Çocuk istismarı yalnızca mağdur çocukların değil, onlarla çalışan profesyonellerin de ruhsal dünyasında derin izler bırakıyor. 2024 yılında Erzurum Teknik Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde tamamlanan ve Erzurum Şehir Hastanesi bünyesindeki Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) çalışanlarını odağına alan nitel bir araştırma, adli görüşme sürecinin perde arkasını bilimsel bir yaklaşımla gözler önüne serdi.
Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı’nda hazırlanan tezde, çocuk istismarı vakalarında görev alan sağlık personelinin deneyimleri, karşılaştıkları sorunlar ve geliştirdikleri baş etme stratejileri fenomenolojik yöntemle derinlemesine incelendi.
Travmanın Tanıkları: Adli Görüşmecilerin Deneyim Haritası
Araştırma, Temmuz 2023 – Mart 2024 tarihleri arasında ÇİM’de görev yapan altı adli görüşmeci ile gerçekleştirildi. Yarı yapılandırılmış görüşmeler, Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz yöntemiyle değerlendirildi.
Elde edilen veriler dört ana tema altında toplandı:
-
İstismar hakkında genel görüşler
-
Mesleki deneyimler
-
Adli görüşme sürecinde karşılaşılan sorunlar
-
Yaşanılan duygusal sorunlar
Katılımcıların ifadeleri, istismarın yalnızca hukuki bir dosya değil; ağır bir insani ve psikolojik yük olduğunu ortaya koydu.
En Kritik Neden: “Aile İhmali ve Sevgisizlik”
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, çocuk istismarına zemin hazırlayan faktörlerin başında aile ihmali ve sevgisizlik olgusunun gösterilmesi oldu.
Katılımcılar, çocukların korunmasında aile içi bağların zayıflamasının belirleyici rol oynadığını vurguladı. İstismarın yalnızca bireysel sapkınlık değil, çoğu zaman ihmal ve duygusal yoksunlukla beslenen bir süreç olduğu ifade edildi.
Bu bulgu, istismarla mücadelede yalnızca adli değil, sosyal ve önleyici politikaların da güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
İkinci Travma: Görüşme Odasında Yaşanan Psikolojik Yük
Çalışmada adli görüşmecilerin yalnızca mesleki değil, derin duygusal etkiler yaşadığı belirlendi. Katılımcılar:
-
Güvensizlik
-
Ön yargılı olma
-
Agresiflik
gibi duygusal tepkilerin yanı sıra;
-
Ağrı
-
Mide bulantısı
-
Uyku bozuklukları
gibi psikosomatik belirtiler yaşadıklarını bildirdi.
Bu bulgular, çocuk istismarıyla çalışan profesyonellerin ikincil travmatik stres riski altında olduğunu gösteriyor. Adli görüşme süreci yalnızca çocuğun değil, süreci yöneten uzmanın da ruhsal dayanıklılığını test ediyor.
Baş Etme Stratejileri: “Dikkati Başka Yöne Çekmek”
Araştırmada görüşmecilerin stresle baş etmek için en sık başvurduğu yöntemin “dikkati başka yöne çekme” olduğu saptandı.
Bu durum, kurumsal düzeyde psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Çünkü bireysel baş etme yöntemleri, uzun vadede tükenmişliği önlemede yeterli olmayabilir.
Neden Bu Çalışma Önemli?
Literatürde ÇİM’lerin işleyişi ve personelin bilgi düzeyine ilişkin çalışmalar bulunsa da, adli görüşmecilerin deneyimlerini derinlemesine ele alan nitel araştırmaların sınırlı olduğu belirtiliyor.
Bu tez, çocuk istismarına yalnızca mağdur perspektifinden değil, sistemin içinde yer alan profesyonellerin gözünden bakarak önemli bir boşluğu dolduruyor.
Çocuk istismarıyla mücadelede multidisipliner yaklaşımın gerekliliği bilinirken, bu çalışmanın ortaya koyduğu veriler, çalışanların ruh sağlığını korumanın da sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu gösteriyor.
Travma Tek Taraflı Değil
Araştırma sonuçları, çocuk istismarıyla mücadelenin yalnızca hukuki yaptırımlar veya tıbbi müdahalelerle sınırlı olmadığını; psikososyal boyutun hem mağdur hem de profesyonel açısından bütüncül ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Adli görüşme odasında kayda geçen her ifade, aslında iki ayrı travmanın hikâyesini barındırıyor: Biri çocuğun, diğeri o hikâyeye tanıklık eden uzmanın.
Kaynak
Şahin, F. (2024). Çocuk İzlem Merkezi Çalışanlarının Çocuk İstismarı ve İhmal Konusundaki Deneyimleri: Bir Kalitatif Çalışma. Yüksek Lisans Tezi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı, Erzurum Teknik Üniversitesi. Tez No; 865205