Erzincan

Bir Tabağa Sığan Erzincan: Haşıl

Erzincan mutfağının en sade ama en derin lezzetlerinden biri olan haşıl, geçmişten bugüne uzanan hikâyesi ve yapılışıyla sofralardaki yerini koruyor.

Abone Ol

Erzincan mutfağında bazı yemekler vardır; adı söylendiğinde bile bir mevsimi, bir evi, bir hatırayı çağrıştırır. Haşıl, işte tam da bu duyguyu taşıyan, gösterişten uzak ama anlamı derin bir yöresel lezzet olarak nesillerdir sofralarda yer alıyor.

Eskiden özellikle kış aylarında, sobanın üzerinde ağır ağır pişerken evin içine yayılan kokusuyla bilinen haşıl; yokluğun, paylaşmanın ve birlikte doymanın yemeği olarak hafızalarda yer etti. Erzincan’da haşıl, yalnızca bir yemek değil; sabrın, emeğin ve kanaatin simgesi olarak anlatılıyor.

Yalın Ama Güçlü Bir Lezzet

Haşılın temelinde sadelik yatıyor. Un, su ve tuzla başlayan bu yolculuk, üzerine gezdirilen tereyağı ve kavrulmuş soğan ya da yöreye göre salça ile tamamlanıyor. Bazı evlerde yoğurt eşlikçisiyle, bazı sofralarda ise yalnızca tereyağıyla sunuluyor. Kaşık kaşık değil, çoğu zaman aynı tabaktan yenmesi ise bu yemeğin paylaşma kültüründeki yerini gösteriyor.

Haşıl Nasıl Yapılır?

Yöresel tarife göre;

Geniş bir tencereye su alınır ve kaynamaya bırakılır. Kaynayan suya azar azar un eklenerek topaklanmaması için sürekli karıştırılır. Kıvam aldıktan sonra tuz ilave edilir ve kısık ateşte unun kokusu çıkana kadar pişirilir. Ayrı bir tavada eritilen tereyağına ince doğranmış soğanlar eklenerek kavrulur. Pişen haşıl servis tabağına alınır, üzerine kızgın tereyağı gezdirilir ve sıcak servis edilir.

Geçmişten Bugüne Bir Sofra Mirası

Bugün modern mutfaklarda daha az yapılsa da haşıl, Erzincan’da hâlâ “annelerin yemeği”, “kışın yemeği” ve “eve dönüş” duygusuyla anılıyor. Yöre halkı, bu lezzetin unutulmaması gerektiğini vurgularken, haşılın sadece damaklarda değil, kültürel hafızada da yaşatılması gerektiğini ifade ediyor.

Erzincan mutfağının bu mütevazı ama güçlü temsilcisi, bir kez daha gösteriyor ki bazı yemekler karın doyurmaz; hatıra doyurur.