Türkiye’de ortalama ekran süresinin 7.2 saate, gençlerde ise 16 saate kadar çıkması "Ev Genci" kavramını hayatımıza sokarken, tehlikenin boyutu her geçen gün büyüyor. Konuyla ilgili çarpıcı tespitlerde bulunan Eğitimci Yazar Zekeriya Efiloğlu, telefonun kokain gibi kimyasal bir bağımlılık yapmadığını ancak beyni tıpkı bir bağımlı gibi eğittiğini vurguladı. Efiloğlu'na göre çözüm telefonu tamamen hayattan çıkarmak değil, beynin ödül-bekleme dengesini yeniden kurmak.
Akıllı Telefonlar Dopamin Sistemini Hedef Alıyor
Akıllı telefonların ve sosyal medya algoritmalarının, beynin dopamin sistemini hedef aldığını belirten Efiloğlu, "Bunu yap, iyi hisset, tekrar yap" döngüsünün dürtü kontrol sistemi henüz gelişmemiş çocukları ve stresli yetişkinleri kolayca ele geçirdiğini ifade ediyor. Telefonun "mini dozlar halinde alınan davranışsal bir uyuşturucu" işlevi gördüğünü söyleyen Efiloğlu, bu döngüyü kırmak için geliştirdiği 10 günlük özel yöntemi açıkladı.
Efiloğlu'nun "Telefon Bağımlılığından 10 Günde Kurtulma" Reçetesi
Yetişkinlerde ve çocuklarda kilit açma oranını %52 ila %65 arasında düşüren bu yöntem, yasaklara değil farkındalığa dayanıyor:
1. Sesli Farkındalık (İlk Adım)
Yöntem basit bir alışkanlıkla başlıyor. Telefona uzanmadan önce "Neden alıyorum?" sorusunu sorun ve cevabı yüksek sesle söyleyin. "Mesajlara bakacağım" veya "Bir dosya arıyorum" gibi somut bir sebep sunun. Eğer sebep "Öylesine" ise beyin bunu fark edip kendiliğinden bir filtre oluşturuyor.
2. 10 Saniye Kuralı (İkinci Adım)
Telefonu elinize aldınız ama açmadan önce 10 saniye bekleyin ve siyah ekrana bakın. Zekeriya Efiloğlu bu adımı şöyle özetliyor: "Bekleyebiliyorsan dürtüyü sen yönetiyorsun. Bekleyemiyorsan sorun sen değil, sinir sistemin."
3. Mesafe Kuralı (Beşinci Gün)
Tampere Üniversitesi’nin araştırmasına atıfta bulunan Efiloğlu, telefonla aradaki mesafenin sadece 40-60 cm artırılmasının kontrolsüz kullanımı %37 azalttığını belirtiyor. "İki Cep Kuralı" olarak da bilinen bu aşamada telefon elde veya masada değil; çantada ya da montun arka cebinde durmalı. Ulaşması zahmetli hale gelince dürtü zayıflıyor.
4. Geçiş Anları Yasağı (Yedinci, Sekizinci ve Dokuzuncu Gün)
Yedinci gün, sürecin en kritik virajı alınıyor. Bağımlılığın en güçlü tetikleyicisi olan "kısa boşluk anları" hedef alınıyor.
-
Bir odadan diğerine geçerken,
-
Asansörde beklerken,
-
Merdiven inip çıkarken,
-
Tuvalette, telefon kullanımı kesinlikle yasaklanıyor. Amaç; telefonun hayatın "ara boşluklarına" sızmasını engellemek. 8. ve 9. günlerde bu kural tavizsiz uygulanarak beyin boşluk anlarında telefonsuz kalmaya alıştırılıyor.
5. Büyük Test ve Sonuç (Onuncu Gün)
10 günlük sürecin sonunda "Test Günü" geliyor. Bu aşamada, kişinin detoks öncesindeki günlük kilit açma sayısı (ekranı uyandırma sıklığı) ile 10. günün sonundaki sayı karşılaştırılıyor. Elde edilen sonuçlar çarpıcı:
-
Kilit açma sayısında %52 ile %65 arasında düşüş yaşanıyor.
-
Yetişkinlerde de benzer başarı oranları görülüyor.
Efiloğlu, 10. günün sonunda gelinen noktayı şu sözlerle özetliyor: "Telefonla savaşmıyorsun. Mikro kararlarını yeniden programlıyorsun."
Ebeveynlere Uyarı: "Arkadaş Olmayın, Lider Olun"
Zekeriya Efiloğlu, dijital koruma prensipleri kapsamında 0-6 yaş grubuna "sıfır ekran", 18 yaş altına ise "sosyal medya yasağı" öneriyor. Çocukların akıllı telefon yerine, sadece iletişim kurabilecekleri tuşlu telefon kullanmaları gerektiğini savunan yazar, ebeveynlere şu altın tavsiyelerde bulunuyor:
-
Sınır Koyun: Ebeveynlik arkadaşlık değildir. Çocuk güveni sınırsızlıkta değil, netlikte bulur.
-
Tutarlı Olun: Anne "olur", baba "olmaz" derse çocuk o boşluğu kullanır. Kurallar kriz anında değil, sakin zamanda konulmalıdır.
-
Duygu Sömürüsü Yapmayın: "Beni üzüyorsun" demek yerine "Bu evde saygı böyle yaşanır" diyerek liderliği elden bırakmayın.
-
Gerçek Temas: Ekran bağımlılığında beyinde oluşandan daha güçlü bir dopamin akışı sağlamazsanız çocuğu ekrandan koparamazsınız. O daha güçlü akışın kaynağı ise ailenin sevgisi, göz teması ve değer vermesidir.
Efiloğlu sözlerini, yöntemin temel felsefesiyle noktalıyor: "Telefonla savaşmıyorsun. Mikro kararlarını yeniden programlıyorsun."