Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, ülke nüfusunun büyük bölümü köylerde yaşıyordu. Ancak bu köylerin çoğunda okul yoktu, öğretmen yoktu, hatta okuma yazma bilen insan sayısı yok denecek kadar azdı. Cumhuriyet’in modernleşme hedefi, yalnızca şehirleri değil, Anadolu’nun en ücra köylerini de kapsamak zorundaydı.
Onur Semiz’in doktora tezi, 1923–1940 yılları arasında köylerde yürütülen eğitim faaliyetlerini tüm yönleriyle ele alarak, Cumhuriyet’in belki de en kapsamlı ama en az bilinen eğitim hamlesini bilimsel belgeler ışığında ortaya koyuyor
Bir Sorun Değil, Bir Başlangıç Noktası: Köy Gerçeği
1927 nüfus sayımına göre Türkiye’de yaşayan her dört kişiden üçü köylerdeydi. Ancak köylerin büyük bölümünde okul bulunmuyordu. Coğrafi zorluklar, ulaşım sorunları ve öğretmen yetersizliği eğitimi neredeyse imkânsız hale getiriyordu.
Tez, köy eğitiminin neden bir “zorunluluk” haline geldiğini; nüfus yapısı, sağlık koşulları, ekonomik geri kalmışlık ve ideolojik hedefler çerçevesinde ayrıntılı biçimde analiz ediyor
Köylüye Gitmek: Halkçılık ve Köycülük Düşüncesi
Cumhuriyet yönetimi için köylü yalnızca üretici değil, yeni rejimin taşıyıcısıydı. Halkçılık ve köycülük ideolojisi, köy eğitimini bir kalkınma aracı haline getirdi.
Çalışmada, bu ideolojik yönelimin eğitim politikalarına nasıl yansıdığı; yerli eğitimcilerin ve yabancı uzmanların raporları üzerinden belgeleniyor. John Dewey’den Beryl Parker’a kadar birçok ismin köy eğitimi üzerine sunduğu raporların, uygulamaları doğrudan etkilediği ortaya konuluyor
Okuldan Fazlası: Köylerde Hayat Bilgisi Eğitimi
Köylerde verilen eğitim yalnızca okuma yazmayla sınırlı değildi. Tezde ortaya konulduğu üzere;
-
Ziraat
-
Sağlık
-
Ekonomi
-
Toplumsal yaşam
gibi alanlarda da köylüler bilinçlendirildi. Amaç, yalnızca okur-yazar bireyler değil; temel haklarını bilen, üretken, modern yurttaşlar yetiştirmekti. Köy okulları bu yönüyle birer “yaşam okulu” olarak kurgulandı
Öğretmeni Köye Uydurmak: Yeni Bir Eğitimci Tipi
Cumhuriyet yönetimi, köye şehirli öğretmen göndermenin sürdürülebilir olmadığını fark etti. Bunun yerine köyün şartlarını bilen, köy için yetiştirilmiş öğretmen modeli geliştirildi.
Köy Muallim Mektepleri, Köy Eğitmen Kursları ve Köy Öğretmen Okulları bu arayışın somut örnekleri oldu. Tez, bu kurumların işleyişini, müfredatlarını ve sonuçlarını ayrıntılı biçimde ele alarak, Köy Enstitülerinin hangi birikim üzerine inşa edildiğini gösteriyor
Köy Enstitülerinden Önceki Büyük Deneme
Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, Köy Enstitülerinin “birdenbire” ortaya çıkmadığı gerçeği. 1923–1940 arası dönem, köy eğitimi açısından bir deneme ve arayış süreciydi.
Bu süreçte elde edilen deneyimler, Köy Enstitülerinin fikrî ve kurumsal temelini oluşturdu. Böylece Türk eğitim tarihinde benzersiz bir modelin altyapısı hazırlandı
Cumhuriyet Köyde İnşa Edildi
Onur Semiz’in çalışması, Cumhuriyet’in modernleşme projesinin merkezine köyü yerleştiren güçlü bir eğitim vizyonunu gözler önüne seriyor. Köy eğitimi, yalnızca pedagojik bir mesele değil; toplumsal kalkınmanın, yurttaşlık bilincinin ve rejimin sürekliliğinin anahtarı olarak ele alındı.
Bu tez, Türkiye’de eğitim tarihine bakışı kökten değiştirecek nitelikte bir bilimsel katkı sunuyor.
Kaynak
Semiz, Onur. Türkiye’de Köy Eğitimi (1923–1940), Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, 2024. Tez No; 905599