BİLİM VE TEKNOLOJİ

Instagram Pozlarının Arkasındaki Görünmez Duvar

Kentin kaotik düzeninden kıra kaçanların romantik anlatısı, yerini çarpıcı bir gerçekliğe mi bırakıyor? Kapsamlı bir saha araştırması, "yeni köylülüğün" bilinmeyen sosyolojik portresini ve sürdürülebilirlik krizini gün yüzüne çıkarıyor.

Abone Ol

Büyükşehirlerin gürültüsü, trafiği ve bitmek bilmeyen tüketim döngüsü, her geçen gün daha fazla insanı "her şeyi geride bırakma" hayaline sürüklüyor. Ancak bu kaçış sadece bir mekan değişikliği mi, yoksa insanın doğayla ve kendi kimliğiyle girdiği devasa bir hesaplaşma mı? Sosyolog Tuğba Erultunca, Anadolu Üniversitesi bünyesinde hazırladığı "Anlatıdan Gerçekliklere: Kentten Kıra Dönüş" başlıklı ödüllü nitelikteki çalışmasında, bu modern göçün perde arkasını bir yıllık derinlemesine saha gözlemiyle aralıyor. Bursa’dan Muğla’ya uzanan geniş bir coğrafyada, "başka bir hayat" arayanların hikayeleri, romantik bir masaldan çok, sosyolojik bir laboratuvarın gerçekliğini sunuyor.

Instagram Karelerinin Ötesi

Haber bültenlerini ve sosyal medya akışlarını süsleyen "yemyeşil, huzurlu köy" imgesi, araştırmanın ilk bulgularında ciddi bir sarsıntıya uğruyor. Erultunca, literatürdeki "kent-kır" ayrımının çok daha ötesine geçerek, kıra dönüşçülerin zihnindeki "bakir doğa" anlatısının, sahadaki pratiklerle nasıl çarpıştığını inceliyor. Birçok katılımcı için başlangıçta "huzur" olarak kodlanan kırsal yaşam, kısa sürede fiziksel yorgunluk, ekonomik sürdürülebilirlik kaygısı ve yerel halkla yaşanan kültürel doku uyuşmazlığı gibi zorlu sınavlara dönüşebiliyor.

Yeni Köylülüğün Kimlik Krizi: "Şehirli mi, Çiftçi mi, Yoksa Ajan mı?"

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, kıra dönen bireylerin yaşadığı kimlik dönüşümü. Kentin beyaz yakalı dünyasından çıkan bireyler, kırsalda sadece "çiftçi" olmuyor; aynı zamanda kentin alışkanlıklarını kıra taşıyan hibrit bir kimlik inşa ediyorlar. Katılımcıların kendilerini "özgür" hissederken aynı zamanda yerel halkın bakışları altında kendilerini birer "ajan" gibi hissetmeleri, sosyolojik açıdan kentsel sermayenin kırsal alanda nasıl yeniden konumlandığını gösteriyor. Araştırma, bu süreci "yapmayarak, uzakta kalarak ve dışarıda durarak" kurulan yeni bir özgürlük alanı olarak tanımlıyor.

Dijital Ağlar Göçü Tetikliyor mu?

Kıra dönüş hareketi sadece bireysel bir karar değil, aynı zamanda dijital çağın bir ürünü. YouTube videoları ve televizyon programlarındaki "tersine göç" temalı içeriklerin, katılımcıların motivasyonları üzerinde belirleyici bir etkisi olduğu görülüyor. Ancak bu içerikler bir yandan cesaret verirken, diğer yandan gerçek dışı bir "masal dünyası" kurgulayarak hayal kırıklıklarına da zemin hazırlayabiliyor. Erultunca’nın çalışması, bu "anlatıların" sahadaki "gerçekliklerle" buluştuğu noktadaki kırılmaları, 40 derinlemesine görüşme ile bilimsel bir temele oturtuyor.

Devlet Destekleri ve "Hibrit" Engeller

Kırsala dönen "yeni öncüler" için en büyük engel toprakla kurulan bağ değil, sistemin işleyişi. Araştırma, tarım ve hayvancılık yapmak isteyen kentli bireylerin, hibe ve destek sistemlerindeki bürokratik engeller ve denetimsizlikler nedeniyle nasıl hayal kırıklığına uğradığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Birçok katılımcı, üretimi "kendine yetecek kadar" ile sınırlamak zorunda kalırken, kırsalın ekonomik koridorlarında hayatta kalmaya çalışıyor.

Bir Sosyolojik Devrim mi, Yoksa Geçici Bir Heves mi?

Tuğba Erultunca'nın çalışması, kentten kıra dönüşün basit bir göç hareketi değil, modern insanın "anlam arayışı" ve "özerklik mücadelesi" olduğunu kanıtlıyor. Geleceğin kırsalını, bu yeni sakinlerin getirdiği kentsel vizyon mu yoksa kırsalın kadim ama sert gerçekleri mi şekillendirecek? Bu tezin sunduğu veriler, Türkiye’nin sosyo-mekansal dönüşümünde yepyeni bir ufuk açarak, "başka türlü bir gelecek" tasavvurunun ancak derin bir anlayışla mümkün olabileceğini gösteriyor.

Kaynak: Erultunca, T. (2025). Anlatıdan Gerçekliklere: Kentten Kıra Dönüş (Doktora Tezi). Anadolu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Eskişehir. Tez No; 931961