Erzincan’da Alevi-Bektaşi geleneğinin yaşayan çınarlarından Ahmet Uğurlu Dede adına kurulan Zakirlik ve İrfan Ocağı, düzenlenen açılış töreniyle hizmete açıldı. Açılış törenine Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Belediye Başkanı Bekir Aksun’un yanı sıra siyasi parti temsilcileri ve protokol üyeleri katıldı.

Anadolu’nun kadim irfan geleneğini yaşatmak, zakirlik kültürünü gelecek nesillere aktarmak ve gönül birliğini pekiştirmek amacıyla kurulan ocağın; kültürel mirasın korunmasına, toplumsal hafızanın diri tutulmasına ve kardeşlik duygusunun güçlenmesine önemli katkılar sunması bekleniyor.

Törende, Alevi-Bektaşi inanç dünyasında önemli bir yere sahip olan zakirlik geleneğinin yaşatılmasının, sözlü kültürün ve inanç temelli değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması açısından taşıdığı önem vurgulandı.

Zakirlik (Aşıklık) Nedir?

Aşıklık kurumu, diğer adıyla zakirlik, Türk halk şiirinin ortaya çıkışında ve yaşamasında önemli rol oynayan köklü bir gelenektir. Alevi toplumunun ibadet biçimi olan cemlerin temel unsurlarından biri olan zakirlik, inançla sanatın iç içe geçtiği özgün bir kurumdur.

Zakirler, cemlerde dedenin en yakın yardımcısı konumundadır. Bir bakıma cemi dede ile birlikte yöneten kişilerdir. Zakir, dedenin himmetini (iznini) alarak saza başlar ve cem boyunca on iki hizmetin yerine getirilmesine deyiş ve düvazları saz eşliğinde seslendirerek katkı sunar.

Kerbela bölümünde mersiyeler, cem birlemede miraçlama; tevhitler ve semahlar ile cem erkânı yürütülür. Alevi inancında “sazsız ve sözsüz cem olmaz” anlayışı hâkimdir. Bu nedenle cemlerde zakirlerin elinde bulunan saz, Aleviler tarafından “Telli Kur’an” olarak da tanımlanır.

Zakirler ve Sözlü Kültürün Taşıyıcılığı

Zakirler; cem ibadetinde deyişleri saz eşliğinde söyleyen, bu statüye çekirdekten yetişerek, kuşaktan kuşağa sözlü aktarım yoluyla gelen ozanlardır. Binlerce deyiş, düvaz, mersiye, miraçlama ve semahı belleğinde taşıyan zakirlerin her biri, başlı başına bir araştırma konusu olarak değerlendirilmektedir.

Zakirlerin repertuvarı; hem önceki kuşakların etkili ozanlarından aktarılan deyişlerden hem de kendi ürettikleri ilahi şiirlerden oluşur. En çok etkilendikleri ozanlar arasında “yedi ulu aşık” olarak anılan Nesimi, Hatayi, Fuzuli, Virani, Pir Sultan, Kul Himmet ve Yemini yer alır.

Deyişlerde; Hak-Muhammed-Ali, On İki İmam, Ehlibeyt, Kerbela, İmam Hüseyin, Hacı Bektaş ve Alevi erenleri ile birlikte Musa, Davut, İbrahim, İsmail gibi Yahudilik ve Hıristiyanlık peygamberleri de Muhammed ve Ali ile birlikte anılarak övülür.

Cemlerde Saygı ve Niyaz Geleneği

Cemlerde, gerek âşıklar tarafından saz ile gerekse dede tarafından söz ile okunan deyiş ve düvazlarda, eserin sahibinin mahlasının geçtiği satıra şahbeyit denir. Bu bölüm okunurken sağ el göğse değdirilerek saygı ifadesi gösterilir.

Eğer şahbeyit, yedi Hak Âşığından birine aitse; sağ elin işaret parmağı dudağa değdirildikten sonra göğse götürülerek niyaz edilir. Bu uygulama, inanç ve edep anlayışının önemli bir parçası olarak kabul edilir.

Günümüzde Aşıklık Kurumu

Aşıklık kurumu günümüzde geleneksel çizgisini korumakla birlikte, geçmişteki inanç temelli özelliğini kısmen yitirmektedir. Kentli ve eğitimli gençler saz çalmaya ve deyiş söylemeye ilgi duysa da, cemlerde ve muhabbet ortamlarında yetişmedikleri için aşıklığı çoğu zaman bir sahne sanatı olarak algılamaktadır.

Oysa cemlerde zakir (aşık) olabilmek, yalnızca saz çalmak ya da deyiş söylemekle sınırlı değildir. Zakirlik, sağlam bir inanç birikimi gerektirir. Alevi inancı zayıf olan bir kişi ne kadar iyi saz çalarsa çalsın, zakir olarak kabul edilmez.

Bu yönüyle Ahmet Uğurlu Dede Zakirlik ve İrfan Ocağı’nın, zakirlik geleneğinin asıl anlam ve derinliğiyle yaşatılmasına katkı sunması hedefleniyor.

Muhabir: Merve Kiraz