Erzincan Ovası’nın kuzeyinde yaşanan doğal afetler, Türkiye’nin birçok bölgesinde görülen sel ve taşkınlardan önemli bir yönüyle ayrılıyor. Bölgedeki afetler, klasik sel olaylarından farklı olarak çamur akmaları şeklinde gelişiyor ve bu durum can ve mal kaybı riskini ciddi şekilde artırıyor.

Uzmanların dikkat çektiği bu durumun temelinde, Erzincan Ovası’nın jeolojik ve jeomorfolojik yapısı yer alıyor. Kuzey Anadolu Fayı üzerinde bulunan Erzincan Ovası, tektonik özellikleri nedeniyle doğal afetlere karşı hassas bir yapıya sahip. Ovanın kuzeyinde yer alan Esence Dağları’ndan doğan akarsular, ovaya ulaştıkları alanlarda geniş birikinti yelpazeleri oluşturuyor. Su kaynaklarının varlığı nedeniyle yerleşimlerin büyük bölümü bu yelpazeler üzerinde kurulmuş durumda.

Ancak Esence Dağları’nın jeolojik, jeomorfolojik ve iklim özellikleri, bu alanları aynı zamanda yüksek riskli hâle getiriyor. Kaynak alanına düşen sağanak yağışlar ve kar erimeleri sonrasında, ova kuzeyindeki akarsuların büyük bölümünde sel ve taşkınla birlikte çamur akmaları meydana geliyor. Bu çamur akmaları, normal sel olaylarına kıyasla çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor.

Son yıllarda Erzincan’da yaşanan sel ve taşkınların büyük bölümünün ova çevresinde görülmesi ve bu olayların frekansında artış yaşanması, tehlikenin boyutunu daha da artırıyor. Özellikle Buğdaylı, Büyük Çakırman, Günebakan, Geyikli, Çadırtepe, Bayırbağ köyleri ile Üzümlü ilçesinde yaşanması muhtemel afetler, bölgenin ne denli hassas olduğunu gözler önüne seriyor.

Çamur akmaları yalnızca yerleşim alanlarını değil; yolları ve tarım arazilerini de ciddi şekilde etkileyebiliyor. Ova kuzeyinde meydana gelen bu olaylar, ulaşımı aksatırken tarımsal üretimde de önemli zararlara yol açabiliyor.

Yapılan bilimsel araştırmalara göre, Erzincan Ovası’nın kuzeyindeki yerleşmelerin tamamı, sel, taşkın ve çamur akmalarına karşı duyarlılığın yüksek olduğu alanlarda kurulmuş durumda. Yüksek afet riski ve afetten etkilenme olasılığı dikkate alınarak bazı yerleşmelerin yerleri değiştirilmiş, bu sayede can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanmış.

Ancak tüm önlemlere rağmen, bazı yerleşim alanlarında mevcut risklerin hâlen devam ettiği unutulmamalı.

Erzincanlılar için bu durum yalnızca geçmişte yaşanmış bir sorun değil; aksine gelecekte de etkisini sürdürebilecek sürekli bir tehdit olarak öne çıkıyor.

Muhabir: Yasemin Dülgeroglu