Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yetişen ve 2000 yılında coğrafi işaret tescili alan Cimin Üzümü, hem damaklarda bıraktığı mayhoş aromasıyla hem de geleneksel saklama yöntemleriyle dikkat çekiyor. Bölgenin mikroklima özelliğini taşıyan bu özel üzüm, kış boyu tazeliğini yitirmeyen "hevenk" yöntemiyle sofraların baş tacı oluyor.
Erzincan’ın Üzümlü ilçesinin topraklarıyla özdeşleşen Cimin Üzümü (Karaerik üzümü), siyah rengi ve kendine has aromasıyla sofraların en değerli ürünleri arasında yer alıyor. Ağustos ayında başlayan hasat süreci, bölge çiftçisinin özenli çalışmalarıyla kış aylarına kadar uzanan bir serüvene dönüşüyor.
Hevenk Yöntemi ile Kış Boyu Tazelik
Üreticiler, modern soğuk hava depoları yerine asırlık "hevenk" yöntemini tercih ediyor. Ekim ayında evlerin tavanlarına asılan salkımlar, herhangi bir yere temas etmedikleri için Mart ayı başına kadar tazeliğini koruyabiliyor. Kasada veya buzdolabında bekletildiğinde çürüme riski taşıyan üzümler, bu geleneksel yöntemle kış günlerinde bile dalından yeni koparılmış tazeliğiyle tüketilebiliyor.
Sofralardan Mutfak Kültürüne
Sadece taze sofralık olarak değil, mutfak kültürünün de ayrılmaz bir parçası olan Cimin Üzümü;
-
Üzümlü Sarucu: Çekirdekleri çıkarılıp cevizle harmanlanan ve tahta kerevetlerde kurutulan bir pestil çeşidi olarak kışlık raflardaki yerini alıyor.
-
Geleneksel Ürünler: Katkısız pekmez ve reçel yapımında doğal şeker kaynağı olarak kullanılıyor.
-
Yaprak Sarması: İnce ve damarsız yapısı sayesinde, bölgenin meşhur etli üzüm sarmasında tercih edilen en önemli malzeme olma özelliğini taşıyor.
Şifa Kaynağı ve Tescilli Kalite
23 Kasım 2000 tarihinde Üzümlü Belediyesi’nin başvurusuyla coğrafi işaret tescili alan Cimin Üzümü, dünyanın ilk patentli üzüm türleri arasında bulunuyor. 300 ile 1500 gram arasında değişen konik salkımları, ortalama 3-4 gramlık taneleri ve mayhoş tadıyla tanınan bu ürün, düşük şeker oranıyla da dikkat çekiyor.
Sağlık açısından da birçok faydayı bünyesinde barındıran Cimin Üzümü; bağışıklık sistemini güçlendirmekten karaciğer ve kalp-damar hastalıklarına, kireçlenmeden cilt sağlığına kadar vücudun birçok fonksiyonuna destek sağlayan bir "şifa kaynağı" olarak görülüyor. Bölgenin nem, sıcaklık ve toprak yapısından oluşan eşsiz mikroklima koşulları, bu özel üzümün kalitesini belirleyen en önemli faktör olarak öne çıkıyor.




