Dijital dünya artık yalnızca gençlerin alanı değil. 65 yaş üstü bireyler de sosyal medyada aktif; haber takip ediyor, içerik paylaşıyor, yorum yapıyor. Ancak bu görünürlük beraberinde kritik bir soruyu getiriyor: Yaşlı bireyler sosyal medyada karşılaştıkları yanlış ya da manipülatif bilgiyi ayırt edebiliyor mu?
Ebru Göncü tarafından hazırlanan ve Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde tamamlanan doktora tezi, bu soruya bilimsel bir yanıt arıyor. Çalışma, 65 yaş üstü bireylerin sosyal medyada dezenformasyona yönelik farkındalıklarını, özellikle Facebook üzerinden inceliyor.
Yaşlılar Facebook’ta Ne Arıyor?
Araştırmaya göre 65 yaş üstü bireyler Facebook’u en çok:
-
Güncel haberleri takip etmek
-
İletişim kurmak
-
Bilgi edinmek
-
Boş zaman değerlendirmek
amacıyla kullanıyor.
Çalışma, sosyal medyanın yaşlı bireylerin günlük yaşam rutinlerini korumalarına ve sosyal çevreleriyle bağlarını sürdürmelerine katkı sağladığını ortaya koyuyor. Bu sonuç, araştırmanın kuramsal temelini oluşturan “Süreklilik Kuramı” ile de örtüşüyor: Yaşlı bireyler, geçmiş yaşam pratiklerini dijital ortama taşıyarak sosyal devamlılık sağlıyor.
Ancak bu devamlılık, aynı zamanda onları dijital bilgi düzensizliklerine daha açık hale getirebiliyor.
Akademisyen Yaşlı ile Akademisyen Olmayan Arasındaki Fark
Çalışmada 65 yaş üstü iki grup incelendi: akademisyenler ve akademisyen olmayanlar.
Elde edilen bulgular çarpıcı:
-
Her iki grup da yalan ya da yanlış haberlerin çoğunlukla manipülatif veya çıkar amaçlı üretildiğini düşünüyor.
-
Akademisyen olmayan yaşlı bireyler, haberleri değerlendirirken daha çok site güvenilirliğine ve kişisel deneyimlerine dayanıyor.
-
Akademisyen yaşlı bireylerde ise eğitim düzeyi, sorgulayıcı tutum ve entelektüel düşünme belirleyici rol oynuyor.
Yani eğitim seviyesi, dezenformasyonu algılama biçimini doğrudan etkiliyor.
Görsellerdeki Küçük Oynamalar, Büyük Algı Farkları
Araştırma yalnızca sözlü ya da yazılı içerikleri değil, görsel haber iletilerini de analiz etti. Bunun için Teyit.org tarafından sınıflandırılan içerikler incelendi.
Sonuçlara göre:
-
Başlık ile içerik arasındaki küçük farklılıklar
-
Görsellere yapılan ekleme ya da çıkarımlar
-
Eksik bilgi sunumu
yaşlı bireylerde farklı algılamalara yol açabiliyor.
Demografik değişkenler (eğitim, meslek geçmişi vb.) bu algı farkını belirgin şekilde etkiliyor. Özellikle akademisyen olmayan katılımcıların görsel içeriklerdeki manipülasyonlara karşı daha kırılgan olduğu tespit edildi.
Dezenformasyondan Korunmanın Anahtarı: Medya Okuryazarlığı
Araştırmanın en net sonuçlarından biri şu:
Yaşlı bireylerin dezenformasyondan korunmasında en etkili araç, sosyal medya ve eleştirel medya okuryazarlığı.
Tezde önerilen temel çözüm yolları şunlar:
-
Haber kaynağına doğrudan gitme alışkanlığı kazanmak
-
Doğrulama platformlarını aktif kullanmak
-
İçerik farkındalığı geliştirmek
-
Eleştirel düşünme becerilerini dijital ortama taşımak
Bu becerilerin günlük yaşam pratiği haline getirilmesi gerektiği özellikle vurgulanıyor.
Türkiye İçin Neden Önemli?
Araştırma, 1 Ocak 2020 – 31 Aralık 2022 tarihleri arasındaki içeriklerle sınırlandırıldı ve hem küresel hem de Türkiye’deki gelişmelerin haber iletilerine yansımaları dikkate alındı.
Çalışma, Türkiye’de yaşlı bireyler üzerine sosyal medya ve dezenformasyon bağlamında yapılan sınırlı sayıdaki akademik araştırmalardan biri olması bakımından alandaki önemli bir boşluğu dolduruyor.
Dijital Katılım Artıyor, Risk de Artıyor
Bu tez, 65 yaş üstü bireylerin sosyal medyada pasif değil, aktif kullanıcılar olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Ancak aktif katılım, bilinçli katılım anlamına gelmeyebiliyor.
Eğitim seviyesi, sorgulama alışkanlığı ve doğrulama mekanizmalarını kullanma becerisi; dezenformasyona karşı en güçlü savunma hattı olarak öne çıkıyor.
Dijital çağda yalnızca gençlerin değil, yaşlı bireylerin de medya okuryazarlığı politikalarının merkezine alınması gerektiği bu araştırmanın en önemli bilimsel mesajı olarak dikkat çekiyor.
Kaynak
Göncü, E. (2025). Sosyal Medyada Dezenformasyon: Yaşlı Bireyler Üzerinden Bir Araştırma “Facebook Örneği”. Doktora Tezi, Başkent Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Radyo Televizyon ve Sinema Anabilim Dalı, Ankara. Tez No; 947911