Modern toplumda mutluluk ve haz arayışı artık yalnızca bireysel bir eğilim değil; dijital ekranlar aracılığıyla sürekli yeniden üretilen bir kültürel akıma dönüşmüş durumda. Yeni bir akademik araştırma, kitle iletişim araçlarının hedonik değerleri nasıl beslediğini ve tüketim alışkanlıklarını nasıl şekillendirdiğini kapsamlı biçimde ele aldı.
Kökeni Antik Çağ felsefesine kadar uzanan hedonizm anlayışı, tarihsel olarak bireyin haz ve mutluluğu merkeze almasını savunuyordu. Ancak günümüzde bu yaklaşım, özellikle medya içerikleri aracılığıyla farklı bir boyut kazanmış durumda.
Sosyal Medya ve Reklamlar Yeni Değerler İnşa Ediyor
Araştırmaya göre sosyal medya platformları, televizyon programları, reklam kampanyaları ve dijital yayınlar; bireylere belirli yaşam tarzlarını “ideal” olarak sunuyor. Lüks tüketim, hızlı haz, anlık mutluluk ve gösteriş odaklı yaşam biçimleri sürekli tekrar edilerek normalleştiriliyor.
Özellikle algoritmaların kişiye özel içerik sunması, bireyin haz odaklı tercihlerinin pekişmesine yol açabiliyor. Bu durum, tüketimin yalnızca ihtiyaç temelli değil; duygusal ve sembolik bir araca dönüşmesine neden oluyor.
Tüketim Alışkanlıkları Nasıl Değişiyor?
Çalışma, medyanın yalnızca ürün tanıtımı yapmadığını; aynı zamanda değer ve kimlik inşasına katkı sunduğunu ortaya koyuyor. Bireyler, sahip oldukları ürünler ve deneyimler üzerinden sosyal statü üretmeye yönlendiriliyor.
Haz merkezli mesajlar tekrarlandıkça, uzun vadeli hedefler yerine kısa süreli tatmin arayışının öne çıkabildiği belirtiliyor. Bu durumun psikolojik boyutta doyumsuzluk, sosyal boyutta ise rekabet ve kıyas kültürünü artırabileceği ifade ediliyor.
Psikolojik ve Toplumsal Etkiler
Araştırma, medya yoluyla yayılan hedonik eğilimlerin bireylerin mutluluk algısını yeniden tanımladığını vurguluyor. Sürekli olarak “daha fazlasını isteme” duygusu, bireylerde memnuniyetsizlik ve tatminsizlik riskini artırabiliyor.
Toplumsal düzeyde ise tüketim odaklı kimlik inşasının, dayanışma ve ortak değerler üzerinde dönüştürücü bir etki yarattığı belirtiliyor. Haz merkezli kültür, kolektif bilinçten çok bireysel tatmine odaklanan bir sosyal yapı üretebiliyor.
Çözüm: Medya Okuryazarlığı
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, medya okuryazarlığı eğitimlerinin kritik öneme sahip olduğu yönünde. Uzmanlar, bireylerin maruz kaldıkları içerikleri sorgulama becerilerinin artırılmasının, hedonik mesajların etkisini dengeleyebileceğini belirtiyor.
Özellikle genç kuşakların dijital içeriklerle yoğun temas halinde olduğu düşünüldüğünde, bilinçli medya tüketiminin toplumsal sürdürülebilirlik açısından önemli bir araç olduğu vurgulanıyor.
Modern Toplumu Anlamak İçin Bir Anahtar
Araştırma, hedonizmin medya aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini analiz ederek modern toplumların değer dönüşümünü anlamaya katkı sunuyor. Teknolojinin yalnızca bilgi aktarmadığı; aynı zamanda arzu ve beklenti inşa ettiği gerçeği bir kez daha gündeme taşınıyor.
Kaynak: Yüksek Lisans/Doktora Tezi, “Kitle İletişim Araçlarının Tüketim Kültürü ve Hedonizmin Yayılmasındaki Rolü”, 2024. YALOVA ÜNİVERSİTESİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ İLETİŞİM VE TASARIMI ANABİLİM DALI İLETİŞİM SANATLARI BİLİM DALI KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARININ TÜKETİM KÜLTÜRÜ VE HEDONİK EĞİLİMLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ YÜKSEK LİSANS TEZİ HALİL ZAFER, Tez No: 915414





