Ankara’nın hemen yanı başında, 2020 yılında “Sakin Şehir” unvanı alan Güdül’de dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüm sadece tarımsal üretimde değil; kır ile kent arasındaki sosyal, ekonomik ve kültürel bağlarda da kendini gösteriyor.

Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Simay Özlü tarafından hazırlanan doktora tezi, Güdül ile Ankara arasında gelişen bu yeni ilişki biçimini mercek altına aldı. Çalışma, doğal gıdanın merkezde olduğu bir “türetim kültürü”nün kır-kent dayanışma ağlarını nasıl yeniden kurduğunu ortaya koyuyor.

Doğal Gıda Bir “Aktör” Olabilir mi?

Araştırmanın teorik omurgasını Aktör Ağ Teorisi (AAT) oluşturuyor. Bu yaklaşıma göre yalnızca insanlar değil; nesneler, mekânlar ve hatta gıda gibi unsurlar da ilişki ağlarında aktif rol oynayabiliyor.

Teze göre Ankara ile Güdül arasındaki yeni bağın merkezinde “doğal gıda” yer alıyor. Doğal gıda, sadece tüketilen bir ürün değil; üretici ile kentli tüketici arasında güven, dayanışma ve ortak değerler etrafında kurulan ilişkinin taşıyıcısı haline geliyor.

Bu bağlamda gıda, kır ile kent arasındaki mesafeyi azaltan bir “aktant” olarak tanımlanıyor.

Tüketici Değil, “Türetici”

Araştırmanın en dikkat çekici kavramlarından biri “türetim”. Türetim; tüketirken aynı zamanda üretim sürecine dahil olmayı ifade ediyor.

Güdül’deki modelde kentte yaşayan bireyler yalnızca ürün satın almıyor. Hangi yöntemle üretildiğini takip ediyor, üreticiyle doğrudan iletişim kuruyor, tarımsal süreçlere dair bilgi ediniyor ve sistemi destekliyor. Böylece klasik tüketici kimliği yerini “türetici”ye bırakıyor.

Bu yeni tüketim biçimi; sorumlu, sürdürülebilir ve dayanışma temelli bir ekonomik modeli işaret ediyor.

Topluluk Destekli Tarım ile Kurulan Güven Ağı

Tezin saha araştırması, Güdül’de faaliyet gösteren Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi (TADYA) üzerinden yürütüldü.

Topluluk Destekli Tarım (TDT) modeliyle çalışan kolektif, üretici ile tüketiciyi doğrudan buluşturuyor. Aracıların ortadan kalktığı bu sistemde:

  • Doğal ve agroekolojik yöntemler kullanılıyor.

  • Yerel tohum ve geleneksel üretim teknikleri tercih ediliyor.

  • Üretim süreci şeffaf biçimde paylaşılıyor.

Araştırmaya göre bu model, küresel pazara alternatif bir “Yeni Dayanışma Ekonomisi” pratiği oluşturuyor.

Sakin Şehir Unvanı ve Yavaş Yaşam Prensipleri

2020 yılında Sakin Şehir ağına katılan Güdül’de benimsenen doğal üretim anlayışı, Yavaş Yemek prensipleriyle paralellik gösteriyor.

Tez bulgularına göre TADYA doğrudan Sakin Şehir hareketine bağlı olmasa da; yerel ürünleri canlandırma, agroekolojik üretim, geleneksel yöntemleri sürdürme gibi ilkeler bakımından benzer bir çizgide ilerliyor.

Bu durum, kır-kent ilişkilerinin sadece ekonomik değil; kültürel ve etik bir zeminde de yeniden kurulduğunu gösteriyor.

Dijital Ağlar, Kırsal Alan ve Yeni Bir Hibrit Model

Araştırmada netnografi yöntemiyle üreticilerin YouTube ve podcast yayınları incelendi; ayrıca üreticiler, uzmanlar ve türeticilerle derinlemesine görüşmeler yapıldı.

Elde edilen veriler, Ankara ile Güdül arasında güven temelli bir “hibritleşme” süreci yaşandığını ortaya koyuyor.

Bu hibrit yapı:

  • Kırın üretim bilgisi ile kentin talebini birleştiriyor.

  • Mekânsal mesafeyi dijital ağlarla azaltıyor.

  • Dayanışma ekonomisini güçlendiriyor.

Sonuç olarak kır ve kent arasında yeni bir “kır-kentleşme” modeli ortaya çıkıyor.

Gıda Demokrasisi ve Alternatif Ekonomi

Teze göre sistem yalnızca alışveriş ilişkisi değil; aynı zamanda bir “gıda demokrasisi” pratiği.

Üretici ve tüketici arasında:

  • Güven

  • Şeffaflık

  • Karşılıklılık

  • Dayanışma

temel ilkeler olarak öne çıkıyor.

Bu model, insan merkezli bir ekonomik anlayış yerine bütüncül bir çevre yaklaşımını benimsiyor.

Kır ile Kent Arasında Güvene Dayalı Bir Dönüşüm

Araştırmanın temel sonucu şu:

Ankara ile Güdül arasında doğal gıda üzerinden şekillenen bir türetim kültürü gelişmiş durumda. Bu kültür, Yeni Dayanışma Ekonomisi ve gıda demokrasisi çerçevesinde kır ile kent arasında güvene dayalı bir hibritleşme süreci yaratıyor.

Başka bir ifadeyle; kır ve kent artık birbirinden kopuk iki alan değil. Doğal gıda etrafında örülen ilişki ağları sayesinde yeni bir dayanışma modeli ortaya çıkıyor.

Bu çalışma, sürdürülebilirlik tartışmalarına sahadan güçlü bir örnek sunarken; tüketim alışkanlıklarının toplumsal ilişkileri nasıl dönüştürebileceğine dair önemli bir bilimsel perspektif getiriyor.

Kaynak:
Özlü, S. (2025). Türetim Kültürü ve Kır-Kent Dayanışma Ağları: Sakin Şehir Güdül-Ankara Örneği. Doktora Tezi, Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Doktora Programı. Tez No; 947682

Muhabir: Merve Kiraz