Dr. İmdat Doğan, sermaye piyasalarının ekonomik büyüme, üretim, istihdam ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Doğan, güçlü ve şeffaf sermaye piyasalarının ülkelerin ekonomik dayanıklılığını artırırken, tasarrufların üretime ve yatırımlara yönlendirilmesinde de önemli bir işlev üstlendiğini belirtti.
Ekonomik reformların çoğunlukla ulaştırma yatırımları, vergi teşvikleri, sanayi hamleleri ve mali tedbirler üzerinden ele alındığını ifade eden Doğan, sermaye piyasalarının ise ekonomik sistem içerisindeki stratejik rolünün zaman zaman geri planda kaldığını değerlendirdi.
Doğan, derin, likit, şeffaf ve güçlü denetim mekanizmalarına sahip sermaye piyasalarının ekonomik büyümenin sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağladığını, inovasyonun finansmanını kolaylaştırdığını ve ülkelerin küresel ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşturmasına imkan verdiğini kaydetti.
“Tasarruflar üretime yönlendirilmeli”
Sermaye piyasalarının yalnızca hisse senedi ve tahvil işlemlerinden ibaret olmadığını vurgulayan Doğan, bu piyasaların ülkedeki tasarrufların üretim, istihdam ve katma değer oluşturan yatırımlara aktarılmasını sağlayan önemli bir finansal mekanizma olduğunu ifade etti.
Doğan’a göre bireysel düzeyde güvenli yatırım aracı olarak görülen altın, gayrimenkul ve mevduat gibi alanlarda tutulan birikimlerin üretim ekonomisine daha etkin şekilde kazandırılması, ülke ekonomisinin gelişimi açısından büyük önem taşıyor.
Şirketlerin hisse senedi veya tahvil ihracı yoluyla elde ettiği kaynakların yeni yatırımlara, AR-GE çalışmalarına, enerji projelerine ve istihdama dönüşebileceğine dikkat çeken Doğan, sermaye piyasalarının bankacılık sisteminin finansman konusunda yetersiz kaldığı uzun vadeli projeler açısından da önemli bir alternatif sunduğunu belirtti.
Girişimcilik ve inovasyon için önemli finansman kaynağı
Doğan, ekonominin yalnızca bankacılık sistemi üzerine kurulmasının finansal açıdan bazı kırılganlıklar oluşturabileceğini ifade ederek, sermaye piyasalarının finansman kaynaklarını çeşitlendirdiğini söyledi.
Özellikle yüksek büyüme potansiyeline sahip teknoloji şirketleri ve girişimlerin geleneksel banka kredilerine erişimde çeşitli zorluklarla karşılaşabildiğini belirten Doğan, risk sermayesi ve özel sermaye fonlarının bu noktada önemli bir rol üstlendiğini değerlendirdi.
Gelişmiş bir sermaye piyasasının, girişimcilerin uzun vadeli finansmana ulaşmasını kolaylaştırdığını ve başarılı şirketlerin halka arz yoluyla yeni yatırımcılara ulaşabilmesinin girişimcilik ekosistemini güçlendirdiğini kaydetti.
Şirketlerde kurumsallaşmayı destekliyor
Sermaye piyasalarının şirketlerin kurumsallaşması açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Doğan, halka açık şirketlerin finansal raporlama, kamuyu aydınlatma, bağımsız denetim ve yatırımcı hakları gibi alanlarda daha yüksek standartlara tabi olduğunu ifade etti.
Doğan, bu sürecin şirketlerin daha şeffaf, profesyonel ve kurumsal bir yapıya kavuşmasına katkı sağladığını, yatırımcı güveninin artmasının da şirketlerin sermayeye erişim maliyetlerini düşürebileceğini dile getirdi.
Küresel yatırımcı açısından güven vurgusu
Uluslararası yatırımcıların bir ülkenin sermaye piyasalarını değerlendirirken hukuki öngörülebilirlik, şeffaflık ve likidite gibi unsurlara önem verdiğine dikkat çeken Doğan, güçlü sermaye piyasalarının yabancı sermaye girişini destekleyebileceğini belirtti.
Doğan, uluslararası yatırımcıların piyasaya girişinin yalnızca finansal kaynak sağlamadığını; teknoloji transferi, uluslararası iş bağlantıları ve kurumsal yönetim anlayışının gelişmesine de katkıda bulunabileceğini ifade etti.
Kriz dönemlerinde ekonomik dayanıklılık
Sermaye piyasalarının ekonomik kriz dönemlerinde de önemli bir alternatif finansman kanalı oluşturduğunu belirten Doğan, bankacılık sektöründe kredi imkanlarının daraldığı dönemlerde şirketlerin tahvil ihracı veya özkaynak finansmanı gibi araçlara başvurabileceğini kaydetti.
Güçlü bir iç borçlanma piyasasının da kamu maliyesinin dış finansman koşullarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığını artırabileceğini ifade eden Doğan, finansal çeşitliliğin ekonomik şokların etkisini azaltmada önemli olduğunu vurguladı.
“Sermaye piyasaları stratejik bir zorunluluk”
Dr. İmdat Doğan, sermaye piyasalarının geliştirilmesinin yalnızca finans sektörüne yönelik teknik bir düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bunun ekonomik kalkınma ve finansal bağımsızlık açısından stratejik bir konu olduğunu ifade etti.
Doğan, tasarrufların üretime aktarıldığı, girişimcilerin finansmana ulaşabildiği, şirketlerin şeffaf ve kurumsal yapılara kavuştuğu ve kamu yatırımlarının farklı finansman araçlarıyla desteklenebildiği bir ekonomik yapının, küresel rekabette ülkelere önemli avantajlar sağlayacağını değerlendirdi.
Sermaye piyasalarının güçlü bir hukuki altyapı, makroekonomik istikrar, finansal okuryazarlık ve etkin denetim mekanizmalarıyla desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Doğan, bu alanın uzun vadeli ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.
DR. İMDAT DOĞAN KİMDİR?
Dr. İmdat Doğan, finans, yatırım yönetimi, girişim sermayesi ve sermaye piyasaları alanlarında uzmanlaşmış bir akademisyen ve finans profesyonelidir. Finans ve Yatırımlar alanında MBA, Bankacılık ve Finans alanında doktora derecesine sahiptir. Kariyeri boyunca New York'ta Goldman Sachs, Deutsche Bank Asset Management, Prudential Equity Group ve BlackRock gibi önde gelen finans kuruluşlarında tam zamanlı ve danışmanlık bazında görev almış; ayrıca halka açık ve özel şirketlerde CFO, CEO ve İcra Kurulu Başkanı gibi üst düzey yöneticilik pozisyonlarında bulunmuştur. Şirketlerin uluslararası sermaye piyasalarına erişimlerini kolaylaştırmak ve büyüme stratejilerini desteklemek amacıyla faaliyet gösteren GLOBARB'ın kurucu ortağıdır. Lisans ve lisansüstü düzeyde dersler veren Doğan’ın çalışmaları; girişim finansmanı, fundraising, İslami finans ve küresel yatırım piyasalarına odaklanmakta olup akademik birikimi ile uluslararası piyasa deneyimini bir araya getirmektedir.




