla atılırken, fonksiyonları yüzde 30'un altına düşmüş dördüncü ve beşinci evre böbrek hastalarında bu madde vücutta birikebiliyor. Bu nedenle ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), alüminyum içeren ürünlerin etiketlerinde böbrek hastalarının doktora danışmadan kullanmaması gerektiği uyarısını zorunlu tutuyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Mikrobiyota Ve Direnç Tehlikesi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">2023 yılında Ankara Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından yapılan bir araştırma, dikkat çeken yeni bir bulguyu ortaya koydu. Laboratuvar ortamında alüminyum klorohidrat ile temas eden Staphylococcus epidermidis bakterilerinde, antibiyotik direnciyle ilişkili genlerin daha fazla ifade edildiği gözlemlendi. Ayrıca koltuk altında yaşayan bakteriyel mikrobiyotanın bu antiperspirant ürünler sebebiyle değişime uğradığı ve bu durumun insan sağlığı açısından etkilerinin bilim dünyasınca araştırılmaya devam ettiği belirtiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Parfüm Alerjenlerine Dikkat</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Tüketiciler genellikle sadece alüminyuma odaklansa da, ürünlerdeki gizli tehlikelerden biri de koku verici maddeler. Avrupa Birliği mevzuatına göre etiketlerde açıkça belirtilmesi zorunlu olan Limonene, Linalool, Geraniol, Citronellol, Coumarin, Benzyl Salicylate ve Hexyl Cinnamal gibi alerjenler, özellikle egzama veya hassas cilt problemine sahip kişilerde alerjik temas dermatitine neden olabiliyor. Uzmanlar, hassas cilde sahip olanların alüminyumdan ziyade bu parfüm alerjenlerine karşı dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Gıda Bülteni</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/koltuk-alti-deodorantlari-gercekten-zararli-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/roll-on-deodorant.jpg" type="image/jpeg" length="75627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Orta Yaşta Ortaya Çıkan Omuz Ağrılarının Nedenleri]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/orta-yasta-ortaya-cikan-omuz-agrilarinin-nedenleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/orta-yasta-ortaya-cikan-omuz-agrilarinin-nedenleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklı ve ellili yaşlarda aniden ortaya çıkan omuz ağrıları sadece yaşlanmanın değil, yanlış alışkanlıkların ve kas kaybının habercisi olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İnsan bedeni yıllar içinde değişirken, bu değişime ayak uydurmak her zaman kolay olmuyor. Yılların getirdiği yorgunluk ve fiziksel yıpranmalar, özellikle eklem sağlığı üzerinde kendini belli etmeye başlıyor. Günlük hayatın temposu içinde çoğu zaman dikkate alınmayan küçük sızılar, ilerleyen dönemlerde ciddi hareket kısıtlılıklarına yol açabiliyor. Ortaya çıkan bu tablo, aslında bedenin işleyişine dair önemli ipuçları barındırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Yaşlanmanın Doğal Sonucu Sanılıyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kırklı ve ellili yaşlarda omuz ağrıları birçok insanda aniden başlayabiliyor. Ancak uzmanlar, bu durumun her zaman sadece yaşlanmanın basit bir sonucu olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu ağrıların temelinde tendonların zayıflaması, kas kaybı, duruş bozuklukları ve hatalı egzersiz alışkanlıkları yatabiliyor. Özellikle bu dönemlerde tendonlara giden kan akışının azalması tendonları yırtılmaya yatkın hale getirirken, kolajen üretiminin yavaşlaması dokuların onarımını geciktirerek küçük zorlanmaların bile uzun süren ağrılara dönüşmesine neden oluyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Bilinçsiz Spor Ve Ağır Antrenman Tehlikesi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre orta yaşlarda yapılan en yaygın hatalardan biri, uzun bir aradan sonra spora geri dönüp kısa sürede eski performansa ulaşmaya çalışmak. "Gençken bu kiloyu kaldırıyordum" düşüncesiyle ağır yüklerin altına girmek omuz eklemi için büyük riskler taşıyor. Yaşla birlikte ortaya çıkan kas kaybı iskelet sistemini daha savunmasız bırakırken, yeterli kas desteği olmadan yapılan ağır üst vücut antrenmanları omuza fazlasıyla yük bindiriyor. Uzun bir aradan veya emeklilikten sonra spora başlayanların hazırlıksız şekilde HIIT, CrossFit, triatlon, ağır ağırlık