İNSANLIĞIN FETRET DEVRİ VE İKİNCİ SAADET MÜJDESİ

Abone Ol

Bugünün insanlığı adeta İslam öncesi cahiliye dönemini yaşıyor. Güçlünün haklı olduğu, ahlaksızlığın kol gezdiği, faizin zirve yaptığı, rahmani sıfatların unutulduğu bir dönemde yaşıyoruz. İnsanlar öyle bir bunalım içindeki sürekli olarak eşyanın kalitesini artırmakla beyhude bir çözüm arayış içinde. Güçlüler öyle bir haklılık rolü oynuyor ki mazlumların masumiyetini sorgular hale geliyoruz.
O dönemde kabile asabiyeti vardı, bir taassup vardı, bugün fikir taassubu var. O dönemde putlara tapılırdı, bugün paraya, makama ya da sevdiği bir insana o derece, belki daha ileri bir tapınma var. O dönemde kölelik vardı, insanlar fiziki işgal altında idi. Bugün fikri işgal altında, hasmını dost zanneden bir işgal hemde.
O gün kan davaları vardı, birbirini yersiz öldüren insanlara şahit oluyordu âlem. Bugün insanlar birbirlerini manen öldürüyor; saygısızlık ile, yalan ile, hile hurda ile toplumu öldürüyoruz adeta. O gün tefecilik ekonomiyi bitirirken bugün hırs bizleri bitiriyor. Kaybettiklerimizin farkında değiliz ve adeta fetret döneminde yaşıyor gibiyiz.

Putçuluk yerini marka takıntısına bıraktı. Aşırı tüketim bağlılığı insanlara yaratıcıyı unutturdu. Tabir-i diğerle yaratıcı, gayrimeşru olan bu muhabbetin neticesi olarak kendisini bizlere unutturdu.
Kabilecilik kendini milliyetçiliğe bıraktı. İnsanlar bugün belki putlara tapmıyor, fakat taşıdığı ene cihazına öyle bir tapıyor ki tek başına bir kabile hissiyatıyla değer biçiyor arzu ve isteklerine…

Bugün modern köleleriz hepimiz. Hepimizin bir zaafı var ve o olmazsa olmaz gibisinden inancımızla uzaktan yakından alakası olmayan heveslerin peşindeyiz. Bağımlılık ve Mümin sıfatı bir arada olabilir mi hiç ? Kısacası alem karanlık, hadisat sarsıcı, geçmişimiz elemli ve istikbale karşı bir endişe içindeyiz.

İslam tam da böyle bir dönemde gelmişti. Kadınlar kadınlığın, köleler özgürlüğün, çocuklar evlatlığın tadına İslam gelince ulaşmıştı. Babalar merhamet nedir o zaman öğrendi. Anneler kızlarına acı ile değil, şefkat ile, sevgi ile sarılmayı o zaman öğrenmişti.

Toplum kısa sürede necat bulmuş, 23 yıl gibi kısa bir sürede dünyanın en Bedevi kavmi, dünyanın en Medeni haline gelmişti. İslamiyeti dünyanın başına geçiren Hz. Peygamber (asm) müjdeliyordu; yok olmayacaksınız, ebedi bir hayatınız var, insanca yaşamak bu dünyada da mümkün diyordu.

Bugün gecelerimiz çok karardı evet, fakat kararan gecelerin sabahları pek yakındır. Gecenin en koyu zamanı sabaha en yakın olandır. İslamiyet bir güneş gibi yeniden doğuyor dünyaya, yeniden kucaklıyor Rahmani sıfatlara hasret olan insanlığı. Yeniden tulû edecek, yeniden hükümran olacak.

Lakin kendisine fedailer istiyor. Hayatını bu uğurda feda edenler kendini kurtaracak. Heva ve hevesine tabi olanlar kaybedecek. Çok kazanmanın değil kanaatin sırrını idrak edenler kazanacak. Az kazanmanın geçinmek için yeterli olduğunu, çok kazanmanın geçinmek için yetersiz olduğunu idrak edenler rahat edecek.
Velhasıl, dünya yeni bir oluşuma gebedir. Ve bu arayış İslam’ın cihanşümul kaideleri ile ancak çözüm bulacak. Ferdi ya da devletler İslam’a yakın olduğu nispette feraha erecek. Uzak olduğumuz nispette karanlığa gark olacağız. Ve bu seçim bize ait.