Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Erzincan Şubesi tarafından düzenlenen haftalık kültürel programlar kapsamında, bu hafta "Bosna İzlenimleri" başlıklı bir sunum gerçekleştirildi. TYB Erzincan Şubesi Başkanı Gazeteci-Yazar Halil İbrahim Özdemir, gerçekleştirdiği Bosna ziyareti sonrası derlediği notları ve görselleri katılımcılarla paylaştı.
Özdemir’in hazırladığı "Bosna İzlenimleri" çalışması, Adriyatik kıyısından iç kesimlere uzanan bu Balkan ülkesinin ekonomik, tarihi ve sosyal yapısına ışık tutuyor. Kuzeybatı ve güneyde Hırvatistan, doğuda Sırbistan ve güneydoğuda Karadağ ile çevrili olan Bosna Hersek, Adriyatik Denizi’ne kıyısı olmasına rağmen bir limana sahip değil.
İşte Özdemir’in gözlemlerinden derlenen o çarpıcı detaylar;
Erzincan ile Benzer İklim, Türkiye ile Ticari Bağlar
Başkent Saraybosna’nın iklimi, Erzincan ile benzerlik gösteriyor; Erzincan’da yetişen her türlü meyve ve sebze bu topraklarda da kendine yer buluyor. Tarım ve turizme dayalı bir ekonomiye sahip olan ülkede üzüm ve bağcılık ön plana çıkıyor. Pazar tezgahlarında Türkiye’ye ait pek çok marka görülse de, marketlerde Türk çayına rastlamak alışkanlık farkları nedeniyle pek kolay olmuyor.
Ekonomik veriler, 1992-1996 yılları arasındaki iç savaş döneminde durma noktasına gelen üretimin 1996’dan itibaren yeniden yükselişe geçtiğini gösteriyor. Ülkenin para birimi olan Bosna Markı (BAM), Euro’ya sabitlenmiş bir kura sahip.
Tarihin Dönüm Noktaları ve Osmanlı Mirası
Bosna’nın kimliği, 1463 yılında Osmanlı hakimiyetine girmesi ve İslamiyet ile tanışmasıyla şekillendi. 1878’de Osmanlı’dan ayrılan ülke; Avusturya-Macaristan ve Yugoslavya dönemlerinin ardından 1992-1995 yılları arasındaki savaş sonrası bağımsızlığını kazandı.
Şehirlerin mimari dokusunda 16. yüzyılda Bosna Beylerbeyliği yapan Gazi Hüsrev Bey’in etkisi büyük. Gazi Hüsrev Camii, medreseler, imaretler ve Bedesten gibi eserler bugün hala Saraybosna’nın en önemli tarihi şahsiyetlerinden biri olan Hüsrev Bey’in kalıcı katkıları olarak duruyor. Ayrıca 1. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyen Arşidük Franz Ferdinand suikastının gerçekleştiği Latin Köprüsü de şehrin tarihi hafızasında yerini koruyor.
Dini Hayat ve Sosyal Gelenekler
Bosna Hersek’te dini hayat oldukça canlı bir yapı sergiliyor. Vakit namazlarında ve Ramazan ayında camiler yoğun bir cemaati ağırlıyor. Sovyet döneminde bile varlığını sürdüren tarikatlar ve zikir gelenekleri bugün de devam ediyor.
Savaşın Silinmeyen İzleri
Şehir merkezlerinde binalardaki kurşun izleri ve korunan kan izleri, yakın tarihin acılarını hatırlatmaya devam ediyor. Soykırım müzesi ve Aliya İzzet Begoviç’in mezarı, bağımsızlık mücadelesinin ve yaşanan trajedilerin sembol noktaları olarak ziyaretçileri karşılıyor.
Türk vatandaşlarının pasaport ile vizesiz giriş yapabildiği Bosna Hersek, hem Osmanlı mirasıyla hem de savaş sonrası küllerinden doğan modern yüzüyle dikkat çekiyor.