çalışmaları ve ileri seviye kalistenik gibi zorlayıcı hareketleri yapması ve ağrıya rağmen çalışmaya devam etmesi sakatlıkları tetikliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Duruş Bozukluğu Ve Omuz Sıkışması</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Orta yaş döneminde üst omurganın öne doğru eğilmesi gibi duruş değişiklikleri, kürek kemiklerinin pozisyonunu değiştirerek rotator manşet adı verilen kas ve tendon grubunun hareket alanını daraltabiliyor. Bu durum özellikle 50'li yaşlardaki aktif bireylerde omuz sıkışması sendromu ve ağrı riskini artırıyor. Kolu omuz hizasının üzerine kaldırırken hissedilen keskin ağrılar ile gece uykusunu bölen rahatsızlıklar, bu sıkışmanın en belirgin işaretleri olarak ortaya çıkıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Donuk Omuz Ve Kireçlenme Riski</strong></span></h3>

<p><img alt="omuz donma_1280x854" class="detail-photo img-fluid" height="854" src="https://dogugazetesicom.teimg.com/dogugazetesi-com/uploads/2023/11/omuz-donma-1280x854.jpg" width="1280" /></p>

<p style="text-align:justify">Genellikle 40 ile 60 yaş aralığında görülen donuk omuz rahatsızlığı, eklemi çevreleyen kapsülün iltihaplanıp kalınlaşması ve büzüşmesiyle hareket kabiliyetini ciddi şekilde kısıtlıyor. Kalp hastalığı, tip 2 diyabet, tiroid hastalıkları veya otoimmün rahatsızlıklarla ilişkili olabilen bu tablo üç evrede seyrediyor. Önce aylar süren belirgin bir ağrı yaşanıyor, ardından ağrı azalırken sertlik devam ediyor ve son aşamada çoğu kişinin omuz hareketleri yavaş yavaş geri dönüyor. Ayrıca, köprücük kemiği ile kürek kemiğinin birleştiği küçük eklemde veya ana top-yuva ekleminde kıkırdak aşınmasına bağlı olarak kireçlenmeler gelişebiliyor. Özellikle ağırlık kaldıranlarda, temas sporları geçmişi olanlarda veya genç yaşta bağ, labrum hasarı ve omuz çıkığı yaşayanlarda azalan kas desteğiyle bu sorunlar yıllar sonra yeniden nüksedebiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Omuz Sağlığını Korumak İçin Yapılması Gerekenler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yeni bir egzersiz programına başlarken mutlaka uzman desteği almak, doğru tekniği öğrenmek ve yükü kademeli olarak artırmak omuz sağlığını korumanın kritik adımlarını oluşturuyor. Ani ve patlayıcı hareketlerden kesinlikle kaçınılması gerekiyor. Pilates, yüzme, yoga ve düzenli esneme gibi farklı aktiviteler gövde stabilitesini artırarak olası sakatlık risklerini azaltabiliyor. Bununla birlikte sigara içmemek, iyi beslenmek ve ortaya çıkan ağrıları görmezden gelmemek korunmada atılacak önemli adımlar arasında sıralanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/orta-yasta-ortaya-cikan-omuz-agrilarinin-nedenleri</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 00:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/12/buyuk-meme-kadinlarda-sirt-ve-omuz-agrisina-yol-aciyor-1280x853.jpg" type="image/jpeg" length="93904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kavurucu Sıcaklar Ruh Sağlığınızı Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/kavurucu-sicaklar-ruh-sagliginizi-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/kavurucu-sicaklar-ruh-sagliginizi-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kavurucu sıcaklar sadece fiziksel değil, zihinsel sağlığınızı da etkiliyor olabilir! Çarpıntıdan zihin bulanıklığına kadar sıcak stresinin belirtilerini ve korunmanın altın kurallarını keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Yüksek hava sıcaklıkları sadece fiziksel sağlığımızı değil, ruhsal dengemizi de zorluyor. Uzmanlar, sıcak stresinin zihinsel bulanıklıktan çarpıntıya kadar pek çok sorunu beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, korunma yollarını açıkladı.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları, vücudun ısı dengesini koruma mekanizmasını zorlayarak "sıcak stresi" adı verilen bir tabloya yol açıyor. İnsan vücudunun adapte olmakta güçlük çektiği her faktörün bir stres kaynağı olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun hem bedensel hem de ruhsal yansımaları olduğunu vurguluyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Stres Hormonları Tetikleniyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sıcaklıkların artmasıyla birlikte vücutta stres hormonlarının daha fazla salgılandığına dikkat çekiliyor. Bu durum; çarpıntı, huzursuzluk, çabuk sinirlenme, zihinde bulanıklık, moral bozukluğu ve kendini kötü hissetme gibi şikayetleri beraberinde getirebiliyor. Ayrıca fiziksel anlamda yaşanan sıcak çarpması durumları, panik atağa benzer soğuk terleme gibi belirtilere de yol açabiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kimler Daha Fazla Risk Altında?