İran, tarih boyunca Türk boylarının konakladığı, devletler kurduğu ve dillerini harmanladığı devasa bir kültürel havza olmuştur. Ancak bugün, bu topraklarda konuşulan pek çok Türk dili, resmi bir yazı diline sahip olmadıkları için "sessiz bir yok oluşun" eşiğinde. Dr. Mina Dolati Darabadi tarafından yürütülen kapsamlı bir doktora çalışması, İran’ın derinliklerindeki bu dillerin söz varlığını mercek altına alarak, Türkoloji dünyasında yepyeni bir ufuk açıyor.

Oğuz Mirasından Kadim Halaç Türkçesine

Araştırma, İran coğrafyasında konuşulan dilleri iki ana eksende inceliyor: Bir yanda Oğuz grubunun temsilcileri olan Azerbaycan, Kaşkay ve Türkmen Türkçesi; diğer yanda ise Türk dilleri sınıflandırmasında tek başına bağımsız bir kol olarak kabul edilen, adeta bir "yaşayan fosil" niteliğindeki Halaç Türkçesi. Saha çalışmaları sırasında Erdebil’den Şiraz’a, Halacistan’dan Gülistan eyaletine kadar uzanan geniş bir hat üzerinde sesli ve görüntülü kayıtlar alınarak, dillerin bugünkü durumu ilk kez bu kadar net bir şekilde deşifre edildi.

Mutfaktaki Direniş ve Hayvancılığın Dili

Araştırmanın en şaşırtıcı bulgularından biri, dillerin hangi alanlarda özgün kaldığıyla ilgilidir. İnceleme sonuçlarına göre:

  • Eşya Adları: Ev eşyaları ve modern araç gereçlerde Farsça etkisi %50’leri aşarken, Kaşkay Türkçesi mutfak aletlerinde diğer dillerde görülmeyen özgün Türkçe kelimeleri korumayı başarmıştır.
  • Hayvancılık Terminolojisi: Göçebe kültürün bir parçası olan Kaşkaylarda, hayvanların yaşlarına ve cinsiyetlerine göre verilen isimler (örneğin devenin yavrusu için "cocuq", bir yaşındaki deve için "daylaq") Türkçenin sistematik yapısının hala ne kadar canlı olduğunu kanıtlıyor.
  • ​​​​​​​Doğa ve Zaman: Türkmen Türkçesinde tespit edilen bitki isimlerinin, ne Farsçada ne de komşu Türk ağızlarında benzeri bulunmamaktadır; bu kelimeler tamamen Türkmenlere özgü bir miras olarak korunmuştur.

Farsçanın Gölgesinde Bir Hayatta Kalma Mücadelesi

Haberin en çarpıcı bilimsel tespiti ise dillerin birbirinden uzaklaşma hızıdır. Yazı dili desteği olmayan bu ağızlar, bulundukları bölgedeki baskın dil olan Farsçadan farklı derecelerde etkilenmiştir. Özellikle Halaç Türkçesi, arkaik yapısını korumasına rağmen günlük kullanımda yoğun bir ödünçleme süreciyle karşı karşıyadır. Çalışma, bu dillerin sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda Türk tarihinin göç yollarını ve kültürel etkileşimlerini saklayan birer "bellek" olduğunu bilim dünyasına hatırlatıyor.

Bilimsel Bir Kurtarma Operasyonu

Dr. Darabadi’nin bu çalışması, sadece bir karşılaştırma değil, aynı zamanda tehlike altındaki bu diller için bir "kurtarma operasyonu" niteliği taşıyor. Belgelenen binlerce kelime ve tematik dizin, gelecekte bu dillerin unutulmaması için en büyük bilimsel dayanak olacaktır.

Kaynak: Darabadi, M. D. (2021). İran Türk Ağızlarında Karşılaştırmalı Söz Varlığı (Azerbaycan Türkçesi, Kaşkay Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Halaç Türkçesi). Doktora Tezi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Tez No; 697555

Muhabir: Merve Kiraz