Erzincan'ın hafızasında silinmeyen izler bırakan 25 Temmuz 1916, yalnızca bir işgal tarihi değil; binlerce insanın hayatının altüst olduğu, bir şehrin kaderinin değiştiği gün olarak tarihe geçti. Birinci Dünya Savaşı'nın en çetin dönemlerinden birinde Rus ordusunun Erzincan'a girmesiyle şehir büyük bir yıkımın içine sürüklendi. Aradan 110 yıl geçmesine rağmen yaşanan acılar, göçler ve kayıplar Erzincan tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak anılmaya devam ediyor. İşte bugün o kara günün yıldönümü.
Kafkas Cephesi'nde dengeler değişti
Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesinin ardından açılan Kafkas Cephesi, savaşın en zorlu cephelerinden biri oldu. 1914 yılının sonlarında yaşanan Sarıkamış Harekâtı'nın başarısızlıkla sonuçlanması, Osmanlı ordusunu bölgede büyük ölçüde zayıflattı.
Bu gelişmenin ardından Rus ordusu Doğu Anadolu'da ilerleyişini hızlandırdı. 16 Şubat 1916'da Erzurum'un, 18 Nisan 1916'da Trabzon'un düşmesinin ardından Rus birlikleri Erzincan yönüne ilerlemeye başladı. Bölgedeki Osmanlı birlikleri hem asker hem de lojistik açıdan oldukça zor durumdaydı.
25 Temmuz 1916'da Rus ordusu Erzincan'a girdi
Kafkas Cephesi'nde aylar boyunca süren çetin çatışmaların ardından Rus ordusu, Erzurum'un işgalinden sonra batıya doğru ilerleyişini sürdürdü. Osmanlı ordusu, insan gücü ve mühimmat bakımından büyük kayıplar vermiş, cephede savunma hatlarını korumakta zorlanmaya başlamıştı. Erzincan önlerinde yaşanan muharebeler sonucunda Osmanlı birlikleri, daha fazla kayıp vermemek ve yeni bir savunma hattı oluşturmak amacıyla Kemah yönüne çekilme kararı aldı.
25 Temmuz 1916 tarihinde Rus birlikleri Erzincan'a girdi ve şehir resmen işgal edildi. Böylece Erzincan, Birinci Dünya Savaşı'nın en zorlu dönemlerinden birini yaşamaya başladı. İşgal, yalnızca askeri bir hâkimiyet değişikliği değil, şehrin sosyal, ekonomik ve demografik yapısını derinden sarsan bir sürecin de başlangıcı oldu.
Binlerce Erzincanlı yollara düştü
Rus ordusunun yaklaşmasıyla birlikte Erzincan'da yaşayan binlerce aile, can güvenliği endişesiyle evlerini terk etmek zorunda kaldı. Osmanlı birliklerinin geri çekilmesiyle birlikte halk da kafileler hâlinde Kemah, Refahiye, Sivas, Tokat ve İç Anadolu'nun çeşitli şehirlerine göç etti.
Göç yolculukları son derece ağır şartlar altında gerçekleşti. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar günlerce yürümek zorunda kaldı. Yanlarına yalnızca taşıyabilecekleri kadar eşya alabilen aileler, yiyecek ve temiz su bulmakta büyük sıkıntı yaşadı.
Göç yollarında salgın hastalıklar hızla yayıldı. Tifo, dizanteri ve çeşitli bulaşıcı hastalıklar nedeniyle çok sayıda kişi yaşamını yitirirken, yetersiz beslenme ve bitkinlik de ölümleri artırdı. Tarihî kaynaklarda, göç kafilelerinde hastalık, açlık ve yorgunluk nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının oldukça yüksek olduğu belirtilmektedir.
Göç edemeyen siviller ise işgal altındaki şehirde hayatta kalma mücadelesi verdi. Günlük yaşam neredeyse tamamen dururken, birçok ev ve iş yeri zarar gördü. Erzincan'ın savaş öncesindeki sosyal ve ekonomik düzeni büyük ölçüde bozuldu.
Rusya'daki devrim dengeleri değiştirdi
1917 yılında Rusya'da gerçekleşen Şubat ve ardından Ekim Devrimi, savaşın seyrini değiştiren gelişmeler arasında yer aldı. Devrim sonrası Rus ordusunda disiplin bozuldu ve cephede çözülmeler başladı.
Bolşevik yönetimin savaştan çekilme kararı almasıyla birlikte Rus birlikleri Doğu Anadolu'dan kademeli olarak geri çekilmeye başladı. Bu gelişme, Erzincan'ın yeniden kurtuluş sürecinin de önünü açtı.
Erzincan Ateşkesi burada imzalandı
Rus ordusundaki çözülmenin ardından Osmanlı Devleti ile Rus kuvvetleri arasında 18 Aralık 1917 tarihinde "Erzincan Ateşkesi" imzalandı.
Bu ateşkes, Kafkas Cephesi'nde silahların geçici olarak susmasını sağladı ve bölgedeki çatışmaları büyük ölçüde durdurdu. Ateşkes, adını imzalandığı şehir olan Erzincan'dan aldı ve Birinci Dünya Savaşı'nın Kafkas Cephesi açısından önemli diplomatik belgelerinden biri olarak tarihe geçti.
13 Şubat 1918'de Erzincan yeniden özgürlüğüne kavuştu
Rus birliklerinin tamamen çekilmesinin ardından Osmanlı ordusu harekete geçti. Üçüncü Ordu birlikleri 13 Şubat 1918 tarihinde Erzincan'a girerek şehri işgalden kurtardı. Yaklaşık 19 ay süren işgal sona erse de geride bıraktığı yıkım ve acılar, şehrin toparlanmasını uzun yıllar geciktirdi.
Bugün her yıl 13 Şubat'ta kutlanan Erzincan'ın kurtuluşu, yaklaşık ondokuz ay süren Rus işgalinin sona ermesini simgeliyor.
Yaklaşık 19 ay süren işgal derin izler bıraktı
25 Temmuz 1916'da başlayan Rus işgali, 13 Şubat 1918'de Osmanlı birliklerinin şehri yeniden kontrol altına almasına kadar 1 yıl 6 ay 19 gün sürdü. Yaklaşık 19 ay devam eden bu süreç, Erzincan tarihinin en acı dönemlerinden biri olarak hafızalara kazındı.
25 Temmuz 1916'da başlayan işgal, Erzincan'ın yalnızca siyasi ve askeri tarihini değil, toplumsal hafızasını da derinden etkiledi. Yaşanan göçler, ailelerin parçalanması, ekonomik kayıplar ve savaşın bıraktığı yıkım, nesiller boyunca anlatılan hatıraların temelini oluşturdu.
Bugün üzerinden 110 yıl geçmiş olsa da 25 Temmuz 1916, Erzincan'ın hafızasında acının, direnişin ve yeniden ayağa kalkışın simgesi olarak yaşamaya devam ediyor. Şehrin tarihindeki bu önemli dönüm noktası, geçmişten ders çıkarmanın ve yaşananları unutmadan gelecek nesillere aktarmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Videoda yer alan ve 1917 öncesi eski Rus ortografisiyle yazılmış olan iki metnin çevirisi şöyle:
"Erzincan önemli bir stratejik ve idari merkezdir. Tarafımızdan devasa mühimmat depoları ele geçirilmiş olup, şehir tamamen hasarsız (zarar görmemiş) bir şekilde elimize geçmiştir."
"Türkler tarafından geri çekilme sırasında havaya uçurulan Kötür (Ketura-kepri) Köprüsü."