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sıcaklıkların olumsuz etkilerine karşı herkes aynı düzeyde dirençli değil. Özellikle psikiyatrik hastalığı olup ilaç kullananlar, tansiyon ilacı kullanan bireyler ve ileri yaştaki kişiler, vücut ısılarını ayarlamakta güçlük çektikleri için yüksek risk grubunda yer alıyor. Çocuklar ve açık havada çalışanlar da sıcağa karşı daha savunmasız olan kesimler arasında bulunuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Belirtileri Fark Edin</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Sıcak stresi, sadece yüksek ısıyla değil, fiziksel ve zihinsel pek çok belirtiyle kendini gösteriyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>En belirgin işaret:</strong> Vücudun soğumaya çalışması sonucu oluşan aşırı terleme. (Ancak yüksek nem, terin buharlaşmasını engelleyerek vücut ısısının düşmesini zorlaştırabilir.)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Fiziksel Belirtiler:</strong> Halsizlik, baş dönmesi, hızlı nefes alıp verme, kas krampları, mide bulantısı, tansiyon düşüklüğü, ciltte kızarıklık veya kuruluk, vücutta egzamaya benzer döküntüler ve bayılma.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İleri Derece:</strong> Vücut ısısının 40°C’nin üzerine çıkması ve bilinç bulanıklığı (ısı çarpması).</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Zihinsel Belirtiler:</strong> Konsantrasyon güçlüğü, karar verme yeteneğinde azalma, huzursuzluk ve yorgunluk.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Sıcağa Karşı Korunma Rehberi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, sıcak havalarda sağlığı korumak için şu önlemlerin hayati önem taşıdığını belirtiyor:</p>

<ol start="1">
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Zamanlama:</strong> Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde dışarı çıkmaktan kaçının. İşlerinizi sabah 10.00 öncesi veya akşam 19.00 sonrasına planlayın. (Riskli saat aralığı genel olarak 11.00 - 16.00 arasıdır).</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Vücut Isısını Düşürün:</strong> Sıcağa maruz kaldığınızda soğuk duş alın veya serin bir yere geçerek vücudunuza toparlanması için zaman tanıyın.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Sıvı Tüketimi:</strong> Yudum yudum soğuk su içerek sıvı kaybını dengeleyin. Alkol, kafein ve şekerli içeceklerden uzak durun; çünkü bunlar sıvı kaybını artırır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Doğru Giyim:</strong> Pamuklu, açık renkli ve bol kıyafetler tercih edin.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Beslenme:</strong> Ağır ve yağlı yiyecekler yerine hafif ve sulu gıdaları tercih edin.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İklimlendirme:</strong> Klima veya fan kullanarak ortam sıcaklığını düşürün.</p>
 </li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Bu belirtilerin erken fark edilmesi, sorunun büyümeden yönetilmesini ve ciddi sağlık komplikasyonlarının önlenmesini sağlıyor. Uzmanlar, sıcak günlerde "serin ve sakin kalmanın" hem fiziksel hem de zihinsel sağlık için en temel kural olduğunu hatırlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/kavurucu-sicaklar-ruh-sagliginizi-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2024/06/sicaklik-1280x717.jpg" type="image/jpeg" length="19247"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnesinden sonra şimdi de hap dönemi]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/zayiflama-ignesinden-sonra-simdi-de-hap-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/zayiflama-ignesinden-sonra-simdi-de-hap-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AB, obezite tedavisinde kullanılacak semaglutid içeren zayıflama hapına onay verdi. Yeni ilacın avantajları ve dikkat edilmesi gereken yönleri merak ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Kilo verme amacıyla kullanılan zayıflama iğneleri son yılların en çok konuşulan sağlık konularından biri oldu. Şimdi ise obezite tedavisinde yeni bir dönem başlıyor. Avrupa Birliği'nin onay verdiği hap formundaki yeni ilaç, iğnelerle aynı etken maddeyi taşımasına rağmen kullanım şekli ve bazı özellikleriyle farklılık gösteriyor. Uzmanlar ise ilacın yalnızca hekim kontrolünde kullanılması gerektiği konusunda uyarıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>AB'den zayıflama hapına onay</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Danimarkalı ilaç şirketi Novo Nordisk, Avrupa Birliği Komisyonu'nun semaglutid etken maddesi içeren ağızdan kullanılan ilaca pazarlama onayı verdiğini açıkladı.</p>

