Yirminci yüzyılda insanlık, taşları yontarak başladığı teknolojik serüvenini uzaya araç gönderecek bir seviyeye taşıdı. Ancak yirmi birinci yüzyılın şafağında, keşif yönümüz dış dünyadan dijitalin derinliklerine, verileştirilmiş yaşamlarımıza döndü. Çağlar Aktemur tarafından Anadolu Üniversitesi’nde savunulan "Yeni Medya Ekolojisinin Algoritmik Kültür Bağlamında İncelenmesi" başlıklı doktora tezi, içine daldığımız bu dijital okyanusun akıntılarını kontrol eden gizli güçleri—algoritmaları—mercek altına alıyor. Araştırma, McLuhan’ın "teknoloji insanın uzantısıdır" fikrini tersyüz ederek, günümüzde insanın teknolojinin bir uzantısı haline gelip gelmediğini sorguluyor.

Pozitif Geri Besleme Çıkmazı: Çeşitliliğin Sonu mu?

Tezin en çarpıcı bulgularından biri, YouTube gibi devasa platformların algoritmik yapısının yarattığı "pozitif geri besleme döngüleri"dir. Genel Sistem Kuramı çerçevesinde incelenen bu mekanizma, platform üzerinde çeşitliliği artırmak yerine tam tersine tek tipleştirici bir ekosisteme neden oluyor. Algoritmalar, kullanıcıların geçmiş tercihlerini analiz ederek onları "filtre balonları" içine hapsediyor. Bu durum, içerik üreticilerini de risk almaktan kaçınmaya ve sadece algoritmanın talep ettiği "tematik üretimi" yapmaya zorluyor. Sonuç ise ironik: Milyarlarca videonun olduğu bir dünyada, aslında hepimiz birbirinin kopyası içeriklerin kuşatması altındayız.

Dikkat Ekonomisinin Yeni Köleleri: "Umut Emeği" ve Görünürlük Savaşı

Yeni medya ekolojisinde artık sermaye paradan ziyade "dikkat"tir. Tez, içerik üreticilerinin algoritmik olarak görünür kalabilmek için verdikleri savaşı "umut emeği" kavramıyla ilişkilendiriyor. Algoritmanın taleplerini (yükleme sıklığı, başlık seçimi, kapak fotoğrafı gibi) yerine getirmek, bir içerik üreticisi için varoluşsal bir zorunluluktur. Araştırmaya katılan içerik üreticileri, algoritmanın adeta görünmez bir denetleyici gibi çalıştığını ve bu sistemde "kazananın her şeyi aldığı" bir hiyerarşinin hakim olduğunu vurguluyor. Bir videonun kapak fotoğrafındaki bir yüz ya da çarpıcı bir başlık, o içeriğin dijital ekosistemde hayatta kalıp kalmayacağını belirleyen en kritik "olanaklılık" haline geliyor.

Gözetim Kapitalizmi ve "Dataism": Veri miyiz, Birey mi?

Araştırma, dijitalleşmenin sadece teknik bir süreç olmadığını, "algoritmik kültür" adı verilen yepyeni bir toplumsal yapı inşa ettiğini savunuyor. İnsan deneyimi, davranışları tahmin etmek ve yönlendirmek için kullanılan ham bir maddeye dönüşmüş durumda. Zuboff’un "gözetim kapitalizmi" olarak adlandırdığı bu yeni aşamada, her tıklamamız, her beğenimiz ve hatta bir videoyu kaç saniye izlediğimiz, bizi nicelleştirilen ve alınıp satılan birer veri paketine dönüştürüyor. Tez, bu verileştirme sürecinin sadece ticari değil, devletlerin ve kurumların da çıkarlarına hizmet eden geniş bir "dataism" ideolojisini beslediğine dikkat çekiyor.

Algoritmik Farkındalık Bir Zorunluluktur

Çağlar Aktemur, çalışmasının sonunda önemli bir çağrıda bulunuyor: Teknolojiler, yasalar kadar toplum hayatını derinden etkileyen "düzenlemeler"dir. Algoritmaların tasarım süreçleri ve sosyal etkileri, sadece yazılımcıların değil, toplumun tüm kesimlerinin tartışması gereken bir alandır. Gelecekte algoritmik farkındalığın artırılması, teknolojinin istenmeyen etkilerinden korunmak ve bu "dijital ormanda" kendi irademizi koruyabilmek için hayati bir önem taşımaktadır.

Kaynak: Aktemur, Ç. (2025). Yeni Medya Ekolojisinin Algoritmik Kültür Bağlamında İncelenmesi (Doktora Tezi). Anadolu Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Eskişehir. Tez No; 921718

Muhabir: Merve Kiraz