Sinema artık yalnızca karanlık bir salonda, tek bir perdeye bakarak deneyimlenen bir sanat formu değil. Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo, Televizyon ve Sinema Doktora Programı’nda hazırlanan “Genişletilmiş Sinema Sonrası: Hareketli Görüntünün Mekânda Yeniden Üretilmesi” başlıklı doktora tezi, hareketli görüntünün müze ve galeri mekânlarında nasıl yeniden üretildiğini bilimsel bir çerçevede inceliyor
Araştırma, klasik sinemanın sabit oturma düzenini ve tek bakış açısını aşan bir dönüşümü ortaya koyuyor: Hareketli görüntü artık yalnızca bir ekran yüzeyinde değil; duvarlarda, zeminlerde, çoklu projeksiyonlarda ve enstalasyon yapılarında mekânın kendisiyle bütünleşerek var oluyor
“Açıklık” ve Boşluk: İzleyici Artık Anlamın Ortağı
Tezde, Umberto Eco’nun “açıklık” kavramı temel alınarak sanat eserinin tamamlanmamış yapısının izleyici tarafından anlamlandırıldığı vurgulanıyor
Bu yaklaşımda boşluk yalnızca fiziksel değil; aynı zamanda anlatısal bir alan.
İzleyici, artık pasif bir gözlemci değil; mekânda dolaşan, yüzeyler arasında geçiş yapan ve anlatının boşluklarını kendi deneyimiyle tamamlayan aktif bir katılımcı konumunda. Görsel ve işitsel unsurların mekân atmosferiyle birleşmesi, sanat eserini deneyimlenen bir alana dönüştürüyor
Mekân Bir Arka Plan Değil, Anlatının Kendisi
Araştırmanın önemli bulgularından biri, mekânın artık yalnızca sergileme alanı olmadığı; anlatının kurucu unsuru hâline geldiği yönünde. Mimari yapı, yüzey ilişkileri ve projeksiyon teknikleri hikâyenin bir parçasına dönüşüyor
Bu bağlamda çalışma, Henri Lefebvre’in mekânın üretimi yaklaşımı çerçevesinde mekânın toplumsal ve sanatsal olarak nasıl yeniden kurgulandığını tartışıyor
Mekân artık edilgen değil; anlam üreten bir özne.
Genişletilmiş Sinema: Anlatı Ekrandan Taşıyor
Tez, 1960 sonrası postmodern dönüşümle birlikte “Genişletilmiş Sinema” kavramının sinemanın sınırlarını nasıl genişlettiğini ortaya koyuyor
Çoklu yüzey kullanımı, projeksiyon teknikleri ve enstalasyon yapıları sayesinde anlatı ekrandan mekâna taşarak üç boyutlu bir deneyim alanı oluşturuyor.
Bu dönüşüm, yalnızca teknik bir değişim değil; aynı zamanda anlatı modelinin yeniden yazılması anlamına geliyor. Doğrusal hikâye yapısı yerini, parçalı, açık ve izleyicinin katılımıyla tamamlanan yapılara bırakıyor
Nitel Araştırma ile Mekânsal Deneyimin İzini Sürmek
Çalışma, hareketli görüntünün sergi mekânlarındaki kullanımını incelemek için nitel bir yöntem benimsiyor
Araştırma iki aşamalı olarak tasarlanmış:
-
Ankara ve İstanbul’daki galeri ve müzelerde saha ziyaretleri gerçekleştirilmiş,
-
Sanatçı, yönetmen, görsel sanatçı, küratör ve mimarlarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış
Bu yöntem sayesinde mekânın anlatı unsuru olarak nasıl konumlandığı ve izleyicinin bu süreçte nasıl aktif bir özneye dönüştüğü analiz edilmiş.
360° Deneyim: İzleyici Artık Hikâyenin İçinde
Tezin temel sorusu şu:
“Hareketli görüntülerin, özellikle sinema ve video sanatının farklı yüzeyler ve ekranlar üzerinden oluşturulan sergileme pratikleri, boşluk, mekân ve izleyici etkileşiminde nasıl bir anlam üretimi sağlamaktadır?”
Bu soruya verilen yanıt, çağdaş sanatın yönünü işaret ediyor: Sinema, artık yalnızca izlenen değil; içinde dolaşılan, hissedilen ve tamamlanan bir deneyim.
Kaynak
AY, Semra. Genişletilmiş Sinema Sonrası: Hareketli Görüntünün Mekânda Yeniden Üretilmesi. Başkent Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Radyo, Televizyon ve Sinema Doktora Programı, 2025. Tez No; 923999





