Din İşleri Yüksek Kurulu, zekât mallarının hayır kurumlarınca nemalandırılmasının caiz olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yapılan açıklamada, Hz. Peygamber’in zekât mallarını hak sahiplerine teslim etmedeki hassasiyeti, ürünlerin zekâtının hasat gününde hemen verilmesini emreden âyetler ve muhtaç kimselerin ihtiyaçlarının bir an önce karşılanması zarureti vurgulandı. Bu durumun, zekât mallarının geciktirilmeden fakire ulaştırılmasının gerekli olduğunu ortaya koyduğu belirtildi. Hz. Peygamber ve râşid halifeler döneminde uygulamanın bu yönde olduğu, dönem dönem fakirlere sarf edilene kadar zekât malının bir müddet tutulduğu ancak bu süreçte nemalandırma amacı güdülmediği ifade edildi.

Günümüzde hayır kuruluşlarının zekât ve sadakaların fakirlere ulaştırılmasında aracılık hizmeti yürüttüğü, bu kuruluşlara "vekâlet" verilerek zekât malının fakirlere ulaştırılmasının caiz olduğu bildirildi. Ancak bu kuruluşların topladıkları zekât mallarını bir an önce fakirlere ulaştırması gerektiği kaydedildi.

Bazı hayır kuruluşlarının zekât mallarını hak sahiplerine ulaştırmadan üretim alanlarında yatırıma dönüştürerek artırma (nemalandırma) yoluna gitmek istediğine dikkat çekilerek, bu uygulamanın naslara, Hz. Peygamber ve sahâbe uygulamalarına, zekâtın teşrîî hikmetlerine aykırı olmasının yanı sıra şu sakıncaları da beraberinde getirdiği belirtildi:

  • Zekât mallarını sermaye olarak kullanıp fabrika vb. müesseselerin kurulması ve gelirlerin zekât yerlerine harcanması durumunda, zekât malının neması ve menfaati fakirlere verilmiş ancak kendisinin "temlik" edilmeyeceği,

    Sır Perdesi Aralandı: İntihar ve Kaza Süsü Verilen İki Şüpheli Ölümde Büyük Operasyon!
    Sır Perdesi Aralandı: İntihar ve Kaza Süsü Verilen İki Şüpheli Ölümde Büyük Operasyon!
    İçeriği Görüntüle
  • Vekil olan kişi veya kuruluşların zekât malına zarar vermesi muhtemel tasarruflarda bulunamayacağı; nemalandırma amacıyla kullanılan malın kâr etmesi mümkün olduğu gibi zarar etmesi de ihtimal dâhilinde olduğundan, zarar durumunda malın hak sahibine ulaşmadan yok olacağı ve zekâtın verilmemiş sayılacağı,

  • Zekât malının vekillerin elinde emanet hükmünde olduğu, nemalandırma süreçlerinde kasıt veya kusur olmadan mal zarar gördüğünde vekillerin tazmin mecburiyeti bulunmadığından malın hak sahibine ulaşmayacağı ve müvekkilin zekât borcunun ödenmiş olmayacağı,

  • Mallar nemalandırılırken gerekli birtakım harcamaların da bu maldan yapılacağından fakirlerin hakkının zayi olma ihtimali bulunduğu,

  • Zekât malının nemalandırılmasının, fakirlerin ihtiyacının bir an önce karşılanması ilkesine aykırı olduğu ifade edildi.

Bu çerçevede, zekât malının hak sahiplerine verilmeden önce zekât dağıtmaya aracılık eden hayır kuruluşları tarafından nemalandırma amacıyla tasarrufa konu edilmesinin caiz olmadığı bildirildi.

Muhabir: Merve Kiraz