Arkeoloji dünyası, İkinci Dünya Savaşı’nın zorlu şartları altında gerçekleşen ve tarihin akışını değiştiren o büyük keşfi konuşuyor. Fransız arkeolog Pierre Montet tarafından 1940 yılında Tanis’te gün yüzüne çıkarılan mezar, antik Mısır tarihinin en büyük sürprizlerinden birine ev sahipliği yapıyor. 21. Hanedanlık döneminde, M.Ö. 1047 ile 1001 yılları arasında hüküm süren Firavun I. Psusennes’e ait olan bu mezar, nadir görülen bir şekilde tamamen sağlam ve hiç soyulmamış halde bulundu.
Yedi Altın Zincir ve Tanrısal Semboller
Mezardan çıkarılan en görkemli eserlerin başında, antik Mısır mücevher sanatının zirvesini temsil eden kraliyet kolyesi geliyor. Yedi ayrı altın zincirden oluşan bu muazzam eser, üzerinde kralın isminin kazındığı iki kartuşun yer aldığı büyük bir altın tabakla birleşiyor.
Kolye üzerindeki detaylar ise hayranlık uyandırıcı:
-
İlahi Figürler: Altın tabağın yanlarında Tanrıça Amun ve Tanrıça Mutt’un küçük heykelleri yükseliyor.
-
Değerli Taşlar: Mücevherlerle süslenmiş kanatlı güneş diski; lapis lazuli, turkuaz ve karnelyan gibi nadide taşlarla bezenmiş durumda.
-
Sanatsal İşçilik: Zincirlerin her bir halkası, nilüfer çiçekleriyle süslenerek gerçek bir sanat şaheserine dönüştürülmüş.
Mısır Müzesi’nde Ziyaretçilerini Bekliyor
Eski Mısırlıların sanat ve mücevherat alanındaki olağanüstü ustalığının bir kanıtı niteliğindeki bu kolye, günümüzde Kahire’deki Mısır Müzesi’nde sergileniyor. Binlerce yıl boyunca yer altında korunarak günümüze ulaşan bu eser, firavunların ihtişamını ve o dönemin estetik anlayışını tüm dünyaya sergilemeye devam ediyor.





