Modern devletleri anlamak için anayasalara bakmak çoğu zaman yeterli görülür. Oysa devletleri asıl şekillendiren, yazılı kuralların ötesinde, yüzyıllar boyunca taşınan zihniyet kalıplarıdır. Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamlanan ve Yasin Ardıç imzasını taşıyan “Türk Devlet Geleneği: İnsan Din Siyaset İlişkileri” başlıklı doktora tezi, Türk devlet geleneğinin görünmeyen yüzünü mercek altına alıyor.
Tez, Türk devlet anlayışını yalnızca töre, teşkilat ya da kurumsal devamlılık üzerinden değil; insan tasavvuru ve din-devlet ilişkileri üzerinden okuyor. Ortaya çıkan tablo, Türk siyaset düşüncesinin Batı’dan köklü biçimde ayrıştığını gösteriyor.
Batı’nın “Kötücül İnsan”ı, Türk Düşüncesinin “Düalist İnsan”ı
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Türk düşüncesinin inşa ettiği insan doğası anlayışı. Batı siyaset düşüncesinde insan doğası çoğunlukla kötücül ya da bencil temelde ele alınırken, tez Türk düşüncesinin insanı “iyi-kötü” ikiliğini birlikte taşıyan düalist bir varlık olarak tasavvur ettiğini ortaya koyuyor.
Bu düalist yaklaşım, devlet anlayışını doğrudan etkiliyor. Devlet; mutlak kötülüğü bastıran bir zor aygıtı değil, insanın içindeki iyi ile kötüyü dengeleyen ve toplumsal düzeni sağlayan bir yapı olarak konumlanıyor.
Tezde, bu insan tasavvurunun izleri:
-
Türk mitolojisinde,
-
Orhon Yazıtları’nda,
-
Kutadgu Bilig’de,
-
Farabi, İmam Maturidi, İmam Gazali, İbn-i Haldun ve Kınalızade Ali Efendi gibi düşünürlerin eserlerinde sürülüyor.
Bu süreklilik, insan tasavvurunun yalnızca felsefi bir mesele değil; devlet geleneğini şekillendiren temel bir zihniyet olduğunu gösteriyor.
Din Siyaseti Belirler mi, Devlet Dini mi?
Tezin ikinci ana ekseni, din-devlet ilişkileri. Ancak burada da klasik yaklaşım tersine çevriliyor. Çalışma, dinin siyaseti belirlediği kadar, devletlerin de dini teo-politik kaygılarla biçimlendirdiğini savunuyor.
Türk devletlerinin farklı dönemlerde belirli İslami gelenekleri devlet merkezli bir yaklaşımla benimsediği tespit ediliyor:
-
Karahanlılar, milli varlığı koruma kaygısıyla Maturidi geleneğini,
-
Selçuklular, siyasal Şii hareketlere karşı Eşari geleneğini,
-
Osmanlı ise Ehlisünnet çizgiyi resmi ideoloji haline getirirken, heterodoks bir yapı olan Bektaşiliği de desteklemiştir.
Bu tercihler, yalnızca teolojik değil; açık biçimde teo-politik tercihler olarak analiz ediliyor.
Tez, Türk devletlerinin din değiştirme ve mezhep tercih süreçlerinde sosyolojik, askeri ve ekonomik nedenlerin yanı sıra devletin stratejik kararlarının da belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Böylece din, devletin dışında ve üstünde bir alan değil; devlet aklıyla iç içe geçmiş bir unsur olarak ele alınıyor.
Devlet Geleneği: Kurumdan Çok Zihniyet
Çalışma, devlet geleneğini yalnızca somut uygulamalar üzerinden tanımlamıyor. Ona göre gelenek; geçmişten bugüne aktarılan düşünce kalıpları, zihniyet biçimleri ve anlam dünyasıdır.
Bu bağlamda Türk devlet geleneği:
-
Töreyle somutlaşan bir düzen anlayışı,
-
Düalist insan tasavvuru,
-
Devlet merkezli din politikası,
-
Süreklilik ve dönüşümü birlikte taşıyan bir yönetim zihniyeti
olarak tanımlanıyor.
Göktürklerden Osmanlı’ya uzanan çizgide incelenen bu zihinsel süreklilik, Türk devlet pratiğinin rastlantısal değil; belirli bir kavrayışa dayalı olduğunu gösteriyor.
Batı ile Neden Tam Olarak Anlaşılamıyor?
Tezin önemli iddialarından biri de şu: Türk devlet anlayışı, Batı siyaset düşüncesinin kavramlarıyla tam anlamıyla açıklanamaz. Çünkü Batı’nın insan doğasına dair kötücül varsayımı ile Türk düşüncesinin düalist yaklaşımı arasında ontolojik bir fark vardır.
Bu fark, devletin meşruiyet anlayışından otorite tasavvuruna, din-devlet ilişkilerinden siyasal düzen tahayyülüne kadar geniş bir alanda belirleyici oluyor.
Devletin Arka Planındaki İnsan
“Türk Devlet Geleneği: İnsan Din Siyaset İlişkileri” başlıklı doktora tezi, Türk siyaset düşüncesini yalnızca tarihsel bir anlatı olarak değil; zihinsel bir süreklilik olarak ele alıyor.
Devletin arka planında insan tasavvuru, insan tasavvurunun arka planında ise din ve teo-politik tercihlerin bulunduğunu ortaya koyan çalışma; Türk devlet geleneğini yeniden düşünmeye çağırıyor.
Devletin görünmeyen yüzü, belki de en çok insan anlayışında saklı.
Kaynak
Ardıç, Yasin (2025). Türk Devlet Geleneği: İnsan Din Siyaset İlişkileri. Doktora Tezi, Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı, Aksaray.
Danışman: Prof. Dr. Mehmet Akıncı. Tez No; 952298