1960’lı yıllardan itibaren hız kazanan teknolojik gelişmeler, yalnızca üretim ve iletişim biçimlerini değil; kentlerin mimari dokusunu ve kültürel yapısını da köklü biçimde değiştirdi. Yeni bir yüksek lisans tezinde, bu dönüşümün kent manzaraları, mimari anlayış ve görsel sanatlar üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde incelendi.
Çalışmaya göre değişen mimari yapılar, sadece fiziksel çevreyi değil; bireyin mekân algısını, kimlik duygusunu ve toplumsal hafızayı da doğrudan etkiliyor.
Postmodern Kentler ve “Tekinsiz” Mekânlar
Araştırmada, özellikle postmodern mimariyle birlikte yapıların birbirinin kopyasına dönüşmesi ele alındı. Benzer cepheler, alışveriş merkezleri, rezidanslar ve gökdelenler kentleri giderek tek tipleştiriyor.
Bu durum, bireyde “hep aynı yerdeyim” hissi uyandırırken kentlerin kültürel kimliğini zayıflatıyor. Çalışmada bu olgu, Jean Baudrillard’ın Simülasyon kavramı ve Walter Benjamin’in Fantazmagori yaklaşımı çerçevesinde değerlendirildi.
Baudrillard’a göre simülasyon, gerçeğin yerini alan bir temsil düzeni oluştururken; Benjamin’in fantazmagori kavramı ise modern kentte tüketim kültürünün yarattığı büyüleyici ama yanıltıcı atmosferi açıklıyor.
Flanör’den Soylulaştırmaya: Kentin Sosyolojik Haritası
Çalışmanın ilk bölümünde; simülasyon, fantazmagori, flanör ve soylulaştırma gibi kavramlar örnekler üzerinden tartışıldı. Özellikle kentsel dönüşüm ve soylulaştırma süreçlerinin, toplumsal hafızayı dönüştürdüğü ve mekânsal aidiyeti zayıflattığı vurgulandı.
İkinci bölümde modernizm ve postmodernizm dönemlerinin mimari ve görsel sanatlar tarihindeki yeri ele alınırken; üçüncü bölümde ise sanatçı tarafından üretilen eserler ile çağdaş sanat örnekleri, kent ve hafıza bağlamında analiz edildi.
Beton ve Metal Arasında Yalnızlaşan Birey
Araştırma, beton ve metal yoğunluklu kent dokusunun insan-doğa ilişkisini dönüştürdüğünü ve bireyin giderek daha bireyselleşmiş bir yaşam biçimine yöneldiğini ortaya koyuyor.
Teknolojik ilerleme ile şekillenen kentler, yalnızca fiziksel mekânlar değil; aynı zamanda hafıza, kimlik ve kültürel süreklilik açısından da yeniden inşa ediliyor.
Uzmanlara göre bu dönüşüm, geleceğin şehir planlamasında yalnızca teknolojik değil; sosyolojik ve kültürel boyutların da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.
Kaynak: Yüksek Lisans Tezi (2024). 1960 Sonrası Teknolojik Gelişmelerin Kent, Mimari ve Hafıza Üzerindeki Etkilerinin Simülasyon ve Fantazmagori Kavramları Çerçevesinde İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü. Tez No: 801576