Erzincan, 13 Mart 1992 akşamı, yine bir Ramazan ayının manevi ikliminde teravih namazı vaktinde, saat 19.18’de sarsılan toprakla birlikte tarihinin en zor sınavlarından birini daha verdi. 6.8 büyüklüğündeki bu yıkıcı deprem, sadece binaları yerle bir etmekle kalmadı, yüzlerce canımızı bizden kopararak şehrin hafızasında derin izler bıraktı. Yarın, bu acı günün yıl dönümünde Erzincan halkı bir kez daha kayıplarını dualarla anmaya hazırlanıyor.
Çarpık Yapılaşmanın Ağır Bedeli
1992 ve öncesinde yaşanan 1939 depremi, teknik analizler ve acı tecrübelerle sabit olduğu üzere, sadece yerin sarsılmasıyla değil, insanoğlunun mühendislikten uzak müdahaleleriyle yıkıma dönüştü. O dönemde gözlemlenen eskiden kalma kerpiç yapılaşma, denetimsiz kat artışları ve standartlara uymayan malzeme kullanımı, sarsıntının etkisini katbekat artırdı. Birçok yapının kağıt gibi yıkılması, deprem gerçeğinin değil, "depreme dayanıklı olmayan yapı" gerçeğinin asıl tehlike olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Geçmişten Alınan Dersler: Daha Sağlam Bir Gelecek
Bugün, depremin üzerinden geçen 34 yılın ardından Erzincan modern bir çehreye kavuştu. Ancak anma törenleri, sadece bir yas günü değil, aynı zamanda bir muhasebe günü niteliği taşıyor. Şehrin yeniden inşası sürecinde uygulanan yatay mimari ve güncel deprem yönetmeliklerine uygun olarak inşa edilen yeni yapıların, bizlere daha güvenli bir yaşam alanı sunduğunu ümit ediyoruz. Mühendislik biliminin gereklerine uygun, denetimli ve sağlam binaların; bir daha benzer acıların yaşanmaması için en büyük güvencemiz olduğu gerçeği bugün çok daha net anlaşılıyor.
Unutmadık, Ders Çıkardık
Erzincan, depremle yaşamayı öğrenmiş bir şehir olarak, geçmişin hatalarını bir kenara bırakıp bilimin ışığında ilerlemeye devam ediyor. 13 Mart 1992 depreminde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, geride kalanlara sabır diliyoruz. Şehrimizin bir daha böylesine büyük acılarla sınanmaması için güvenli yapılaşma bilincinin her daim diri kalması en büyük temennimizdir.





