Küresel siyasetin ve enerji güvenliğinin kalbi Doğu Akdeniz, sadece devasa hidrokarbon rezervleriyle değil, aynı zamanda kıyıdaş devletler arasındaki derin hukuksal ve siyasi ihtilaflarla da dünyanın gündeminden düşmüyor. Anadolu Üniversitesi’nde savunulan ve Betül Algür tarafından kaleme alınan "Doğu Akdeniz'deki Enerji İhtilaflarının Siyasi ve Hukuki Temelleri: Çözüm Önerileri ve Stratejik Yaklaşımlar" başlıklı yeni doktora tezi, bölgedeki "güvenlik ikilemini" aşacak ve statükoyu değiştirecek çarpıcı bir vizyon sunuyor.
Enerji: Çatışmanın Kaynağı mı, İş Birliğinin Yakıtı mı?
Tez, Doğu Akdeniz’i realizm ve neorealizm perspektifinden analiz ederek, bölgenin rasyonel aktörlerin güç mücadelesi verdiği anarşik bir arena olduğunu ortaya koyuyor. Realist kurama göre enerji, devletlerin bekası ve refahı için yaşamsal bir "amaç ve araç" niteliği taşırken, bir devletin hidrokarbon faaliyetleri diğerinde "güç dengesinin bozulacağı" endişesini yaratarak çatışmayı körüklüyor. Ancak Algür, bu karanlık tabloya Neoliberalizm penceresinden bakarak "barış boru hatları" yaklaşımını öneriyor: Enerji altyapısıyla birbirine bağlanan devletler, karşılıklı bağımlılık sayesinde çatışmadan kaçınmak zorunda kalabilirler.
“Mavi Vatan” ve Adaların Hukuksal Sınırı: Hakkaniyet mi, Maksimalizm mi?
Çalışmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair sunulan hukuksal analizdir. Yunanistan ve GKRY’nin adaların tam etki almasına dayanan maksimalist taleplerine karşılık Türkiye, "Hakkaniyet İlkesi"ni (Equitable Principles) savunmaktadır. Tez, uluslararası yargı kararlarını (1969 Kuzey Denizi, 1982 Tunus-Libya vb.) inceleyerek, adaların kıyı uzunlukları ve coğrafi konumları göz önüne alındığında, Türkiye’nin doğal uzantısını kesecek bir sınırlandırmanın uluslararası hukuka aykırı olacağını bilimsel verilerle desteklemektedir.
Türkiye’nin Stratejik Üstünlüğü: Ekonomik ve Güvenli Güzergâh
Tezde yer alan maliyet analizleri, Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya ulaştırılmasında Türkiye’nin alternatifsiz olduğunu sayısal verilerle kanıtlıyor. EastMed projesinin uygulanabilirliğinin düşük olduğu belirtilirken, Leviathan ve Afrodit sahalarındaki gazın Türkiye üzerinden taşınmasının maliyeti 4 milyar Euro iken, Yunanistan güzergâhının maliyeti 16 milyar Euro olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, Türkiye üzerinden sevkiyatın net kârının 56,8 milyar Euro ile diğer tüm seçeneklerden daha yüksek olduğu vurgulanmaktadır.
Barışa Giden Yol: "Küçük Adımlardan" Büyük Uzlaşmaya
Betül Algür, çözümün sadece "yüksek siyaset" ve enerjiyle sınırlı kalmaması gerektiğini savunuyor. Tezde sunulan stratejik yol haritasına göre, taraflar önce turizm, afet yönetimi (deprem kuşağı dayanışması) ve bilimsel araştırma komisyonları gibi "düşük politika" alanlarında iş birliği yaparak güven inşa etmelidir. 2023 sonunda imzalanan "Atina Bildirgesi" bu sürecin bir başlangıcı olarak nitelendirilirken; deniz ticareti, akademik değişim programları ve vize kolaylıkları gibi adımların zamanla siyasi bir entegrasyona evrilebileceği öngörülüyor.
Doğu Akdeniz’in bir çatışma havzasından bir "iş birliği havzasına" dönüşmesinin, tarafların rasyonel çıkarlarını birleştiren bilimsel ve hukuksal bir zeminle mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Kaynak: Algür, B. (2025). Doğu Akdeniz'deki Enerji İhtilaflarının Siyasi Ve Hukuki Temelleri: Çözüm Önerileri Ve Stratejik Yaklaşımlar (Doktora Tezi). Anadolu Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Eskişehir. Tez No; 922371