<p style="text-align:justify">Onay kapsamında ilaç, obezite hastaları ile fazla kilolu olup kiloya bağlı en az bir ek sağlık sorunu bulunan yetişkinlerin tedavisinde kullanılabilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni ilaç, Avrupa Birliği'nde kilo yönetimi amacıyla ruhsat alan ilk ağızdan kullanılan GLP-1 ilacı olma özelliğini taşıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Daha önce dört ülkede kullanıma sunuldu</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Semaglutid içeren hap, Avrupa Birliği'nden önce ABD, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'de de ruhsat almıştı. Avrupa Komisyonu'nun kararı, Avrupa İlaç Ajansı'nın (EMA) Mayıs 2026'da verdiği olumlu görüşün ardından geldi.</p>

<p style="text-align:justify">Komisyon ayrıca obezite tedavisinde kullanılacak tek doz kalem şeklindeki enjeksiyon formuna da onay verdi.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>İğneyle aynı etken maddeyi içeriyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yeni geliştirilen hap, zayıflama iğnelerinde olduğu gibi semaglutid etken maddesini içeriyor. İlaç, vücutta GLP-1 hormonunu taklit ederek iştahın azalmasına yardımcı oluyor ve kilo kontrolünü destekliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak kullanım şekli farklılık gösteriyor. Haftada bir uygulanan enjeksiyonların aksine hap formundaki ilaç her gün düzenli olarak kullanılıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>En önemli avantajı soğuk zincir gerektirmemesi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Yeni ilacın öne çıkan avantajlarından biri, enjeksiyonlarda olduğu gibi soğuk zincirde saklanma zorunluluğunun bulunmaması.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durum hem taşınmasını hem de saklanmasını kolaylaştırırken, enjektör maliyetinin ortadan kalkması nedeniyle ilacın daha uygun fiyatlı olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Daha yüksek doz gerektirebilir</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Uzman değerlendirmelerine göre enjeksiyon yoluyla uygulanan ilaç doğrudan kana karıştığı için daha düşük dozlarla etkili olabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ağızdan alınan haplarda ise ilacın emilim süreci farklı olduğu için aynı etkinin sağlanabilmesi adına daha yüksek dozlara ihtiyaç duyulabiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Kilo kontrolünde devam tedavisi olarak da kullanılabilir</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlara göre semaglutid içeren hap, obezite ve diyabet hastalarında kilo kontrolünün sürdürülmesine yönelik tedavilerde de seçenek oluşturabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle enjeksiyon tedavisiyle hedef kiloya ulaşıldıktan sonra, ağızdan kullanılan ilacın idame tedavisinde tercih edilebileceği belirtiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>"Doktor önerisi olmadan kullanılmamalı" uyarısı</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, hap formunda olmasının ilacı masum hale getirmediğine dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">İğne ve hapın yan etkilerinin benzer olduğuna işaret eden uzmanlar, bu ilaçların bilinçsiz şekilde kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. İlacın yalnızca doktor değerlendirmesi ve düzenli hekim takibiyle kullanılması gerektiği belirtilirken, kozmetik amaçlı veya kontrolsüz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Tedavi seçenekleri genişliyor</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İlaç üreticisi şirket, obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, yeni tedavi seçeneklerinin hastaların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırabileceğini