ŞEYTANİ PAYLAŞIM HİLELERİ 1

Abone Ol
Belki bir karanlık sonu görünmeyen tünelin içinden geçtiğimizden Türkiye’nin dışarı ile ilgili ( Genellikle Batılı ülkelerle ) temaslarının ne kadar yoğunlaştığını fark edemiyoruz. Son zamanlarda Bu Ülkeye gelen gidenin haddi hesabı yok. En çok 2002’den itibaren daha hızlı bir şekilde artarak Türkiye’ye gelenlerin sırasıyla sayılarının artmasında ki nedenlere bir bakalım. Bu kadar sıkça ziyaret trafiği neden çok yoğun durumda,
     Önce ABD Dışişleri Bakanı, ABD’nin en kanlı karanlık oyunun bölümü olan Büyük Ortadoğu Projesi ( BOP ) Kapsamında Amerika’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi, Amerikan İstihbaratı Dünyanın para trafiğini kontrolünü elinde bulunduran Uluslararası Para Fonu ( IMF ) yöneticileri, Avrupa birliği otoriteleri, Türkiye’nin bulunduğu Coğrafik ve Stratejik önemine sahip olmasından dolayı bu ülkenin Dışişleri ve İçişleri ile ilgili yakından ilgilenen ve kontrol eden İç ve Dış destekli karanlık güçler, Dünyada ki tüm forumlar ( Bir kısmı da Avrupa Birliği’ne bağlı Türkiye’nin tanıdığı ve üye olduğu birçok küresel kuruluşlar ), Habitatlar, Medeniyetler İttifakı, Dinler Arası Diyalog, Model Ülke Türkiye’deki Ilımlı İslam Tarzı, Türkiye’deki sayılarını bilemediğimiz kadar NATO ve ABD üsleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ( KKTC )’nin garantör devleti Büyük Britanya İmparatorluğu olan ( İngiltere Birleşik Krallığı )’na ait üsler, son Davos zirvesi ve daha nice sayamadığımız kadar tüm toplantılar Türkiye’de yapılıyor.
     ABD Başkanı Husain Barrak Obama göreve gelir gelmez ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye yapmıştı. Bu normal bir durum değil çünkü 14 Mayıs 19948’de kurulan Terörist devlet İsrail’i dünyada ilk tanıyan devlet Türkiye değil miydi? Yani Amerika’nın derin devleti bir İsrail, bir Türkiye ve Amerika tam bir bermuda şeytan üçgeni gibi yani şeytanı temsil eden 666 rakamı gibi aynı tam bir araya gelmiş uyumlu çift eşli erkek gibi devletler. Bunlar hayra alamet değil. İsrail ile o kadar iç içe bir yakınlaşma var ki akıl mantık dışı yani TBMM’deki İsrail ve Türkiye dostluk komisyonu halen en üst seviyede faaliyette olması meclisteki diğer dostluk komisyonları işlevini ve görevini kaybederken İsrail ve Türkiye dostluk komisyonu nedense çok gelişmiş en üst seviyede aktif olması çok manidar bu da yetmemiş Türk Ordusu’nun dahi içine girmesini bırakın Türk Ordusu’nun ana karargâhı olan Genel Kurmay Başkanlığı binası içinde nerdeyse Genel Kurmay Başkanının odasının yanında yani anlayacağınız bu ülkenin İkinci Genel Kurmay Başkanı gibi olmuş.
