İnsanlık tarihi boyunca hastalık yalnızca bedeni değil, ruhu ve toplumu da sarsan bir olgu oldu. Modern tıp bugün ileri teknolojilerle çözüm üretirken, geçmiş toplumlar hastalıkla nasıl baş ediyordu?
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde hazırlanan “Türk Halk İnançlarında Şifa” başlıklı doktora tezi, bu soruya şaşırtıcı derecede sistemli ve derinlikli yanıtlar sunuyor.

Tez, Türk toplumlarında hastalıkların yalnızca biyolojik nedenlerle değil; inanç, mitoloji, gelenek ve toplumsal hafıza çerçevesinde nasıl anlamlandırıldığını ortaya koyuyor.

Şifa Bir Ritüel mi, Bir Bilgi Sistemi mi?

Çalışmaya göre Türk halk inançlarında şifa, rastlantısal uygulamalardan ibaret değil. Aksine, belirli kuralları, aktarıcıları ve ritüel yapıları olan bütüncül bir sağaltma sistemi söz konusu.

Bu sistemde:

  • Hastalığın kaynağı fiziksel olabildiği gibi ruhsal ya da metafizik nedenlere de bağlanabiliyor.

  • Tedavi yalnızca hastaya değil, hastalığın görüldüğü çevreye ve zamana göre şekilleniyor.

  • İnanç, iyileşme sürecinin merkezinde yer alıyor.

Tez, bu yönüyle halk hekimliğini “alternatif” değil, kültürel bir sağlık modeli olarak ele alıyor.

Ocaklılar, Afsunlar ve Sağaltıcı Kimlikler

Araştırmada en dikkat çekici unsurlardan biri, “ocak” geleneği. Ocaklılar, belirli hastalıkları iyileştirme yetkisine sahip olduğuna inanılan kişiler olarak tanımlanıyor. Bu yetkinin:

  • Soy yoluyla,

  • Manevi aktarım yoluyla,

  • Ya da kutsal bir izinle kazanıldığına inanılıyor.

Ocaklılar yalnızca tedavi eden kişiler değil; toplumda saygınlık ve güven ile anılan figürler olarak öne çıkıyor. Bu durum, sağlık ile toplumsal yapı arasındaki güçlü bağı gözler önüne seriyor.

Fiziksel Hastalıklardan Ruhsal Rahatsızlıklara Uzanan Şifa Alanı

Tez, şifa uygulamalarını iki ana başlık altında inceliyor:

Fiziksel hastalıklar:
Siğil, egzama, kırık-çıkık, sarılık, çocuk hastalıkları, doğumla ilgili sorunlar ve daha pek çok rahatsızlık için geliştirilen uygulamalar ayrıntılı biçimde ele alınıyor.

Ruhsal ve metafizik hastalıklar:
Nazar, cin çarpması, büyü etkisi ve şeytani musallat gibi durumlara karşı geliştirilen koruyucu ve tedavi edici ritüeller, halk inanışları bağlamında değerlendiriliyor.

Bu ayrım, Türk toplumunun insanı beden–ruh bütünlüğü içinde ele aldığını gösteriyor.

Mitoloji, Din ve Şifa Aynı Zeminde Buluşuyor

Tezde dikkat çeken bir diğer nokta ise şifa uygulamalarının kökenleri. Uygulamaların:

  • Türk mitolojisi,

  • İslamiyet öncesi inanç unsurları,

  • İslamî referanslar

ile iç içe geçtiği ortaya konuluyor. Özellikle İslamiyet sonrasında bazı eski uygulamaların dini kavramlarla yeniden anlamlandırıldığı, böylece kültürel sürekliliğin sağlandığı vurgulanıyor.

Bu durum, halk inançlarının durağan değil, dönüşen ve uyarlanan bir yapı olduğunu kanıtlıyor.

Günümüz İçin Ne Söylüyor?

Tez, modern tıbba alternatif üretme iddiası taşımıyor. Ancak günümüzde giderek artan tamamlayıcı ve alternatif tıp tartışmalarına tarihsel ve kültürel bir zemin sunuyor.

Araştırmaya göre bu uygulamaların anlaşılması:

  • Toplumun sağlık algısını kavramak,

  • Kültürel mirası korumak,

  • İnanç–sağlık ilişkisini bilimsel zeminde tartışmak

açısından büyük önem taşıyor.

Şifa, Kültürün Aynasıdır

“Türk Halk İnançlarında Şifa” tezi, hastalığın yalnızca tıbbi değil; kültürel, inançsal ve toplumsal bir olgu olduğunu güçlü örneklerle ortaya koyuyor.
Binlerce yıllık deneyimin süzülerek bugüne ulaşan bu şifa anlayışı, modern dünyada insanın kendi kökleriyle yeniden düşünmesini sağlayacak nitelikte.

Kaynak

Erten, Rifai. Türk Halk İnançlarında Şifa. Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı, Erzurum, 2020. Tez No; 646107

Muhabir: Merve Kiraz