BİLİM VE TEKNOLOJİ

Şehir Bir 'Fanus' mu? Modern İnsanın 'Toprağa Dönüş' Deneyimi ve Sosyolojik Gerçeklikler

Anadolu Üniversitesi’nden Tuğba Erultunca’nın taze sosyolojik araştırması, kentten kıra göç edenlerin "cennet" hayali ile sert gerçekler arasındaki çarpışmasını, 40’tan fazla derinlemesine hikâye üzerinden bilimsel bir mercek altına alıyor.

Abone Ol

Modern kentsel yaşamın kaosu, beton yığınları ve bitmek bilmeyen rekabeti, bireyleri yepyeni bir arayışa itiyor: Kıra dönüş. Ancak bu hareket sadece bir yer değişikliği mi, yoksa insanın kendi DNA’sını ve varoluşunu yeniden tanımlama çabası mı? Sosyolog Tuğba Erultunca, 2025 tarihli doktora tezinde, Bursa’dan Muğla’ya uzanan geniş bir sahada, "kentten kıra dönüşün" romantik anlatılarını bilimsel gerçekliğin süzgecinden geçiriyor. Araştırma, kentsel fanusun dışına atlayanların hikâyelerini, "her iki taraf da fanusun dışını cennet sanıyor" diyen katılımcıların çarpıcı tanıklıklarıyla bilim dünyasına sunuyor.

Cennet Tasavvuru mu, Sosyolojik Bir Mecburiyet mi?

Kırsala dönüş, sadece emeklilik hayallerini süsleyen pasif bir hareket değil; aksine bilinçli, politik ve bazen de ekonomik bir "başkaldırı" olarak karşımıza çıkıyor. Erultunca’nın araştırmasına göre, dönüşçülerin motivasyonları ekonomik getiriden ziyade yaşam tarzı odaklı. Katılımcılar, şehrin kısıtlayıcı kimliğinden sıyrılıp kendi tarımsal vizyonlarını oluştururken; aslında modern kentsel yaşamın "kötülüklerine" karşı bir panzehir arıyorlar. Ancak bu arayış, çoğu zaman "derinliğini bilmediği bir denize girmek" gibi riskli ve belirsiz bir süreci de beraberinde getiriyor.

"Basit Bir Çiftçi Değilim": Kimliklerin Yeniden İnşası

Bilimsel bağlamda en dikkat çekici bulgulardan biri, kıra dönenlerin kendilerini nasıl tanımladıklarıyla ilgili. Araştırma özneleri, geleneksel "köylü" tanımından kaçınarak kendilerini "dünyadaki bilgiyi getiren özel bir çiftçi" veya "üretici" olarak konumlandırıyorlar. Bu durum, kırsal sosyolojide yeni bir toplumsal sınıfın filizlendiğine işaret ediyor: Entelektüel kırsal vizyonuyla yerel bilgiyi harmanlayan "yeni köylüler".

Gerçekliğin Sert Yüzü: "Şehre Kaos, Köye Huzur Dersin Yersen"

Tez, kırsal yaşamın sadece "huzur ve çiçek" olmadığını, sert toplumsal ve fiziksel bariyerleri de içerdiğini gözler önüne seriyor. Bir katılımcının "şehir medeniyet, köy ise hırs" olarak tanımladığı deneyimi, kır-kent ikiliğinin ne denli karmaşık olduğunu gösteriyor. Kentli anatominin çapa sallamaya direnci, ekonomik sürdürülebilirlik sancıları ve yerel halkla yaşanan kültürel çatışmalar, romantik "anlatıların" yerini sarsılmaz "gerçekliklere" bıraktığı noktalar olarak öne çıkıyor.

Bilimsel Bir Çağrı: Kolektif Bir Gelecek Tasavvuru

Erultunca’nın çalışması, kırsala dönüşün bireysel bir kurtuluş çabasından ziyade kolektif bir birliktelik potansiyeli taşıdığını savunuyor. Araştırma, devlet desteklerinin ve teşviklerin denetimsizliğine, "kırsal alan" tanımlarının dar kalıplarına dikkat çekerek; gerçek bir kırsal dönüşüm için politika reformlarının şart olduğunu bilimsel verilerle kanıtlıyor. Bu çalışma, "Bilim iyi hikâyeler anlatmayı öğrenebilir mi?" sorusuna verilmiş güçlü bir yanıt niteliğinde.

Kaynak: Erultunca, T. (2025). Anlatıdan Gerçekliklere: Kentten Kıra Dönüş. (Doktora Tezi). Anadolu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Eskişehir. Tez No; 931961