Tozlu arşivlerin karanlığından süzülen siyah beyaz bir film şeridi, Erzincan’ın hafızasında zamanı 1939’un o kara kışına, zemheri ayazına geri sarıyor. Yıkımın ortasında yankılanan sessizliği, karla örtülü enkaz yığınlarını ve bir şehrin yok oluşunu kaydeden İngiliz kameraları, aslında sadece bir afeti değil, Anadolu insanının çaresizlikle imtihanını da tarihe not düşüyor. Yıllardır anlatılan o "Büyük Erzincan Depremi" hikayeleri, bu görüntülerle ete kemiğe bürünüyor; dedelerimizin, ninelerimizin yaşadığı o kıyamet günü, bir film karesinden çıkıp bugüne, torunlarının gözlerinin içine bakıyor.
Erzincan tarihinin en derin travması olan 1939 Büyük Erzincan Depremi’ne ait ortaya çıkan bu tarihi video, şehrin hafızasında kapanmayan yarayı yeniden hatırlattı. Dönemin İngiliz haber ajansı tarafından "The Turkish Earthquake" başlığıyla dünyaya servis edilen bu siyah beyaz görüntüler, sadece bir haber bülteni değil, adeta geçmişe açılan hüzünlü bir pencere niteliği taşıyor.
Görüntülerde, eksi 30 dereceleri bulan dondurucu soğukta ve metrelerce karın altında yaşam mücadelesi veren Erzincan halkının çaresizliği ile metaneti aynı karede buluşuyor. Yıkılan taş binaların enkazı, kurulan çadır kentler ve dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün enkaz başındaki incelemeleri, felaketin boyutunu bugünün kuşaklarına aktaran en somut tarihi vesika olarak kayıtlara geçiyor.
Erzincan ovasının bembeyaz bir hüzne büründüğü o günleri yansıtan bu nadide kayıt, felaketin sadece fiziksel bir yıkım olmadığını; kara vagonlara bindirilen yaralılar ve enkaz arasında hayata tutunmaya çalışan çocukların bakışlarıyla toplumsal bir acı olduğunu da belgeliyor. Bu görüntüler, Erzincanlılar için atalarının yaşadığı o büyük kıyametin sessiz ama en güçlü tanığı olarak arşivlerdeki yerini alıyor.





