Anadolu’da mumya olur mu? Bu soru, çoğu zaman şaşkınlıkla karşılanır. Zihinlerde Mısır piramitleri, firavunlar ve Nil kıyıları canlanır. Oysa Anadolu’nun kalbinde, Fırat havzasının kadim topraklarında yer alan Erzincan, bu ezberi bozan güçlü bir gerçeği saklıyor. Kemah ilçesindeki Sultan Melik Türbesi, yalnızca bir anıt mezar değil; Anadolu’da mumyalama geleneğinin somut, sessiz ve çarpıcı bir kanıtı.
Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’nun sosyal medya paylaşımıyla yeniden gündeme gelen Sultan Melik Türbesi, Anadolu’da ölüm sonrası bedeni koruma düşüncesinin nasıl köklü bir kültüre dayandığını gözler önüne seriyor.
BİR GAZİNİN, BİR MEDENİYETİN İZİ
Sultan Melik Türbesi, Mengücekli hükümdarı Melik Alp Karaaslan adına inşa edildi. Sultan Melik, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde ön saflarda yer alan gazilerden biri olarak biliniyor. Onun adı, yalnızca askeri başarılarla değil, ardında bıraktığı mimari ve kültürel mirasla da yaşıyor.
Kemah’ta yükselen bu yapı, Anadolu’da Selçuklu kimliğinin erken ve güçlü izlerinden biri olarak kabul ediliyor.
TAŞTA VE TUĞLADA SELÇUKLU İMZASI
Türbe, Selçuklu kümbet mimarisinin seçkin örneklerinden biri. Alt bölümü kare planlı, gövdesi çokgen formda yükselen ve üstü külahla örtülü olan yapı; tuğla işçiliği, geometrik süslemeleri ve dengeli oranlarıyla dikkat çekiyor.
Bu mimari dil, yalnızca estetik bir tercih değil; dönemin dünya görüşünü, ölüm ve sonsuzluk anlayışını da yansıtan sembolik bir anlatı sunuyor.
MEZAR ODASINDAKİ SESSİZ TANIK: MUMYALI NAAŞ
Sultan Melik Türbesi’ni Anadolu’daki birçok kümbetten ayıran en çarpıcı unsur, mezar odasında yer alan sandukada bulunan mumyalanmış naaş. Sultan Melik’e ait olduğu değerlendirilen bu naaş, eski Türk gelenekleri ve inançlarının etkisiyle mumyalanmış durumda.
Bu durum, Anadolu’da mumyalamanın yalnızca Mısır’a özgü olmadığını; Türk-İslam dünyasında da farklı yöntemlerle uygulandığını gösteriyor. Amaç, ruhun öteki dünyadaki yolculuğunda bedenin bozulmadan korunması.
ANADOLU’NUN GİZLİ MUMYA HARİTASI
Anadolu, sanılandan çok daha zengin bir mumya mirasına sahip. Kapadokya bölgesinde Aksaray ve Niğde’de bulunan çocuk ve kedi mumyaları, Ortaçağ’dan kalma inanç dünyasına ışık tutuyor. Amasya’da ise İlhanlı soylularına ait, iç organlarıyla birlikte mumyalanmış örnekler bulunuyor.
Bu örneklerin her biri farklı dönemlere, farklı kültürlere ait. Ancak Erzincan’daki Sultan Melik Türbesi, Türk-İslam geleneği içinde mumyalamanın erken ve özgün örneklerinden biri olmasıyla ayrı bir yerde duruyor.
ERZİNCAN’IN FARKI: MUMYA VE MANEVİYAT BİR ARADA
Sultan Melik Türbesi, yalnızca arkeolojik bir buluntu alanı değil. Aynı zamanda manevi yönü güçlü, ziyaret edilen, yaşayan bir kültürel mekân. Bu yönüyle Erzincan, mumyayı müze vitrininin soğukluğundan çıkarıp yaşayan tarih algısının içine yerleştiriyor.
Burada mumya, sergilenen bir nesne değil; bir medeniyetin inanç dünyasının parçası.
ANADOLU’DA MUMYA VAR MI? ERZİNCAN'DA CEVABINI VERİYOR
Vali Hamza Aydoğdu’nun dikkat çektiği Sultan Melik Türbesi, bu soruya en net yanıtı veriyor:
Evet, Anadolu’da mumya var.
Üstelik bu mumyalar, yalnızca bedenleri değil; bin yıllık inançları, kültürleri ve yaşam felsefelerini de günümüze taşıyor.
Erzincan, Sultan Melik Türbesi ile Anadolu’nun bilinmeyen katmanlarına açılan güçlü bir kapı sunuyor. Tarihin sessiz tanıkları, Kemah’ta ziyaretçilerini bekliyor.