ve tedavi sürecine katkı sağlayabileceğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/zayiflama-ignesinden-sonra-simdi-de-hap-donemi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 00:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2025/10/zayiflama-haplarinda-gizli-tehlike.jpeg" type="image/jpeg" length="73058"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Tatilinde Havuz Keyfiniz Kabusa Dönüşmesin: İşte Enfeksiyonlara Karşı 10 Altın Kural]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/yaz-tatilinde-havuz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-iste-enfeksiyonlara-karsi-10-altin-kural</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/yaz-tatilinde-havuz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-iste-enfeksiyonlara-karsi-10-altin-kural" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Otel, su parkı ve şişme havuzlar ne kadar masum görünüyor? Uzmanlar uyarıyor: Düzenli klorlanan havuzlar bile ciddi enfeksiyon kaynağı olabilir. İşte çocuğunuzu havuz kaynaklı hastalıklardan korumanın yolları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yaz aylarının gelmesi ve okulların tatil olmasıyla birlikte oteller, tatil siteleri ve su parkları çocukların akınına uğruyor. Anne babalar, dezenfekte edildiğini düşündükleri havuzlarda çocuklarının güvende olduğuna inanıyor. Ancak uzmanlar, düzenli klorlanan havuzların bile hem çocuklar hem de yetişkinler için ciddi birer enfeksiyon kaynağı olabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Eğlence Havuzları İshal Salgınına Davetiye Çıkarıyor</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Özellikle su parklarında bulunan ve kendi içinde devir daim yapan havuzlar, aynı anda yüzlerce kişi tarafından kullanılıyor. Bu tür havuzlarda henüz standart hale getirilmiş bir kontrol yöntemi bulunmuyor. Bu durum, suyun kolayca enfeksiyon kaynağı haline gelmesine ve ishal salgınlarına neden olabiliyor. ABD'de bir su parkında aynı anda 1700 kişinin enfekte olduğu gerçeği, konunun ciddiyetini gözler önüne seriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Şişme Havuzlar Ne Kadar Masum?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Eğlence amaçlı kullanılan plastik şişme havuzlar da benzer riskleri taşıyor. Okul veya kreş gibi ortamlarda birden fazla çocuğun kullandığı bu havuzlarda; çocukların havuza girmeden önce sabunla duş alması, su yutmaması ve kirli bezli çocukların uzak tutulması büyük önem taşıyor. Eğer bir çocuk gaita kaçırırsa, havuzun mutlaka boşaltılıp temizlenmesi ve güneş altında en az 4 saat kurutulması gerekiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"Sızdırmaz Bez" Yanılgısı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Havuz için tasarlanan su geçirmez bezler, gaitanın dışarı sızmasını engellese de mikropların suya karışmasını engelleyemiyor. Bu nedenle ishali olan çocuklar, bez kullansalar dahi havuza kesinlikle sokulmamalı. Sağlıklı çocuklarda ise bezler 30-45 dakikada bir kontrol edilmeli ve değişimden sonra eller mutlaka su ve sabunla yıkanmalıdır.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Kulak Enfeksiyonlarına Dikkat</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzun süre havuzda kalmak, halk arasında "yüzücü kulağı" olarak bilinen akut otitis eksterna hastalığına yol açabiliyor. Travmatize olmuş dış kulak yolunun uzun süre suyla teması; kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıyla sonuçlanabiliyor. Uzmanlar, havuzdan her saat başı çıkılmasını ve kulakların havluyla kurulanarak sudan arındırılmasını öneriyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Havuzda Enfeksiyondan Korunmak İçin 10 Altın Kural</strong></h2>

<ol start="1">
