Erzincan

Sessiz Bir İrfanın İzleri: Erzincan’ın Gönül Rehberi Pîr-i Sâmî Hazretleri

Erzincan’ın manevi rehberlerinden Pîr-i Sâmî Hazretleri, sade yaşamı, derin irfanı ve sessizlikte olgunlaşan gönül mirasıyla kuşaklar boyunca saygıyla anılıyor.

Abone Ol

Erzincan’ın manevi tarihinde müstesna bir yere sahip olan Pîr-i Sâmî Hazretleri, hayatı boyunca sergilediği sade duruşu, derin irfanı ve insanı merkeze alan anlayışıyla gönüllerde kalıcı izler bırakan önemli bir tasavvuf büyüğü olarak anılıyor. Gösterişten uzak yaşamı ve sessizlik içinde yürüttüğü irşad faaliyeti, onu Erzincan’ın manevi mimarları arasında özel bir konuma taşıdı.

19. yüzyılın ortalarında Erzincan’da dünyaya gelen Pîr-i Sâmî Hazretleri, küçük yaşlardan itibaren ilme yöneldi. Medrese tahsiliyle sağlam bir ilmi altyapı edinen Hazret, yalnızca zahiri bilgiyle yetinmeyerek tasavvuf yolunda da derinleşti. Döneminin önde gelen alim ve mürşitlerinden istifade ederek, ilim ile irfanı bir arada yaşatan bir anlayış benimsedi.

Hayatının ilerleyen dönemlerinde Erzincan’a dönerek irşad faaliyetlerini burada sürdüren Pîr-i Sâmî Hazretleri, insanlara yüksek perdeden öğütler vermek yerine, hal diliyle örnek olmayı tercih etti. Onun sohbetlerinde uzun sözler değil; tevazu, sükûnet ve gönül terbiyesi ön plana çıktı. Bu yönüyle Pîr-i Sâmî Hazretleri, kalpten kalbe kurulan görünmez bağların en güçlü temsilcilerinden biri olarak hafızalarda yer etti.

Toplumun her kesiminden insanla kurduğu samimi ilişki, onun etrafında doğal bir gönül halkası oluşmasını sağladı. Makam, unvan ve övgüden uzak durması; irfanını sessizlikle yoğurması, Pîr-i Sâmî Hazretleri’nin en belirgin vasıfları arasında gösteriliyor.

Bugün Erzincan’da kabri ve hatırası büyük bir saygıyla yaşatılan Pîr-i Sâmî Hazretleri, yalnızca bir dönemin değil, kuşaklar boyunca süren bir manevi yolculuğun sembolü olarak kabul ediliyor. Onun mirası, yüksek sözlerde değil; tevazuda, iç disiplininde ve insanın kendini bilme yolculuğunda saklı olmaya devam ediyor.