      O kadar dostane bir vahim tablo ki yolgeçen hanına dönmüş bu ülkede bir zamanlar Amerikan deniz kuvvetlerine ait savaş gemisinde ki görevli Amerikalı askerler bu ülkenin limanlarına demir atıp bu ülkenin turizmime katkı sağlayacak kadar aşırı güveniyorduk. Amerikan ordusu ırak işgalinde 5 milyondan fazla Müslüman bacılarımızı dul bırakmaları hırsının yanında Müslüman bacılarımızın ırzlarına ve namuslarına dokunmuşlardı, hani o meşhur kan donduran işkence görüntülerini ne çabuk ta unuttuk. Ama biz unutsak ta tarih asla unutmayacak. Her zaman insanlık hafızasında duracak düşünürler olacak. Bir zamanlar bu ülkede gel tezkere gel tezkere şarkısı gibi meşhur tezkere vardı. Gecelere kadar uyumayan milletvekilleri biran önce tezkere çıksa da rahat uyumuşlardı. Ama bu rahat uyku fazla uzun sürmedi ve bir kâbus görür gibi rüyada görsek inanmazdık dediğimiz o şaşkınlık verici görüntü vardı. Amerikan deniz kuvvetlerine bağlı askerler ülkemizde Türk devletinin kolluk güçleri güvenliğinde gündüz gezerek akşamda sabahlara kadar çivisi çıkmış eğlencede Anadolu’nun sahilde yaşayan kadınlarla eğlence ve para uğruna Türk kadınları ile acıkası fuhuş yapıyorlardı. Peki, devlet ne yapmıştı. Hiçbir şey yapamamıştı.
     Her şey müttefik Amerika için yani Amerika’ya değer Türkiye’ye değer mantığı gibi, tabi zina yasağını kaldıran devlet düşünsün. Bu millet ekmeğini kazanmak derdine düştüğü için eli kolu bağlı bir şekilde bu ülkede zengin siyasetçilerin ne yaptıklarına bakıyordu. Basın ve medya aracılığı ile TV ekranlarında sempati gibi görünenler acaba gizli görüşmelerde neler konuşmuşlardı. hangi tavizler verildi. Hatırlayın 2002’de başlayan ırak işgalinden geri çekilen Amerikan savaş gemileri bizim ülkemizin limanlarını kullanmışlardı. ABD’nin istediği destek neleri kapsamıştı. Kıbrıs sorunu, Kürt sorunu, Ermeni sınırı ( Ermenistan’ın o dönem ekonomik kriz ’de olduğu yıllarda Avrupa ülkerinden finansman desteği arayan ermeni lobisi nihayet istediği desteği Arap Baharı sırasında Türkiye’ye 1974 Kıbrıs barış harekâtında müttefik ülke diye göklere sığdıramadığımız ABD ve AB’nin tüm şiddetli ambargo ve baskılarına karşı o dönem kıtlık ve karanlık dolu yıllarında Türkiye’nin haklı mücadelesine açık bir şekilde desteklerini ve hep yanımızda olan Müslüman kardeş ülke Libya’yı ilk vuran savaş uçaklarının ülkesi meşhur medeni ülke Fransa’nın başında olan cumhurbaşkanı Sarkozy’den başkası değildi. ), İstanbul’un Fatih semtinde bulunan halen ekümenlik iddiasında bulunmaya devam eden Fener Rum Patrikhanesi sorunu ( ortada fol yok yumarta yok Osmanlı zamanında bile yaklaşık 700 yıldır sorun yoktu da şimdi nerden çıktı ne sorunu acaba o yıllarda böyle boş geçti diyelim. ) bu da yetmemişti Heybeliada ruhban okulu sorunu ve Güneydoğu bölgesel sorunu vardı. Sürekli gündemde kalmıştı ne çabuk unuttuk
     Dünyanın jandarması ABD ne tavsiyelerde bulunmuştu O yıllarda acaba. Aslında bu tavsiye, öneriler ve dayatmalar yüzyıldır sürüyor. Hatta yüzyıldan fazla süren bu dayatmaların ucu Osmanlı Devleti’nin batılılaşma harekâtı olan lale devrinde belirleşerek en çok gerileme döneminde daha fazla etkisini hissettirip halen de etkisini kaybetmeden günümüz Türkiye’sinde bu varlığın planları devam ediyor. Çağdaş ve medeniyetten ödün vermeyen vahşi batılı ABD ve AB’nin yüzyıldan fazla süren hayallerine bir bakalım. Neymiş bunların planları acaba. İstek ve tavsiyelerin pek değişmediği açıkça görülüyor. Sevr antlaşmasından büyük Ortadoğu projesine kadar batının Türkiye için düşündüğü planları kapsamında yenidünya düzeninde neler var.