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Görünür Temizlik:</strong> Havuz suyu berrak olmalı ve havuzun dibi net bir şekilde görülebilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Düzenli Denetim:</strong> Havuzun pH değerinin 7.2-7.8 arasında, serbest klor oranının ise en az 1 ppm olduğundan emin olunmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>İshal Sonrası Kuralı:</strong> <i>Cryptosporidium</i> kaynaklı ishal geçirenler, iyileştikten sonraki 2 hafta boyunca havuza girmemelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Güvenlik:</strong> Havuzun gider ve devir daim borularının korunaklı olduğu kontrol edilmelidir. Cankurtaranın bulunması şarttır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Açık Yara:</strong> Vücudunda açık yarası olan kişiler havuza girmemelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Duş Şart:</strong> Havuza girmeden önce mutlaka sabunla duş alınmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Su Yutmayın:</strong> Havuz suyu kesinlikle ağıza alınmamalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Zaman Sınırı:</strong> Havuzda en fazla bir saat vakit geçirilmeli, saat başı molalar verilmelidir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Kulak Bakımı:</strong> Havuzdan çıktıktan sonra kulaklar kurulanmalı ve suyun çıkması sağlanmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Hijyen:</strong> Tuvalet veya bez değişiminden sonra eller su ve sabunla yıkanmalıdır.</p>
 </li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Kaynak; memorial.com</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/yaz-tatilinde-havuz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-iste-enfeksiyonlara-karsi-10-altin-kural</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/yaz-tatilinde-havuz-keyfiniz-kabusa-donusmesin-iste-enfeksiyonlara-karsi-10-altin-kural-1280x672.jpg" type="image/jpeg" length="54644"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Tatiliniz Kabusa Dönmesin: Alerji Tetikleyicilerine Karşı Hayat Kurtaran Önlemler]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/yaz-tatiliniz-kabusa-donmesin-alerji-tetikleyicilerine-karsi-hayat-kurtaran-onlemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/yaz-tatiliniz-kabusa-donmesin-alerji-tetikleyicilerine-karsi-hayat-kurtaran-onlemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında polen, güneş ve böcek kaynaklı alerjiler tatilinizi bozmasın. Yaz alerjisi belirtileri, korunma yöntemleri ve acil durumda yapılması gerekenler hakkındaki kapsamlı rehberimizle tanışın.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Yaz mevsimi keyifli tatillerin habercisi olsa da, çevresel faktörlerin artışıyla birlikte ortaya çıkan "yaz alerjisi" birçok kişi için sezonu zorlu bir sürece dönüştürebiliyor. Peki, güneşten polene, böceklerden deniz suyuna kadar uzanan bu alerjik reaksiyonlardan korunmak için neler yapılmalı? İşte tatilinizi kurtaracak stratejiler.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaz ayları, doğanın canlanmasıyla birlikte polen yoğunluğunun arttığı, güneşin etkisini gösterdiği ve dış mekan aktivitelerinin sıklaştığı bir dönem. Ancak bu değişim, bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesine neden olan alerjik reaksiyonları da beraberinde getiriyor. Özellikle çimen ve yabani ot polenleri, yüksek sıcaklıklar, böcek hareketliliği, havuz/deniz suyu kimyasalları ve değişen beslenme alışkanlıkları, alerjiye duyarlı bünyeler için risk oluşturuyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Hangi Belirtilere Dikkat Edilmeli?</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, yaz alerjilerinin hapşırma, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve kaşıntı gibi klasik solunum yolu belirtilerinin yanı sıra; ciltte kızarıklık, döküntü, ürtiker, mide bulantısı, karın ağrısı ve yorgunluk gibi pek çok farklı şekilde kendini gösterebileceğine dikkat çekiyor. Daha ciddi durumlarda ise nefes darlığı ve anafilaksi gibi acil tıbbi müdahale gerektiren tablolar ortaya çıkabiliyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Yaz Boyunca Alerjiden Korunma Rehberi</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Tatil sürecini daha konforlu geçirmek adına şu önlemleri almak kritik önem taşıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Polen Yönetimi:</strong> Polen yoğunluğunun en yüksek olduğu sabah ve öğle saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Dışarıdan döndüğünüzde üzerinizi değiştirin ve polenlerden arınmak için mutlaka duş alın. Ev ve araba pencerelerini kapalı tutun.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Güneş ve Cilt Hassasiyeti:</strong> Güneş ışınlarının en güçlü olduğu 10:00-16:00 saatleri arasında doğrudan güneşten kaçının. SPF 30 ve üzeri koruma faktörlü güneş kremlerini iki saatte bir yenileyin ve koruyucu giysiler tercih edin.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Böceklerden Korunma:</strong> Çiçeksi parfümlerden kaçının, açık renkli giysiler tercih edin ve böcek kovucu spreylerden faydalanın.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Havuz ve Deniz:</strong> Klor veya tuzlu suyun cildinizde ve gözlerinizde tahrişe yol açmasını engellemek için sudan çıkar çıkmaz temiz suyla duş alın ve yüzme gözlüğü kullanın.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Gıda Güvenliği:</strong> Tropikal meyveler veya deniz ürünleri tüketirken içeriğe dikkat edin; ciddi alerjiniz varsa epinefrin oto-enjektörünüzü yanınızdan ayırmayın.</p>
