Minnettarlık çoğu zaman kültürel bir değer ya da kişisel bir erdem olarak görülür. Ancak nörobilim alanında yürütülen çalışmalar, düzenli şükür pratiğinin beyin işleyişinde ölçülebilir değişikliklere yol açabileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre minnettarlık, yalnızca psikolojik bir tutum değil; sinir sistemi üzerinde etkili olabilen bilişsel bir egzersiz niteliği taşıyor.

Beynin Değişim Yeteneği: Nöroplastisite Devrede

İnsan beyni deneyimlere yanıt olarak kendini yeniden düzenleyebilen dinamik bir organ. “Nöroplastisite” olarak adlandırılan bu özellik sayesinde tekrar eden düşünce ve duygular, sinir ağlarının güçlenmesine ya da zayıflamasına neden olabiliyor.

Şükür ve takdir duygusuna bilinçli biçimde odaklanmak:

Duyguları denetleyen sinir devrelerini destekleyebilir

Zorluklarla başa çıkma kapasitesini artırabilir

Dopamin ve serotonin gibi iyi oluşla ilişkili kimyasalların salınımını teşvik edebilir

Kortizol seviyelerini dengeleyerek stres yükünü azaltabilir

Görüntüleme çalışmalarında, minnettarlıkla ilişkili zihinsel egzersizlerin özellikle prefrontal korteks ve hipotalamus bölgelerinde aktivite değişiklikleriyle bağlantılı olabileceği belirtiliyor. Bu alanlar, karar verme süreçleri, duygu kontrolü ve stres tepkisinin düzenlenmesinde önemli rol oynuyor.

Tehdit Odaklı Beyinden Dengeli Algıya

Evrimsel açıdan insan zihni, hayatta kalmayı garanti altına almak için tehlikelere karşı aşırı duyarlı olacak şekilde gelişti. Bu durum, olumsuz deneyimlerin zihinde daha baskın yer etmesine yol açabiliyor.

Ancak düzenli minnettarlık uygulamaları, dikkat odağını olumlu uyaranlara kaydırarak bu eğilimi dengeleyebiliyor. Günlük tutmak, bilinçli teşekkür ifadeleri kullanmak ya da gün içinde yaşanan küçük olumlu anları fark etmek gibi basit tekrarlar, zamanla daha yapıcı düşünce kalıplarının yerleşmesine katkı sağlayabiliyor.

Bilimsel Dayanak

Minnettarlığın iyi oluş üzerindeki etkisini deneysel olarak inceleyen öncü araştırmalardan biri, Journal of Personality and Social Psychology dergisinde yayımlandı.

Robert A. Emmons ve Michael E. McCullough tarafından yürütülen çalışmada, katılımcıların düzenli olarak şükrettikleri unsurları yazmaları istenmiş ve bu uygulamanın öznel iyi oluş düzeyinde anlamlı artışla ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma, minnettarlık pratiğinin psikolojik dayanıklılığı destekleyebileceğini ortaya koyan temel referanslardan biri kabul ediliyor.

Muhabir: Doğu Gazetesi