Erzincan’ın bereketli toprakları, sadece tarım ürünleriyle değil, derinliklerinden fışkıran eşsiz bir beyaz altınla da asırlardır adından söz ettiriyor. Kemah ilçesinin Kömür köyünde yüzyıllardır sessiz sedasız çıkarılan doğal kaynak tuzu, sıradan bir tatlandırıcı olmanın çok ötesinde bir hikâye barındırıyor. Yalnızca güneşin ve rüzgârın gücüyle billurlaşan bu coğrafi işaretli tuz, geçmişin izlerini günümüz sofralarına taşıyan nadide bir şifa kaynağı olarak değerini koruyor.
Tarihin Derinliklerinden Gelen Lezzet
Hitit kaynaklarında "Hayaşa" olarak bilinen Erzincan bölgesi, binlerce yıl önce de tuz üretimine ev sahipliği yaptı. Urartular ve Perslerin ardından Mengücek Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de önemini koruyan ocaklar, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi'nde de kendisine yer buldu. Günümüzde 450 yıllık bir geçmişle anılan tesis, İpek Yolu'nun tarihi dokusunu hissettiren bir köprü işlevi görmeyi sürdürüyor.

Güneş ve Rüzgârın Eseri
Kemah’taki 250 bin metrekarelik devasa alanda üretim, tamamen doğanın sunduğu imkânlarla gerçekleşiyor. Yer altından yaklaşık 100 metre derinlikten çıkarılan tuzlu su, 150’den fazla özel havuza aktarılıyor. Yaz aylarının kavurucu sıcağı ve rüzgârın etkisiyle buharlaşan sudan geriye, kristalize olmuş saf kaya tuzu kalıyor. Bölgedeki üretim kapasitesi, hava sıcaklıklarının artış göstermesiyle doğru orantılı olarak yükseliyor.
Kimyasaldan Uzak Doğal Miras
Coğrafi işaret tesciliyle kalitesi kanıtlanmış olan Kemah tuzu, içeriğinde hiçbir kimyasal ve ağır metal barındırmıyor. Yüzde 14 ile yüzde 24 arasında değişen ideal tuzluluk oranı ve zengin mineral yapısı, onu sağlıklı bir seçenek haline getiriyor. Gıda ürünlerinin bozulmadan uzun süre saklanabilmesine olanak tanıyan amorfik yapısı sayesinde, sadece yöre halkının değil, büyük şehirlerdeki tüketicilerin de vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.