 </li>
</ul>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İlk Yardım ve Acil Durum Planı</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Alerjik bir reaksiyonla karşılaşıldığında, öncelikle tetikleyici unsuru uzaklaştırmak ilk adımdır. Hafif semptomlar için soğuk kompres, antihistaminik kremler veya doktorun önerdiği ilaçlar rahatlama sağlayabilir. Ancak, şiddetli semptomlarda veya hayatı tehdit eden durumlarda vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Tatile çıkmadan önce ilaçlarınızı yanınıza almayı, gidilecek bölgedeki sağlık hizmetlerini araştırmayı ve doktorunuzla görüşerek bir eylem planı oluşturmayı unutmayın.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/yaz-tatiliniz-kabusa-donmesin-alerji-tetikleyicilerine-karsi-hayat-kurtaran-onlemler</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2023/08/cocuklarda-alerjik-hastaliklar-hakkinda-dogru-sanilan-8-hatali-bilgi-1280x854.jpg" type="image/jpeg" length="71578"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Duyuyorum Ama Anlamıyorum!]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/duyuyorum-ama-anlamiyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/duyuyorum-ama-anlamiyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşlılıkta İşitme Kaybı Sessiz Bir Tehdit mi?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Özellikle 60 yaş üstü bireylerde sinsice ilerleyen işitme kaybı, sosyal yaşamı kısıtlayan bir bariyer haline gelebiliyor. Uzmanlar, "duyuyorum ama anlamıyorum" şikayetine dikkat çekerek erken teşhisin önemini vurguluyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaşlanmanın doğal bir parçası gibi görülen işitme kaybı, aslında pek çok kişinin fark etmeden yaşadığı bir sağlık sorunu. İstatistikler, 65-74 yaş arasındaki her 4 kişiden birinin, 75 yaş üstündekilerin ise yarısının bu durumdan etkilendiğini gösteriyor. Uzmanlar, bu kaybın sadece yaşlılıkla değil; kulağa giden damarların işlevini yitirmesi, işitme sinirlerinin yıpranması ve beyindeki işitme merkezindeki değişimler gibi üç temel nedene dayandığını belirtiyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>"Duyuyorum Ama Anlamıyorum"</strong></h2>

<p style="text-align:justify">Hastalığın en belirgin özelliklerinden biri, başlangıçta konuşmayı anlamada bir sorun yaşanmaması. Ancak zamanla sessiz harflerin ayırt edilememesiyle birlikte, hastalar durumu "sesleri duyuyorum ama söylenenleri anlamıyorum" şeklinde ifade etmeye başlıyor. Bu durum, bireylerin konuşmaları tekrarlatmasına ve zamanla sosyal hayattan yavaş yavaş uzaklaşmasına neden oluyor.</p>

<p style="text-align:justify">İşitme kaybı genellikle her iki kulakta simetrik ve kademeli olarak ilerlediği için, hastalar işitme duyularını kaybettiklerini fark edemeyebiliyorlar. Uzmanlar, tıpkı yakın görme sorunlarında olduğu gibi, işitme kaybının da çözümünün işitme cihazı kullanımından geçtiğini ifade ediyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>Tinnitus ve Kulak Kiri: İhmale Gelmez</strong></h2>

<p style="text-align:justify">İşitme sisteminin en yaygın şikayetlerinden biri olan ve yaşlıların %33’ünü etkileyen kulak çınlaması (tinnitus), başlı başına bir hastalık değil, bir şikayet olarak tanımlanıyor. Ayrıca yaşla birlikte dış kulak yolundaki derinin incelmesi ve bezlerin salgısının azalması sonucu oluşan kulak kiri (buşon) birikimi, geçici işitme kayıplarına yol açabiliyor. Uzmanlar, bu şikayetlerin başka hastalıkların habercisi olabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<h2 style="text-align:justify"><strong>İşitme Sağlığınızı Korumak İçin İpuçları</strong></h2>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Belirtileri İzleyin:</strong> Telefonla konuşurken zorlanma, kalabalık ortamlarda sesleri ayırt edememe veya televizyon sesini başkalarını rahatsız edecek kadar açma ihtiyacı önemli işaretlerdir.