İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu, il genelinde faaliyet gösteren Kur’an kurslarını ziyaret ederek yürütülen eğitim çalışmalarını yerinde inceledi. Muhammediye Camii Kur’an Kursu, Tekinler Kur’an Kursu, Osman Tural Camii Kur’an Kursu ile Fatma Talat Çakır Kur’an Kursu’nu kapsayan ziyaretlerde Müftü Fakirullahoğlu, öğrenciler ve kurs yöneticileriyle yakından ilgilendi.
Ziyaretlerde özellikle 4–6 yaş grubu ile ihtiyaç odaklı eğitim verilen sınıfları tek tek gezen Fakirullahoğlu, öğrencilerle sohbet ederek eğitim süreçlerine dair bilgi aldı. Kurs yöneticileriyle yapılan görüşmelerde ise kursların fiziki imkânları, yürütülen faaliyetler ve öğrenci sayıları hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. İl Müftüsü Fakirullahoğlu, erken yaşta verilen dinî eğitimin kişilik gelişimi ve değerler dünyası açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Eğitimle Kazanılan Bir Değer: Kur’ân Bilinci
İnsan için eğitimin vazgeçilmez olduğuna dikkat çekilen değerlendirmelerde, faydalı alışkanlıkların ve yetkinliklerin ancak eğitimle kazanılabileceği ifade edildi. Kur’ân-ı Kerîm gibi insanı hem dünya hem de ebedî hayat açısından doğruya yönlendiren ilahî bir kitabın, hakkıyla anlaşılabilmesi için sistemli bir eğitim sürecine ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Aksi hâlde insanların Kur’ân’ın taşıdığı derin anlam ve hikmetleri kavramakta zorlanabileceği, bunun da büyük bir manevi kazançtan mahrum kalınmasına yol açabileceği dile getirildi.
Hz. Peygamber Döneminde Kur’ân Öğretimi Hassasiyeti
Kur’ân eğitiminin öneminin, Hz. Peygamber’in (s.a.v) uygulamalarında açıkça görüldüğüne işaret ediliyor. Allah Rasûlü’nün, ashâbının ve Medine’ye gelen heyetlerin Kur’ân ve Sünnet’i öğrenmesine özel bir önem verdiği; uygun zamanlarda bizzat kendisinin, yoğunluk olduğunda ise bu görevi ehil sahâbîlere devrettiği aktarılıyor. Medine’den ayrılan heyetlerden, öğrendiklerini kendi beldelerinde öğretmeleri istenmiş; İslâm’ı yeni kabul edenlere Kur’ân’ın öğretilmesi özellikle tavsiye edilmiştir.
Sahâbîlerin Kurân’a olan bağlılığı ve öğrenme iştiyakı da dikkat çekici örneklerle ortaya konuluyor. Abdullah bin Mes’ûd’un Kur’ân’ın iniş süreçlerine dair bilgisini ifade ederken gösterdiği ilim aşkı, bu hassasiyetin en çarpıcı örneklerinden biri olarak aktarılıyor.
Sahâbe Hayatında Yaygın Bir Eğitim Faaliyeti
Rivayetler, Kur’ân öğrenme ve öğretme faaliyetlerinin sahâbe hayatının merkezinde yer aldığını gösteriyor. Ashâb-ı Suffe’de görev alan sahâbîlerin insanlara Kur’ân ve yazı öğrettiği, Medine’ye gelen misafirlerin evlerde ağırlanarak Kur’ân eğitimi verildiği belirtiliyor. Rasûlullah’ın (s.a.v) yoğun olduğu zamanlarda, yeni gelen kişileri sahâbîlere teslim ederek onların Kur’ân öğrenmesini sağladığı da nakledilen bilgiler arasında yer alıyor.
Bu örnekler, Kur’ân eğitiminin yalnızca bireysel bir ibadet alanı değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Günümüzde Kur’an kurslarında sürdürülen eğitim faaliyetlerinin de bu köklü geleneğin bir devamı niteliği taşıdığı ifade ediliyor.





