Dünya genelinde hızla yükselen nüfus, şehirlerde barınma, ulaşım, altyapı ve çevre gibi temel alanlarda ciddi baskı oluşturuyor. Kökeni Sanayi Devrimi dönemine uzanan plansız kentleşme süreci, günümüzde çok daha karmaşık ve acil çözüm gerektiren bir tabloya dönüşmüş durumda.

Artan göç, çarpık yapılaşma, enerji tüketimindeki yükseliş ve çevresel riskler, kentleri yalnızca büyüyen değil aynı zamanda kırılgan yapılar haline getiriyor. Bu noktada son yılların en çok konuşulan çözüm modeli ise “akıllı kentleşme” olarak öne çıkıyor.

Akıllı Kent Kavramında Tanım Karmaşası

Araştırmaya göre akıllı kent kavramı küresel ölçekte yaygınlaşmasına rağmen ortak bir tanım birliğine sahip değil. Farklı ülkeler ve şehirler, uygulamaları kendi önceliklerine göre şekillendiriyor.

Bazı kentlerde dijital altyapı ve veri yönetimi ön plandayken, bazı yerleşimlerde sürdürülebilir enerji, çevresel planlama ve katılımcı yönetim anlayışı öne çıkıyor. Bu durum uygulamalar arasında standardizasyon ve senkronizasyon eksikliği oluşturuyor.

Teknoloji Toplumsal İhtiyacın Önüne mi Geçiyor?

Çalışmada dikkat çeken bir diğer nokta ise teknoloji odaklı yaklaşımın, kimi zaman toplumsal beklentilerin önüne geçmesi. Sensörler, veri merkezleri ve dijital sistemler hızla kurulurken, vatandaşın beklentileri ve yerel kültürel dinamikler yeterince analiz edilmeyebiliyor.

Uzmanlara göre gerçek anlamda akıllı bir kent; yalnızca dijital altyapıya sahip olan değil, aynı zamanda toplumsal talebi doğru okuyan ve yerel ihtiyaçlara göre şekillenen bir yapıya sahip olmalı.

Mimari ve Yer Bilimleri Vurgusu

Araştırma, akıllı kentleşme sürecinde mimari tasarım ve yer bilimsel çalışmaların yeterince entegre edilmediğine de dikkat çekiyor. Oysa sürdürülebilir bir şehir modeli; zemin etütleri, çevresel analizler, iklim verileri ve doğru planlama ile desteklenmek zorunda.

Bu eksiklik özellikle afet riski taşıyan bölgelerde daha kritik bir önem taşıyor.

Toplum Katılımı Olmadan Akıllı Kent Mümkün mü?

Çalışma kapsamında uygulanan anket sonuçları, vatandaşların akıllı kent projelerinde daha fazla söz sahibi olmak istediğini ortaya koyuyor.

Araştırmacılar, akıllı kentleşmenin yalnızca yerel yönetimler ve teknoloji firmaları arasında yürütülen teknik bir süreç olmaması gerektiğini vurguluyor. Katılımcı planlama ve şeffaf yönetim anlayışı sürecin temel bileşenleri arasında yer almalı.

Yeni Bir Rehber ve Standart Model Önerisi

Çalışmanın en önemli çıktılarından biri ise kavram karmaşasını azaltacak ve uygulamalar arasında uyum sağlayacak dinamik bir rehber sistem önerisi oldu.

Bu sistemin amacı:

Kavramsal bozulmayı önlemek

Teknoloji ile toplumsal ihtiyaç arasında denge kurmak

Mimari ve yer bilimsel verileri sürece entegre etmek

Küresel ölçekte uygulanabilir bir standardizasyon çerçevesi oluşturmak

Araştırmaya göre akıllı kentleşmenin sağlıklı ilerleyebilmesi için yalnızca teknoloji yatırımları değil, disiplinler arası bütüncül bir yaklaşım gerekiyor.

Kaynak: Yüksek Lisans/Doktora Tezi, “Akıllı Kentleşme Sürecinin Dinamikleri, Sorunları ve Standardizasyon Önerisi”, 2024. ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ YÜKSEK LİSANS TEZİ İLERİ TEKNOLOJİLER ANABİLİM DALI AKILLI KENT STANDARTLARI VE TASARIMI İÇİN REHBER SİSTEMİ ÖNERİSİ Nihan Sena HİDİŞOĞLU Tez No: 856165

Muhabir: Yasemin Dülgeroglu