Kapak açacağına parmağını sıkıştıran çocuğun imdadına itfaiye yetişti Kapak açacağına parmağını sıkıştıran çocuğun imdadına itfaiye yetişti

Bu acı olayın yaşandığı dönemde vefanın, bitmişliğin el ele verip yeniden dirilişin hikâyesi tabi ki oldukça dikkat çekecekti. Bu acının yaşandığı yıllarda özellikle şehirdeki mahkûmlarla ilgili olan öyle bir detay var ki dizi çekmek isteyen bir yönetmen için bulunmaz bir hikâye niteliği taşıyor.

Asrın Felaketinin ardından her deprem felaketinde olduğu gibi yıkımın boyutlarını gözler önüne sermek ve yaşanan acıyı diri tutmak amacıyla birçok eserler yayınlanmaya devam ediyor. Dünyanın en büyük depremleri arasındaki sıralamalarda yerini kimseye kaptırmayan 1939 Erzincan Depremi o kadar çok acı ve mucizeye sebep oldu ki hala film ve diziler için değer taşıyan binlerce hikâyeyi de içerisinde barındırıyor.

Erzincan, Adapazarı, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş Depremleri ile ilgili birçok yazar ve tanığın panel metinlerinin yayınlandığı ‘Deprem Allah’ın Emri, Ölümler Olmasaydı’ adlı kitap okuyucularla buluştu.

Gazetemiz imtiyaz sahibi ve Türkiye Yazarlar Birliği Erzincan Şube Başkanı, araştırmacı, gazeteci, yazar Halil İbrahim Özdemir’in de fikirlerini yazdığı kitapta öyle bir ayrıntı yer alıyor ki Erzincan’da yetişen yeni nesil için ibretlik bir değer taşıyor.

1939 Erzincan Depremi sonrasında yaşanılanları filme aktarmak için çalışan yönetmenlerden Ümit Çırak birkaç yıl önce deprem sırasında arama kurtarma faaliyetlerinde büyük rol oynayan mahkumların hayatlarını dizi olarak çekmek istemiş ve Özdemir’e ulaşmış.

Dönemin tanıklarından olan, deprem ile ilgili derin araştırma ve çalışmaları yürüterek günümüze ulaştıran Gazeteci,yazar Halil İbrahim Özdemir’e ulaşan ve gerekli bilgileri elde eden yönetmenin diziyi ne zaman çekip yayınlayacağı ise belli değil.

Özdemir’in Deprem sonrası Erzincan’da ki mahkûmların akıbeti ile ilgili kitapta sunduğu bilgiler ise şöyle;

“1939 Erzincan Depremi sonrasında yaşanılanları dizi olarak aktarmak için çalışan bir yönetmen ve ekibi Erzincan’da arama kurtarma çalışmalarına katılan mahkumlarla ilgili bilgiler istemekteydi. Zamanın savcısı İzzet Akçal ve mahkumların kimlikleri ile ilgili bilgileri alarak Erzincan’dan ayrıldılar”

Neydi hikaye;

1939 depremi sonrası şehirde neredeyse taş taş üstünde kalmamıştı. Kurtarma faaliyetleri için insan lazımdı. Zamanın Cumhuriyet Savcısı İzzet Akçal cezaevinde bulunan bütün mahkûmları kurtarma çalışmalarına katılmak üzere serbest bırakarak belli tarihte cezaevinde hazır bulunmalarını istemişti. Mahkumlar şehrin yüzüne dağılarak kurtarma çalışmalarına katılmış ve eksiksiz olarak geriye dönmüşlerdi. Bunun üzerine TBMM kanun çıkararak kurtarma çalışmalarına katılan ve eksiksiz olarak geriye dönen mahkumların cezalarını affetmişti."

Bu olay, acının yaşandığı yıllarda hiç kuşku yok ki büyük derecede ibretlik bir değer taşıyordu. Yeni yetişen nesil içinde bu tarz bilgilerin aktarılması tarihimize ışık tutacak nitelikte.

Editör: Merve Kiraz