Prostat kanseri, çoğu zaman sessiz ilerleyen ve geç evrede fark edilen yapısıyla modern tıbbın en büyük zorluklarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak Erzurum’da yürütülen kapsamlı bir doktora çalışması, hastalığın biyolojik arka planına ışık tutan üç kritik molekülü aynı çerçevede ele alarak dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.
Bayram Alkan tarafından hazırlanan tez çalışmasında, prostat kanserli hastalarda mTOR, telomeraz ve D vitamini düzeyleri incelendi. Elde edilen veriler, yalnızca hastalığın biyokimyasal yüzünü değil, aynı zamanda gelecekteki tanı ve evreleme yaklaşımlarını da şekillendirebilecek nitelikte.
Aynı Anda Üç Anahtar Molekül Mercek Altında
Çalışma, herhangi bir tedavi almamış 50 prostat kanserli hasta ile 50 sağlıklı bireyin karşılaştırılmasıyla gerçekleştirildi. Serum örneklerinde mTOR, telomeraz ve D vitamini düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçüldü.
Sonuçlar çarpıcıydı:
-
Prostat kanserli hastalarda mTOR ve telomeraz düzeyleri anlamlı biçimde yüksek,
-
D vitamini düzeyleri ise belirgin şekilde düşük bulundu.
Bu üç molekülün aynı anda değerlendirilmesi, prostat kanserinin biyolojik davranışını daha bütüncül biçimde ortaya koyan nadir çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.
Hastalık İlerlemesiyle Birlikte Değişen Moleküler Profil
Araştırma, hastalık evresi yükseldikçe serum mTOR, telomeraz ve PSA düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlar olduğunu gösterdi. Buna karşılık, D vitamini seviyeleri evre ilerledikçe düzenli olarak azaldı.
Bu tablo, prostat kanserinin ilerlemesini yalnızca görüntüleme ya da klasik biyopsi yöntemleriyle değil, kandan ölçülebilen moleküler göstergelerle de izleme olasılığını gündeme getiriyor.
PSA ile Güçlü Bağlantı
PSA (Prostat Spesifik Antijen) düzeyleri ile:
-
mTOR ve telomeraz arasında pozitif ve güçlü korelasyon,
-
D vitamini ile ise negatif ve güçlü korelasyon saptandı.
Bu ilişki, söz konusu üç molekülün PSA’yı tamamlayıcı yeni biyobelirteç adayları olabileceğini düşündürüyor.
Kanserde Büyüme, Ölümsüzlük ve Savunma Hattı
-
mTOR, hücre büyümesi ve çoğalmasını yöneten temel bir sinyal yolunun merkezinde yer alıyor.
-
Telomeraz, hücrelere sınırsız bölünebilme kapasitesi kazandırarak kanserin “ölümsüzlük” özelliğine katkı sağlıyor.
-
D vitamini ise hücre çoğalmasını baskılayan, farklılaşmayı ve apoptozu destekleyen antikanserojen özellikler taşıyor.
Bu üçlü denge bozulduğunda, hücreler kanser yönünde avantaj kazanıyor.
Tanı ve Evrelemede Yeni Bir Kapı mı Açılıyor?
Çalışmanın sonuçları, serum mTOR, telomeraz ve D vitamini düzeylerinin prostat kanserinde evrelemede biyobelirteç olarak kullanılabileceğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, gelecekte daha erken tanı, daha hassas risk sınıflaması ve kişiye özel tedavi planlarının önünü açabilir.
Araştırmacılar, bu bulguların klinik uygulamaya girebilmesi için daha geniş ölçekli ve ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Kaynak:
Alkan, B. (2023). Prostat Kanserli Hastalarda mTOR, Telomeraz ve D Vitamini Seviyelerinin Belirlenmesi. Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Erzurum. Tez No; 843114