Bilim dünyası, modern tarımın karanlık geçmişiyle bir kez daha yüzleşiyor. Yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma, kullanımı on yıllar önce yasaklanmış olan "organoklorin pestisitlerin" (OKP) etkilerinin sanılandan çok daha dirençli olduğunu ortaya koydu. Toprakta ve su kaynaklarında yıllarca bozulmadan kalabilen bu kimyasal bileşikler, besin zinciri aracılığıyla insan vücuduna sızıyor ve en korunaklı alan olması gereken anne karnındaki bebeklere kadar ulaşıyor. Araştırma sonuçları, bu "kalıcı hayaletlerin" sadece çevreyi değil, doğrudan biyokimyasal dengemizi ve gelecek nesillerin gelişimini tehdit ettiğini gösteriyor.

Anne Karnındaki Bariyer Kimyasalları Durdurmaya Yetmiyor

Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, anne kanı ile kordon kanı arasındaki doğrudan ilişki oldu. İncelenen örneklerin neredeyse tamamında, yasaklı maddelerin anne kanından plasenta yoluyla bebeğe aktarıldığı saptandı. Özellikle hekzaklorobenzen (HKB) adlı maddenin incelenen annelerin %100'ünde, bebek kordon kanlarının ise %96'sında tespit edilmesi, bu kimyasalların sınır tanımadığını kanıtlıyor. Bu durum, doğumdan önceki en hassas evrede bile bebeklerin bu toksik mirasa maruz kaldığını bilimsel olarak tescilliyor.

Su Altındaki Yaşamın Şifreleri Çözüldü!
Su Altındaki Yaşamın Şifreleri Çözüldü!
İçeriği Görüntüle

Kan ve Hormonlardaki Gizli İzler

Pestisit maruziyeti sadece bir "varlık" meselesi değil; vücudun işleyiş mekanizmalarına müdahale eden bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Bilimsel veriler, bu maddelerin kandaki hemoglobin düzeylerinden tiroid hormonlarına kadar geniş bir yelpazede sapmalara neden olabileceğine işaret ediyor. Araştırma kapsamında;

  • HKB düzeyleri ile kanda oksijen taşıyan hemoglobin seviyeleri arasında,

  • DDT türevleri ile böbrek fonksiyon göstergesi olan kreatinin ve bağışıklık sistemi hücresi olan lökosit sayıları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler saptandı. Ayrıca, bu maddelerin endokrin bozucu özellikleri nedeniyle tiroid hormon dengesini bozarak metabolik süreçleri de etkileyebileceği vurgulanıyor.

Deniz Ürünleri ve Beslenme Alışkanlıkları

Kimyasalların vücuda giriş yolları incelendiğinde, diyet ve beslenme alışkanlıklarının belirleyici rol oynadığı görülüyor. Araştırma, özellikle deniz ürünleri tüketimi ile kandaki pestisit konsantrasyonu arasında doğrudan bir bağ kuruyor. Deniz canlılarının yağ dokularında biriken bu maddeler, soframıza gelen gıdalarla birlikte biyolojik birikime uğruyor. Yağda çözünme özellikleri nedeniyle vücuttan atılmaları oldukça zor olan bu bileşiklerin, besin zincirinin en üst halkası olan insanda en yüksek yoğunluğa ulaştığı bilimsel bir gerçek olarak sunuluyor.

Yasaklanmış Olmaları Güvende Olduğumuz Anlamına Gelmiyor

Bu bilimsel çalışma, "yasaklandı ve bitti" gözüyle bakılan çevresel kirleticilerin aslında on yıllar süren bir biyolojik döngüye sahip olduğunu gösteriyor. Gelecek nesilleri korumak için çevresel kirlilikle mücadelenin sadece bugünü değil, geçmişin kalıntılarını da kapsaması gerektiği bilimsel bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor.

Kaynak: İşiner Kaya, B. (2017). Anne ve Kordon Kanında Organoklorin Pestisit Düzeylerinin Belirlenerek Annenin Biyokimyasal Parametreleri ve Yenidoğan Üzerindeki Etkilerinin Araştırılması. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, Ankara. Tez No; 468833

Muhabir: Merve Kiraz