Doğu Anadolu’nun kalbinde, Kara-Su Vadisi’nin sol kıyısında, Tanasur Deresi’nin serinliğinde kurulan Kemah, sadece bir ilçe değil; adeta tarihle yoğrulmuş bir kültür mirası. Deniz seviyesinden 1038 metre yükseklikte, kadim kalesinin koruyucu şefkati altında varlığını sürdüren bu şirin belde, bugün hala geçmişin izlerini mahallelerinde taşımaya devam ediyor.
Derenin Vadisinde Bir Yaşam Kültürü
Şehrin dokusu, yüzyıllar boyu Tanasur Deresi’nin açtığı derin vadinin eteklerinde şekillendi. Eskiden ticaretin kalbi kalenin dibinde atar, esnaf her sabah kırk hayvanla çarşıya inerdi. Bugün ise Aşağıgedik, Derebaşı, Ortagedik ile Mektepönü ve Pörhenkbaşı mahallelerinin bir kısmı, hala bu tarih kokan vadide yaşamı sürdürüyor.
Tarihin Kavşak Noktası
Hitit kaynaklarında "Hayaşa", Assur belgelerinde Nairi konfederasyonunun bir parçası olarak geçen Kemah, tarihin her döneminde stratejik bir geçit noktası oldu. Ancak beldenin kaderini değiştiren en önemli an, 19 Mayıs günü yaşandı. Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin zorlu bir kuşatmanın ardından fethettiği Kemah, bu tarihten sonra müstakil bir sancak olarak yeniden hayat buldu. Padişahın bizzat incelemelerde bulunduğu ve burç eklettiği kale, bugün hala o günlerin görkemine tanıklık ediyor.
Harem ve Selamlığın Mimarisi
Sıtkı Küçüktaş’ın aktardığı detaylar, Kemah evlerinin sadece birer yapı değil, birer sosyolojik birim olduğunu ortaya koyuyor. Çoğunlukla iki katlı, zemin katları depo veya ahır olarak kullanılan bu evlerde, "haremlik ve selamlık" ayrımı, yaşam düzeninin temelini oluşturuyor. Misafir odalarındaki "tekne tavan" yönteminden, kapılardaki "kalpaklı çivi" işçiliğine kadar her detay, azla yetinen ama bolluk içinde yaşayan bir toplumu yansıtıyor. Evler, üzerlik otu, koç boynuzu ve kapılara kazınan "Maşallah" yazılarıyla nazardan korunuyor.
Tandır Başında Aktarılan Bir Kültür
Kemah’ın sosyal hayatı, gelenek ve göreneklerle sıkı sıkıya bağlı. Tandır başları, sadece yemek pişirilen yerler değil, bilginin kuşaktan kuşağa aktarıldığı birer okul görevi görüyor. Gendime pilavı ve yaprak dolmasının kokusuyla ısınan tandır odalarında, erkek çocuklar kahramanlık hikayeleriyle büyürken, kızlar el sanatları ve ev terbiyesiyle yetişiyor.
Geleneksel kıyafetlerden metal kösteklere, çıtlık denilen ayakkabılardan ahmediye sarıklara kadar uzanan bu zengin maddi kültür, bugün artık evlerin köşelerinde, eski sandıklarda veya araştırmaların satır aralarında kendine yer bulabiliyor. Geçmişin ihtişamlı günlerinden kalan bu miras, Kemah’ın taş duvarları arasında sessizce hikayesini anlatmaya devam ediyor.
Kaynak: Sıtkı KÜÇÜKTAŞ’ın “KEMAH EVLERİ” Adlı kitabından bölümler alınarak oluşturulmuştur. (https://kemah.eu/kemah-evleri/)





