Doğu Anadolu, arkeoloji literatüründe çoğunlukla Urartu mirasıyla anılır. Ancak bu güçlü anlatı, Van Gölü Havzası’nın MÖ 4. yüzyıl sonları ile MS 6. yüzyıl arasındaki tarihini neredeyse tamamen gölgede bırakmıştır. Oysa bu dönem, Büyük İskender sonrası Helenistik dünya ile Roma ve Sasani imparatorluklarının kesiştiği kritik bir zaman dilimidir.
Eda Kılıç Yıldız tarafından hazırlanan doktora tezi, Van ve Bitlis merkezli Van Gölü Havzası’nı odağına alarak, bu “sessiz” kabul edilen yüzyılların aslında ciddi bir tarihsel ve jeopolitik anlam taşıdığını bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Çalışma, bugüne kadar “yok” sayılan bir arkeolojik dönemi yeniden düşünmeye zorluyor.
Urartu Sonrası Bir ‘Hiatus’ mu, Yoksa Yanlış Okuma mı?
Tezin temel sorunsallarından biri, Van Gölü Havzası’nda Helenistik ve Roma dönemlerine ait materyal kültürün neden sınırlı göründüğüdür. Bu durum, uzun süre “yerleşim boşluğu” ya da “kültürel kopukluk” olarak yorumlandı.
Ancak tez, bu algının büyük ölçüde disipliner bir eksiklikten kaynaklandığını savunuyor. Bölgedeki arkeolojik çalışmaların ağırlıklı olarak prehistorik ve protohistorik dönemlere odaklanması; klasik arkeoloji perspektifinin Doğu Anadolu’da yeterince uygulanmaması, Helenistik ve Roma dönemlerine ait buluntuların Orta Çağ veya Geç Demir Çağ başlığı altında değerlendirilmesine yol açtı.
Sonuç: dönem var, fakat doğru adlandırılmamıştı.
Somut Veriler Ne Söylüyor? Ayanis, Van Kalesi ve Bitlis Kalesi
Tez kapsamında sistemli kazıların yürütüldüğü üç merkez öne çıkıyor: Ayanis Kenti, Van Kalesi Höyüğü ve Bitlis Kalesi. Bu alanlardan elde edilen cam kaplar, bilezikler, metal süs eşyaları, sikkeler ve kaya mezarları; özellikle MS 1–3. yüzyıllar ile MS 5–13. yüzyıllar arasına tarihleniyor.
Bu buluntular, Van Gölü Havzası’nda Roma İmparatorluğu ve Erken Bizans dönemlerine ait bir varlığın açık göstergesi. Ancak bu varlık, Batı Anadolu’daki kentleşmiş Roma dünyasından farklı bir karakter sergiliyor: daha sınırlı, daha savunma ve sınır odaklı.
Bir Yerleşim Alanı Değil, Bir Stratejik Tampon
Tezin en çarpıcı sonuçlarından biri, Van Gölü Havzası’nın Helenistik ve Roma dönemlerinde yoğun bir yerleşim merkezi olmaktan ziyade, siyasi ve askeri bir tampon bölge olarak işlev gördüğünün ortaya konulmasıdır.
Zorlu iklim koşulları, yüksek rakım ve coğrafi izolasyon; bölgeyi büyük şehirleşmelerden uzak tutarken, Roma, Parth ve Sasani imparatorlukları için vazgeçilmez bir doğal sınır hattı haline getirmiştir. İlginçtir ki, bu kadar kritik bir coğrafya olmasına rağmen, bilinen büyük savaşların hiçbiri doğrudan Van Gölü Havzası’nda gerçekleşmemiştir.
Bu durum, bölgenin “ele geçirilmesi gereken” değil, “kontrol altında tutulması gereken” bir alan olarak görüldüğünü düşündürmektedir.
Sikkeler Konuşuyor: İmparatorlukların Sessiz Tanıkları
Çalışmada özel olarak değerlendirilen bir diğer veri grubu ise Roma zafer sikkeleridir. Uluslararası müze koleksiyonlarında yer alan ve Van Gölü Havzası’yla ilişkili betim ve yazıtlar içeren bu sikkeler, bölgede doğrudan yoğun bir Roma yerleşimi olmasa bile, imparatorluk ideolojisinin bu coğrafyayı dikkate aldığını göstermektedir.
Sikkeler, Van Gölü Havzası’nın Roma dünyasında jeopolitik bir referans noktası olduğunu kanıtlayan en güçlü dolaylı veriler arasında yer alıyor.
Bilim İçin Ne Anlama Geliyor?
Bu doktora tezi, yalnızca Van Gölü Havzası’nın tarihine değil, Doğu Anadolu arkeolojisinin genel metodolojisine de önemli bir katkı sunuyor. Çalışma, “buluntu azlığı = tarihsel yokluk” denkliğinin sorgulanması gerektiğini net biçimde ortaya koyuyor.
Ayrıca, klasik arkeoloji ile prehistorik–protohistorik çalışmaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, Doğu Anadolu için yeni bir araştırma prototipi öneriyor.
Sessiz Coğrafyaların Gürültülü Tarihi
Van Gölü Havzası, Helenistik ve Roma dönemlerinde ne boştu ne de önemsizdi. Aksine, imparatorluklar arası dengelerin kurulduğu, sınırların belirlendiği ve siyasi güvenliğin sağlandığı kritik bir coğrafyaydı. Bu tez, Anadolu’nun doğusuna bakarken kullanılan merceğin artık değiştirilmesi gerektiğini güçlü biçimde hatırlatıyor.
Kaynak
Eda Kılıç Yıldız, Van Gölü Havzası Helenistik ve Roma Dönemi Sorunsalı, Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Anabilim Dalı, Erzurum, 2024. Tez No; 925858