Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. M. Cihat Üstün ile Doç. Dr. Hüsrev Akın, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Erzincan Şubesi’nde düzenlenen söyleşide okurlarla bir araya geldi. Söyleşide, İbn Îsâ Saruhânî’ye ait Esmâ-i Hüsnâ konulu el yazması eser üzerine yürüttükleri akademik çalışmalar ele alınırken, bu çalışmaların ürünü olan “Şerh-i Esmâ-i Hüsnâ” adlı kitap tanıtıldı.
Program, yalnızca bir kitap tanıtımıyla sınırlı kalmadı; klasik Türk-İslam düşüncesinin şiir, dil ve tasavvuf ekseninde nasıl şekillendiğini ortaya koyan derinlikli bir bilimsel tartışma zemini sundu. Üstün ve Akın’ın çalışması, 16. yüzyıla ait bir metnin günümüz akademik yöntemleriyle yeniden okunabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekti.
Klasik Metinlerden Evrensel Mesajlar
Prof. Dr. M. Cihat Üstün, söyleşide yaptığı değerlendirmede 16. yüzyılın ilmî ve tasavvufî birikiminin, insanın iç dünyasını inşa etmeye yönelik güçlü bir perspektif sunduğunu vurguladı. Bu dönemde kaleme alınan eserlerin ahlâk, hikmet ve irfan ekseninde insanı merkeze alan bir yaklaşım geliştirdiğini belirten Üstün, söz konusu metinlerin bireyin kendini tanıma sürecinde bir “manevî rehber” işlevi gördüğünü ifade etti.
Manevî Reçete: Bireyden Topluma Uzanan İnşa
Doç. Dr. Hüsrev Akın ise 16. yüzyıl düşünce dünyasında öne çıkan manevî kavramların yalnızca bireysel arınmayı değil, toplumsal düzeni de hedeflediğine dikkat çekti. Akın, bu dönemde ahlâkî olgunluğun sosyal denge ve adalet anlayışıyla birlikte ele alındığını belirterek, söz konusu yaklaşımın bütüncül bir hayat tasavvuru sunduğunu dile getirdi.
Geçmişin Birikimi, Bugünün Arayışı
Söyleşinin genel çerçevesinde, tarihsel düşünce mirasının günümüz insanının karşı karşıya olduğu manevî boşluklara nasıl cevap verebileceği üzerinde duruldu. Katılımcılar, 16. yüzyılda ortaya konulan fikirlerin modern çağın hız ve tüketim merkezli yaşamına karşı derinlikli bir alternatif sunduğu görüşünde birleşti.
TYB Erzincan Şubesi’nde gerçekleştirilen program, klasik düşünce geleneğine ilgi duyan dinleyiciler tarafından ilgiyle takip edilirken, geçmişle bugün arasında kurulan bu entelektüel köprü söyleşinin en dikkat çeken yönlerinden biri oldu.
Eski Harfli Metinler Kültürel Hafızanın Anahtarı
Üstün ve Akın, Saruhânî’nin tasavvuf, edebiyat ve “havâs” geleneğini bir araya getiren manzum eserinin Osmanlı Türkçesinden Latin harflerine aktarılma sürecini de katılımcılarla paylaştı. Çalışmanın yalnızca bir metin neşri değil, aynı zamanda kültürel hafızayı bugüne taşıyan önemli bir ilim faaliyeti olduğuna dikkat çekildi.
Söyleşide ayrıca, 1928 Harf Devrimi öncesinde Arap alfabesi temelli Osmanlı Türkçesiyle kaleme alınan metinlerin Türk düşünce ve kültür tarihindeki yeri ele alındı. Fermanlardan vakfiyelere, tasavvufî risalelerden divan edebiyatına uzanan bu geniş mirasın, paleografik zorluklar nedeniyle uzmanlık gerektirdiği vurgulandı. Bu nedenle transkripsiyon ve sadeleştirme çalışmalarının akademik araştırmalar ve kültürel süreklilik açısından hayati önemde olduğu ifade edildi.
Esmâ-i Hüsnâ’ya Tasavvufî ve Edebî Bir Bakış
İbn Îsâ Saruhânî’nin Şerh-i Esmâ-i Hüsnâ adlı eseri, Allah’ın 99 ismini yalnızca anlam düzeyinde ele almakla kalmayıp; tasavvufî yorumlar, ahlâkî rehberlik ve zikir pratikleriyle derinlemesine işleyen önemli bir klasik olarak öne çıkıyor. Mesnevi nazım şekliyle ve sade bir dille kaleme alınan eser, bu yönüyle tarih boyunca geniş bir okur kitlesine ulaşmış durumda.
Eserde her bir isim için faziletler, zikir vakitleri ve tekrar sayıları gibi tasavvuf geleneğine özgü bilgiler yer alırken, Esmâ-i Hüsnâ teorik bilgiden ziyade yaşanan bir manevî tecrübe olarak sunuluyor.
Bilimsel İnceleme ve Metin Neşri Bir Arada
Prof. Dr. Üstün ve Doç. Dr. Akın’ın hazırladığı kitap; ön söz, giriş, metin incelemesi, transkripsiyonlu metin, dizin ve kaynaklar bölümlerinden oluşuyor. Çalışmada eserin dil özellikleri ayrıntılı biçimde incelenirken, Eski Anadolu Türkçesinden Klasik Osmanlı Türkçesine geçiş sürecine ışık tutan önemli veriler de ortaya konuluyor.
Paradigma Akademi Yayınları’ndan Mayıs 2025’te yayımlanan eser, hem dil tarihi araştırmacıları hem de tasavvuf edebiyatına ilgi duyan okurlar için temel bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.
Bir Kültür Hizmetine Teşekkür
Söyleşide, eserin gün yüzüne çıkarılmasında önemli rol oynayan Halil İbrahim Özdemir’e de teşekkür edildi. Elinde bulunan kıymetli yazma nüshayı bilim dünyasına kazandırmak üzere paylaşan Özdemir’in bu tutumunun, kültürel mirasın korunması adına örnek bir kültür hamiliği olduğu vurgulandı.
Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından kitabın imzalanmasıyla sona erdi.