Anadolu tarihinde kadın hükümdarların adı nadiren öne çıkar. Oysa 12. yüzyılın sonunda Erzincan merkezli Saltuklu Beyliği’nin başına geçen Mama Hâtun, sadece istisna değil; başlı başına bir dönemin sembolüdür. Erkek egemen bir siyasî ortamda, liyâkatiyle tahta çıkan bu melîke; kılıcıyla cephede, adâletiyle halkın gönlünde yer edinmiştir.
Tahta Giden Yol: Liyâkatin Zaferi
Saltuklu Beyliği’nin güçlü hükümdarlarından 2. İzzeddin Saltuk’un kızı olan Mama Hâtun, ağabeyi ve yetişkin yeğenleri hayatta olmasına rağmen, Nâsırüddin Muhammed’in ardından beyliğin başına geçti. 1191 yılında idareyi devralan Mama Hâtun, yaklaşık on yıl boyunca Saltuklu topraklarını başarıyla yönetti. Kaynaklar, onun cinsiyetinden çok şahsiyeti, iradesi ve siyasî kabiliyetiyle öne çıktığını vurguluyor.
At Sırtında Bir Melîke
Mama Hâtun’un hükümdarlığı yalnızca sarayla sınırlı kalmadı. Gürcülerle yapılan savaşlarda ve Haçlılara karşı yürütülen mücadelelerde ordusunun başında yer aldı. Dönemin anlatımlarında, elinde kılıçla at sırtında gazâ eden, cesaretiyle askerine moral veren bir melîke olarak tasvir ediliyor.
Selâhaddîn Eyyûbî Döneminde Zor Dengeler
12. yüzyılın sonları, Anadolu için çetin bir güç mücadelesine sahne oluyordu. Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin kuzeye doğru genişleme siyaseti kapsamında yeğeni Takıyyüddin Ömer, Ahlatşahlar topraklarını hedef aldı. Hani’nin işgali ve Malazgirt kuşatması sırasında Mama Hâtun, askerleriyle birlikte Takıyyüddin Ömer’in yanında yer alarak aktif bir siyasî ve askerî rol üstlendi.
Saray İçi Mücadele ve Düşüş
Hükümdarlığının ilerleyen yıllarında Mama Hâtun’un, yeğenleriyle iktidar mücadelesi içine girdiği anlaşılıyor. Bu süreçte, olası bir tehdidi önlemek amacıyla 1201 yılında Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü’l-Âdil’e haber göndererek, nüfuz sahibi bir kişiyle evlenmek istediğini bildirdi. Ancak planlanan evlilik gerçekleşmeden Mama Hâtun tahttan indirildi, hapsedildi ve yerine yeğeni Alâeddin Melikşah geçti.
Taştan Vakfa, Vakıftan Hatıraya
Mama Hâtun’u asırlar sonra bile hatırlatan en güçlü izler, yaptırdığı hayır eserleri oldu. Erzincan’ın Tercan ilçesi, eski adıyla Mamahâtun, bu mirasın merkezinde yer alıyor. Kervansaray, mescid, hamam ve türbeden oluşan Mama Hâtun Külliyesi, dönemin Anadolu mimarisinden farklı özellikler taşıyor. Kümbetin kitabesine göre eserlerin mimarı Ahlatlı Ebu’n-Nemâ bin Mufaddal. Deprem kuşağında yer almasına rağmen yapıların günümüze ulaşması, inşadaki titizliği gözler önüne seriyor.
Evliya Çelebi’nin Kaleminden Mama Hâtun
1640’ta Tercan’a gelen Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde Mama Hâtun’dan “azîze” ve “hayır sahibi bir kadın” olarak söz eder. Türbesinin ziyaret edildiğini, cami ve hamamın varlığını kaydeder. Ancak yedi yıl sonraki ziyaretinde, vakıf gelirlerine el konulduğunu ve imâretin sahipsiz kaldığı için harap olmaya yüz tuttuğunu da not düşer.
Unutulmuş Bir Gücün Hatırlattıkları
Mama Hâtun, Anadolu tarihinde yalnızca bir kadın hükümdar değil; siyasî cesaretin, askerî kararlılığın ve kalıcı hayır anlayışının temsilcisi olarak öne çıkıyor. Bugün Tercan’da ayakta duran taş yapılar, onun kılıçla kurduğu düzenin, vakıfla kalıcı hâle getirilen mirasının sessiz tanıkları olmaya devam ediyor.
Kaynak; Merve Güleç, Şebnem Dergisi, Sayı: 201, İstifade Edilen Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi; Dr. Fatma Bayraktar Karahan, İz Bırakanlar, Ankara, 2020, sh. 46-48. islamveihsan.com