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Gürültüden Kaçının:</strong> Mümkün olduğunca yüksek sesli ve gürültülü ortamlardan uzak durulmalı, zorunlu hallerde kulak koruyucu kullanılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Doktora Başvurun:</strong> Özellikle ani gelişen işitme kayıpları acil müdahale gerektirir. Rutin kontrollerinizi ihmal etmeyin.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify"><strong>Bilinçsiz İlaç Kullanmayın:</strong> İşitme sağlığınız için uzman hekim tavsiyesi dışında ilaç kullanımından kaçının.</p>
 </li>
</ul>

<p style="text-align:justify">İşitme kaybı; tümörler, enfeksiyonlar veya kafa içi basınç artışı gibi ciddi durumlardan da kaynaklanabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, şüphe duyulduğu anda bir Kulak Burun Boğaz (KBB) doktoruna başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Merve Kiraz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/duyuyorum-ama-anlamiyorum</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/duyuyorum-ama-anlamiyorum-960x720.jpg" type="image/jpeg" length="93499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğal Uyku Hapı Olarak Bilinen Meyve]]></title>
      <link>https://www.dogugazetesi.com/dogal-uyku-hapi-olarak-bilinen-meyve</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dogugazetesi.com/dogal-uyku-hapi-olarak-bilinen-meyve" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku kalitesini artırmak isteyenler... Yatmadan önce tüketilen tek bir muz, daha deliksiz bir uyku uyumanıza yardımcı olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Günümüzün yoğun temposu ve stresi, pek çok kişinin gece boyunca huzurlu bir dinlenme sürecine geçmesini zorlaştırabiliyor. Uyku kalitesini artırmak için çeşitli yöntemler aranırken, mutfağımızdaki basit besinlerin aslında uyku düzeni üzerinde büyük etkileri olabileceği ortaya çıktı. Doğal bir destek olarak nitelendirilen ve doğru zamanda tüketildiğinde olumlu etkiler yaratan bu besin, uyku rutininizi değiştirmeye aday.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Magnezyum Kaynağı Muzun Gücü</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda, kaliteli bir uyku için akşam saatlerinde muz tüketilebileceği belirtiliyor. Genellikle sabah saatlerinde tercih edilen muz, yüksek magnezyum içeriği sayesinde vücudun gevşemesine ve doğal uyku döngüsünün desteklenmesine yardımcı oluyor. Uzmanlar, orta boy bir muzun yaklaşık 34 miligram magnezyum içerdiğini ve bu mineralin stres hormonu olan kortizol seviyelerini düşürerek melatonin üretimini destekleyebildiğini vurguluyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Uyku Dostu Diğer Besinler</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Muzun yanı sıra bazı besinlerin de uyku sürecini iyileştirebileceğine dikkat çekiliyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Kivi, serotonin üretimini artırarak bireyin rahatlamasına katkı sağlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Ananas, içeriğindeki melatonin ile uykuya dalış sürecini destekler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p style="text-align:justify">Yoğurt, kalsiyum açısından zengin olması nedeniyle uyku kalitesi için önemli bir besin kaynağıdır.</p>
 </li>
</ul>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong>Sağlıklı Uyku İçin Dengeli Yaklaşım</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Uzmanlar, tek bir besinin tüm uyku sorunlarını tek başına çözemeyeceğini hatırlatıyor. Kaliteli bir uyku için doğru beslenmenin yanı sıra düzenli uyku alışkanlıkları kazanmak ve gerek duyulduğunda mutlaka bir sağlık profesyonelinden destek almak, genel sağlığın korunması açısından büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sümeyra İÇER</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.dogugazetesi.com/dogal-uyku-hapi-olarak-bilinen-meyve</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dogugazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/dogugazetesi-com/uploads/2026/07/uyumadan-once-muz-yemek.jpg" type="image/jpeg" length="36757"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