ABD ( Amerika birleşik devletleri )’yi bir ülke gibi değil de tıpkı bir şirket gibi yönetenler yüzyıllar boyunca başta ülkemiz olan Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya büyük ve derin bir ilgi beslemekteler.
     Bakın ABD Dış işleri bakanı Hillary Clinton o dönem görevinin ilk günlerinde Türkiye’ye uğramayı ihmal etmedi. Sempati avcılığı için kadın kadına sohbetler bile etti. Ne yazık ki Hillary’nin karşısına daha önceden isimleri belirlenmiş oturtulan kadınlar ona Afganistan, ırak, Filistin ve Gazze şeridi yönetimleri, Keşmir, Çeçenistan ( yeni ismi İçkeriya devleti olan )Myanmar ( Osmanlı devleti zamanında ki ismi Burma devleti olan ve sonra ki on yıl öncesine kadar ismi bir zamanlar Birmanya devleti olan ), Açe ( Endonezya yerel dili ile Devletin ismi Açeh olan ) ve son zamanlarda Suriye olan daha nice dünyanın her yerinde işgale uğramış Müslüman devlet ve Müslüman azınlığın mağdur kaldığı diğer kan kokan coğrafyadaki sözde demokrasi dersleri veren Amerikan icraatını sormadılar. Amerika’nın paramparça gösterdikleri haritalarını da sormadılar. ( daha iki gün öncesinde ABD’de tirajı yüksek satan en önemli gazetesi New York Times gazetesinin ilk sayfasında büyük bir şekilde yer verdiği manşette Türkiye Cumhuriyeti’nin misakı milli ( milli yemin ) sınırlarının güneydoğu bölgesinde kurdısh region başlıklı yazının yanında büyük Kürdistan haritası internete düşmüştü ve bunun yanında yetmemiş gibi gazetenin hafta sonu ekinde yenidünya haritasında Türkiye’nin yarısı Kürdistan haritası olarak gösterilmiş. )
     ABD’nin üst düzey yönetimi gülen yüzüyle sempati avcılığı yaparken acaba kapalı kapılar ardında ne konuşulmuştu. Basın açıklamalarında herkesin bildiği gibi Türkiye’nin güneydoğu bölgesi ve Irak’ın kuzeyi ( kuzey ırak demek istemiyorum çünkü bir devlet ismi gibi oluyor. Bunun için bilakis bilerek söylemek bile PKK’nın ekmeğine yağ sürmek olur. Kuzey ırak diye bir şey yok sadece Irak’ın kuzeyi denilebilir. ) konuşulmuştu. Son zamanlarda daha fazla konuşulmaya başlaması iyice bazı dengelerin alt üst olması ve kavramların değiştirilmesi bu en zor süreçte oyun içinde yeni bir oyun gibi görülüyor. Âmâ nedense bir türlü oyunun hangi bölümlerini oynadıkları ve nasıl bir detaylar var bir türlü bilinmiyor.
     Her gün kan içindeki Afganistan, ırak ve Suriye’deki Türk Amerikan işbirliği konuşulmuştu. Nasıl bir işbirliği detaylar bilinmiyordu. ( demokrasiden dem vuran kaos ve kriz ile kanla beslene Amerika demokrasiden ve insanlığın barışı ve huzurundan konuşacak değil ya tabi ki gizli ve karanlık oyunları ile Ortadoğu da bulunan devletleri oynadığı oyunla meşgul etmeye ve birbirine düşürmeye çalışıyor.) Kıbrıs nedense şu zamanlarda hiç konuşulmaz oldu yoksa Kıbrıs sorunu halloldu gibime geldi. Fakat aleyhimize olmuştur eminim. Müslüman devletlerin menfaatini kim ister ki isteselerdi eğer dünyada bu kadar kan ve gözyaşı olmazdı. Aynı sonuç Kıbrıs konusunda da detaylar bilinmiyor. Sık sık stratejik müttefik ülke olduğumuzun altı çizilerek söyleniyor. Yine detaylar bilinmiyor.