Günümüzde sadece haber kaynağı olarak görülen gazeteler, bir zamanlar yepyeni bir sanat anlayışının ve modern bir toplumun "doğum odası" görevini görüyordu. Yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma, 1860-1876 yılları arasındaki Türk gazeteciliğinin, geleneksel edebiyatı yıkarak yerine modern Türk edebiyatını nasıl inşa ettiğini çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. Bu dönemde yayımlanan Tercüman-ı Ahval, Tasvir-i Efkâr, İbret, Hadika ve Basiret gibi gazeteler, sadece haber aktarmakla kalmamış; edebiyatın, dilin ve sosyal hayatın adeta laboratuvarı haline gelmiştir.
Sahneler Gazete Sütunlarından Yükseldi
Bilimsel araştırmaya göre, Batı’dan gelen yeni bir iletişim türü olan gazete, yine Batı kökenli bir edebi tür olan tiyatro ile ayrılmaz bir bağ kurmuştur. Tanzimat aydını, toplumsal faydayı ön planda tuttuğu için tiyatroyu halka ulaşmanın en etkili yolu olarak görmüş ve bu ilgi gazetelere doğrudan yansımıştır. Dönemin gazetelerinde yer alan tiyatro tefrikaları, oyun ilanları ve tiyatro üzerine kaleme alınan eleştiri yazıları, bu türün Türk kültürüne yerleşmesindeki en büyük itici güç olmuştur. Öyle ki, yeni edebiyatın varlığı bu dönemde şiir veya romandan ziyade, gazeteler aracılığıyla tiyatro üzerinden izlenmektedir.
Tefrikalar: Romanın İlk Adımları
Bugün binlerce sayfalık romanların kökenine indiğimizde, karşımıza yine gazete sayfaları çıkmaktadır. Araştırma, 1860-1876 yılları arasında gazetelerde yayımlanan tefrikaların, henüz bir tür olarak tam oturmamış olan roman ve hikâyenin toplum tarafından kabul görmesini sağladığını kanıtlamaktadır. Gazeteler, okuyucuyu her gün yeni bir bölümle kendine bağlayarak hem okuma alışkanlığını değiştirmiş hem de yeni edebi türlerin "test sürüşünü" yapmıştır.
Dilde Devrim ve Eğitimde Yeni Ufuklar
Gazete sadece edebi türleri değil, bizzat kullanılan dilin kendisini de dönüştürmüştür. Bilimsel veriler, gazetelerde yayımlanan dil, eğitim ve matbaa üzerine yazıların, Tanzimat döneminin çok yönlü yapısına uygun olarak edebiyatın gelişimine çeşitli yollardan katkı sağladığını göstermektedir. Halkın anlayabileceği sade bir dilin inşası, ilk kez gazete sütunlarında tartışılmış ve uygulanmıştır. Bu süreç, eğitimin yaygınlaşması ve halkın fikirsel düzeyde aydınlanması için de vazgeçilmez bir zemin hazırlamıştır.
Kamuoyu ve Kimlik İnşası
Araştırmanın sonuçları, gazetelerin sadece edebi birer araç değil, aynı zamanda toplumsal birer "mühendislik" alanı olduğunu vurgulamaktadır. Kitap ilanlarından eğitim makalelerine kadar her içerik, Batılılaşma yolundaki Osmanlı toplumunun yeni kimliğini şekillendirmede rol oynamıştır. Gazeteler; yönetici otoriteleri uyaran, kamuoyunu düzenleyen ve halkı her konuda eğitmeyi amaçlayan birer "okul" görevi üstlenmiştir.
Kaynak: Ergün Atbaşı, N. (2017). Türk Gazeteciliğinin Yeni Edebiyatın Doğuşuna Etkisi (1860-1876). Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. Tez No; 485447