Gümüşhane'nin Kelkit ilçesi Sarıseyh köyünde dünyaya gelen, ömrünü âşıklık geleneğine adamış olan ve Erzincan'da yaşayan Âşık Yaşar Demiroğlu'nun hayatını, sanatını ve şiirlerini mercek altına alan yeni eser okuyucuyla buluştu.

Prof. Dr. Necdet Tozlu ve Prof. Dr. M. Abdullah Arslan imzasını taşıyan "Gümüşhaneli Âşık Yaşar Demiroğlu (Yaşar Demir) Hayatı Sanatı ve Şiirleri" adlı kitap, âşığın doğumundan bugüne kadar geçirdiği yaşam evrelerini, edebi kişiliğini ve şiir dünyasını kapsamlı bir şekilde gözler önüne seriyor.

Gümüşhane Kelkit Sarıseyh köyünde doğan, çocukluğu ve gençliği köyünde geçen Demiroğlu'nun hayatında askerlik görevinden eğitim hayatına, katıldığı şenliklerden aldığı ödüllere kadar pek çok detay eserde yer alıyor. 2007 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli olan, günümüzde Erzincan'da yaşayan ve sanatı gereği Türkiye'nin dört bir yanında düzenlenen âşıklar bayramlarına, şenliklerine ve festivallerine katılan Âşık, sanatını icra etmeye devam ediyor.

Doğumu, Ailesi ve Zorluklarla Dolu Çocukluk Yılları

Eserde yer alan bilgilere göre 10.03.1962 tarihinde Gümüşhane'nin Kelkit ilçesi Sarıseyh köyünde dünyaya gelen Âşık Yaşar Demiroğlu, baba Şamil ve anne Kezban'ın evladı olarak dört çocuklu bir ailenin ikincisidir. Ailenin ilk çocuğu Dursun'dan sonra üç çocuk kaybedilince, dördüncüye yaşaması için "Yaşar" adı verilmiştir. Çocukluğu ve gençliği büyük ölçüde köyünde geçen Demiroğlu, ailesinin geçimine katkı sağlamak için mal davar yaymış, tarla ve tapan işlerinde çalışmış; çobanlıkla geçen çocukluk yıllarını şiirlerinde "Mal davar yayarken vardı otağım / Taş yastığım, kuru yerler yatağım / Çobanlıkla geçti çocukluk çağım / Yağmurda ıslanıp ezilen benim" dizeleriyle dile getirmiştir.

Kitapta 141 Şiir ve Zengin Bir Edebi Analiz Yer Alıyor

Eserde yer alan bilgilere göre kitapta toplam 141 şiir ve 1 atışma bulunuyor. Tamamı hece vezniyle yazılmış olan şiirlerin dağılımında en büyük payı %59 oranla 11'li hece ölçüsü alırken, bunu %25 ile 15'li, %11 ile 8'li ve %5 ile 14'lü hece ölçüleri takip ediyor. Şiirlerin nazım şekli olarak genellikle koşma tercih edilmiş; abab/cccb/dddb/eeeb şeklinde kafiye düzeni hakim kılınmış.

Adnan Öksüz, Halil İbrahim Özdemir’in "Sıfır Numaralı Hücre" Romanını Köşesine Taşıdı
Adnan Öksüz, Halil İbrahim Özdemir’in "Sıfır Numaralı Hücre" Romanını Köşesine Taşıdı
İçeriği Görüntüle

Âşık Yaşar Demiroğlu'nun şiirlerinde sedası ve üslubuyla ilgili olarak eserde şu ifadelere yer veriliyor: Âşık, sade, yalın, temiz, duru, anlaşılır ve akıcı bir Türkçe ile seslenmekte. Türk-İslam kültürünün geniş coğrafyasından seslenen şair, okuyucuyu yormamakta; şiirin akışı sırasında gerekli gördüğü yerlerde konuya ilişkin açıklamalar yapmakta:

"Şiir yazmaya ve saz çalmaya ortaokul çağlarında başladım. Hayat şartlarından dolayı uzun bir süre şiir yazamadım. 2000 yılında Antalya'ya tayin oldum Antalya'daki Âşıklarla tanıştım ve tekrar şiir yazmaya başladım... Yazdığım şiirlerde tek isteğim kalıcı şiir yazabilmektir..."

Badeli Âşık Gelenekleri ve Rüya Motifleri

Kitapta âşığın "badeli âşık" olduğuna dair yaşadığı iki önemli rüya olayı da okuyucuyla paylaşılıyor. İlkinde emekli olduktan sonra Hacı Bayram Veli Cami'ne götürülüşü ve rüyasında emaneti alışını anlatan âşık, ikincisinde ise Mescid-i Aksa'da sabah namazı kıldığı esnada yaşadığı manevi hali dile getiriyor.

Geçmişten bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Yaşayan Halk Âşıkları" listesinde yer alan, pek çok ödüle layık görülen ve hakkında üniversitelerde tezler hazırlanan Âşık Yaşar Demiroğlu'nun bu yeni eseri, halk edebiyatı ve âşıklık geleneğine ilgi duyan okurlar için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Muhabir: Merve Kiraz